18 04 2014

En iyi 10 Jimi Hendrix şarkısı


Aşk için canlarına kıyan insanlar var. Fakat birine ya da bir şeye, belki bir fikre aşık olduğunda öfkeyi ve zamanı alt edip denizi ve dağları yerinden oynatabilirsin. Duygusu böyledir en azından. Bazen bazı şeyleri başkalarından farklı görürsün, bu yüzden bir şarkı yazarsın. Herhangi bir şeye dair olabilir. Bazı duyguların insanda farklı renkler çağrıştırması mesela. Kıskançlık mordur. Ben öfkeden morarırım. Haset yeşildir. Bu dünyanın bütün renklerine sahip bir kıza olan duygularını renklerle izah etmek gibi bir şey. Başka bir deyişle, bu duyguları ardında bırakabileceğine inanmazsın, fakat yine de denemeye gönüllüsündür.

"Jimi Hendrix"



10- "If 6 Was 9" (Axis: Bold As Love, 1967)

9- "Hear My Train A Comin" (Blues, 1994)

8-  "Who Knows" (Band of Gyspys, 1970)

7-  "Ezy Ryder" (Cry of Love, 1971)

6-  "Hey Joe" (Are You Experienced 1967)

5-  "Voodoo Child (Slight Return)" (Electric Ladyland, 1968)

4-  "Burning of the Midnight Lamp" (Electric Ladyland, 1968)

3-  "Little Wing" (Axis: Bold As Love, 1967)

2-  "All Along the Watchtower" (Electric Ladyland, 1968)

1-  "Purple Haze" (Are You Experienced, 1967)

The Jimi Hendrix Experience - Burning Of The Midnight Lamp

Yıkıcı Karakter


Yaşadığı hayata şöyle bir geriye baktığında, insan, yaşanan bu süre içinde bir yığın acılar pahasına katlandığı hemen bütün ilişkilerin, “yıkıcı karakter”inden kimsenin kuşku duymadığı bir takım insanlardan kaynaklandığı görüşüne kapılabilir. Günün birinde belki bir rastlantı sonucu bu gerçeği görecek ve böylece karşılaştığı şokun şiddeti oranında da yüksek olacaktır bu yıkıcı karakteri sergilemekteki şansı. 

Yıkıcı karakterin yalnız bir tek parolası vardır; yer açmak ve de bir tek faaliyeti; ortalığı temizlemek. Onun temiz havaya ve serbest alanlara ihtiyacı her türlü nefretin üstündedir. Yıkıcı karakter genç ve neşelidir. Çünkü genç tutar adamı yıkıcılık, kendi çağımızın bıraktığı izleri silip süpürdüğü için tutar; hatta keyiflendirir, çünkü süpürüp atma yıkıcı için tam bir indirgeme, kendi durumunun köküne inmek anlamına gelir. İlkin dünyanın yok edilmeye değer ve müstahak olduğu sınanacak olursa, korkunç bir biçimde asitleşeceği tasarımıdır ki insanı böyle bir apollovari yıkıcılık görüntüsüne itiyor. Varolan her şeyi barış içinde sımsıkı kucaklayıp saran o koskoca bağ da budur. Bu, öyle bir manzaradır ki yıkıcı karaktere oynasın diye uyumlu bir ortaoyunu sunuyor. İşinin başında hep dipdiridir yıkıcı karakter. Ona bu çalışma temposunu dolaylı olarak da olsa aşılayan da doğanın kendisidir. Çünkü o doğadan önce davranmak zorundadır. Yoksa yıkıcılığı doğanın kendisi üstlenecektir. 

Düşünü kurduğu hiçbir örnek yoktur yıkıcı karakterin. Gereksindiği şeyler de azdır, hele en az ihtiyaç duyduğu şey: bilmek’tir, yıkılanın yerine neyin geleceğini bilmek. En başta hiç değilse bir an için, o bomboş mekan, nesnelerin bulunduğu, kurbanların yaşadığı yer. Bu mekanı istila etmeye kalkışmayan, ona ihtiyaç duyan birileri nasıl olsa daima bulunacaktır. Yıkıcı karakter kendi işini görür, sevmediği yalnız yaratıcı iştir. Yaratıcı kendine nasıl yalnızlığı ararsa o da tersine, hep kalabalıkla birlikte, kendi etkinliğinin tanıkları arasında olmak zorundadır. O bir sinyaldir. Bu üçgen biçimi işaret nasıl her yanından rüzgarı yerse onun gibi o da her yandan dedikodulara maruz kalır. Yıkıcı karakteri bunlara karşı korumaya kalkışmak saçmadır. Birileri onu anlamaya çalışıyormuş hiç ilgilendirmez onu. Bu yöndeki çabaları çocukça bulur. Yanlış anlaşılmak ona vız gelir, tersine, ister ki yanlış anlaşılsın. Kerametler, devletin şu yıkıcı düzenlemeleri nasıl anlamalar yol açıyorsa öyle. 

