22.05.2017

Hüzün ve Şiddet


Gitar parçalama rutini kaza eseri başladı. Kopenhag’da çalarken beni sahneden aşağı çektiler. Her şey harika gidiyordu. Gitarımı sahneye fırlatıp sahneye geri atladım. Gitarımı yerden aldığımda ortasında bir çatlak oluşmuştu. Tepem attı ve lanet şeyi parçaladım. Seyirci çıldırdı -’kayıp akort’u bulmuştum sanki. Bu sadece gösteri amaçlı değil, izah edemeyeceğim bir duygu. Annen baban seni izlemediğinde içinden geleni yapmak gibi…


İçimdeki kötü parçaların dışavurumu belki. Yani ne kadar tatlı ve sevimli olursan ol, derinde bir yerde kara ve çirkin şeyler var. Ben benimkileri sahnede dışavuruyorum, böylece kimsenin canı yanmıyor. Bu, seyircinin de yararına. Sistemlerindeki bütün o şiddeti açığa çıkarıyoruz. Biz şiddet içeren müzik çaldığımızda onların içindeki şiddet de açığa çıkar. Bunu birbirimizin kafasını patlatarak yapmayız, ipeksi bir şiddettir bu daha çok. Yani, hüzün de şiddet içerebilir...

Sıfırdan Başlamak: Benim Hikayem "Jimi Hendrix"

16.05.2017

Postmodern hayatın fon müziği: Boards Of Canada


İskoçya'nın kuzey sahillerinden pastoral bir yaşam formunun modern hayata yansımış muğlak hallerinden biri Boards Of Canada müziği. Marcus Eoin ve Michael Sandison ikilisinden oluşan Boards Of Canada'nın yapmış olduğu müziğin net bir tarifi olmasada şöyle tanımlamayı deneyelim: Brian Enovari ambiant melodilerin, deneysel down tempo ritimlerle süslenerek IDM müziğin hippie hali. Post-apocalyptic düşler.

Eoin ve Sandison ikilisi henüz çocukken müziğe ilgi duymaya başlamışlar. Hatta Sandison henüz dokuz yaşında bir grup kurup kendince sintisayzırlar ve davulla deneysel müzik yapmaya girişmiş. Grup ismini ise National Film Boards Of Canada isimli bir film yapımcısı bir şirketin yaptığı belgesel ve film müziklerinden etkilenerek almış. BOC'nın ilk resmi çalışması kendi plak şirketleri olan Music 70'ten çıkan "Twoism" isimli albüm. Özellikle İngiltere'de Phoenix Festivali'inde Autechre öncesinde yaptıkları açılış elektronik müziğin kutsal mekanı Warp Records'ın dikkatini çekmişti.



Warp etiketiyle yayınladıkları "Music Has The Right To Children" akıllara durgunluk veren bir çalışmaydı. Albümü ilk dinlediğim anı hatırlıyorum da. Bu eşsiz müziği tarif etmeye bir tanım bulamamıştım. İskoçya'nın rüzgarlı kıyılarında yankılanan o sesler ruhuma işlemişti.

Bir şehir efsanesine göre BOC müziklerinin içinde işleyen gizli bir algoritma ile dinleyicilere bir takım mesajlar veriyorlarmış. Kimbilir belki de o harika albümlerin büyüsüne kapıldığımıza göre bunda bir gerçeklik payı olabilir.

15.05.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün 5 şarkılık listemizin konusu en kutsal varlıklarımızdan biri olan Anne'ler. Anne çocuk ilişkisi babaya göre daha duygusal bir bağ içeririr. Çünkü onlar babalar gibi duygularını içine gömüp, kaçak dövüşmezler. Bütün sıkıntılarını, dertlerini, acılarını, sevinçlerini annelerle paylaşmak güzeldir. Gidersin ona sımsıkı sarılırsın ve o an herşeyi unutursun...

Murat Menteş yıllar önce yazmış olduğu bir yazıda ne diyordu;  

“Neden böyle oldu? Türkiye’de niçin her yerde erkekler boy gösteriyor? Hep erkeklerin sesi duyuluyor. Memleketin üç tarafı testosteron deniziyle çevrili sanki. Burası bir yurt yuva mı, yoksa çakal panayırı mı? Bir anne tembihine, nine nasihatine, bacı öğüdüne, sevgili ikazına, bir kadın tebessümüne, jestine, sesine hasret kaldık. Türkiye’nin gök kubbesinde hoş seda filan yok. Böğürtüler, hırıltılar, zırıltılar yankılanıyor. Bu artık erkek egemenliğinden öte bir şey. Herif tahakkümü, hödük tasallutu, hanzo taziri. Kadınların gülümsemediği bir ülkenin erkekleri cesur olamaz…”

Son olarak bilim insanlarının yapmış olduğu araştırmalara göre erkekliği belirleyen Y kromozonu ölüm sürecine girmiş durumda. 5 milyon yıl içinde de tamamen yok olacağı belirtiliyor. 3 milyon yıl önce Y kromozomu üzerinde bin 400 gen bulunduğunu, ancak günümüzde gen sayısının 45'e indiğini açıklanıyor. Yani Y kromozonu giderek kısalıyor. İngiliz bilim adamı Bryan Skyes'in "Kadınla karşılaştırıldığında birçok eksiği bulunan erkek, genetik bir çöp" yorumu ise erkeklere son darbeyi vuruyor.

