31.12.2011

Love Really Hurts Without You


Turgut Uyar'ın dediği gibi ;

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filanda gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar...

Koskoca bir yıl daha tarihe gömüldü gitti. Geçen bir yılın muhasebesini yapmak bir yana hayatta eğilmeden, büzülmeden, onurlu ve dik yaşamak kadar gurur verici bir şey olmamalı sanırım. Birde hayatında öyküsü yazılabilecek bir kadın varsa ne mutlu sana. Tarihe gömülen bir yılla hesaplaşma kısmına gelirsek sadece şunları yazabilirim ;

Ben birini sevmiyordum. O da beni sevmiyordu.
bir gün bir yerde randevulaştık.
ben gitmedim. O da gelmedi...


The Gadsdens - The Sailor Song

Billy Ocean - Love Really Hurts Without You

Arctic Monkeys - You Know I'm No Good

Emiliana Torrini - White Rabbit

My Brightest Diamond - Tainted Love


29.12.2011

Nellie The Elephant


Bu hikayedeki tüm kişi ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür.

Nellie
küçük ve sevimli bir fildi. Çalıştığı sirkin neşe kaynağı haylaz bir ufaklıktı. Küçük prens misali kendi dünyasında insanları ve diğer hayvanları çok severek yaşıyordu. Ve bir gün bir gecelik sarhoşluk misali aşık oldu. Artık gözü hiç birşey görmüyordu ondan başka. Sonunda sevdiğine açıldı ve aşkına karşılık buldu. Dünyalar onunda artık. Mutlu mesut su gibi geçen günler sonunda bir gün sevdiği onu bıraktı. Onun için o gün dünyanın sonu gibiydi. Sonunda dayanamadı, bu son gecedir artık ağladığım diyerek ölmek istedi. Ona göre herkes kendi hürlüğünde ölmeliydi. Ama beceremedi. Oysaki bu dünyada herşeyden ve herkesten çok onu seviyordu. Onu ne bok yerse yesin her geri döndüğünde ilk günkü gibi seveceğini ve sımsıkı kucaklayacağını biliyordu. Ama bilmek anlamaya ve mutlu olmaya yetmiyordu.
Günler günleri kovaladı yeni yıllar birbirini takip etti ve o bir gün çıktı geldi. Artık herşey için o kadar geçti ki. Nellie'nin aklına Küçük İskender'in sözleri geldi. Onun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi.

"Yılbaşı, bir hindiye ne ifade ederse, sende benim için aynı şeyi ifade ediyorsun."dedim. Rıhtıma doğru yürüdüm; bir gemiye dönüşebilsem açılacaktım. Yolcu alır mıydım: Hayır! Kalbimin filikaları delikti.

Bu hikayenin ana fikrini size bırakarak Şimdiden Mutlu Seneler diliyorum...


Toy Dolls - Nellie The Elephant

New Model Army - Vagabonds

Minor Majority - Supergirl

Jay-Jay Johanson - She Doesn't Live Here Anymore

Tindersticks - Sometimes It Hurts

28.12.2011

2011 Karnesi


Bir yıl daha şimdi bir rüzgar gibi geçiyor. Normal şartlarda bir çok günün hayatın akışına bir etkisi yoktur derler. Başlar ve biter. Bir yıl daha başladı ve bitti. Bu sene içimde şehirler çarpa çarpa büyüdü. Birçok ülke ve şehir gördüm. Her bir şehrin sokaklarında sadece sen ve ben vardık. Ve bir gün sabah sabah kapını çalsam ve desem ki yeniden başlayalım usul usul, gürül gürül. Sadece bir yer beğen rüzgarın estiği yönden.

Geçtiğimiz yıldan acısıyla tatlısıyla akılda kalan güzel şarkılar.




Lana Del Rey - Video Games




The Weeknd - Wicked Games



Cults - You Know What I Mean



James Blake - Wilhelms Scream



Fleet Foxes - Helplessness Blues



Panda Bear - Alsatian Darn



tUnE-yArDs - Gangsta



Nerves Junior - As Bright As Your Night Light



The Antlers - I Don't Want Love



Holy Ghost - I Will Come Back



Yuck - Shook Down



Toro Y Moi - New Beat



Tennis - Tell Her No (Zombie's Cover)



Youth Lagoon - Afternoon



Future Islands - Balance



Korallreven - Honey Mine



Nicolas Jaar - I Got A Woman



Destroyer - Kaputt



Gang Gang Dance - Adult Goth



Clams Casino - I'm God



Real Estate - It's Real

16.12.2011

Telefilme - Pop-Corn Videodrome


Telefilme iki İspanyol müzisyen Rodriguez (Beef) ve Pintado (Penelope Trip)'nun 95- 97 yılları arasında hayata geçirdikleri bir proje. Nasıl bir müzik diye soracak olursanız; post-taverna tadında eğlenceli ve özgün.

Soğuktu ve yağmur çiseliyordu...


Telefilme - Pop-corn Videodrome

Telefilme - Ingmar

Körler Ülkesi Khalkedon


Endonezya'nın Bande Açe bölgesinde, polis bir konserde İslami değerlere tehdit oluşturdukları gerekçesiyle göz altına aldıkları punkçı gençlerin saçlarını traş etti. Vücutlarındaki piercingler ve takılar zorla çıkarılarak ruhsal olarak arınmaları için nehre sokulup yıkandılar. Yeni kıyafetler verilen gençler askeri tarzda disiplin eğitimi alıyorlar ve 10 günlük rehabilitasyon sürecinden sonra evlerine gönderilecekler. İnsan inanın o çocukların şaşkın ve çaresiz bakışlarına mı üzülse yoksa devletin soğuk suyla punk merakını bastırma şekline mi gülse şaşırıyor.