Dedikodular, bütün olayların en küçük-burjuvası hep halk yanlış anlaşılmak istenmediği için patlak veriyor. Yıkıcı karakter kendini yanlış anlatmıyor, dedikoduya çanak ta tutmuyor. Yıkıcı karakter portföy-insanının düşmanıdır. Bu insan rahatını arar ve kılıf, onun için biçilmiş kaftandır. Kılıfın içi ise onun dünya da bıraktığı, ama ipek örtülü bir iz. yıkıcı karakter yıkımın izlerini bile siler. Gelenekçiler cephesinde yer alır yıkıcı karakter. Kimileri, dokunulmaz duruma getirerek, konserveleştirip bırakırlar yarına bazı şeyleri, ötekilerse geleceği kullanılır duruma getirerek saf dışı ettikleri durumları bırakırlar. Bunlara yıkıcı denir. Yıkıcı karakterde, asıl heyecanı olayların gidişine karşı duyduğu alt edilemez kuşkularda bulan ve her şeyin ters gidebileceği hesabını gönüllü olarak tutan tarihsel insan bilinci vardır. O nedenle güvenirliliğin ta kendisidir yıkıcı insan. Hiçbir şeyin sürüp gittiğini kabul etmez yıkıcı karakter. Ama işte bu yüzden her yerde bir takım yollar görür. Başkalarının duvarlar ve dağlarla karşılaştığı yerde de bir yol görür O. Ancak bir yol gördüğü içindir ki her yerde de engelleri ortadan kaldırmak zorundadır. Her zaman kaba değil, zaman zaman daha soylu bir şiddetle. Her yerde bir yol gördüğü için de kendisi hep dört yol ağzındadır. Zamanın hiçbir anı sonraki anın neler getireceğini bilemez. Ortada duranı yıkıntıya çevirir bu karakter, yıkıntı olsun diye değil, tersine bu yıkıntıdan geçecek yolu aşmak için. hayatın yaşanmaya değer olduğu duygusu içinde yaşamaz yıkıcı karakter, intihar etmek zahmetine değmez diye....

"Walter Benjamin"

Whitest Boy Alive - Burning

17 04 2014

Gabriel Garcia Marquez'i kaybettik


Gabriel García Márquez'i kaybettik.. Artık bu dünya biraz daha yalnız, biz daha çok yalnızız. Ne diyordu büyük usta "bir sona geldiğin için ağlama, onu yaşadığın için gülümse..." Işıklar içinde uyu büyük usta...

 
Belle & Sebastian - I'm Waking Up to Us

Bozuk düzen


Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı suratlı toplum..

"Oktay Rifat"


Camera Obscura - Do It Again

16 04 2014

Otostopçunun Galaksi Rehberi


İnsanoğlu daima yunuslardan daha zeki kabul olduğunu düşünmüştür. çünkü onlar tekerleği, New York'u, savaşları, vs.yi bulurken yunuslar hep suda şaklabanlık yapıp eğlenmektedirler. Yunuslar da daima, tam da aynı nedenlerden ötürü, insanoğlundan daha zeki olduklarına inanmışlardır...

Austra - Beat And The Pulse

Kedi Umut'tan mektup var


Osmaniye’de tren rayları yakınında ön ayakları kesilmiş olarak bulunan Umut Kedi adına bir dilekçe yazılarak suç duyurusunda bulunuldu. “Sevgili insan” diye başlayan ve “İmza Kedi Umut” diye biten dilekçeye imza olarak da Umut’un tek sağlam arka patisinin baskısı konuldu. İşte o mektup tadındaki dilekçe:

Ben bir kediyim. Daha önce bildiğim bir adım yoktu, bir süredir çevremdeki insanlar bana ‘Umut’ diye sesleniyor. Bir süre önce iki ön ayağımı kaybettim. Seninle aynı dili konuşmadığım için sana ve diğer insanlara yaşadıklarımı ve bu olayın nasıl olduğunu anlatamıyorum. Buraya gelmeden önce çok acılar çektim, kötü şeyler yaşadım. Bunu anlayabileceğine inanıyorum çünkü senin gibi bir can taşıyıp, seninkine benzer acılar yaşıyorum.

