29.12.2013

Veremem Sana Acımı


Her şey üst üste gelir. En altta kalan ölür.

Önümüzdeki yıl bir önceki yılı ezecek.
Sonra diğer yıllar hep bir önceki ve hep bir sonraki olacak.

Apartman yöneticisi kendini asacak. Komşu Zekiye teyze kanserden ölecek.
Zaman arkamdan iş çevirecek.
Ortalığı kirletmeye gerek yok. Böyle umutsuz olmaya da gerek yok.
Biz güzel çocuklardık. Kötülük bilmediğimiz zamanlarda, başka insanların derdini en içimizde dert bildiğimiz zamanlarda hani, güzeldik olduğumuz kadar.
O zamanlarda üzülmüyor muyduk yani?
Düş Sokağı Sakinleri dinleyip çok üzüldüğümüz olmuştur.

Mesela bak bu da bir anı şimdi. Bir şarkıdan taa nerelere kadar gidebilir insan?
taa nerelere hem de...

Düş Sokağı Sakinleri - Veremem Sana Acımı


2013 yılında kaybettiklerimiz


2013 yılında aramızdan ayrılan yurdum topraklarının güzel insanları. Hepinizi çok özleyeceğiz. Mekanınız cennet olsun.

Ferdi Özbeğen 


Mehmet Ali Birand 


Müslüm Gürses



Tuncel Kurtiz


Nejat Uygur


Adnan Şenses


Savaş Ay


Dinçer Çekmez


Metin Serezli


Şenay


Turgut Özakman


Tekin Akmansoy


Bu dünyaya ait olan burada kalıyor. Geriye sadece bu dünyaya bıraktığın güzellikler kalıyor. Umut Sarıkaya'nın dediği gibi; “Ömrüm Tuborg aile çay bahçelerinde çalınan Ferdi Özbeğen şarkıları hüznünde seyrediyordu.”

Ferdi Özbeğen - Dilek Taşı

Gülümse


Gülemiyorsun ya, gülmek
bir halk gülüyorsa gülmektir
ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet abi...

"Edip Cansever"


Sezen Aksu - Gülümse

28.12.2013

Masum! beddualar


Malum Türkiye'nin 2013 sezon finali çok hareketli geçiyor. Gündemin en derin mevzularından biri beddua konusu. Beddua demişken, kimseye beddua etmek istemiyoruz ama, insan olmayı beceremeyen bazıları masum! bedduaları zorla istiyor. İşte bağzı beddua örnekleri


Serçe parmağını sehpaya çarparsın inşallah

Senin çocuğunda senin gibi olur

Otobüse bindiğinde akbilinde yeterli bakiyen olmasın

Yazın buzdolabında dondurma vardır diye açtığın kabın içinden yaprak sarması çıksın

