Superman tek başınadır. Superman, süperman olmamıştır. Superman olarak doğmuştur. Superman sabah uyandığında Superman'dir. Clark Kent onun alter egosudur. Büyük, kırmızı "S" li kıyafeti henüz bir bebekken kent ailesi onu bulduğunda sarılı olduğu örtüdür. Giysisi odur. Kent'in giydiği gözlükler ve takım elbise ise Superman'in aramızda kaybolmak için giydiği kostümüdür. Clark Kent, Superman'in bizi nasıl gördüğüdür. Peki Clark Kent karakteri nasıl? Güçsüz, zayıf, kendine güvensiz, korkak... Clark Kent Superman'in insan ırkı üzerindeki fikridir.
Bugün günlerden yeni bir Pazartesi. 5 şarkılık listemizin konusu Tarantino filmlerinde yer alan birbirinden güzel şarkılar..
Mutlu Pazartesiler...
Nancy Sinatra ‘Bang Bang’ (Kill Bill Vol. 1)
Urge Overkill ‘Girl, You’ll Be A Woman Soon’ (Pulp Fiction)
Santa Esmeralda 'Don’t Let Me Be Misunderstood' (Kill Bill Vol 1)
David Bowie 'Cat People (Putting Out The Fire)' (Inglourious Basterds)
Bobby Womack ‘Across 110th Street (Jackie Brown)
BONUS 1: Tito And Tarantula ‘After Dark’ (From Dusk Till Dawn)
Biri domatesleri kesti, öteki salatalıkları soydu. Daha iyiler şimdi. Sofra kuruldukça, domates, peynir, kavun, ekmek dizilince yan yana, birlikte düzenlenen şey bir sofra bile olsa, kutsal bir paylaşmadır bu; ilk yakınlıklardır; daha önemli yakınlıklara atlamanın ilk adımı, birlikte düzenlenebilecek nice şey var...
Gece Evren'le boy ölçüşebilen tek
şey. Gece nerede, hangi anda başlar? Ne zaman biter? Gecenin üzerimize
kapanmakta olduğunu gördüğümüz an nasıl bir ruh halinde oluruz? Zımpara taşı
gibidir gece. Belki bir kaçış ya da koşulsuz teslimiyet. Ölümcül şeyler en çok geceleri parıldar. Bir sigara, eski bir aşk, bayat bir hayat, bir tutam umut. Ve gecenin
o anı. Dört kırk sekiz. 4.48 doğu inanışına göre algıların en açık
olduğu, batı istatistiklerine göre de intiharların fazla olduğu saat.
Sarah Kane, 3 Şubat 1971’de, dindar bir ailenin çocuğu
olarak Brentwood kasabasında doğdu. Protestan muhafazakarlığı içerisinde
geçirdiği ergenlik döneminde dinine bağlı bir Hristiyan olarak yetişti. Ancak
daha sonra, bir delilik olarak gördüğü dinsel geçmişini reddetti. Jeremy Weller’in
Mad adlı oyununu seyrettikten sonra deneysel tiyatroya yöneldi ve Bristol Üniversitesi’nde
Tiyatro okudu. Üniversite yıllarında uyumsuz ve sevilmeyen biri olarak
damgalandı. Bir gün eğitmenleri tarafından verilen bir ödevi teslim etti. Fakat
hocası tarafından pornografik bir ödev yazmakla suçlandığında, bir sonraki derste
aynı eğitmenin suratına pornografik dergiler fırlattı. Kane, Howard Baker’ın
karanlık dünyasından etkilenerek “Jakoben” akımını benimsemişti. Dili çok
sertti. Buna karşın ruhunun bir tarafı Sylvia Plath yalnızlığını taşıyordu. Oyunlarında; aşkın kurtarıcılığı, cinsel arzu, acı, fiziksel ve
psikolojik şiddet temalarını işledi. Aslında Sarah Kane’in yazdıklarıyla yaşamı
arasında sıkı bir paralellik vardı.
1999 yılında, 28 yaşında yaklaşık yüz elli adet
antidepresan, elli adet uyku ilacı alarak intihara teşebbüs etti. Hastaneye
kaldırıldı. İki gün sonra ayağa kalktı. Gece ikide sessizce hastanenin köhne
tuvaletinde bulabildiği tek şey olan ayakkabı bağcıklarıyla kendini asarak bu sahte hayata veda etti. Geriye beş tiyatro oyunu ile bir film senaryosu
bıraktı. 1998 yılında
Sarah Kane’in şiddetlenen depresyonu nedeniyle her sabah 4.48’de uyanmaya
başlaması ve bu oyunu kaleme almasıyla son oyunun ismi böyle ortaya çıktı.
