Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.03.2014

Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde



"Abim Atatürk'ü çok severdi, bense Allah'ı. Babam, annemi ve Galatasaray'ı severdi, annem de Ringo'yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ikili koltukta."

Yaz bitince kalabalığın günbegün seyreldiği, ahalinin biz bize kalıp bıkkınlıkla merabalaşıp mahsunlaştığı, her gürültünün ikindi vakti ağır usul söndüğü bir sahil şehrini düşünün...

Boş masaları döven yağmurları, kirlenmiş kıyıları, eprimiş güneş şemsiyelerini... Buna, seksenli yılların sakaletini, iğreti kaygılarını, katıksız korku olan çaresizliğini ekleyin. Mahir Ünsal Eriş, bir sahilde oturmuş, can sıkıntısından esneyen, kendi çocukluğuna bakıyor; renkli, yuvarlacık, pütür pütür bir çocukluk anlatıyor bize. "Komen! komen!" diye ateş eden oğlan bebelerini, mobiletleri, leblebi tozunu, Kaynanalar Parkı'nı, Kız Meslek'in kızlarını, Klinsmann'ı, Evrenos'u, Allah'ın yanına aldığı iyileri, kale zindanındaki prensesleri resmediyor.


Yoksulluk, hoyratlık, yalnızlık, gamsızlık, kırk mumluk sarı ampulün ışığında belli belirsiz görünüp, kayboluyor. Merhamet, taşraya uğramadan Kaf Dağı'na gidiyor...



Canlı, anlatma iştahıyla dolu yeni bir ses var karşımızda. Eriş, soba boyasıyla boyanmış hikâyeleriyle edebiyat şehrengizinde...


Mağlup ama baştan kaybetmişliğini bilen bir hınzırlıkla sırıtıyor okuruna..



8.10.2013

Bu adamı okuyun


BirinciBlog ekibimizden sevgili Ece, son dönemlerin en güzel yazarlarından Mahir Ünsal Eriş'i yazdı.

Kitap hakkındaki ipucunu her kitabın ilk cümlesi verir diye bir kaide mi var? Mahir Ünsal Eriş’in son kitabı Olduğu Kadar Güzeldik’te, kitabın hissiyatını tam da aksine son cümlesi özetliyor: “Bu kitabı annem babam oğullarıyla gurur duysun diye yazdım.”

Tam da bu naifliğe sahip hikayeleri, bu denli güçlü ve sahici yapan da belki aynı naiflik. Çünkü her bir hikayenin öyle güçlü bir dili ve anlatımı var ki, o an nerede olduğunuzdan bağımsız şekilde kendinizi başka küçük hayatların içinde buluveriyorsunuz. Bir nevi sahil kasabası filmi izler gibi gözünüzde her şeyi canlandırabiliyor, sevdiğiniz oyunculara bu hikayelerin içinden roller biçip kafanızın içinde kendi filminizi çekebiliyorsunuz.


Başrollerinde öğrencisinden randevu evi çalışanına, sarhoşundan küskün futbolcusuna türlü türlü insanın olduğu hikayelerin her biri ağızda başka bir tat bırakıyor. Öte yandan Eriş’in, “hikayenin sonu muhakkak vurucu olmalıdır,” kuralına uymasına gerek bile kalmamış – hikayelerin sonunu tahmin edebiliyor bile olsanız, dilin şahane kullanımı sayesinde aynı iştahla okumaya devam edebiliyorsunuz. Benzetmelerin gücü ve anlatımın canlılığı her şeyi birebir yaşadığınızı hissettiriyor. Bu yüzdendir ki, köy romanları haricinde bir şeyler okumayı dilerseniz bu topraklara ait olan, Mahir Ünsal Eriş’i bi okusanıza! Bir yazar hakkında tek kitapla kolay kolay karar verenlerden değilim ama, şuna eminim ki, söz konusu bu adam olduğunda hiç pişman olmayacaksınız.

Ben bugün bi koşu gidip “Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde”yi de alacağım mesela – daha önce çıkan bu kitabı arada nasıl kaçırmışım, hayret etmiyor değilim, ediyorum.

Jim Noir - Don't You Worry
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...