Hoşlandığın kızla konuşurken sümüğün aksın

Dişinde maydanozla tüm gün gülümsersin

Duşta yıkanırken suyun kesilsin

Kız arkadaşının evinde tuvaleti tıkayasın

Çaya bandırdığın bisküviyi ağzına atamadan yere düşüresin

Duşa girdiğinde sıcak su yerine soğuk suyu açasın

Fırçana sürdüğün diş macununu lavaboya düşüresin

%1 şarjın varken acilen dışarı çıkman gereksin



Islak banyo terliğine çorabınla basasın

Facebook’ta kimse yüzüne bakmasın

Çengel bulmaca çözerken, fotoğraftaki sanatçıyı bulama inşallah

İddia kuponun hep tek maçtan yatsın

Evinin kapısını kapattığında, anahtarı içerde unutasın

Ankara’da gemi kazası geçiresin

Beni hep sevesin

Sırtında elinin uzanamadığı nokta kaşınsın

Sevdiğin kız sana abi desin

Diş doktoru ile randevun bitmesin

İyi geçen sınavın geç, kötü geçenler erken açıklansın

Son sigaranı kırasın

Yanlışla okey atasın

Maç başlarken elektriğin kesilsin

Tuvalette kapı zilin çalsın

En sevdiğin şarkı ezana denk gelsin

Kız arkadaşınla konuşurken karnın guruldasın

Kış ayında ishal olasın

Son otobüsün arkasından bakakalasın

Molly Nilsson - I Hope You Die

Canlı 'anahtarlık modası' na lanet olsun


Fason üretim cenneti Çin, şimdi de başka bir cinnet olaya imza attı. Su kaplumbağası, kertenkele yavrusu gibi canlılar plastiğin içine konuluyor ve onlar için yaratılan alanda 2 ay o şekilde yaşamaları sağlanıyor. İşin tuhaf yanı birçok Çinli canlı anahtarlıkların şans getireceğine inanıyor. Hayvan koruma kuruluşları bu durumu "tam bir sömürü" olarak nitelendiriyor. Bütün dünyadan tepki gören bu sapkınlığın bitirilmesi için internette imza kampanyaları düzenleniyor. Şu ana kadar 1 milyonun aşan imza kampanyasına özellikle Türkiye'den büyük bir katılım mevcut.


Bütün bunlara rağmen dingil üreticiler, poşetlerdeki renkli suların, hayvanları besin açısından aylarca canlı tutabileceğini öne sürseler de, Uluslararası Veterinerler Birliği besin yetse bile oksijenin o kadar uzun süre yetmeyeceğine dikkat çekiyor. Bu vahşete dur demek için sen de imzanı esirgeme.

Suede - Animal Nitrate

24.12.2013

Bir yılın en soğuk akşamında aşk övgüsü




nasıl yadsınabilir yüreklerde gezinmesi
tozlu bir gümüş tabağın, çiçeksiz bir sardunyanın
bir kadifenin avuçları kamaştıran anısı
ıpışık caddelerden, armağanlık çiçeklerden
kanı çekilir gibidir eski dünyanın
kalabalıkta, yarışsız bir hipodrom ıssızlığında
bir suyun durmadan durmadan aktığı sanısı
geceyi, egemen geceyi hazırlayan akşamı
bir altın yüzük gibi sıyırmak taşbebeklerden
köşebaşları acımasız bir yüzdürler sunarlar kendilerini
dünyada, bir güneş yılının en soğuk akşamı.

iki kişinin birbirine baktığı akşam saatinde
uzakta bir ırmak bir tomruğu taşıyordur elbette
bir yer sızlıyor belleğimde seni bir yerden tanıyorum
işte ellerin birini öldürenin elleri
bir merdiven taşıyan birinin elleri
belki biçimli ama ağzın ilgilendirmiyor beni
sen su mu içerdin süte ekmek mi batırırdın
o büyük nehir sürerken kütükleri
seni tanıyorum elbet ama neye yarar
uzun zamandır buluşmamıştık
hem insan ne kadar taşıyabilir şuncacık yüreğinde
bunca gemiler bunca trenler gazeteler
oradan oraya taşırken en kötü haberleri.

yemin ederim aşk değildir bu
dünyada, bir güneş yılının en soğuk akşamı
soğuğun kertesinde gözlerdeki bu buğu
yemin ederim aşk değildir, aşk değildir
daha başka bir şeydir ki, göz yumulur.

"Turgut Uyar"

23.12.2013

Chuck Norris ile fezada çarpışanlar


Daha önce Van Damme'ın, bir kamyon firması için çektiği reklam filminden bahsetmiştik. Van Damme kendisiyle bir klasik haline gelen bacak açma hareketini bu sefer tırlar üzerinde yaparak ben yaşıyorum mesajı vermişti. Bu mesajı alan bir diğer efsane, aksiyon filmlerinin Nuri Alço'su, yaşlı kurt Chuck Norris, Vam Damme'a okkalı bir mesaj gönderiyor. Biz karada değil, fezada çarpışırız.

