5.12.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


"Müzik, nesneleri doğrudan doğruya temsil etmez; ama insanın ruhunda onları gördüğümüz zaman hissettiğimiz duyguların aynını uyandırır."

Jean-Jacques Rousseau

Bugün günlerden yeni bir Pazartesi. Hayat denen yolculuğun kısır döngüsünde, yeni haftaya sıradan bir başlangıç daha. Kendinden başka kimseyi umursamayan, sevgi isimli duygunun hastalık olduğunu düşünmeye başlayan toplum denen kalabalıklar içinde geçip giden Pazartesiler. Ne güzel demiş Sait Faik: "Korku geliyor insana. Kalabalıkların verdiği bir duygu bu. Dolaşıyorsun sokakta, yüzler geçiyor birbiri ardına. Tek bir tanıdık yok, bildik yok, şöyle sana bir şeyler hatırlatan bir bakış, bir gülüş yok. Hep yabancı, herkes birbirine yabancı. Nerdeyse herkes birbirine kayıtsız, acımasız, neredeyse düşman."

Bugün 5 şarkılık listemizin konusu eskilerden, gerçekten "sanatçı" olan değerli isimlerin, bizim bu topraklara ait sevdiğim şarkıları diyelim.

Bulutlu günlere, asık suratlara inat yaşasın müzik diyelim. Mutlu Pazartesiler..

Fikret Kızılok - Koyverdin Gittin Beni



Barış Manço - Ham Meyvayı Kopardılar Dalından



İlhan İrem - Anlasana



Ersen - Derman Bulunmaz



Kamuran Akkor - İkimiz Bir Fidanın



BONUS: Cem Karaca - Askaros Deresi



28.11.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün günlerden yeni bir pazartesi. 5 Şarkılık listemizin ana teması Ortadoğu kökenli sanatçıların seslendirmiş olduğu şarkılar. Medeniyetin beşiği, tarihi kanla ve petrolle yazılmış olan bir garip coğrafya Ortadoğu. Savaşların gölgesinde, kirli silah tüccarlarının mezarlığında, çocukların büyüyemeden öldüğü, gizli hesapların başkenti Ortadoğu. Ama bir gün dünyayı müzik ve sevginin kurtarması umuduyla hepinize Mutlu Pazartesiler...


Kulna Sawa - Wayn A Ramallah (Suriye)



Blend - Belong (Lübnan)



Take It Easy Hospital - Human Jungle (İran)



Ilham Al Madfai - Chal Chal Alayea El Rumma (Irak)



Junoon - No More (Pakistan)



BONUS: The Yellow Dogs

Bu listede hikayesi en acıklı isim İranlı punk grubu The Yellow Dogs. 2010 yılında Tahran'dan New York'a kaçan grup üyeleri Brooklyn Williamsburg'da yaşamaya başladı. Grubun kaldığı ev kısa sürede kentteki İranlı müzisyenlerin buluşma noktası haline geldi. Maalesef hayallerinin peşinden koşan bu gençler bir intikamın kurbanı oldu.

2013 yılında yaşanan olayda. Bir dönem grupta yer alan fakat grubun eşyalarını çaldığı için gruptan attılan arkadaşları Ali Ekber Muhammed Rafi kanlı bir eyleme imza attı. Rafi, bir gece vakti 3 katlı eve gelerek gitar çantasına sakladığı yarı-otomatik tüfeğini çıkardı. Önce evde bulunan, Yellow Dogs ile turnelere çıkan 35 yaşındaki besteci-müzisyen Ali İskenderiyan'ı alnından tek kurşunla vurdu. Ardından grubun davulcusu, 28 yaşındaki Arash Farazmand'ı yatak odasında öldürdü. Saldırgan hemen bir kat aşağı inerek Arash'ın kardeşi ve aynı zamanda grubun gitaristi olan 27 yaşındaki Soroush'u, ardından da salonda bulunan 25 yaşındaki İranlı müzisyen Sasan Sadeghpourosko'ya ateş etti. Geride 4 ceset bırakan Rafi, tetiğe basarken bir yandan da, "Neden beni İran'dan buraya getirip aranızdan attınız?" diye bağırıyordu.

Gözü dönmüş saldırgan, üçüncü kattaki yatak odasında saklanan bir başka İranlı rock grubu Free Keys'in üyesi Pooya Hüseyni ile yüzyüze geldi. Hüseyni, Rafi'ye silahını indirmesini söyleyerek karşı koydu. Rafi de beklenmedik bir şekilde Hüseyni'yi vurmadı. Onun yerine çatı katına çıkıp kalan tek kurşunu kendi kafasına sıktı ve intihar etti. Grubun diğer iki üyesi, saldırı esnasında evde olmadıkları için hayatta kaldı. Grubun İstanbul'da konser vermek gibi bir hayali daha vardı...