Sevgili insan, senden isteğim; beni sakat bırakıp, bana bu acıları yaşatanları bulman ve bir daha hiçbir türden hiçbir canlıya böyle bir acının yaşatılmaması için gereğini yapmandır. Bu toplumda insanlarla ve diğer canlılarla birlikte yaşayan bir kediyim ve bana yapılan suçun cezasız kalmaması için adalet istiyorum. Biliyorum ki, tüm canlı türler olarak hepimiz bu dünyada eşit ve iyi şartlarda yaşama hakkına sahibiz.Bu yüzden senden yardım istiyorum. Bu dilekçeyi çevremde bana yardımcı olmaya çalışan insanlar benim ağzımdan kaleme aldılar. İnsan dostlarım patimi basarak, bu dilekçeye kendimden bir iz bırakmamı istediler; ancak bu istekleri onları daha çok üzdü. Çünkü benim iki ön patim artık yok. Arka patilerimden biri de hâlâ yaralı olduğu için sağlam kalan son patimi bu dilekçeye basıyorum.”

Ve bu vahşeti yapan cani ya da caniler insan diye aramızda dolaşıyor. Biliyor musunuz sizin ciğeriniz beş para etmez be...

Cat Power - The Greatest

15 04 2014

İki yeni şarkı


Yaz mevsimi yavaş yavaş yaklaşırken müzik camiası yeni albüm sezonunu açmaya başladı. Retro kraliçesi Lana Del Rey, yeni albümü Ultraviolence'tan ilk single'ı West Coast'ı yayınladı. Yeni albüm The Black Keys'ten Dan Auerbach'ın prodüktörlüğünde hazırlandığını hatırlatalım. The Black Keys demişken grubun 13 Mayıs’ta yayınlanacak albümleri “Turn Blue”ya adını veren parça da gün yüzüne çıktı.

Lana Del Rey - West Coast

The Black Keys - Turn Blue

Eşik


Çocukluğumun güzel günleri büyük bahçeli bir evde geçti. Ellerim, ayaklarımdan uzak alabildiğine, kendi aydınlığında büyür, havada unutulan güvercinlerin gölgesi yastığıma düşerdi. Çil horozum, Karabaş'ım. Varsın gönlümce dönmesin demir tekerlek, kıllı kemiklerin arasından gittikçe çukurlaşan ucuz bir cep beni durmadan doğururdu çocukluğuma. Kaptanın sivri dişleri, üçgen tuğlalar gibi önüme düşen gülüşü. Soluk almadan yaşayan insanlar görürdüm bahçelerde, gözleri dikiş dikmekten delinmiş iri papağanlar, ay ışığından kalma parmaklıkların arkasından bakarlar insana. Fırıldak gibi çevirirdim masanın üstünde kibriti, mayıs güneşinin çalı çırpısı koltuğumda, giderdim dünyaların bahçemizle bitiştiği yere. Günlerce kutularımı aradığım olurdu otların içinde.

- Neden yemek yemiyorsun? diye sorardı annem.
- O çekici aldığın yere koy! diye seslenir Kaptan.

Gülerdim onlara kucağımda taşıdığım pencereden..

"Oktay Rifat"

Zamanın Farkında


Hiçbir zaman, hiçbir an kendimi unutup, nasıl göründüğümü yok sayamadığımı, geri çekilip çekilip kendime bakmaktan, gördüğümü beğenmeyip ona hayalimdeki şekli vermeye çalışmaktan önümdekini hep ıskaladığımı görüyorum şimdi. "Peki şimdini görüyor musun?" diye sormayın, onun da var en az bir on beş senesi. insanın ömrü herhalde bu yüzden uzun, bir halt ettiğinden değil, ne halt olduğunu on-on beş senede bir anlamasından...

"Şule Gürbüz" 

David Bowie - Where Are We Now?

14 04 2014

Pazartesiler


Günlerden pazartesi. Yine bir vapurun alt kamarasındayım. Uzakta evler güneşe sırtını çevirmişti. Geçmişim büyük bir yangında yanmıştı. Yatağım, yorganım, gözyaşlarım yanmıştı. Yapraklar, anılar, beni bugüne getiren kitaplar yanmıştı. Yanmış oğlu yanmıştı...

İnsanlar her yerde yalnızdı. Yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile. Yalnızlık dünyayı doldurmuştu. Kendi kendime söylendim: Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Ve her şey bir insanı sevmekle bitiyor.

Mutlu Pazartesiler...

Jane Birkin - Haine Pour Aime
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...