İnci Dakikaları


Sezai Karakoç, İnci Dakikaları

Sen bana yeni yılsın her dakika 
Her dakika bir yaşıma daha giriyorum 

Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni 
Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın 
Ben bin parçaya bölündüm her parçasında 
Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın 
Çalkantısız üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın 
Erkek ağlar mı diyeceksin 
Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı 
Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum 
Bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında 
Daha gözlerimin gerçek yaşları belirmeden 
Ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey 
Yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya 
Çürük ve havada asılı tahtalar üstünde 
Hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya 
Sen benim ağlamamı erkekliğime 
Uyanan ölmeyen yenilenen 
Azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan 
Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say 

Bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu 
Gizli heybelere bin bir gece eşyası doldurduğuma say 

Ben otomobilleri böylesine yankısız sağır komam 
Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım 
Bu yunan şehrinin düzenini öper ve yalvarırım 
Şehrin ölümünü yanlış anlama 
Gözleri kör oldu doğrudur ama o kadar 
Ve şehrin gözlerini geri verme dakikalarıdır bu yılgın çanlar 

Senin odan günışığı en güzel müzik bana 
Farklılıklar odası 
Giden tren buharları içinde örümcek ağı 
Sen güzel örümcek ağı yaşamakla yaşamamak 
Doğduğumuz şüpheyle öldüğümüz şüphe arasına gerilmiş 
Garip bulut farklı müzik güzel örümcek ağı 

Ben bir yabancı buğunun kokusunu alıyorum 
Bu kokuyu alıyorsam onulmaz kıskançlık yaramdandır 
Benim garipliğime bakma benim kıskançlığıma bakma benim 
İncilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum 
Bu inciler denizlerin en karanlık noktalarında bile yoktur 
Benim ak ve kara kayalar içinde bulduğum inciler 
Bu inciler sen olmasan bende bile yoktur 
Oldukları yerde bile


Bülent Ortaçgil - Yağmur

Ütopya


- Devlet dairesinde, berberde, karakolda, kahvede, okulda çerçeveli devlet büyüğü resmi yerine bir yaşını geçmemiş çocuk resimleri konmalı.
- Her ülkede yılda bir gün bayraklar indirilip dünya vatandaşlığı günü kutlanmalı.
- İnternet iletişim hakkıdır. Ücretsiz olmalı.
- Herkes için yeni otomobil alınması 10 yılda bir olarak sınırlanmalı.
- Mesai saatleri herkesin ihtiyacına göre esnekleştirilerek farklı saatlerde başlayıp bitebilmeli.
- Çocuklar din seçiminde özgür kılınmalı. 18 yaşına kadar ibadet yerlerine, kültür amaçlı ziyaretler dışında alınmamalı.
- İsimlerimiz cinsiyetimizle özdeşleştirilmemeli. Kimsenin isminden cinsiyeti anlaşılmamalı.
- Bir gün uzayda canlılarla temas kurulduğunda, politikacılarla askerleri susturup, onları şairlere tanıştırmalı.
- Evlilik kurumu belirli sürelerde yenilenebilir sözleşmelerle düzenlenmeli.
- Meclis’te birbirlerine saldıran milletvekilleri ayda bir düzenlenecek maskeli baloda çember çevirip uzuneşek oynayabilmeli.
- Trafik yeşil ışıkta durmalı kırmızıda geçmeli.
- "Merhaba", "Nasılsın?" gibi beylik kelimelere ambargo konmalı. İnsanlar tanışırken kendilerine özgün söz ve dokunuşlarla birbirlerine yaklaşmakta özgür olmalı.
- Hapishanelerde siyasi mahkûmların 1 Mayıs’ları iktidar temsilcilerinin onlara bizzat götüreceği çiçeklerle kutlanmalı.
- Sınır kapılarında pasaport polisleri renkli, neşeli sivil kıyafetler giyebilmeli.
- Alışveriş merkezine dönüştürülen havaalanlarında müzeler açılmalı. Konserler düzenlenmeli. Film gösterilmeli. Kütüphaneler olmalı.
- Otomobilleri şehir merkezinin dışına atmalı. Yaya yolları yürüyen kaldırımlar, yürüyen merdivenlerle döşenmeli.
- İşveren, mesai saatleri dışında çalışanlarına internet ve cep telefonu üzerinden mesaj yolladığında onlara harf başına ücret ödemeli.
- Hep devlete yükleniyoruz. Silah üretiminde çalışan işçiler greve çağırılmalı.
- Çocuklara insan hakları, yetişkinlere çocuk hakları öğretilmeli.
- Ufak çocukları ilk gördüğümüzde onlara şirinlik yapıp sonra yokmuş gibi davrananlara ne yapmalı?
- "Seni seviyorum"un karşılığı "Ben de" olmamalı.
- Uçakta, otobüste, trende saatlerce yan yana oturanlar neden birbirlerine "İyi yolculuklar" dilemekten çekinirken, biri lafı açarsa bardaktan yağmur boşanırcasına konuşurlar?
- Birisine telefon ettiğinizde önce "Müsait misin?" diye sormalı.
- "Çocuğum olmasaydı boşanırdım" deyip hayatı kendilerine ve çocuklarına cehennem edenler, bir de çocuklarının fikrini sorsalar.
- Psikiyatristlerin ruh hastalığı diye koydukları teşhislerin diğer hastalıklar gibi klinik bulgulara dayanmadığı gerçeği, sigara paketlerinde 'Sağlığa zararlıdır' ibaresi gibi kitlelere duyurulmalı.
- Tüketicilerin dikkatine!: ABD şirketlerinin 'çağdaş' zekâ testleri dünya psikologlarının ekmek teknesi. Testler o kadar çağdaş ki, Eflatun, İbrahim Peygamber ya da Leonardo Da Vinci muhtemelen çakardı. Ne yapmalı?
- Çocuklarına kendilerini örnek gösterip sonra da onların yanında "Zamanımızda her şey iyiydi, dünya kötüye gidiyor" diyen yetişkinlere çikolatalı dondurma yememe cezası verilmeli.
- Çocuklar son kölelerimiz. 'Sahiplik' kavramı, yuvalardan itibaren tartışmaya açılmalı. Otomobil sahibi olunabilir. Çocuk sahibi olmak?
- Futbol anayasasının birinci maddesi: "Bahsi müşterek varsa şike kaçınılmazdır."
- Denizler, kutuplar ve uzay, devlet ve özel teşebbüs tekellerinden ırak olmalı.
- Dil bilgisi sorusu: Evlenince evli, eldiven giyince eldivenli olurken, neden inanana tanrılı denmiyor?
- 10 Mayıs 2013 tarihli New York Times haberine göre küresel ısınmanın tetikçisi, atmosferdeki karbondioksit oranı son 400 milyon yılın en yüksek düzeyinde. Alo! Beni duyuyor musunuz?

