The Coral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Coral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.02.2017

Halay Başı: The Coral


Müzik piyasasında kimi gruplar için ilk albüm sendromu diye gizli bir hastalık var sanırım. Örneğin MGMT, kısmen Interpol ve The Coral bu hastalığa yakalanan aklıma gelen ilk isimler. 1996 yılında martıların sıkıntıdan çığlık attığı, Liverpool yakınlarında bir deniz kasabası olan Hoylake'de kurulan ve 20 yaşın altında 6 arkadaştan oluşan The Coral, albümleri yayınlanmadan önce özellikle "Shadows Fall" şarkısı ile dillere düşmüş, genç kızların gönlüne salıncak kurmuştu.  2002'de ise "The Coral" ismini taşıyan debut albümleri çıkınca geleceğin yıldızları arasında gösterilmeye başlanılmış ve o yıl Mercury Prize adayı olmuşlardı.

The Coral, aslında ilk albümleriyle öyle fizik kanunu gibi yeni bir şey sunmuyordu. Neydi peki o keyifli formül? Özetle bilinen müzikal formları güzel bir kimyayla bir araya getirmek. Albümün geneline yayılmış ska gitarlar, 60'ların neşeli ruhu, The Clash tarzı punk vuruşları arasında renkli, tatlı, akıp giden bir kayıt. Sonrasında ne oldu bilinmez The Coral bu ilk albümün ağırlığı altında ezildi gitti. O beklenen halay başı duruşu bir türlü gelmek bilmedi. Sonrasında çıkardığı albümlerde hep bir yavanlık oldu.

Ama çıkmadık candan umut kesilmez diyerek, beklemeye devam ediyoruz merkez.

20.12.2012

2013 Pirelli Takvimi


Her yıl merakla beklenen Pirelli Takviminin 40. sayısı Rio de Jeneiro'da tarihi "Cidade Maravilhosa" limanındaki "Pier Maua" anrteposunda tanıldı.Bu yılki çekimleriNational Geographic dergisinin 1985 yılı kapağında yer alan “Afgan Kızı” fotoğrafıyla ünlenen Steve Mccurry yaptı.Takvimde yer almaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Steve Mccurry; ”Takvimi ve temsil ettiği kavramları çok iyi biliyorum. Bu projede yer almayı çok arzu ediyordum. 2013 Pirelli Takvim’in çekimlerini yapıyor olmak gurur verici. Bu çalışma benim için de bir nevi meydan okuma niteliğinde. Bu yılki takvimde çıplaklık yerine ruhani güzelliği öne çıkartmayı tercih ettim” dedi.


Bir kitap-takvim şeklinde ciltlenmiş 2013 Pirelli Takvimi'nde 34 renkli resim yer alıyor. Oyuncu ve modellerin 23 portresi, günlük yaşamdan parçaların betimlendiği dokuz resim ile tamamıyla grafiti ve duvar resimlerinden oluşan iki resim var. Her yıl dünyanın en yetenekli fotoğrafçılarıyla en güzel modellerini bir araya getiren Pirelli Takvimi’ne poz verenler arasında bu yıl Sonia Braga, Marisa Monte, Isabeli Fontana, Elisa Sednaoui, Hanaa Ben Abdesslem, Liya Kebede, Karlie Kloss, Kyleigh Kuhn, Petra Nemcova ve Summer Rayne Oakes yer alıyor. Kamera karşısına hamile olarak geçen Adriana Lima ise Pirelli Takvimi’ndeki ilk hamile model olarak dikkatleri üzerine çekiyor.



2013 Pirelli Takviminde yer alan modeller: 
 
Sonia Braga; Hispanic Foundation for the Arts ortak kurucusu Brezilya asıllı manken.

Marisa Monte; Brezilya asıllı şarkıcı ve AIDS/HIV ‘e karşı mücadele eden sağlık kuruluşlarını destekliyor.

Adriana Lima; Brezilya asıllı ve Bill Clinton ile birlikte “Global Initiative program for Haiti” sosyal sorumluluk projesine destek veriyor.

Isabeli Fontana; Çocukları koruma vakfı üyesi ve yetimhanelere finansal olarak destekte bulunuyor. Brezilya asıllı.

Elisa Sednaoui; İtalyan asıllı manken, Güney Mısır’da 200 kırsal bölge yaşayanının hayatını ele alan “Kullutamam” projesinin yöneticiliğini yapıyor.

Hanaa Ben Abdesslem; Tunus asıllı manken ülkesindeki devrim döneminin en büyük savunucusu, bölgedeki hastalıklar ve ihtiyaçlar konusunda destekçi.

LiyaKebede; Etiyopya asıllı manken, çocuk ölümlerini ve anneliğe dair konuları ele alan “LiyaKebede” kuruluşu üyesi.

KarlieKloss; Amerika asıllı “Elisabeth Glaser Pediatric AIDS” kuruluşu üyesi. “Tents Today Homes Tomorrow for Haitian people” organizasyonu destekçisi.

Kyleigh Kuhn; Amerika asıllı manken, “Roots Peace” destekçisi. Ailesi tarafından kurulmuş bir örgüt, mayınların kaldırılması için çalışmalar yürütüyor ve savaşın yakıp yıktığı bölgelerin yeniden yapılandırılmasını hedefliyor.

Petra Nemcova; Çekoslovakya asıllı manken, 2004 Tayland Tsunamisi’ni yaşayan biri ve o doğal felaket sonrasında çocuk mağdurlarına yardım amaçlı “Happy Hearts” vakfını kurdu.

Summer Rayne Oakes; Amerika asıllı manken, moda sektöründe çevre bilincinin artırılması amaçlı çalışmalar yapıyor.