O zaman son söz yine müzikte olsun. Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Yaşar Kurt - Anne



Umay Umay - Şeker Anne



3 Hürel - Ağlarsa Anam Ağlar



Zeki Müren - Annem



Ahmet Kaya - Hani Benim Gençliğim



BONUS: John Lennon - Mother

8.05.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Günlerden yeni bir Pazartesi ve yine müzik diyoruz. Bugün 5 şarkılık listemizin konusu "isimli" şarkılar. Elbette bu katagoriye giren tonlarca şarkı olabilir. O yüzden benim seçtiklerim ilk aklıma gelenler diyerek konuyu kısa kesiyorum. İnsanoğlu doğuyor, sonra bir ismi oluyor ve garip bir hayat yolculuğuna çıkıyor. Kimisi insana yakışır bir şekilde hayat sürüyor, kimisi rezilce dünyayı kirletiyor. Ne diyordu Bilge Karasu bir kitabında; 

"Biz zamanlar kediymişim ben Haluk. Sonra, herhalde kediler arasında işlenebilecek en büyük suçu işlemişim ki dünyaya bir daha gelişimde insan olmak cezasına çarpılmışım."

Çevremizi ve kalplerimizi temiz tutmak umuduyla, hepinize Mutlu Pazartesiler...

Seyyal Taner - Leyla

"Mecnunun dilinden dinledi bütün dünya
Leyla Leyla diye inledi bütün dünya
Zamandır bu değişti
Ne çöl kaldı ne sahra
Kendine mecnunsuz bir yol seçti Leyla..."

Seyyal Taner, pop müziğin sahne kısmını bütünüyle dolduran nadir yorumculardan birisi oldu. Birbirinden önemli müzisyenler ve dansçılarla çalıştı. Onun için bu ülkenin Tina Turner'ı desek yanlış olmaz sanırım. Bu şarkı Seyyal Taner'in 1986 yılında yayınladığı Leyla ismini taşıyan ikinci albümünde yer alıyordu. Sözleri ve bestesi Olcayto Ahmet Tuğsuz'a ait olan şarkı, klasik Leyla ve Mecnun hikayesine modern bir yorum katarak feminist mesajlar içeriyordu. "Artık devir değişti tabi Çelik'de değişti." Pardon yanlış şarkı, doğrusu şöyle olacaktı. "Mecnunu unuttu zamana uydu Leyla..."



Grup Vitamin - İsmail

"İsmail mutfakta biri mi var?"

İsmail için, bir dönem fırtına gibi esen Grup Vitamin'in en bilinen şarkısı desek yanlış olmaz sanırım. Babasının ismi İsmail olan nice yurdum genci, her babalarına kızdıklarında evlerde bu şarkı yankılandı. İnternet çağının yükselişe geçtiği dönemlerde yine girişimci yurdum insanı, açtıkları internet kafelerin ismini "İs-mail" şeklinde yaratıcı bir çözümle şenlendirdiler. Güzel günlerdi. Burası çok kasıyor MSN var mı?




MFÖ - Ali Desidero 

İşte nev-i şahsına münhasır bir kişilik Ali Desidero. Mahallenin bıçkın delikanlısı Ali Desidero, farklı kulvarlarda yarışan bir kıza abayı yakar. Ali kıza bir klark çeker kahvedekiler ıNıNıN derler ve olaylar gelişir. Sonuç mu? Bu işler narin bugün olmaz Ali belki yarın... 




Khaled - Aicha

Bir dönem çok popüler olan Rai müziğin önemli temsilcilerinden biri olan Khaled, 1980'lerde Cezayir'de parlamış, dünya çapındaki ününü ise 90'lı yıllarda Fransa'da yakalamıştır. Aicha isimli bu romantik şarkıda Khaled, eşsiz bıyıkları ve davetkar gülüşü ile hayatının kadınına telekinetik mesajlar gönderiyordu. "Gel evimin kadını ol." Elbette yurdum sanatçıları da bu şarkıya kayıtsız kalmadı. Mutaf isimli Nicolas Cage'e benzeyen dokturumuz şarkının üzerine türkçe sözler yazarak eseri millileştirdi.




Sezen Aksu - Sultan Süleyman

Süleyman Türk müzik tarihinde şarkılarda çok kullanılan bir isim oldu. Barış Manço 'Süleyman', Fikret Kızılok 'Süleyman Hep Başbakan' diye şarkılar yaptı. Sezen Aksu olaya biraz farklı bir boyuttan bakarak Bu dünya ne sana, ne de bana kalmaz diyerek fani dünyaya selam çaktı. Sözleri Aysel Gürel'e, bestesi Onno Tunç'a ait olan bu klasik yıllar sonra Mabel Matiz tarafından tekrar yorumlandı.




BONUS: İlhan İrem - Ali Veli Maria

Ali tamam, Veli'de yabancı değil ama Maria kim? Gizli bir aşk üçgeni mi? Gizemli yaşamı ve fanatik hayran kitlesiyle bir efsane olan İlhan İrem, Ali Veli Maria diyerek sanırım dünya vatandaşlığına ve insanlığa dikkat çekiyordu. İlhan İrem albümlerinde genellikle şöyle bir not olurdu;

Sevecenler, İrem Bağı'na gönderdiğiniz bütün mektuplar, İlhan İrem tarafından okunmakta ve sanatçının özel arşivinde saklanmaktadır. İlhan İrem, seslenişlerinizi mutlaka yanıtlayacaktır. Işık ve Sevgiyle...

O zaman son söz olarak; sevecenler başka şarkılarda tekrar karşılaşmak umuduyla ışık ve sevgiyle kalın. Seslenişleriniz mutlaka cevaplanacaktır.


3.05.2017

Anadolu Pop


Herşey 1964 yılında Yugoslavya'da düzenlenen Balkan Melodileri Festivali ile başladı. Türkiye adına yarışan Erol Büyükburç, Tanju Okan ve Tülay German'dan oluşan ekip, milli orkestra eşliğinde türkülerimizi batı enstrümanlarıyla yorumlayarak birincilik kazandılar. Festivalde Tülay German'ın söylediği Burçak Tarlası'nın büyük beğeni kazanması üzerine plak olarak basıldı ve çok iyi satış rakamlarına ulaştı. Bu süreç bizim topraklara ait yeni bir müzik türünün doğuşuna neden oldu. Yerli melodilerin batı enstrümanlarıyla yorumlanan bu türün isim babası ile Moğollar oldu. "Anadolu Pop"


1.05.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün 1 Mayıs. İşçi ve Emekçi Bayramı. 5 şarkılık listemizin konusu günün anlam ve önemine uygun şarkılar. Unutmayın ki insan emeği dünya üzerindeki en kutsal değerlerden bir tanesi. Fakat günümüzde çivisi çıkmış bozuk düzen yüzünden emek, sevgi, saygı gibi değerler ayaklar altına alınıyor. İnsanların sömürülmediği, hakkın, hukukun ve adaletin hüküm süreceği bir dünya umuduyla şöyle diyelim: "Sevgi neydi, sevgi EMEK'ti !"

Müzik hiç susmasın, hepinize Mutlu Pazartesiler... 

Cem Karaca - Tamirci Çırağı

Cem Karaca bu şarkı ile sınıfsal çatışma kadar, karşılıksız bir aşkın hikayesini anlatıyor. Tamirci çırağı arabasını tamire getiren zengin kıza bir bakışta vurulur. Ama bir araya gelmeleri asla mümkün değildir. Sınıfsal farklılıklar, karşılıksız aşk geriye tek bir şey kalıyor zaten. İşçisin sen işçi kal.




Alpay - Fabrika Kızı

"Makinalar diken gibi batar her gün kalbine, yün örecek elleri her gün ekmek derdinde..."

Söz ve müziği Bora Ayanoğluna ait olan Fabrika Kızı, Alpay'ı meşhur eden şarkı olarak bilinir.  Aslında Fabrika Kızı bir dönem şarkısıdır. 80'li yıllarda yaşanan hızlı sanayileşme ve ucuz iş gücüne doğru alınan yol. Fakat Neo Klasik İktisat'çılara inat fabrika kızı hayal kurmaya devam eder, tüm insanlar gibi...



Cem Karaca - Yoksulluk Kader Olamaz

"Yoksulluk kader olamaz kader değildir
firavunlar bile böyle gaddar değildir."

1977 tarihli Cem Karaca ve Dervişan imzalı Yoksulluk Kader Olamaz, hem sağlam bir progressive rock albümü olması hem de politik sert sözleriyle dikkat çekiyordu. Gerçekten yoksulluk bir kader midir?



Cartel - Hani Bana Para

"Herkesin aklındaki tek şey para
İnsanlık bile döndü karaborsaya
Var da ona, buna, sana
Yok mu bana?
Şimdi kes tantanayı
Hani bana para?"

İlk parayı kim buldu? Bize öğretilen tarihe göre ilk madeni parayı Lidyalılar kullandı. Moğol kağanı Kubilay Han ise madeni para yerine kağıt parayı cebren kullanmaya zorladı. Sonrası çorap söküğü gibi devam etti. Para için yaşayan, para için tüm değerleri ayaklar altına alan yozlaşmış bir dünya düzeni kuruldu. Kıtanın biri açlıktan ölürken, bir diğer kıta yedikleri fazlalıklardan kurtulmaya çalışıyordu. Oysa ki bu dünya kimseye kalmıyordu. Ne sultanlara, ne fivavunlara ne de karunlara. Yaşadığı tüm şehri mezarına gömen Çin imparatorlarına bile. Geriye sadece biraz taş ve kemik parçası kalıyor sadece...



Marianne Faithfull - Working Class Hero

Bu John Lennon şarkısı, yeni dünya düzenine isyanın bir marşı haline geldi. Onlarca isim bu şarkıyı tekrar yorumladı. Bu yorumlar içinde en beğendiklerimden bir tanesi  Marianne Faithfull'un yapmış olduğu. Şarkının sözleri ise çoğu entellektüel laf kalabalığından daha vurucu.

30.04.2017

Blue Cheer - Vincebus Eruptum


Bugün tozlanmayan albümler köşesinde 1968 yılına uzanıyoruz. San Francisco kökenli Blue Cheer, çok güçlü bu ilk albümleriyle The Stooges'dan Led Zeppelin'e, heavy metalden, eksperimental punk'a kadar geniş bir yol açtılar. Hatta onlar için tarihteki ilk heavy metal grubu denir. 60'lı yıllarda sayısız garaj grubunun sesleri duyulmasına rağmen, hiçbiri Blue Cheer kadar temelleri sarsıcı bir derinliğe sahip olmamıştı. Grup ismini LSD'nin bir türünden alıyordu ve bu bir çamaşır deterjanı markasıydı. 

Toplam süresi 33 dakika civarında olan albüm, dört özgün şarkı ve iki cover içeriyordu. Sesin sınırlarını zorlamak konusunda tavizsiz olan gruba, "Tanrı'dan daha yüksek sesli" lakabı takılmıştı. Blue Cheer, elbette müzik tarihinin en baba müzisyenlerinden değildi, fakat doğaçlama solo atakları, kontrol mekanizmasının sınırlarını zorlamaları ve müzikal derinlikleri onları başka bir noktaya yerleştiriyordu. Ne diyordu grup üyelerinden Dickie Peterson "Rock'n'roll, yüzde 10 teknik ve yüzde 90 tavırdır. Doğru bir tavırla bir nota basarsanız, hiçbir tavır olmadan çalınmış, 60 notadan daha fazla etki uyandırır."


28.04.2017

Eğer Hasta Olmak İstemiyorsan


Eğer hasta olmak istemiyorsan, Duygularını anlat...Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!

Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir! Eğer hasta olmak istemiyorsan… Karar Vermelisin.. Kararsız kişi güvensiz,endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir. Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.

Eğer hasta olmak istemiyorsan "Olduğundan Farklı Yaşama."

Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur. Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır. Eğer hasta olmak istemiyorsan. Kabullen. Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır.


Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. …Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir. Eğer hasta olmak istemiyorsan. Çözümler Bul. Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı...

Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuz. olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.

Eğer hasta olmak istemiyorsan. Güven. Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.

Eğer hasta olmak istemiyorsan. Hayatı Üzgün Yaşama. Mizah. Kahkaha. Huzur mutluluk Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. "İyi mizah bizi doktorun elinden korur". Mutluluk sağlık ve terapidir.

"Dr. Dráuzio Varella"


İşte Hayat


 
"Uzun zamandan beridir hayatın 'gerçek hayatın' başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı."

Alfred D. Souza

26.04.2017

Yavaşlık


"Yavaşlığın keyfi neden yitip gitti böyle? Ah nerede şimdi geçmişin aylakları? Halk türkülerinin tembel kahramanları neredeler, bir değirmenden ötekine sürüklenip duran, açık havada yıldız palasta uyku çeken şu serseri tayfası nerede şimdi? Kır yollarıyla, çayırlarıyla, harman yerleriyle, doğa güzellikleriyle nereye gittiler? Bir Çek atasözü onların tatlı aylaklıklarını şöyle tanımlar: Tanrının pencerelerini seyrediyorlar...."

Milan Kundera, Yavaşlık

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...