"Gündüz Vassaf"

22.12.2013

Bugün günlerden...


Maviyi soruyordun,gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi
Bir renk değildir mavi huydur bende
Ve benim yetinmezliğimdir
Ve herkesin yetinmezliğidir belki
Denecektir ki bir süre
Ve denenecektir
Bir akşamüstünü düşünmek bir akşamüstününü düşünmekten başka nedir ki.

"Edip Cansever" 
 
Beach House- Take Care

20.12.2013

Eşek Tıraşı


Cem Karaca ve Erkin Koray, saçlarının aşırı dökülmesi yüzünden dazlaklık tehlikesi ile karşı karşıyalar. Doktorlar, her iki şarkıcının da, eğer saçlarını kestirmezlerse, kel kalabileceklerini belirtiler. Cem Karaca konuyla ilgili olarak "Saçlarımı kesmeye kıyamazken tamamını kaybetme tehlikesi beni çok üzdü. Şimdilik buradaki doktorların öğütlerini yerine getiriyorum. Yine de yararlanamazsam, son çare olarak Avrupa'ya gidip saç ekimi yaptıracağım" derken Erkin Koray ise "Tedavi olmaya devam ediyorum. Ancak netice alamamak beni pek üzmeyecektir. Çünkü dış görünüş benim için fazla önem taşımaz" demektedir. Cilt hastalıkları mütehassısı Dr. İsmail Yenigür, saç dökülmelerinde alınacak tedbirlerden birinin, saçları kısa kestirmek olduğunu, böylece tedavinin daha kolaylaşacağını söylemiştir.