“4.48 Psychosis” bir yazarın herhangi eseri olma özelliğinden çok, Kane’in
ölümünden birkaç ay önce yazdığı bir İntihar Mektubu niteliği taşımaktaydı. 4.48 Psychosis, bildiğimiz tiyatro
kalıplarının ötesinde bir yapıttır. Karakter veya karakterlere dair hiçbir bilgi, oyunun
ne şekilde sahnelenebileceğine ilişkin hiçbir ipucu yoktur. Kane bu oyunda dünya’nın kaotik sorunlarını
kendi iç sorunlarıyla bütünleştirmiş çıldırma noktasında bir kadını, aslında
kendini anlatır. Kane’in yaşadığı ruhsal çöküntünün metne dökülmüş
halidir 4:48...
Massive Attack, yeni EP’si Ritual Spirit'den 'Voodoo In My Blood' şarkısı
için hazırlanan son video ile yine harika bir çalışmaya imza atmış.
Ringan Ledwidge’in yönettiği videoda, Gone Girl filminden hatırladığımız Rosamund Pike tek kelime ile döktürmüş...
Almanya'nın doğu ve batı olarak ikiye
bölünmesinden sonra, Doğu Almanya'da insanlık dışı bir
sömürüye tabi tutulan halk, kitleler halinde batıya
kaçmaya başladılar. Doğu Almanya hükümeti bu kaçışları engellemek
için Berlin'i bir duvarla ikiye ayırdı ve batıya geçişleri yasakladı. 1961 yılında Berlin Duvarı'nın yerine önce sadece
basit bir tel örgü çekildi. Daha sonra bu tel örgünün yerine Berlin Duvarı inşa
edildi. Doğu tarafına bakan duvar kaçmaya yeltenecek insanların kolay görünmesi
için beyaza boyanmıştı. 186 gözetleme kulesi ve yüzlerce lamba konmuştu. Berlin
Duvarı ayakta kaldığı sürece bir bilgisayar işlemcisi misali sürekli
güncellendi. 1. Nesil, 2 nesil 3. Nesil duvarlar yapıldı. Her seferinde kaçmak
daha zor hale getirildi. Dikenli tellere elektrik verildi, mayın tarlaları
yapıldı, sınır boyunca özel eğitimli köpekler yerleştirildi. Bu duvar sadece Berlin'i değil, sanki bütün Almanya'yı
ikiye ayırdı. Şehrin tam ortasından geçen bu soğuk savaş anıtı, karşı
evlerde oturan komşuları, sevgilileri, aileleri böldü.
Berlin Duvarı, bir duvarın çok ötesinde bir simge olarak birçok
filme ve şarkıya konu olmuştu. Pink Floyd “A Great Day For Freedom”,
Scorpions“Wind Of Change”, Elton John
“Nikita”, Lou Reed “Berlin”, ilk anda akıllara gelen şarkılar. “Berlin
Üzerinde Bir Gökyüzü”, “Tünel”, “Hoşçakal Lenin”, “Ötekilerin Yaşamı”, “Berlin
Mucizesi” ise Berlin Duvarı’nı konu almış bazı filmler. Son olarak uzun bir aranın ardından 'Music Complete' isimli güzel bir albüm yayımlayan New Order, bu albümde yer alan Singularity şarkıları için dönemin Berlin'i ve şehrin simgesi Berlin Duvarı temalı, zaman yolculuğu tadında bir klip hazırlamış.
22 Temmuz 1975 tarihinde Stanley J. Forman isimli gazeteci, polis radyosunu dinlerken şunu duydu. "Fire on Marlborough Street". Hemen olay yerine gitti. Resimdeki Diana Bryant ve küçük kız Tiare Jones itfaiyecilerden yardım bekliyorlardı. Forman'da elindeki makineyle olayı takip ederken, Bob O’Neil adlı itfaiyeci de yangın merdivenine kadar ulaşmış, kamyondan gelecek merdiveni bekliyordu. Fakat merdivenin çok da yaklaştığı sırada içerdeki alevler arttı ve yangın merdiveni daha fazla dayanmadı. Bu esnada Forman bu kareyi çekti. Diana Bryant yere düşer düşmez hayatını kaybetti. Küçük kız ise yaşadı. O’Neil ise kahramanca bir efor sergilemesine rağmen, iki hayatı da birden kurtarmasına ramak kaldığı için çok üzüldüğünü söyledi. Bu fotoğraf ise Stanley J. Forman'a Pulitzer ödülü kazandırdı.
Hikayeye
göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor...
Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir
bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf
isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz....