1.10.2015

Kadere Mahkumlar


Bugün Ankara’da freni boşalan otobüs durağa daldı. Bir katliam gibi onlarca insan öldü. Olayın meydana geldiği Dikimevi, Cebeci, Kurtuluş, Abidinpaşa ekseninde öğrencilerin yoğun olarak yaşadığı kalabalık bir bölgedir. Haliyle yurdumun mübarek insanları o bölgede mağaradan bozma evlerini öncesinde ahlak, din, vatan, millet söyleminde geçen ateşli bir konuşma sonrasında dünyanın parasına öğrencilere kiralarlar. Üniversite yıllarım Kurtuluş semtinde geçti. O durağın önünden defalarca geçtim, otobüse bindim, sevdiklerimle buluştum. 

Ankara başka şehirlere benzemez. En başta devlet ciddiyetinin sokaklara kadar işlediği gri bir şehirdir ve Ankara’nın gri sokaklarıyla anılabilecek tek kelime yabancılaşmadır. Burası senkronize yalnızlığın başkentidir. Bu yüzden başka şehirlerde yaşayan insanların en çok eleştirdiği kenttir. Bir İstanbullu için çoğu zaman sıkıcıdır, birçok İzmirli içinse tutucu ve muhafazakar. Ankara’da öğrenci olmak, aşık olmak kadar zordur ama keyiflidir. Genelde bir dönem İstanbul’dan gelen arkadaşlarla Ankara-İstanbul tartışması yapılır. İzmirliler ise genelde bir köşede yapılan tartışmaları sessizce izlemekle yetinirler. Yok gri şehir, soğuk, bürokrasi, deniz, boğaz falan filan. Genelde İstanbullu bir filmin baş aktörüymüş gibi devamlı bir poz kesme halindedir. 

Malum öğrencilik bir anlamda sefalet. Evden gelen paranın kırk türlü hesabı yapılarak dört sene artı bir sene hazırlık fakirliğe talim edilir. Gerçi okul bittikten sonra da çok şey değişmez. Bir işe girmek için çalışıp didinirsin. Ömrünü iki göz bir ev, on yaşını geçmemiş araba için feda edersin ve bütün bunları iki kelime ile kutsarsın: Çok Şükür! Ama güzel arkadaşlarla, güzel bir öğrencilik yaşadım. Şimdi ki gibi akıllı olmayan akılsız telefonlarımızda haberleşip Dost Kitapevi’nin önünde buluşmalar. Kurtuluş parkında simitleri ve sevdaları bölüşmeler. Akşamları Sakarya Caddesi'nde kafa dağıtmak, dönüşte hiçbir vasıta olmadığı için yürümek. En bakir duygular, aşkın ve arkadaşlığın en organik hali. 

Evet bugün Ankara’da bir katliam yaşandı. Maden ocağı çöker kader, freni boşalan otobüsler durağa dalar kader, tüy gibi binalar depremde tuz-buz olur kader, yetmez depremde ölenlerin altın dişlerini sökeriz kader, sokakta yürürken bir serseri kurşun beynine saplanır kader, düzenli olarak rüya göremeyiz bu da kader.... Huzur çıkmazı, Hayat sokağı, Kader apartmanı 13/2... Bu ülkede ölmek ne kolay. Bütün suçu bir kişiye yükler "Kader" der susarız, "Takdiri İlahi" der kısa bir süre sonra da unutur gideriz. Bu kutsal kitaplarda tanımı yapılan kader falan değil, sadece koskoca bir ahmaklık...

0 yorum:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...