Jello Biafra önderliğinde kurulan Dead Kennedys tartışmasız ABD punk sahnesinin en öncü figürüydü. Her ne kadar yaptıkları müzikte 70'lerin İngiliz punk'ının etkisi inkar edilemez olsada, Dead Kennedys andrenalinin yanında kimi İngiliz punk gruplarının müziği 3. sınıf dışavurumcu Alman pornosu gibi kalıyordu. Bunda Biafra'nın dört dörtlük bir ön adam olmasının payı büyüktü. Sahnede seyircilerin arasına balıkma dalıp onları taciz etmek grubun sahne şovlarının bir parçacıydı. Ve çoğunlukla bu tacizler bir kavgayla sonuçlanıyordu. Grubun diğer numaraları arasında; bir mezarlıkta evlenmek, San Francisco Belediye Başkanlığı için aday olmak ve kalabalığın sahnede kendilerini soymalarına izin vermek en dikkat çekenleriydi.

Dead Kennedys her zaman can alıcı ve çarpık konulara şarkılarında ver vermişlerdir. Atom bombası karşıtı alaycı Kill The Poor, California Valisi Jerry Brown'ın yeni çağ faşişmi üzerine yazdıkları California Uber Alles, Kamboçya'da birbuçuk milyonun üzerinde insanın katledilmesinden sorumlu eski kızıl kmer lideri Pol Pot ve buna seyirci kalan Amerikan Dış Politikası üzerine yazdıkları Holiday In Cambodia en dikkat çeken parçalarıydı.

Sonuç olarak Dead Kennedys dünyada mantar gibi türeyen yüzlerce benzer grubun aksine sahici, inandırıcı ve felsefesi olan bir gruptu. Biafra'nın sanatsal yaratıcılığı ve düzenin onur kırıcı beklentilerine karşı verdiği mücadele hayranlık uyandırıcıydı. Grubun Jello Biafra'sız bir İstanbul konseride yaptığını hatırlatalım.

Körler Ülkesi Khalkedon'da gözünü açık tutmak. Bütün bu mesele bu sanırım...


Dead Kennedys - California Uber Alles

Dead Kennedys - Too Drunk To Fuck

Dead Kennedys - Holiday In Cambodia

Dead Kennedys - Kill The Poor

14.12.2011

Nihilist Pop - EELS


Eels Mark Oliver Everett namı diğer Bay E önderliğinde kurulan Amerikalı bir grup. 1992 yılında A Man Called E isimli bir single ile kariyerine başlayan Everett, 1996 senesinde albüm kapağı The Ring filminin ucube kızı Sadako'yu andıran ilk albümü Beautiful Freak ile arıza ruh halini popüler müzik sahnesine transfer ediyordu. Tarih 2010 yılının Ocak ayı ve bütün şarkıları Bay E'ye ait olan sekizinci Eels albümü End Times yayınlanıyor. Aradan geçen onca seneye rağmen değişen ne diye sorarsanız Everett'in ilerleyen yaşına paralel olarak şarkılarda daha belirgin bir hal almaya başlayan kişisel iç hesaplaşmalar.
Can yakan, bünyeyi yıkan Eels şarkıları ne diye sorarsanız. Benim ilk 5'im şu şekilde olurdu.

- Novocaine For The Soul
- Cancer For The Cure
- Susan's House
- Mental
- Packing Blankets


Eels - Novocaine For The Soul

Eels - Cancer For The Cure

Eels - Susan's House

13.12.2011

ZOOEY DESCHANEL


Zooey Deschanel ismini J.D.Salinger'ın Franny and Zooey isimli eserinden alan ismi kadar güzel kadınlardan birisi. Kocaman gözleri, donuk bakışları ve ilginç ses rengi ile bağımsız filmlerin aranan isimlerinden biri oldu. Oyunculuk kadar müziğe olan ilgi ve merakı The Go-Getter filminde tanıştığı M.Ward ile birlikte She & Him grubunu kurmasına neden oldu. 1980 doğumlu Deschanel 2009 yılında Death Cab For Cutie grubunun solisti Ben Gibbard ile evlendi. 500 Days Of Summer filminde söylendiği gibi Zooey Deschanel ortalama bir boy, ortalama bir kilo, ortalamanın üzerinde bir ayakkabı numarasına sahip olarak sıradan bir kız sayılabilir. Ama Zooey Deschanel etkisi diye bir gerçek var.
Kapanışı tıpkı filmde söylendiği gibi Belle and Sebastian grubunun The Boy With The Arab Strap şarkısında geçen şu cümlelerle bitirelim "Colour My Life With The Chaos Of Trouble".