The Coral - Calendars & Clocks
 
The Coral - In The Morning

21.03.2012

“BİR AYRILIK” sadece bir ayrılık değildir


İranlı Yönetmen Asghar Farhadi’nin 2011 yapımı Bir Ayrılık (Jodaiye Nader az Simin) filmi üzerine uzun zamandır bir yazı yazmayı düşünüyordum. Bu yıl yapılan Oscar Ödül töreninde beklediğim üzere “En İyi Yabancı Film” dalında Oscar ödülü kazanınca artık bu yazı farz oldu diye düşündüm.

Filme başlamadan önce filmde özellikle üstüne basa basa vurgulanan sınıflı toplum düzenine dair eleştirileri dikkate alarak sınıf kavramının tarihsel sürecine bir göz atalım. Latince classis sözcüğünden gelen sınıf kavramı, yurttaşları servete göre ayıran çeşitli kategorileri belirtir. Özellikle 19 yy. başlarında Avrupa’da sınıf kavramı farklı bir anlama bürünmeye başlar. Bu tarihten itibaren sadece bir kavram değil, toplumsal bir ayrım ve ilişkileri farklı düşünmenin bir şekline bürünür. Artık sınıf kavramı çıkar sözcüğü ile birlikte anılmaya başlanılacaktır. Sınıf olmak için her bireyin ayrı ayrı ortak çıkarları olması gerekecektir. Böylelikle bireyler kendi çıkarlarını korurken içinde bulunmuş olduğu sınıfın çıkarlarını da korumuş olacaklardır. Bu tabakalaşma Marks’la beraber daha net bir ayrıma bölünecektir. İşçi sınıfı ve Burjuvazi.

Bir Ayrılık Asghar Farhadi’nin beşinci uzun metrajlı filmi. Önce Berlin Film Festivali’nde, En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alarak ismini duyurdu. Şimdi ise dile kolay bir İran filmi Amerika’da Oscar ödülü alarak sinema alanında İran tarihinin en büyük başarısına imza atmış oldu. Elbette bunda yönetmenin İran toplumundaki şiddetli sınıf çatışmasına, sınırları belirlenmiş cinsiyet rollerine yaptığı güçlü vurgu ve filmin çaktırmadan siyasi ve politik bir film olmasının rolü büyük. Farhadi özünde çok sıradan olan orta sınıfa ait olan suç ve ceza öyküleri anlatıyor filmlerinde. Bunu yaparken Abbas Kiarostami, Cafer Panahi, Muhsin Makhmalbaf gibi kuşağının önemli yönetmenlerinden farklı olarak çok net olarak sistem karşıtı mesajlar vermemeye özen gösteriyor.

Bir ayrılık gerçekten içinde dramatik ironiyi barındıran mutsuz bir film. İran’ın üst orta sınıfına mensup olduğu anlaşılan bir çift olan Nadir ve Simin boşanmak için mahkemeye başvurmuş ve filmin açılış sahnesinde Yargıç’ın odasında tartışmaktadırlar. Anne Simin 11 yaşındaki kızları Termeh’e daha iyi bir gelecek sağlamak için yurtdışına hayali kurmakta, Baba Nadir ise Alzheimer hastası olan babasını bırakıp gitmek istememektedir. Çift aslında boşanmaya hazırdır, fakat asıl sorun Termeh’in kiminle kalacağı sorunudur. Daha sonra hikayeye Nadir’in hasta babasına bakmayı kabul eden bakıcı Raziye giriyor. Fakat Raziye bu işi kocasından gizli kabul ediyor ve hamile olduğunu saklıyor. Hikayenin ilerleyen kısımlarında asıl film şimdi başlıyor diyoruz. Yönetmen Asghar Farhadi’nin asıl derdi tam olarak bu noktadan sonra devreye giriyor. Sorular peşi peşine geliyor; Suçlu kim, ya da suç ne, üsttekiler ve onların pisliğini temizleyen alttakilerin sınıf kavramı, baba kız arasındaki sarsılan güven duyguları. Yani tek bir ayrılığın, farklı insan hayatları üzerinde yarattığı zincirleme etkiler. Kötünün kötüsünü çağıran olaylar ve çıkmaz bir yola giren hayati kararlar.

Evet, Asghar Farhadi entellektüel kaygılardan uzak, gücünü senaryosu ve oyuncularının muhteşem performansından alan minimalist bir sinema harikası yaratmış. Bunuel’in “Sinema zaman zaman sanatlaşan bir endüstridir” sözüne ironik bir bakış atarcasına sinemanın o eşsiz gücünü göstermiş. Sadece 300.000 dolar gibi mütevazi bir bütçeyle çekilmiş, gişe kaygısından uzak, basit klişelere başvurma gereği duymayan, neredeyse tek bir mekanda çekilmiş ama aldığı ödüllerden da anlaşılacağı üzere vicdani değerler üzerine evrensel bir yorum. Ve filmin finali yine başladığı yerde mahkeme salonunda bitiyor. Filmin sonuna gelindiğinde Termeh kiminle kalacağını seçmek zorunda. Aklında ise güven duymayı istediği insanların yalanları karşısında düştüğü kararsızlık. Yargıç anne ve babayı odadan çıkarıp küçük kıza kiminle kalacağı soruyor. Mahkeme koridorunda camın arkasından izleyici olarak Nadir ve Simin çiftinin mimiklerini izliyoruz ve filmin kapanış jeneriği akmaya başlıyor. O çok merak ettiğimiz sorunun cevabını asla öğrenemiyoruz. Farhadi kızın seçimini bize söylemeyerek kararı izleyiciye bırakıyor. Yani bizi vicdanımızla baş başa bırakıyor.


The Coral - Goodbye

Godfathers - Birth, School, Work, Death

Miss Li - I Heard Of A Girl

The Bishops - Life In A Hole


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...