28.02.2013

Boyalı kuş


Jerzy Kosinski'nin 'Boyalı Kuş" romanını ilk ne zaman okudum hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, romandan çok etkilendiğim ve romanda anlatılan öteki olmanın dayanılmaz zorluğuydu. Romanda, İkinci Dünya Savaşı sırasında ailesinden kopan bir Yahudi çocuğun Doğu Avrupa köylerinde oradan oraya sürüklenişine şahit oluyorduk. Sarı saçlı-mavi gözlü insanları arasında bir Yahudi çocuğunun çektiği acılar yürekleri burkuyordu.

Kitaba ismini veren 'Boyalı Kuş' kavramı ise romanda geçen bir olayla şöyle anlatılır. Yanına sığındığı köylülerden biri ormanda yakalayıp rengarenk boyadığı kuşları ayrıldıkları sürüye katılmaları için salar. Büyük bir coşkuyla sürüsüne geri dönen kuşu acı bir süzpriz beklemektedir. Kuşu boyalarından dolayı yadırgayan ve kendilerinden saymayan diğer kuşlar, onu gagalayarak parçalar ve öldürürler.

Maalesef öyle bi zamanda yaşıyoruz ki onlar gibi düşünmediğiniz, onlar gibi yaşamadığınız zaman sadece dışlanıyor ve sindirilmeye çalışıyorsunuz... Ne diyeyim alın üç kuruşluk dünyanız sizin olsun ve münasip bir yerinize sokun...


The Concretes - Crack In the Paint

The Feelies - Paint it Black

Hercules & Love Affair - Painted Eyes (Radio Edit)

27.02.2013

Scarlett Johansson müzik grubu kurdu


Ünlü oyuncu Scarlett Johansson, bundan sonra sadece fiziğimle değil, sesimle de insanları etkilemek istiyorum diyerek, kızlardan oluşan "One and Only Singles" isimli bir müzik grubu kurdu. 2008'de David Bowie ve Tom Waits'le gerçekleştirdiği düetler ile dikkati çeken ünlü oyuncu, 2009'da müzisyen Pete Yorn'la birlikte bir albüm yapmıştı. Müzik camiasında, ünlü oyunucunun ne kadar kalıcı olacağını bekleyip göreceğiz.

Pete Yorn & Scarlett Johansson - Relator

Scarlett Johansson - Boys Don't Cry (The Cure cover)

Sleater-Kinney


Gün geçmiyor ki indie müzik sahnesinde geleceğin Next Big Thing adayı gösterilen erkek egemenliğindeki gruplar türemesin. Bu gürültü kirliliği içinde Sleater-Kinney; bu erkek egemenliğine, cinsel ayrımcılığa yaptıkları diri ve cayır cayır şarkılar ile cevap vermiş, 3 hanım ablamızdan oluşan bir gruptu. Gruptu diyorum çünkü 2005 yılında çıkardıkları The Woods albümünden bir sene sonra dağıldılar. 


Bu hırçın kızların yaptıkları müziğin ana damarı “riot grrrls” akımından besleniyordu. Gümbürdeyen davullar, cızırdayan gitarlar eşliğinde punk rock’a göz kırpan bir başkaldırı müziği. Ne diyelim keyifli ve isyan dolu günlerdi. Dağıldılar ve geriye akıllarda tek bir soru kaldı. Artık rock’n roll ölüyor mu?

Sleater-Kinney - The Professional

Sleater-Kinney - The Ballad of a Ladyman

Chlöe Howl


Birazcık Client, birazcık Vive La Fete, bir tutam kuzey soğukluğu ve bir tutam La Roux. İşte karşınızda Chlöe Howl. Kuzey ışıklarının müziğe vurmuş yansıması. Keyfini çıkartın...

Chlöe Howl – Rumour

Chlöe Howl - No Strings

Balance Her In Between Your Eyes


Biliyorduk gemiler bizi istediğimiz yere götürmüyordu. Dünyayı en çok sevdiğim zaman, her şeyi en çok unuttuğum zaman sanırım. Uzun yıllar ucuza gitmenin yorgunluğu altında yaşamanın ardından, dünyanın en güzel kadınıyla tanışıp onunla birlikte olursanız eğer, zaman içinde başınız derde girebilir. Ama, kadın yanınızdaysa, bir gün onun dediği gibi "kahraman"olabilirsiniz. Biliyorum kimseden nefret etmiyorum, ama şunu da biliyorum ömrümün sonuna kadar kırgın olacağım ve hatırlamak istemeyeceğim yüzler var.

Biraz uzak, biraz çıplak ve biraz tütün kokusu...


Flunk - Blue Monday

The Fiery Furnaces - Here Comes The Summer

Nicolas Jaar - Balance Her In Between Your Eyes

25.02.2013

Gelecek Uzun Sürer



Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları. Kaldırımlar önümüzde, ağaçlar sol yanımızdaydı. Bir yol uzanırdı, bir patika. Biliyorum bugünde evin yolunu şaşıracaktık. Aklımızda sakıncalı düşünceler, dilimizde bilindik bir şarkıdan gebe kalmış melodiler. Sen kadınsın en tatlı çağında ve ben en sevdalı yaşında erkek. 

Bir sen , bir ben ve bir şehir...

The Lucksmiths - There Is A Light That Never Goes Out (The Smiths)

Hannah Peel - Blue Monday (New Order)

Replikler


Bazen sayfalar dolusu yazının anlatamadığını kısa bir cümle özetler. Hayatta öyle değil midir? An gelir; bir bakış, bir gülüş, tek bir söz bir ömür yerine geçer...

İşte akıllarda yer edinmiş bazı film replikleri:

"Eğer birisinin ruhuna bakmak istersen, sana hayallerini göstermesini istemelisin" (Arizona Dream)

"En zengin insan, en güçlü arkadaşlara sahip olan insandır." (Godfather)

"Uzunca süre maske takarsan, altındaki kişiliği de unutursun." (V For Vendetta)

"Gülersen, bütün dünya seninle birlikte güler. Ağlarsan tek başına ağlarsın." (Oldboy)

"Çocukluk, insanın boğazına oturan yumru gibidir. Kolay kolay yutulmaz." (Incendies)

"İnsan sevdiğini öldürür diye bir söz vardır ya. Aslında bakın, insanı öldüren hep sevdiğidir." (Fight Club)

"Kendimize kim olduğumuzu hatırlatmak için hepimizin aynalara ihtiyacı var." (Memento)

"İnsanlar büyüdükçe hayalleri küçülür mü baba?" (Babam ve Oğlum)


"Aşık olduğunuz anda panik yapmayın. Bir yere oturun, derin nefes alın ve katilinizle tanışmanın tadını çıkartın." (La fille sur le pont)

"Gençken bağ kurabileceğin birçok insan olacak sanıyorsun. Sonra bunun hayatta sadece birkaç kez olduğunu anlıyorsun." (Before Sunset)

"Kim olduğunu ve ne istediğini bilirsen, olayların seni üzmesine daha az izin verirsin." (Lost In Translation)

"Konuşmak; her zaman iletişim kurmak demek değildir." (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)

"Bir yanım onu unutmak istiyor, bir yandan da bu evrende beni mutlu edebilecek tek insanın o olduğunu biliyorum." (500 Days of Summer)

Suede - Filmstar

French Films - Take You With Me

Richey James Edwards


Manic Street Preachers grubundan tanıdığımız karizmatik, alkolik, şizofren, gitarist ve söz yazarı Richey James Edwards 1995'te Amerika'da yapacakları bir turne için uçağa binmesi beklenirken kendisi bankadan çektiği 2 bin 800 sterlin ile 27 yaşında kayıplara karıştı. O günden bu yana Edwards'ın Hindistan ve Kanarya adaları gibi birçok yerde görüldüğü iddaa edildi. Yapılan bir çok polis soruşturmasına rağmen kendinden haber alınamadı.


Ailesi 2003'den bu yana Edwards'ı resmen ölü ilan etme hakkına sahip olmasına rağmen asla umutlarını kaybetmeden bu olasılığı 2008 yılına kadar kabul etmediler. 2008 yılında Edwards resmen ölü ilan edilerek bu belirsizlik resmi olarak giderilmiş oldu. Politik şarkı sözleri, entellektüel bakış açısı, rock yıldızı hayat tarzına getirdiği eleştirel yorumlar ile modern bir Syd Barrett profili çizen Edwards hayranlarının gözünde Manic Street Preachers grubunun ruhuydu. Özellikle şarkı sözlerinin birçoğunun Edwards'a ait olduğu 1994 tarihli Holy Bible albümü bu adamın ruh alemini anlamak için dinlenilebilecek en güzel kayıtlardan birisidir.

Manic Street Preachers - Motorcycle Emptiness

Manic Street Preachers - Kevin Carter

Sevgili Güllük


Sevgili Güllük,

"insanlar sabahları uyanırlar. Güneş sabahları doğar. İnsanlar işe giderler. Ayakkabı giyerler. bazen lacivert, bazen siyah, bazen beyaz arabalara binerler. Bazen de kahverengi ayakkabı giyerler. Hava vardır. Su vardır. Bazen yağmur ya da kar yağar. Kış vardır. Kışın hava erken kararır. Evlere gidilir. Çorba İçilir. Şeftali yenir. İnsanlar pazen ya da başka kumaşlardan dikilmiş pijamalardan giyerler. Pikniğe gidilir. At vardır. En çok kahverengi ya da ona yakın renklerde atlar olur. Bazen taksi tutulur. Kuşlar havada uçar. Yer vardır. Ona basılır. Yaz olunca denize girilir. Balıklar yüzerler. Yeşil vardır."


hâlâ porsuk kenarında türer dumanım
al sevgilim anne ol bununla
kapılar gıcırdıyor öfkesi geriliyor kınımın
das kapital kadar incesin
görüyorum ellerini...


"Ah Muhsin Ünlü Ah..."

Günün dinleme önerileri: 

- Mira Billotte "As I Went Out One Morning"
- The Tallest Man on Earth "The Dreamer"
- Emiliana Torrini "Sunny Road" 
- French Toast "What I See"
- Russian Red "I Hate You But I Love You"

Günün Filmi: 


"Holy Motors" Yön: Leos Carax (2012)

Özellikle "Köprü Üstü Aşıkları" filminden hatırladığımız Leos Carax'ın 1999 yılından bu yana çektiği ilk film. Holy Motors Carax sinemasının sınırlarını zorlayan gerçek ve hayal arasında gidip gelen tuhaf bir film. Filmin !f İstanbul 2013 programında yer aldığını hatırlatalım. Ama filmin her bünyeye uygun olmadığını söylemek gerekiyor. Ya seversin ya da nefret edersin. Öyle bir film...


Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Paul Simon - You Can Call Me Al

Manic Street Preachers - Umbrella

Furniture - Brilliant Mind

23.02.2013

İçimdeki Yorgun Kalabalık


Bilmemiz gereken hiçbir şeyi bilmiyorduk. Kültür o kadar karmaşıktı ki, yüzeydeki dalgalanmalardan daha fazlasını anlamak mümkün değildi.

Ölçülüp tartılmış argümanlarla dolu bu dünyada, kültür, ayrıntılarla boğulup kayboluyor ve profesyonel entellektüeller yorumladıkları metinleri teleffuz etmeyi dahi beceremiyordu.


Her insanın düşlerinin gerisinde yaşadığı dönemin kargaşaları gizlidir; sıradan bir kişisel kaygı boyutuna indirgenmiş olsa bile. İçimiz bölünmeler, yabancılaşmalar, savaşlar ve boş sözlerle dolu. Bize, insan vicdanının zaten hep huzursuz olduğu bir çağda yaşadığımızı söyleyenler çıkabilir: Ama bu, hayatımız için endişe etmekten, yolumuzu gözleyen sakatlanmaları düşünüp acı çekmekten alıkoyamaz bizi. Ateşler içinde yanan bir kedi gibi, deniz tutmuş bir keçi gibi, şaşkın bir mutsuzluk içindeyiz. Acımız nereden, yaşamımızın hangi kısmından kaynaklanıyor, bilmiyoruz. Tek bildiğimiz şu: İnsanlar, insana yaraşır şekilde yaşamıyor.

Her şey bizi insanlardan uzaklaştırıyor: Vazife, aile, vatan, saygınlık, para. Tüm bu düşmanlarla başedecek gücümüz yok. Bugün bunların, saf olduğumuz için ciddiye aldığımız birer hayalet, onbinlerce defa çarpılmış yansımalar olduğunu biliyorum: Ama öğrenmem epey vaktimi aldı.

"Paul Nizan"

Bir bilgenin dediği gibi "Bir şehrin gerçek nüfusu sıfırdır, ölüler de dahil edildiğinde"...

Peter Sarstedt - Where Do You Go To (My Lovely)

Francoise Hardy - Only Friends
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...