She & Him - Gonna Get Along Without You Now

She & Him - Please, Please, Please Let Me Get What I Want (The Smiths Cover)

Pixies - Here Comes Your Man

Belle & Sebastian - The Boy With The Arab Strap

ARI UP


70'ler feminist punk gruplarının en önemlisi The Slits'in kurucusu Ari Up 48 yaşında amansız bir hastalığın pençesinde geçtiğimiz yıl hayata gözlerini yumdu. Ari Up The Slits'i kurduğunda 14, punk'ın kilometre taşlarından biri olan Cut albümünü yaptığında 17 yaşındaydı.
Asıl ismi Arianne Daniele Forster olan Ari Up 1962 yılında Münih'te müzisyen bir anne olan Nora'nın kızı olarak dünyaya geldi. Annesinin İngiltere'ye taşınması ve burada Sex Pistols'tan John Lydon'la evlenmesi Ari'nin punk sevgisine zemin hazırlamış oldu. Joe Strummer'dan alınan gitar dersleri ve The Raincoats grubunun kurucusu Palmolive ile tanışması The Slits'in temellerini atmış oldu.
The Slits sistem tarafından dayatılan belli bir kadın tipine isyandı. O ve grup arkadaşları çığlıklar eşliğinde sahneden seyircilere kanlı petlerini fırtlatırlarken kendilerinden sonra gelecek Riot Grrrl akımına devrimci bir selam gönderiyorlardı.
Ve 2011 Türkiye'sinde devletin koruyamadığı kadınlar kendilerini namus bekçisi ve erkek olarak tanımlayan varlıklar tarafından öldürülmeye devam ediyor.


The Slits - I Heard It Through The Grapevine

The Slits - Typical Girls

The Raincoats - Lola (The Kinks Cover)

9.12.2011

Almanya Yenilince Bizde Yenilmiş Sayıldık


Mevsimin kışa döndüğü bir günde karlı bir Ankara sabahında uyanmak. Ciddi bir devlet asabiyetinin iliklere işlediği bu gri şehir kar yağınca yelkenleri suya indirip ayrı bir güzelleşiyor. Ve ben her Aralık ayında, Ankara'ya her kar yağdığında yenilgiler tarihinde kendimi bir memur gibi hissediyorum. O zaman ışıklar yanmıyor, aklım buz tutuyor. Gün batımından, gün doğumuna yarı çıplak anılarım canlanıyor. Bir şey var, tarif edemiyorum. Belki çok üşümek, belkide bu kentin denize uzaklığı. Şimdi ciğerlerim parçalanırcasına bağırsam sen diyeceksin ki bana

Almanya yenilince bizde yenilmiş sayıldık...


David McWilliams - The Days Of Pearly Spencer

The Feelies - Paint It Black

Marc Almond - The Days Of Pearly Spencer

These New Puritans - Elvis

Total Coelo - I Eat Cannibals

8.12.2011

Socrates Ruhu


Geçen pazar günü futbol sahalarının Che'si Socrates bağırsak enfeksiyonu nedeniyle 57 yaşında hayatını kaybetti. Dünya futbolunun en önemli fikir adamlarından biri olan tıp doktorası sahibi ve lakabı Doktor olan Socrates gündelik hayat ve siyasi fikirleriyle de topluma önderlik etmişti. Bir dönem köy köy dolaşıp binlerce insanı iyileştirmişti. Çocukluk kahramanları Fidel Castro, Che Guavera ve John Lennon olan efsane oynadığı Corinthians takımında Demokrasi Hareketi'nin kurucularından biriydi. Sevgili Ali Ece'nin belirttiği gibi büyük bir filozof olduğu kadar, büyük bir kalecide olan Camus'nün dediği gibi hayat bu kadar saçma işte, tam da bu yüzden bu hayatı kahramanca, SOCRATES'çe yaşamak gerekiyor.


Gündemin en sıcak konulardan biri olan Hopa Davası yarın Ankara Adliye'sinde başlıyor. Kısaca Hopa tutuklamalarını hatırlarsak. Haziran seçimlerinden az önce AKP'nin Hopa'da mitingi vardı. Bu mitingde özellikle HES politakaları nedeniyle AKP protesto edildi. Yapılan orantısız gaz bombalı müdahale sonucu emekli öğretmen Metin Lokumcu kalp krizi geçirerek öldü. Bunun üzerine KESK'in çağrısıyla, Ankara'da AKP binası önünde protesto eylemi düzenlendi. Bu eylemde ve sonrasında bir çok öğrenci tutuklandı. Yarın ilk duruşması görülecek bu öğrenciler terör örgütü üyesi olmakla suçlanıyor. Hemde silahlı örgüt üyesi olmakla. Suç eşyası olarak iddianamede yer alan bazı şeyler. Mesela şemsiye, plastik boru, Mahir Çayan resimleri, siyah-beyaz kareli poşu, Marx, Lenin, Engels isimli şahısların! kitapları.


Çocuğumuz yargılanıyor, mutluyuz!

Bu tutuklu 22 kişinin aileleri, kamuoyunun dikkatini çekmek için, çağrı metnini düğün davetiyesi şeklinde bastırdı. Davetiyede "Oğlumuzun ve kızımızın mahkemesine gelerek onları sahip çıkmanız bizi onurlandıracaktır" diye yazıyor. Çağrıyı yapanlar, davetiyede Annesi ve Babası olarak belirtildi. 2 bin 500 adet basılan davetiye Ankara'da dağıtıldı. Bu süreçte oyuncular, gazeteciler, öğretim elemanları Hopa davasında yargılanan bu öğrencilere destek için ceza evine saçlarından bir tutam yolluyor.

Bu ülkede öğrenci olmanın dayanılmaz ağırlığı çok ağır geliyor bazılarına. Artık birazcık olsun kafamızı gömdüğümüz çukurdan çıkarıp hayatı birazcık Socrates'çe yaşayalım. En azından geleceğimiz için.

Acı ama gerçek Winter Is Coming...


Ivy - I Don't Know Why I Love You

Trash Can Sinatras - Obscurity Knocks

The Monochrome Set - Le Boom Boom

Penny Lim and The Silverstones - Kung See, Kung See, Let's Be Happy

Shed Seven - She Left Me On Friday

5.12.2011

Occupy Wall Street


Bir rüya inşa ettiğimi söylediler
Sonu zafer ve huzura çıkan bir rüya
O halde neden cevap bekliyorum kuyrukta
Sadece bir ekmek uğruna
Bir zamanlar bir demiryolu inşa ettim
Yürüttüm treni, yarıştırdım zaman karşı
Bitti biter
Bir zamanlar bir kule inşa ettim
Tuğla, kireç ve perçinle güneşe uzanan
Gitti gider
Biraz bozukluğun varmı birader?...

İster Bing Crosby'nin tok sesiyle, İster George Michael'ın romantizmiyle, ister Tom Waits'in kükremesiyle dinleyelim, Büyük Buhran döneminde yakılmış bu işsizlik ve yoksulluk türküsü 80 yıldır kuşaktan kuşağa aktarıldı, gerçekliği baki kaldı. Brother, Can You Spare A Dime?, bir kaç aydır her perşembe, Wall Street'i İşgal Et Kadınlar Korosu'nun sesinden, New York Zuccotti Park'taki işgalci gençlerin hislerine tercümanlık oluyor.

Her kitlesel hareket gibi Occupy Wall Street'de müzikle, şarkılarla besleniyor. ABD'de eylemlerin merkezi niteliğindeki park ve meydanlar, ak saçlılarla dünkü çocukların, hippilerle hiphopçuların müthiş koalisyonuna sahne oluyor. Gençlerin arasına karışan birbirinden ünlü abiler, ablalar çok eski zamanlara, sanayi devriminin yaşandığı vahşi kapitalizm çağına ait şarkılar söylüyor.

Occupy Hareketi için alternatif Soundtrack

Para, iş, işsizlik, zenginlik, yoksulluk, kazanmak ve kaybetmek hakkında 10 şarkı...

Pink Floyd - Money

"Para, defol git
Daha yüksek maaşlı doğru dürüst bir iş bul kendine".

Tom Waits - Talking At The Same Time

"Milyonerleri kurtardık
Meyveyi onlar aldı
Bize kabuğu kaldı".

Cartel - Hani Bana Para :

"Herkesin aklındaki tek şey para
İnsanlık bile döndü karaborsaya
Var da ona, buna, sana
Yok mu bana?
Şimdi kes tantanayı
Hani bana para?"

Bob Dylan - Masters Of War

"Ölüm vakti geldiğinde
İstiflediğiniz paralar yetmeyecek
Ruhunuzu geri almaya."

Nina Simone - Ain't Got No, I Got Life

"Evim yok, ayakkabım yok
Param yok, sınıfım yok
Sevgilim yok, adım yok
Saçım var, başım var
Beynim var, kulaklarım var
Kalbim var, ruhum var
Bir hayatım var
Kimseye vermem."

Aşık İhsani - Balta

"Odun kırıcıydı, adı İlyas'tı
Yanaştım yanına, yüzünü astı
İşin nasıl dedim, bir küfür bastı
Arkasından baltasını biledi."

Noir Desir - Gagnants/Perdants

"Kazananlar arasına girmeye gönlümüz yok
Ama kaybedenlerden olmayı da kabul etmiyoruz."

Cem Karaca - Bir Mirasyediye Ağıt

"Beş parmak bir olmaz derdin
Yoksula güler geçerdin
Kefende cep yok demiştin
Giydin işte gidiyorsun."

Robert Wyatt - Shipbuilding

"Yakında yeniden açacaklarmış tersaneleri
Bu işin ustasıyız hepimiz
Gemi inşa edeceğiz var gücümüzle
Canımız pahasına dalacağız denize
İnci çıkarmaya dalmak varken."

Rüçhan Çamay - Para Parra

"Unutmayın her şeyi yaratan biziz
Matbaada parayı basan ellerimiz
Sanmayın onun hükmü değişmez yasa
Para neye yarardı eller çalışmasa
Para parra parra
Varlığı bir dert, yokluğu yara."


"Derya BENGİ "

Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Nina Simone - Ain't Got No, I Got Life

Noir Desir - Gagnants/Perdants

Robert Wyatt - Shipbuilding

29.11.2011

Bana Yalan Söylediler


Çok şey yitiriyormuşum gibi geldi bana. Kendi kendime sordum: Üzgün değil miydim, yaşamın çatırdadığını duymamış mıydım? Evet, öyle olmuştu; ama kalkıp sokaklarda koşturduğum, odanın bir köşeşinde kıpırtısız durduğum her dakika, gecenin serinliği, toprağın sağlamlığı soluklanmamı, sevince dayanmamı sağlıyordu. Bununla birlikte hiçbir zaman yaşama sus, ölüme defol dememiş kimselerle de karşılaştım. Hemen hep kadınlar, güzel yaratıklar. Erkekler, yılgı sarıyor, gece delip geçiyor onları, tasarılarının boşa çıktığını, çabalarının toz olup gittiğini görüyorlar, dünya benimdir diyen o önemli kimseler afallıyor, ne varsa çöküyor.
Sevgili anneannem bugün bu dünyadan ayrılmış olsanda, gittiğin yerde mutlu olacağını biliyorum. Yukarıdan bizlere bakmaya devam et lütfen ve daima gülümse...


Semiramis Pekkan - Bana Yalan Söylediler

Blouse - Into Black

A Smile And A Ribbon - Bobby Pin

Soda Shop - Farewell

28.11.2011

A Letter To Elise


Tezer Özlü'den Ferid Edgü'ye Mektuplar misali "Odanın içinde geziniyorum. Bazı bazı burada gezinmem gerekiyor. Ben beni bunaltıyor. Ben'in yazdığı bu satırlar canımı sıkıyor benim." Mektup bir insanın ruh çıplaklığını anlatmasının en güzel yolu olsa gerek.

Mutlu Pazartesiler...

Oh Elise it doesn't matter what you say
I just can't stay here every yesterday
Like keep on acting out the same
The way we act out
Every way to smile
Forget
And make-believe we never needed
Any more than this
Any more than this

Oh Elise it doesn't matter what you do
I know I'll never really get inside of you
To make your eyes catch fire
The way they should
The way the blue could pull me in
If they only would
If they only would
At least I'd lose this sense of sensing something else
That hides away
From me and you
There're worlds to part
With aching looks and breaking hearts
And all the prayers your hands you make
Oh I just take as much as you can throw
And then throw it all away
Oh I throw it all away
Like throwing faces at the sky
Like throwing arms round
Yesterday
I stood and stared
Wide-eyed in front of you
And the face I saw looked back
The way I wanted to
But I just can't hold my tears away
The way you do

Elise believe I never wanted this
I thought this time I'd keep all of my promises
I thought you were the girl I always dreamed about
But I let the dream go
And the promises broke
And the make-believe ran out...

So Elise
It doesn't matter what you say
I just can't stay here every yesterday
Like keep on acting out the same
The way we act out
Every way to smile
Forget
And make-believe we never needed
Any more than this
Any more than this

And every time I try to pick it up
Like falling sand
As fast as I pick it up
It runs away through my clutching hands
But there's nothing else I can really do
There's nothing else I can really do
There's nothing else
I can really do
At all...

The Cure - A Letter To Elise

27.11.2011

3 DEV ADAM


Oyuncu Doğan Tamer'in senaryosunu yazdığı, T.Fikret Uçak'ın yönettiği 3 Dev Adam belki de kendi türünde ender rastlanan örneklerden biridir; dizi film, çizgi roman, fotoroman kalıplarını biraraya getiren abartılı bir şiddet ve sadizm gösterilerine geniş bir yer ayırır. Film bir trash filmden beklenilecek her şeyi eksiksiz sergilemektedir. Uzak Doğu'da merkezlenen uluslararası suç örgütü Örümcek Çetesi tarihi eser kaçakçılığı için Türkiye'ye yerleşmiştir. Daha önce çalıp sattığı antikaları sahte dolar basarak geri alan çetenin faliyetlerini izleyen ABD ve Meksika hükümetleri, kendi süper kahramanlarını Türk polisiyle işbirliği yapıp çeteyi çökertmek üzere İstanbul'a gönderirler. ABD'den yüzbaşı Amerika (Aytekin Akkaya) ve Meksika'dan maskeli punkreas güreşçisi El Santo (Yavuz Selekman) Türk Emniyetinden komiser Orhan (Doğan Tamer) ile buluşup bir dizi kanlı cinayet işlemiş Örümcek Adam (Tevfik Şen) ve sevgilisi Nadya'ya karşı harekete geçerler. Örümcek Adamı durdurmak isteyen başkaları da vardır, birçok adamını ona kurban veren Mafya gibi. An gelir Üç Dev Adam Örümcek'i kıstırır, fakat birden örümcek kostümlü adamların saldırısına uğrarlar. Kanlı bir mücadeleden sonra Yüzbaşı Amerika, bir biçki makinasıyla Örümcek'i öldürmayi başarır. Çete çökertilir, tarihi eserler kurtarılır ve yabancı süper kahramanlar ülkelerine dönerler. Filmi Amerika'da video kasetten izlemiş olan sinema yazarı ve Sinema Brut dergisinin yayıncısı Keith T.Breese Üç Dev Adam'ı eleştirirken şaşkınlığını gizleyememiştir. "Bu bir şaka değil" diyor, "anlaşılabilmesi için seyredilmesi gereken bir Türk filmidir. İster inanın, ister inanmayın bu taşlamalı bir güldürü değildir. Süper Kahramanları ve Süper Canileri ele alan sert ve ciddi bir çalışmadır. Pek tabii ki film dağınık, ucuz ve kötüce çekilmiştir fakat benzerini bulabilmek zordur.

"Fantastik Türk Sineması"

Bildiğim kadarıyla piyasada film dvd formatında mevcut. En azından bende bir tane var.


Mercedes - Yazık Sana

Funda - Affetmem

Beyaz Kelebekler - Esmerim


Bookmark and Share

19.11.2011

Her Mevsimin Bir Sonu Vardır


İlk defa okuldan kaçtığımda 16 yaşındaydım. Eskişehir'in gerçekten eski olduğu yatılı okul yıllarıydı. Devlet ciddiyetinin içimize işlendiği ama boyumuzdan büyük hayallerimizin olduğu bir dönem. Soğuk bir kış günüydü. Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. Bir bayram öncesi bir grup arkadaş okuldan kaçmak için plan yaptık. Salinger ile yeni tanıştığım bir dönemdi. Ona dair ne bulursam okuyordum. İçimde gizliden gizliye bir Holden Caulfield hayranlığı vardı. Okulun parmaklıklarından kaçış ve Enveriye İstasyonu'ndan trene kaçak biniş ve eve varış. Elbette arkamızdan oğlunuz okuldan kaçtı temalı bir telefon ve okula dönüşte alınan bir ton ceza. Ama içimdeki coşkuyu hatırlıyorumda, herşeye değmişti bence.
Ve babalarımız. Bizim kuşağımızın babaları biraz sertti. Onların hiç bir zaman ruh halinin mevsimi bilinmezdi. İçlerindeki sevgiyi hep ikinci plana atıp doya doya sarılmaya korktular. Ama belkide haklıydılar. Onlar bu çoğrafyada iki tane darbe gördü. Hapislerde yattılar, işkence gördüler. Her zaman sert görünmek zorunda kaldılar. Belki o yüzden bizlerde sevdiklerimize sıkı sıkı sarılıp gitme diyemedik.
On The Roads Again diyerek bir süre daha uzaklarda olacağım. Şimdiden Mutlu Pazartesiler...


Buzzcocks - Sixteen Again

Nekropsi - Papa

The Electric Prunes - I Had Too Much To Dream Last Night

18.11.2011

Freud Diye Bir Şey Yoktur



Bu topraklardan çıkmış biraz sıradışı, biraz arıza bir insan şair, senarist ve yönetmen Onur Ünlü. Ah Muhsin Ünlü ismiyle yazmış olduğu şiirler gerek alaycılığı gerekse barındırdığı ironiler nedeniyle Onur Ünlü'nün hayata bakışını özetler nitelikteydi. Polis filmi ile başlayan sinema sürüveni ise bugün vizyona giren "Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi" ile devam ediyor. Son dönemde TRT'nin fenomen dizisi Leyla İle Mecnun'un yönetmen koltuğunda oturması onu daha çok tanınır hale getirdi diyebiliriz. Özellikle belirtmek gerekirse Onur Ünlü bir daha film çekmesin, Ah Muhsin Ünlü'de bir daha şiir yazmasınlar tarafında değilim. Bence yaşamla ölüm arasında savrulan insanların hikayesini anlattığı 5 Şehir filmi bu ülkede yapılmış en sıradışı fimlerden bir tanesi.

Ve Ah Muhsin Ünlü'nün meşhur şiiri "Freud Diye Bir Şey Yoktur. "

sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.




Seapony - Into The Sea

Porcelain Raft - Images From The Light House

Radioseven - Don't Think

17.11.2011

Video : Cults - Go Outside


Bakmayın insanların "Beni çok sevecek birini arıyorum" demesine. Büyük bir sevgiye maruz kalınca hepsi kaçacak delik arıyor.

"Bob Marley"

Go Outside videosunda hikayesi anlatılan People's Temple (Halkın Tapınağı) kilisesi James Warren"Jim" Jones tarafından kuruldu. Halkın Tapınağı, zenci ve beyazlara eşit muamelesiyle diğerlerinden ayrılıyordu. Bu yüzden birçok siyah Amerikan vatandaşı tarikata üye oldu.

Müritler Jones'a Baba diyorlardı. Jones onlar için İlahi bir varlıktı. Onun mucizevi iyileştirici özellikleri olduğunu düşünüyorlardı. Kilise üyeleri kendi hareketlerinin toplumun problemlerine çözüm getireceğine inandılar. Bunun yüzünden ana akım Hristiyanlıktan uzaklaştılar. Eşcinsel olduğu için medyanın eleştirilerine maruz kalan Jones, sekse düşkünlüğü kadar daha sonra oğlunun açıkladığı üzere yoğun bir şekilde amfetamin, marijuana ve LSD kullanıyordu.

1977 yılında İnsan Tapınağı tarikatı, Guyana'da ormanın içine bir araziye taşındı. Jones'un hayali burada tarikat üyeleriyle komünal bir yaşam sürüp medyanın ve halkın bıktıran ilgisinden uzaklaşmaktı. Fakat kasaba yaşamına geçince işler değişmeye başladı. Jones, ağırlaşan uyuşturucu bağımlılığı etkisi altında müridlerine sık sık toplu intihar provaları yaptırmaya başladı. Tarikat mensuplarının yakınları dernekler oluşturup Jonestown'da insan hakları ihlalleri yapıldığını iddaa edip bölgeye ziyaret etmek için bir basın ekibi ve senatör göndermeyi başardılar. Ekip Jonestown'dayken her şey normal gözüküyordu, fakat ziyaretçi ekibi artık oradan ayrılmak istediklerini söylediler ve yanlarına da ayrılmak isteyen tarikat mensuplarını aldılar. Uçağa binerlerken kamyon üstünde İnsan Tapınağı tarikatı mensubu silahlı adamlar tarafından saldırıya uğradılar ve 5 kişi hayatını kaybetti. Bu olayın patlak verdiği günün akşamı ise aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu 911 müridiyle birlikte Jim Jones kasabasında aynı anda intihar etti. Müridler siyanürlü kokteyler ve enjektörler vasıtasıyla intihar ederken, koltuğunda ölü bulunan Jones'un kendini silahla vurduğu görüldü.

Ertesi gün bu olaydan haberi olmayan basın helikopterle bölgeye geldiğinde her yere dağılmış 900'ün üzerinde cesetle karşılaşınca şoke oldu. Tüm dünyayı ayağa kaldıran bu eşine rastlanmamış olay Jonestown Katliamı olarak tarihe geçti.

Ayrıca konuyla ilgili olarak dikkat çekici şu yazıya göz atmakta fayda var.


Cults - Go Outside

Cults - Abducted

Cults - Bad Things (Remix) (ft. Freddie Gibbs)

14.11.2011

Ölüler ki Bir Gün Gömülür


Ölüler ki bir gün gömülür
İçimizdeki ölüler, dışımızdaki ölüler
İnsan yaşıyorken özgürdür
İnsan
yaşıyorken
özgürdür.

"Edip Cansever"

Mutlu Pazartesiler...

The Helio Sequence - The Captive Mind

Nekropsi - Erciyes Şokta

The Vaselines - You Think You're A Man

12.11.2011

Duygusallar Cumhuriyeti


Dün akşam milli maçı izlerken resmen bitsin bu çile artık diye dua ediyorduk. Bir yandan en iyi tezahürat şeklinin küfür olduğunu aklına mıh gibi kazımış bir taraftar tayfası, diğer yanda maç bitsede evimize gitsek izlenimi veren futbolcular. Al birini vur ötekine. Zagrep Radyo'sunda Lili Marlen Türküsü çalar, Duygusallar Cumhuriyeti'nde bir Milli Takım Zaprep tatili kazanır. O değilde Erkin Koray'ın dediği gibi Aşkımız Bitecek bundan korkuyorum. Erkin Baba demişken Seattle'lı bir firma olan Sublime Frequencies Erkin Koray'ın 1970 ve 1977 arasında kaydedilen parçaları Usta'nın kendi kişisel koleksiyondan alarak Meçhul ( Singles & Raties) isimli bir albüm basmış. Nefis parçalar, nefis yorumlar.

Diğer bir mevzu Japonya'lı deprem şehidimiz Atsushi Miyazaki. Muhtemelen kendi ülkesinde 5.6 şiddetinde bir depremde evinde istifini bozmadan kahvaltısına devam edecek Miyazaki kaldığı Bayram Otel'in enkazında can verdi. Miyazaki çalıştığı yardım kuruluşu AAR Japonya'ya neden katıldığını, kurumun sitesindeki mektubunda şöyle anlatmış. "Yalnızca gelişmiş ülkelerden değil, aynı zamanda da gelişmekte olan ülkelerden büyük Japonya depremi kurbanlarına gönderilen pek çok yardım ülkelerarası karşılıklı yardımlaşmanın dünyayı ayakta tuttuğunu bir kez daha anlamamı sağladı. Dünyadaki acil yardıma ihtiyacı olan insanları düşündüğüm zaman, Tohoku bölgesi de dahil olmak üzere, farkına vardım ki organizasyon yönetimi, halkla ilişkiler ve savunma aktiviteleriyle ilgili daha önce görev aldığım sivil toplum kuruluşlarında kazandığım tüm tecrübemi bu insanlar için faydalı hale getirebilirim. Barış inşası alanına hep ilgili oldum. Tohoku'daki depremi görmek dünyada zor durumda olan insanlara yardım etme arzumu güçlendirdi ve bu aynı zamanda, inanıyorum ki barış inşasına da yönlerdirdi. AAR Japonya bu tür aktivitelere adanmış bir organizasyondur ve bu benim sizle çalışmayı istememim nedenidir."
Olacak belli duygusal bir millet olarak rahmetlinin ismini parklara, bahçelere, sokaklara vereceğiz ve o bina hiç yıkılmamış gibi yoğun milli duygularımız ile Duygusallar Cumhuriyet'inde hayatımıza devam edeceğiz bir sonraki depreme kadar.


Erkin Koray - Aşkımız Bitecek

Selda - İnce İnce Bir Kar Yağar

10.11.2011

Yurttan Sesler : DDR


İsmini Alman Demokratik Cumhuriyeti'den alan DDR, 2002 yılında Cihan Cinemre ve Can Batukan tarafından İstanbul'da kuruldu ve aynı yıl Post-technik isimli ilk demo kaydını yaptı. 2004 yılında üye sayısını dörde çıkararak, Slusaj Najglasnije! isimli plak şirketinden ikinci demosunu kaydetti. 2006 yılında çıkan Yeniden Üretim isimli üçüncü demodan sonra bir albüm sürecine giren DDR, Agitprop isimli albümlerini Peyote Müzik'ten çıkartılar. Agitprop 17 Ekim Devrimi sırasında ortaya çıkmış bir kavram. Gündelik hayata ait enstümanları kullanarak işçi sınıfına yönelik yapılan bir propaganda yöntemidir. DDR müziğinde popüler kültürün etkisindan kaçınarak, bilindik kalıpların aksine karanlık ve döngüsel bir kurgunun peşinden koşuyorlar. Ticari kaygılardan uzak post-punk etkileşimli bu müzik Türkiye'de süregelen kalıplaşmış müzik hegomanyasına manifesto niteliğinde, mesaj verme kolaylığına kaçmayan samimi bir direniş


DDR - Meinhoff

DDR / Tanklar ve Yığınlar from Peyote Müzik on Vimeo.

3.11.2011

Climbing Back Inside The Dream




Beyoğlu'ndan gürültüler geliyor, tamam akşam. Bir takım insanlar ellerini yüzlerini yıkayıp sokağa çıkmışlar. Daha geniş meydanlara, köprülere, caddelere gelip durmuşlar. Bir kısmı Yenikapı'ya Çakır'ın Gazinosuna koşmuş, bazıları Eyüp'e, Kasımpaşa'ya, Üsküdar'a çıkmışlar. Beşiktaş'lı hemen caddeye ve denize nazır bir yere oturmuş. Bu saatte Karaköy'deki Batumlu geveze salepçinin Alaca kedisinden başka konuşacak kimsesi yok. Soğuk bir rüzgar ikisini birbirine yaklaştırmış, kıpırdamadan duruyorlar. Fakir mahallelere beyaz atıyla Fatih çıksa yerinden kıpırdamazlar. Hepsi güzel şeylere inanmışlar. Mutlaka büyük bir rahatlık olan denizi ve gökyüzünü görmeye çıkmışlar. Denizde ve gökyüzünde Hürriyetsiz hiçbir şeyin yaşadığı görülmemiştir. Bu saatte İstanbul'un geniş ve ölümsüz yüreği, insanların dar ve kahırlı yüreğine karşıdır.


The Clint Boon Experience - Climbing Back Inside The Dream

The Clint Boon Experience - White No Sugar

Looper - Mondo '77

Erkeğiz biz!




BİZ erkeğiz.

Mardin’in askeri ve mülki erkânındanız.

Toplam 26 kişiyiz.

Askeriz, memuruz, muhtarız, korucuyuz.

Biz erkeğiz.

2002’de 13 yaşında bir kızla yattık.

Kız (N.Ç.) “düşürülmüştü”, anlarsınız ya.

Erkeğiz biz, 13 yaşında kızla yattık; ters ilişkiye zorladık.

Şikâyet oldu. Mahkeme oldu.

Erkeğiz biz, dedik ki “Biliyordu ne yaptığını…”

26 kişiyiz biz, hepimiz erkeğiz.

Mahkeme de erkek çıktı.

Alt sınırdan ceza verdi, güzel ceza indirimleri yaptı.

Dedi ki erkek mahkemesi “N.Ç. olanın bitenin farkındaydı. Tecavüzlere karşı değildi, para için yaptı bu işi…”

N.Ç. 13 yaşındaydı, biz de erkeğiz.

Böyle savunduk kendimizi “13 yaşında kız biliyordu olanı biteni… Para için yaptı… Biz de erkeğiz yani sayın kamuoyu…”

N.Ç.’yi biz erkeklere pazarlayanlar kadındı.

Ama erkek mahkeme onlara indirim yapmadı bize yaptı.

Çünkü onlar “iffetsiz” kadınlardı, onlara indirim yok.

Biz parası neyse verdik, erkeğiz.

Biz iffetli erkekleriz, 13 yaşında kızla yattık; onlar iffetsiz kadınlardı.

Karar temyiz için Yargıtay’a gönderildi.

Yargıtay Başsavcılığı bu erkek kararın arkasında durdu.

Verilen kararın yasalara ve kurallara ve usullere uygun olduğunu vurguladı.

Biz 26 erkeğiz, erkek adamız, yanlış yapmayız.

13 yaşındaki kıza, 26 kişi, 26 koçyiğit, 26 er kişi, 26 boy boy boydan boya delikanlı olarak yanlış yapacak halimiz yok.

Erkeğiz biz icabında.

Erkeğiz biz.

Laf atarsak, tokadı basarsak, taciz edersek, ırzına geçersek, söversek, döversek, öldürürsek
erkekliğimizden yaparız bunu.

Döveriz, sırtından bıçaklarız, yetmez bir de yakmaya kalkarız.

Oyunumuzun kuralı bu.

Biz erkeğiz, ne yaptığımızı biliriz, ne yaparsak namus için erkekliğin şanından yaparız.

Annadın mı?

"Kanat ATKAYA"

Bu ülkede adalet ve demokrasi varmış! Sen onu benim külahıma anlat...


Caesars - Don't Fear The Reaper

1.11.2011

Durum Raporu



Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa

Başta ve sonda ayrı olduğumuzdandı...


Malcolm Middleton - Fight Like The Night

Future Islands - Balance

Paris - Disco Fever

Rebel Moves - Pompala

31.10.2011

Video : Soko - I Thought I Was An Alien


Fransız şarkıcı ve oyuncu ütopik dişi Soko aka Stephanie Sokolinski yıllar önce I'll Kill Her parçasıyla albümsüz bir fenomen haline gelmişti. Parça o kadar sevildi ve kulaktan kulağa bir çığ gibi yayıldı ki yıllarca bir albüm beklendi. Ve sonunda Soko Şubat 2012 'de I Thought I Was An Alien isimli bir albüm yayınlıyor. Aşağıda ki video ise Soko ve ünlü yönetmen Spike Jonze işbirliğince hazırlanmış. İPhone ile filme alınan video için kullanılan mekan Los Angeles'daki Echo Park. Bu arada gözümüz aydın dünya nüfusumuz 7 milyar olmuş. Artık dünya dışı varlıklar bu insan bolluğuna ilgisiz kalmayacaklardır sanırım.


Soko - I'll Kill Her

Soko: Alien Love on Nowness.com.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...