The Mary Onettes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Mary Onettes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.07.2013

Another Song for Another Night: Francesca Woodman


1958 doğumlu Francesca Woodman, sanata meraklı bir aile ortamında 13 yaşında fotoğraf çekmeye başladı. Fotoğraflarında çoğunlukla kendi bedenini kullanarak dolaylı yoldan kuşkularla dolu kendi iç dünyasını gözler önüne serdi. Woodman çalışmalarında hep kimliksiz, çiğ bir film karesinin peşinden koştu. Deprasyonla yoğrulan yorgun bir beden ve gittide silinen sönük bir ruh hali eşliğinde soluk görüntüler.


Şiirde Sylvia Plath ruhu ne demekse, fotoğraf sanatında Francesca Woodman o demekti. Dönem itibariyle çalışmalarının ilgi görmemesi ve artan deprasyon dönemi onun ihtihar sürecini hızlandırdı. 23 yaşında yüksek bir binanın tepesinden atlayarak hayatına son verdi. 10 yıllık kısa bir fotoğraf geçmişinin ardında Some Disordered Interior Geometries isimli tek bir kitap bıraktı.



The Dark Romantics - Another Song for Another Night

Stars - Take Me to the Riot

The Mary Onettes - Lost

3.11.2012

Kayboluş


Birinci mucize:

Georges Perec, Fransızcanın en çok kullanılan sesli harfi olan "e"yi kullanmadan bir roman yazdı: La disparition.
 
İkinci mucize:

Cemal Yardımcı, bu romanı "e" harfini kullanmadan Türkçeleştirdi: Kayboluş.

Fransız yazar Georges Perec kitaplarını keyifle okuduğum tuhaf bir insandır. Perec "Kayboluş" romanı Fransızca'da en çok kullanılan "e" harfini hiç kullanmadan yazmıştır. Ve yine onu Türkçeleştiren Cemal Yardımcı 300 küsur sayfalık bu romanı çevirirken hiç "e" harfini kullanmamıştır. Kitabın özeti aslında kitapta geçen şu cümlelerle özetlenebilir:

“Bu muamma yutacak bizi. Kim ki yorulmadan uzağa, daha uzağa koşmaya gönüllüdür ancak onu kurtarabiliriz.”


 Enis Batur kitabın arka kapağında şöyle diyordu romanla ilgili olarak.

Kayboluş, ilk yayımlandığı 1969 yılından bu yana kısıtlamanın kaçınılmaz olarak yoksullaştırdığı kuru bir anlatı olarak karşılanmadı hiç! Dil oyunları, çağrışımları, konusunu baş kahraman yapan kurgusuyla bir yazınsal başyapıt; doludizgin hayal gücü, insafsız mizah duygusuyla bir solukta okunacak bir roman olarak kabul gördü.

İkinci Dünya Savaşı'nı, anasının, babasının kayboluşuna tanık olan bir çocuk olarak yaşayan yazar, hayatına damgasını vuran boşluğu bu olağanüstü romanında bir harfi ortadan kaldırarak yansıtır. Ama daima yaptığı gibi, hüznünü coşkulu bir mizahla sarıp sarmalayarak, acı olanı gülünç, anlamsız olanı kurgusal kılarak, sıkıntılarından oyunlar çıkararak açığa vurur bu boşluğu. Bu paradoksal yaklaşım baştan sona romana sinmiştir. Bir açıdan has yazından yana olanların tad alacağı bir yazınsal oyundur bu yapıt, bir başka açıdan hoş bir fantastik komplo öyküsüdür. Bir bakıma bir tür "roman-karşıtı" romandır.

Bu kitapta can alıcı ortak noktaya sahip sayısız sözcük kullanılamamıştır: Kayboluş'da, 'altıncı harfin' romana hiç sızmayacağı bir yapı kurmuştur yazar. Büyük paradoks: Çok sık karşılaşılan bir harfin asla okur karşısına çıkmayacağı bir roman yazmaya soyunan yazarın adında dört posta o harfin bulunması. Daha büyük paradoks: İnanılması güç bir ön kuraldan yola çıkmış olmasına karşın, romancının son yarım yüzyılın başyapıtlarından birini yaratması. Kayboluş, harfin sayıyla çarpıştığı, sıfırla sonsuzun birbirini hırpaladığı bir yazı okulunun, Oulipo'nun doruk noktalarından biri. Kayboluş lirik, akıl dolu, hinoğluhin bir roman.

Taken by Trees - Lost and Found

The Mary Onettes - Lost

1.09.2012

Başkasının olan hayatlar


Kimin hayatını yaşıyorsun sen? Kendininkini mi? Öyle mi? Hep mi? Dursan baksan şimdi ne kadar kendin kaldın bu hayatta? Kendinde ne kadar sen varsın? Dursan baksan şimdi, kendini ikna ede ede ne kadar yol gittin kendinden? "Olması gereken bu" diye, "Hayatın zaten pek fazla numarası yok" diye? "Zaten daha ne olacaktı?" diye... "Burası iyi, güvenli" diye diye diye diye...

Ne kadar yol gittin kendinden kendine hikayeler anlata anlata? Düşünsene, o hikâyelerle ne kadar çok zaman oyalandın aslında başkasının olan hayatlarda?

Oysa bir gün...

Kendine geri yürüyeceksin. Bu yüzden dikkat et de fazla uzaklara gidip geri dönüş yolunu kaybetmeyesin.

"Ece Temelkuran"

The Mary Onettes - Lost

Colder - Losing Myself
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...