14.11.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Ölüm hakkında pek düşünmüyorum, ama hayatın belli evresinde zamanının sonsuz olmadığını idrak ediyorsun. Tennessee Williams, "hayat fena yazılmamış bir piyestir, üçüncü perdeyi saymazsak" demişti. Ben üçüncü perdedeyim, ilk iki perdedeki tecrübenin faydasını görüyorum. Nasıl sona erdiği kimseyi alakadar etmez ve bu son genellikle pek münasip olmayan şartlarda vuku bulur.

"Leonard Cohen"

Müzik tarihinin en ilham verici sanatçılarından biri olan Leonard Cohen'i 82 yaşında sonsuzluğa uğurladık. Bugün 5 şarkılık listemizde büyük ozanın şarkılarına yer veriyoruz. Şiirler, şarkılar, aşklar ve şehirler... Yaşanmışlıkların şarkılarda hayat bulması. Işıklar içinde uyu üstat....

Suzanne



Hallelujah



Famous Blue Raincoat



Dance Me to the End of Love



So Long Marianne



BONUS - The Future

2.11.2016

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği


Seninle sabah ayazının o dayanılmaz hissiyatını yaşadığımız bir Prag gün doğumunda duvardaki Henri Cartier-Bresson'un Diderot Bulvarı fotoğrafına bakarak Aragon'un "Mutlu aşk yoktur" sözünün yazgısını tartışıyoruz ve finalde Rougemont'un söylediği "Mutlu Aşk'ın yazılı tarihi yoktur" ve William Blake'in "Ancak söylenmemiş aşklar aşktır" cümlelerinde karar kılıyoruz.

Belkide dediğin gibi çok fazla sorgulamadan, herkesin kendine özgü karanlığına dokunmadan kendimizi "Varolmanın dayanılmaz hafifliğine" teslim etmeliyiz.

Sonbahar


Biliyor musun, sen şimdiki zamanda
yaşamıyor sanki...
Rus romanlardan kaçmış gibisin.
Yusuf...
Ne düşünüyorum biliyor musun?
Keşke her şeyi geride bırakıp
uzun bir yolculuğa çıkabilseydik seninle...


1.11.2016

White Roses


Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
İstasyonda tren oluyor biraz
Ben bazen istasyonu bulamayan bir adamım

"Cemal Süreya"

Mülksüzler


Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar.. Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşam daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırırsın. Uzaklığı ararsın, ara vermeyi… Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor. Yaşamın ne güzel olduğunu görmenin yolu ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor.

"Ursula K. Le Guin"

30.10.2016

Günün Şarkısı: Ariel Pink - Lipstick


Kafka karabasanlarında gördü belki seni, ama adlandıramadı (ya da girmedin onun düşlerine). Bilseydi, senin gibi bir yer var yeryüzünde. En korkunç kitabın konusu sen olurdun..

"Ferit Edgü/Hakkari'de Bir Mevsim"

Uyan!


Plastik zevkler, Plastik düşler. Televizyonun herkese vaat ettiği, ama çok az kişiye bahşettiği bu cennet, plastik. Onun hizmetindeyiz. Eşyalarımız giderek daha çok, insanlarınsa giderek daha az önemli olduğu bu uygarlıkta amaçlar, araçlar tarafından ele geçirilmiş. Sen eşyaları değil, eşyalar seni satın alıyor. Otomobiller seni kullanıyor, bilgisayarlar seni programlıyor, televizyon seni seyrediyor.

Uyan!

Everyday Is Like Sunday


Cumartesiden sonra, pazartesiden hemen önce, arafta olmak misali grinin tam ortasında...

Morrissey'in en sevdiğin şarkılarından biri olan "Everyday Is Like Sunday"in nefis sözleri Hakan Bıçakcı'nın çevirisiyle...

"Islak kumun üzerinde kendi adımlarınla boğuşurken
Vaktiyle kıyafetlerinin çalındığı o bankın arka tarafında
Burası bir sahil kasabası
Kapatıp gitmeyi unuttukları
Armagedon, gel armagedon!
Gel hadi armagedon, gel!


Sanırsın her gün Pazar
Her gün sessiz ve her gün gri 


Piyasa yapılan o caddede gizlenirken
Kartpostal üzerine kazınmış yazı
“Nasıl isterdim burada olmamayı ”
Bu sahil kasabasında
Şu bombalamayı unutup gittikleri
Gel, gel, gel nükleer bomba


Sanırsın her gün Pazar
Her gün sessiz ve her gün gri 


Çakıl taşlarının ve kumun üzerinde dönüş yolunda
Garip bir toz ellerinde
Ve yüzünde (gözünde, ağzında, burnunda)… 


Sanırsın her gün Pazar
Haydi, ucuz bir çay tepsisi kazan kendine
Şu yağlı çayından bir yudum versene
Her gün sessiz ve her gün gri"

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...