Edwin Starr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edwin Starr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.09.2013

Savaşın amacı


Savaşın başlıca amacı, her türlü direnişi yok etmenin yanı sıra, her alanı sömürgeleştirmek ve evcilleştirmektir. Çoğrafi ve zihni her alanı...

"Jean Baudrillard"

 
Edwin Starr - War

12.09.2012

12 Eylül Utancı


12 Eylül 1980 tarihinde Türkiye bambaşka bir sabaha uyandı. Sokaklarda tank sesleri yankılanıyordu. Radyoda Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren akıcı bir Türkçe ile, askerin yönetime el koyduğunu, sıkıyönetim ilan edildiğini ve sokağa çıkmanın yasak olduğunu söylüyordu. Bu çoğrafyada darbelere alışık bir millet için serin bir Eylül sabahına uyanmak. Ama bu uyanmak bazıları için ölüme giden bir o karanlık yolun ilk metreleriydi.

Sayısız insan siyasi görüşlerinden dolayı tutuklandı. Hepsi türlü işkenceler gördüler. Örnek mi: Elektrik şoku, dayak, aç susuz ayak parmaklarının ucunda bekletmek, falaka, soğuk-tazyikli suyla işkence, filistin askısı, ırza geçme, akıl almaz tecavüz şekilleri...daha fazlasını yazmaya midem elvermiyor inanın. Bir insanın insan olduğunu unutturacak işkence tezgahları. Tarihe en kanlı darbe olarak geçen 12 Eylül'de 517 kişiye idam cezası verildi.171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi. 300 kişinin şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiği tespit edildi. Bunlar ise sadece bilinen rakamlar. Çünkü ölümlerin bazılarının ihtihar olduğu, bazılarının ise hastalık olduğu söylendi.

Bütün bu ölümlerin baş sorumlusu Paşa! Kenan aradan geçen onca yıla rağmen idamlar için "Netekim pişman değilim" cümlesi ile hümanist! kimliğini yine ön plana çıkarmıştı. Evet bu paşa yıllarca Bodrum'da denize nazır villasında kendini resim sanatına vermiş, kanına girdiği sayısız insanın pişmanlığını hissetmemiştir. Ama ömür su misali akıp gidiyor, o heybetli paşa çökmüş bir durumda ölümün soğuk nefesini bekliyor. Elbette kendi hakkında açılan davalarından suçlu bulunup hapse girmezse. Fakat ölmek o kadar kolay değil paşa. Sen kanına girdiğin binlerce insanın bedduasıyla sıcak yatağında bir akşam mışıl mışıl uyuyup ertesi gün mefta olacağını düşünüyorsan yanılıyorsun. Can bedenden o kadar kolay çıkmaz emin ol. O can ancak başını duvarlara vura vura çıkar. Kolay değil kul hakkı bu, alınıp satılmaz...

Oysaki herşey hakkıyla "demokrasi" sadece; yazıldığı gibi okunur, okunduğu gibi yazılır ve hecelere ayrılmaz....

Edwin Starr - War

DDR - Tanklar ve Yığınlar


DDR / Tanklar ve Yığınlar from Peyote Müzik on Vimeo.

9.08.2012

Bir Pagan Tapınağı


Elektronik müziğin efsane ve mütevazi DJ'lerinden biridir Laurent Garnier. Tamamen doğaçlama ortaya çıkardığı eklektik ve tutkulu setleri ile meşhurdur. Çok geniş bir müzik bilgisi ve plak kolleksiyonu sahibidir. Hani günümüzde olan bazı DJ'lere benzemeyen. Bazı kulüplerde çalan ve cebine koyduğu 3-5 cd ile kendini DJ sanan kişiler. Sen internetten bir set indir. O çalmaya devam etsin, sen yalandan mixser'in düğmeleri ile oyna. Adama sorsan Giorgio Moroder, İlhan Mimaroğlu, Edwin Starr, Marshall Jefferson kim diye, aval aval suratına bakar. Müziği bilmeden müzik yapmaya çalışmak. Sadece gülünç bir durum.

Neyse şimdi Laurent Garnier ile ilgili anıya geçelim.


"Nisan 2003'te Laurent Garnier, Manchester'ın efsane gece kulüplerinden Music Box'ta, mekan yıka basa dolduran 600 kişilik bir kitlenin önünde çalıyordu. Oldukça ender rastlanır bir set ortaya koyuyordu. 90'ların rave marşlarından başlamış, elektronikanın zirve örneklerine geçmiş, oradan Detroit çıkışlı hiphop ve tekno klasiklerine uzanmış, arada da yığınla disko ve reggae hitleri çalmıştı. Derken bir anda Garnier çalmayı kesti. Sessizliği Irak'taki savaşı eleştiren kimsesiz bir ses bozdu. İkinci Körfez Savaşı patlak vermek üzereydi. Blair hükümeti, İngiltere'yi hızla halkın onaylamadığı bir savaşa sürüklüyordu. Konuşmayla birlikte yavaş yavaş kulübü saran uğultulu askeri bandonun trampetlerinin devreye girmesiyle bir çığlığa dönüşüverdi. Edwin Starr'ın "War" adlı şarkısı çalıyordu. Bu noktada Manchester kelimenin tam anlamıyla çıldırdı. Havada uçuşan tşörtler gördüm. Bir takım gansterler çılgınca dans ediyor, kızlar vücutlarını şekilden şekile sokuyor, oğlanlarsa kulübün tavanından sarkıyorlardı. Mekan bir anda kulüp olmaktan çıkmıştı, hatta bir DJ set'ten de bahsetmek mümkün değildi. Artık her şeyin mübah olduğu bir pagan tapınağıydaydık. Her türlü aykırılığın, kontrolü kaybetmenin, mutluluk dolu gülümseyişlerin, beklenmedik hareketin mazur görüldüğü bir tapınak. O anda, plakların içine gömülmüş, son bir plak arayan Laurent'a baktığımı anımsıyorum. Farley Jack Master Funk'ın "Love Can't Turn Around" şarkısıyla Marshall Jefferson'ın "Move Your Body"si arasında kalmanın gerginliğini yaşıyordu. Nihayet son plağını seçti. Plak tükürür gibi cızırdayarak sona erdiği anda, kulüpte her an patlak vermeye hazır bir isyanın havası vardı. O gece Manchester'da Laurent Garnier'nin sanatının özü bütün çıplaklığıyla önüme serilmişti."

"David Brun-Lambert"

Bir dönem Ankara'nın efsane mekanı Locus Solus'ta DJ'lik yaparken "Move Your Body" ve "Love Can't Turn Around" benimde setlerimin demirbaş parçalarındı. Ne güzel günlerdi.

Edwin Starr - War

Marshall Jefferson - Move Your Body

Farley 'Jackmaster' Funk - Love Can't Turn Around
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...