"Tercüman Gazetesi, İnci ilavesi, Ağustos 1974"


Erkin Koray - Yağmur

Cem Karaca - Tamirci Çırağı

19.12.2013

Yalnızlık heceleri


Şükrü Erbaş, Yalnızlık Heceleri

Önce gözleri vardı yedi kat ela
sonra yalnızlık
Elleri gözlerinden önceydi ve uzun
sonra yalnızlık
İki beyaz ırmak akar hala gövdemde
sonra yalnızlık
Sözüm ağzından alırdı kanadını
sonra yalnızlık
Dört yıldır canımdan uzuyor saçları
sonra yalnızlık

Bitti güzelliği kalabalığın
yalnızlık bir daha


17.12.2013

İnsan karar vererek aşık olmaz


Tezer Özlü, Yaşamın Ucuna Yolculuk

Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. Belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama isteği kadar büyük. Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle, ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen. Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik, sevgi sevgisizlik, duyum duyumsuzluğun başladığı an. Birisinin teniyle yan yana olmak, kendi varoluşumu unutmak mı. Ya da daha derin algılamak mı. Kendi varoluşum. Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu...

Kaybedenler Kulübü - Aşık Olmak

Yalnızlık


Bir gün Turgut, Cemal, Edip ve ben içinden sokaklar geçen virane bir çay evinde oturmuş yalnızlığı konuşuyoruz. Cemal diyor ki:

"Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.

Hiç bir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni…"


Sonra Turgut söze giriyor:

"İnsan en çok sabahları arar sevdiği kadını"
diyor birisi, katılıyorum o sabahlara
öğleler kaba yaşanır, kalındır
akşamüstüleri ince hüzünlü
çiçekler alınıp verilebilir
sabahtır yalnızlık
nasıl sabah nasıl yalnızlık
ve şiirsel hiçbir yanı yok sanılır
var mıdır, vardır
vardır, ama çiçeklerle değil
kendi başına
zımpara taşı gibi acımasız...



 Sonra Edip sazı eline alıyor ve diyor ki:

"Dağınık, renksiz bir mozayik gibiysem
Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı
Her şey o kadar dokunaklı ki
Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar..."

Ben de diyorum ki:

"Beyler anladık çok yalnızız, ama şuradan dört çay söylesek en azından...."

Tame Impala - Solitude is Bliss

Aşkın her hali


Bu günlerde internet gündeminin en çok konuşulan ismi Bob. Bob, kanser hastası olan eşini güldürebilmek için balerin kılığında fotoğraflar çektirmiş. Aşkı uğruna dünyayı karşısına almış yürekli bir adam Bob. Saygıyla önünde eğiliyoruz.





Adele - Lovesong

16.12.2013

Zaman Dışı Yaşam


İnsan olabilmek bambaşka bir olgu. Şans, cesaret istek gerektiren bir olgu, özellikle dünyada başka hiç kimse yokmuş gibi yalnız kalabilme cesaretini gerektiren bir olgu. Yaşanacak bir yaşam vardır. Binilecek bisikletler var. Yürünecek yaya kaldırımları ve tadına varılacak güneş batışları vardır.


The House Of Love - I Don't Know Why I Love You

Yeasayer - 2080

Lemon Tree


Hayatı elinden alınmış bir kadın, yerinden koparılmış bir Limon Ağacı

Filistinli gazeteci Suha Arraf'ın senaryosunu yazdığı Limon Ağacı filmi gerçek bir hikayeden uyarlanmış. Filistin-İsrail sınırına yakın bir bölgede limon bahçesindeki evinde yalnız bir hayat süren Selma bir sabah uyandığında bahçesinde İsrailli ajanların keşif yaptığını görür. Onun yalnızlığını payşaltığı ve geçim kaynağı olan limon ağaçları, İsrail için bir tehdittir ve kesilmesi gerekmektedir.

Bu noktadan sonra Selma bahçesini kaybetmemek için bir hukuk mücadelesi vermeye başlar ve bu süreçte ona yardımcı olan avukatıyla arasında içinde aşk'da olan bir dostlu gelişir.

Film bu esnada bizlere sorular sormaya başlar, "Sınırlar neden vardır?", Düşmanlık ve dostluk ne demektir?, "Özgürlük bir haritada yer alan çizgilerle kesin olarak ayrılabilir mi?"

Fool's Garden - Lemon Tree

Yeasayer - Longevity

15.12.2013

Şimdiki zaman



Barış Bıçakçı, Sinek Isırıklarının Müellifi

Üzerinde bulunduğumuz enlemdeki her şey Dünya'nın kendi çevresinde dönüşü nedeniyle saniyede yaklaşık 350 metrelik bir hızla hareket ediyor. Dünya, Güneş'in çevresinde saniyede yaklaşık 30 kilometrelik bir hızla, Güneş sistemi de Samanyolu galaksisinin merkezi çevresinde saniyede yaklaşık 200 kilometrelik bir hızla dönüyor. Samanyolu galaksisi, bir yandan galaksi merkezi çevresinde saniyede yaklaşık 270 kilometrelik bir hızla dönerken bir yandan da saniyede yaklaşık 600 kilometrelik bir hızla uzayda hareket ediyor.
Yaşamak ilerlemek olamaz, diye düşünüyor Cemil, ama geride bırakmak olabilir.

ayrıca;

Paulo Coelho, Elif

Şimdiki zaman, zamanın ötesindedir. Şimdiki zaman sonsuzluktur.

Jeff Buckley - Forget Her


14.12.2013

Yeraltından not-lar


Fyodor Dostoyevsky, Notes from Underground

I love, I can only love the one I've left behind, stained with my blood when ungrateful wretch that I am, I extinguished myself and shot myself through the heart.

Bartholomew - The Silent Comedy

Şarkı söylemek için açıklayıcı bilgiler


Evin tüm aynalarını kırmakla başlayın işe, kollarınızı salıverin, dalgın dalgın duvara bakın, kendinizi unutun. Tek bir nota söyleyin, içinizde dinleyin. Taşların arasından çıkan ateşlerin, yarı çıplak ve çömelmiş silüetlerin olduğu korkuyla kaplı bir manzaraya benzer bir şeyler duyuyorsanız (ama bu daha sonra gerçekleşecek) iyi yolda olduğunuzu düşünüyorum, aynı şekilde sarı ve siyah boyalı kayıkların yüzdüğü bir nehir duyuyorsanız, bir ekmek tadı, bir parmak dokunuşu, bir at gölgesi duyuyorsanız, yine iyi yoldasınız..

"Julio Cortazar, Açıklayıcı Bilgiler El Kitabı"

Nu - MAN O TO

13.12.2013

Her şey değişir ve dirilir


Carrie Ryan, The Dead-Tossed Waves

I think she was afraid to love sometimes. I think it scared her. She was the type to like things that are concrete, like the ocean. Something you could point to and know what it was. I think that's why she always struggled with God. And I think that's why she also struggled with love. She couldn't touch it. She couldn't hold on to it and make sure it never changed.

Rachel Rabin - Raise the Dead

Yarınki Yüzün


İnsan herhangi birinin güvenini kazanıp kazanmadığını asla tam olarak bilemez, kaybettiğini ise hiç bilemez. Bundan asla söz etmeyecek, dostça itirazlarda, sitemlerde bulunmayacak, bu kelimeler -güvensizlik, dostluk, düşmanlık, güven- kullanmayacak ya da sadece doğal ifade ve konuşmalarında bir alay unsuru, bize daima naif görünen geçmiş zamanların konuşma ve sahnelerinin yankılanması, alıntılanması olarak kullanacak birinden söz ediyorum: bizim dönemimiz de yarının kuşaklarına -kim olurlarsa olsunlar- naif görünecektir, sadece bunu iyi bilenler o nabız hızlanmalarından, nefes kesilmelerinden kendini esirgeyebilir ve ruhlarını darbelerden koruyabilirler. Ama bunu kabullenmek ya da anlamak kolay değildir, dolayısıyla kalpler hızla çarpmaya, ağızlar kuruyup nefessiz kalmaya, bacaklar titremeye devam eder; nasıl bu kadar aptal, bu kadar zeki, bu kadar külyutmaz, bu kadar saf, bu kadar bön, bu kadar şüpheci olabiliyorum ya da olabildim der insanlar kendi kendilerine; oysa güvenen kişi şüpheciden, bencil ve hesapçı kişi kendini ellerimize teslim eden, son ya da ilk vuruş için boynunu ya da en sivri mızrağımızı saplayabilelim diye göğsünü bize uzatan, kayıtsız şartsız itaatkar kişiden daha naif olmak zorunda değildir. En şüpheci, en açıkgöz, en kurnaz kişiler bile zamandan dışlandıklarında, geçmişte kaldıklarında, hikayeleri bilindiğinde (hikaye ağızdan ağıza dolaşır ve böylece biçimlenir) biraz naiftirler. Belki de bütün mesele budur; hikayenin sonu ve bilinmesi; ne olduğunun, olayların nasıl sonuçlandığının, kimin şaşırdığının, kandırmacayı kimin yönettiğinin, kimin avantajlı çıkıp kimin zarar gördüğünün ya da berabere kaldığının, kimin bahse girmeyip kendini tehlikeye atmadığının, kimin -buna rağmen- kendinden daha güçlü geniş ırmağın akışına kapılarak yenildiğinin bilinmesi; o ırmak ki daima çok sayıda kumarbazla tıka basa doludur ve bunlar sonunda bütün yolcuları, en pasifleri, kayıtsızları, küçümseyenleri ve kınayanları, aleyhtarları ve en gönülsüzleri, hatta ırmağın kıyısında yaşayanları bile kumara dahil ederler. Öyle görünüyor ki kendini akışın dışında, kenarında tutmak, evine kapanıp hiçbir şey bilmemek, hiçbir şey istememek, -hatta istemeyi bile istememek- posta kutusunu açmamak, hiçbir telefona cevap vermemek, kapı ne kadar çalınırsa çalınsın, yıkılacakmış gibi yumruklansın, sürgüyü açmamak mümkün değildir; evde kimse yokmuş ya da evdeki kişi ölmüş de duymuyormuş gibi yapmak, arzuya bağlı olarak, istendiği zaman görünmez olmak, susmak ve canlıyken namütenahi soluğunu tutmak mümkün değildir; insan artık yeryüzünden ayrıldığına ve kendi adını bile terkettiğine inandığı zaman dahi tam olarak mümkün değildir. Bunun gerçekleşmesi kolay değildir; hiçbir iz, son kıvrım ya da dairenin son halkası dahi kalmayacak şekilde silmek, kendini silmek kolay değildir; yıkanıp ovalayarak temizlenip ortadan kaldırılan ve sonra...

Sonra varlığından şüpheye düşülebilen kan lekesi gibi olmak o kadar basit değildir. Her izde daima bir hikayenin gölgesi şekillenir; hikaye belki tamamlanmış değildir, kuşkusuz eksiktir, boşluklarla doludur, hayaleti andırır, şifrelidir, bir ceset kadar solgundur ya da kırık mezar taşları, silinmiş yazılarıyla harabeye dönüşmüş alınlıklar gibi parça parçadır, hatta sonu tam olarak bilinmeyebilir, tıpkı nin örneğinde, Alfonso dayımla ensesine bir kurşun yiyen, temelli isimsiz genç kız arkadaşı örneğinde ve benim bilmediğim, kimsenin anlatmadığı onca kişinin örneğinde olduğu gibi. Ama sonun nasıl gerçekleştiği başkadır, sonun kendisi başka, o her zaman bilinir; aynı şekilde zaman başkadır, zamanın içeriği başka; bu içerik asla tekrarlanmaz, sonsuz değişkenliktedir, oysa zaman homojendir ve değişmez. Ve bu bilinen son sayesindedir ki, herkesi, akıllıları da aptalları da, vefalıları da kaçamak yapanları ve yan çizenleri de, tedbirsizleri de tedbirlileri de, komplo düzenleyip tuzak kuranları da, kurbanları da cellatları da kaçakları da, zararsızları da zararlıları da naif ve boş olarak damgalayabiliriz; henüz sona ulaşmamış, hala el yordamıyla ilerleyen veya kalkanıyla, mızrağıyla çevik adımlarla yürüyen ya da kalkanı ezilmiş, mızrağı körelmiş, yorgun, ağır adımlarla yürüyen kişilerin sahte üstünlüğüyle hüküm veririz (bu üstünlüğü zaman tüketecektir, ona çare bulan zaman olacaktır); yakında onlarla, dışlanmışlarla ya da ölülerle birlikte olacağımızı fark etmeyiz bile; o zaman...


O zaman en merhametli ve keskin hükümlerimiz bile boş ve naif olarak damgalanacaktır; seninle ilgili olarak, bunu niye yaptı diyeceklerdir; onca sıkıntı, onca çarpıntı niyeydi, onca kaygı ve onca heyecan niyeydi; benimle ilgili olarak da, niçin konuştu ya da sustu, niçin onca zaman sadakatle bekledi, o baş dönmesi, onca şüphe ve o işkence niyeydi, niye o adımları attı ve o kadar çok adım attı. Ve ikimiz hakkında da; niye çatıştılar, niye onca çaba gösterdiler, bakmak ve sakin olmak yerine niye savaştılar, niye görüşmeyi ya da görüşmeye devam etmeyi beceremediler, onca rüya ve o sıyrık, benim acım, benim sözüm, senin ateşin ve onca şüphe, onca işkence niyeydi?


"Javier Marias, Yarınki Yüzün"

No Clear Mind - When You're Not Here

Son Bakış



Çocuk çek kaşlarını
Onursuz şeyler üstünden
Kirpiğin yüzüne düşürme
Bütün dünyaya gövdenle
Gülümseme öyle
Ağıdımı bozacaksın

"Gülten Akın"


Darbede asılan gençlerin son mektuplarına bakın.
Deniz Gezmiş, "Baba.." diye başlamıştı yazmaya.
Hüseyin, "Babama, anneme, kardeşlerime ve yakın arkadaşlarıma.." diye girmişti söze.
Yusuf, darağacına giderken "Bütün akrabalarına.." hitap etmişti.
Necdet Adalı, "Sevgili anneciğim, babacığım.." demişti ilk satırda.
Erdal Eren’inkinde, "Sevgili annem, babam, kardeşlerim.." girizgâhı vardı.
Veysel Güney’inki de öyleydi.
Ali Aktaş’ınki de.
Kadir Tandoğan’ınki de. 
Ömer Yazgan’ınki de.
İlyas Has’ınki de...


Hemen hepsi son mektuplarını giderayak ana babalarına yazmıştı. Eşleri yoktu ki! Muhtemelen kavga içinde sevdalanacak vakit de bulamamışlardı. Bulabilenler de son kez "göreme"den, bir veda edemeden, musalla taşından uğurladı eşlerini..

Üzerinde "zulüm" yazılı bayrak, kuşaktan kuşağa, elden ele geze geze paçavraya dönmüştü; ama eziyet yarışı bitmiyordu bir türlü..

Hayali "Utanç müzesi" ni gezerken boş duvarlarda 50 yıl sonra yer alacak fotoğrafları getirdim gözümün önüne.
Bizden sonraki nesillerin, serginin sonunda "Neyse ki hepsi mazide kaldı" diyeceklerini ümit ediyorum..

İşte bugün vesilesiyle bu topraklara değmiş tüm genç kanlarının sahiplerine selam gönderiyorum..

Sezen Aksu - Son Bakış


Adanalı Morrissey


Daha önce Morrissey'in Nobel Barış Ödülü töreninde sahne alacağını söylemiştik. Beklenen performans gerçekleşti. Morrissey, 'People Always Same Everywhere', 'Satellite of Love' ve 'Irish Blood, English Heart' olmak üzere üç tane şarkı söyledi. Elbette o gece en dikkat çeken noktalardan biri Morrissey'in giymiş olduğu şalvar modundaki pantolonuydu. Şahsen ben kendi adıma hiç beğenmedim. Ama yine de 'bizimle değilsin Morrissey' demiyoruz. Hep kalbimizdesin üstad... İşte o performans 


Akşamüstü Gölgeleri


Ve arada ağzımızda bir ömür dolandırıp durduğumuz onca laf, kağıtlara döktüğümüz onca kelime sadece bir tür duygu kalabalığıdır. Tutsaklığımızdan kurtulmaya çalışmanın beyhude uğraşlarıdır bunlar. Asla gerçekten bir şey anlatılamaz, ancak bir şeyin hayali anlatılabilir, kendisi değil. O yüzden anlatmaya değil, anlatmamaya bakarım. Anlatma derdinden çok anlatılmanın zevkine kurulurum.

"Samuel Beckett"
 
Mike Oldfield - Moonlight Shadow
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...