13.07.2013

Gideceğimiz yol


Gideceğimiz yolu hepimiz biliyoruz. Fakat yol uzadıkça ayrıldığımız alem, bizi her günden biraz daha meşgul ediyor. Şimdi onu kimliğimizde gittikçe büyüyen bir boşluk gibi duyuyoruz, biraz sonra, bir köşede bırakıvermek için sabırsızlandığımız ağır bir yük oluyor. İrademizin en sağlam olduğu anlarda bile, içimizde hiç olmazsa bir sızı ve bazen de, bir vicdan azabı gibi konuşuyor...

Bunalım - Yollar

12.07.2013

Çıplak Ayaklı Gece


Hepimiz gençtik; yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik. Onlar, insanları, çiçekleri, karıncaları, kuşları, balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa. Hepsi yaşlıydı; genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı. Ve hepsi silahlıydı. Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar iyice kuşanmışlardı silahlarını. Bir köşe başında bekliyorlardı bizi. Bekledikleri yerde karşılaştık. Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı.

Çatışma uzun sürdü. Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar. Yenilmiştik. Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık. Şimdi kaçıyorduk işte. Yakalanmamak için, yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk. Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul'un karanlık, suskun sokaklarıydı. Bırakıp geride karımızı, çocuğumuzu, basılacak evlerimizi terk ediyorduk. Sıcacık, dost bir evin özlemi en çok böyle zamanlarda çöker insanın içine.

"Ahmet Ümit"

Ahmet Kaya - Yalan da Olsa

Pearl Jam yaşıyorum dedi


Özellikle 90'lı yıllarda Jeremy, Black gibi şarkılarıyla bir neslin umutlarına dinamit koyan Pearl Jam yeni bir albüm hazırlığı içerisinde. Yeni albüm Lightning Bolt ismini taşıyor ve 13 Ekim'de yayınlanacak. Geriye tek soru kalıyor grunge müzik bir dönem için efsaneydi, şimdi aynı etkiyi yaratır mı? Cevabı Hakan Peker veriyor:

Bir efsaneydi,efsaneydi senle beraber olmak
Gözlerinde buluşup ellerine dokunmak
Saatlerce uzanıp hep yanında kalmak
Bir efsane senle beraber olmak...




Pearl Jam - Mind Your Manners

11.07.2013

Tell Her No


The Zombies grubunun 1965 tarihli Tell Her No isimli hit parçasına son zamanların yükselen değeri Denver'lı ikili Tennis tarafından yapılan nefis cover. İnsanın kendini sokaklara atıp Yes Yes diye bağırıp çağırası geliyor.

Tennis - Tell Her No (The Zombies Cover)

Love & Music



Şehirler değiştiriyorum Olric,
"içimden şehirler geçiyor, sen her durakta duruyor, inmiyorsun"lara takılıp kalıyorum...
Şehirler değişiyor Olric, ben değişiyorum,
değiştikçe kanıyorum...



Piano Magic - Love & Music

Ümit Besen ile rakı masası


Tertemiz aşkların gönüllü sponsoru Ümit Besen, Kia’nın iftiharla sunduğu Akustikhane projesi için Elvis Presley’den My Boy’u cover’ladı. Ortaya Ümit Besen'in dertli org dokunuşları eşliğinde, bol kederli bir rakı masası çıktı. Hatıralar eşliğinde ilkokul, ortaokul, lise aşkları, okul yolları derken evin yolunu şaşırdık. Büyüksün Ümit Baba...
Nikahına beni çağır Elvis, istersen şahidin olurum senin. Bu adam kim diyen olursa, eski bir dost dersin...

 

Hayalet Oğuz


Bugün tanımadığım bir yatakta uyandım yeni bir güne. Bir bayram durgunluğu var İstanbul'un üzerinde. Martıların gergin çığlıkları eşliğinde balkona çıkıp bir sigara yakıyorum. Haliç'den gelen deniz havasını içime çekiyorum. Bir şehirdesin ki kimse seni tanımaz. Birden sen sokağı dönüyorsun balık pazarının köşesinden. Arkandan Hayalet Oğuz'un ruhu. Sımsıkı sarılıyorum sana. Her sarıldığımda ilk seferindeki gibi dünyayı kucaklıyorum sanki.

Hayalet Oğuz, 60'lı ve 70'li yıllarda İstanbul'da, bohem hayatının içinde önemli bir ad olarak yaşadı. İncecikti. Gerçek bir mülksüz ve malsızdı. Ne evi, ne de tek bir sandalyesi oldu; resmi dairelere girip çıkmadı; cebinde dolaştırdığı kitapları ya bir dostundan almıştı ya da biraz sonra bir başkasına verecekti. Çeviriler yaptı, birkaç şiir yazdı. Kara gözlüklerinin arkasından dünyayı ve çevresini izledi. İçki masalarının, edebiyat toplantılarının , caddelerin ve sokakların arasından geçip sessizce gitti. Ölümü ani oldu. Cenaze namazı Şişli Camii'nde kılındı. Avlu şık insanlarla doluydu. Bir Ramazan günüydü ve herkes sigara içiyordu. Hoca anons yaptı "Ramazan günü sigara içilir mi?" diye.


Mike Oldfield - Get To France

My Bloody Valentine - Swallow

10.07.2013

What A Beautiful Day


Bu şarkıyı ilk duyduğum dönemlerde bir yandan dünyanın değişebileceğine inanıp, diğer yandan bir paket 216 sigası yanında bir fincan kahve ile mutlu olmayı becerebiliyordum. Kerouac'un yolu, Bilge Karasu'nun kedileri, Tezer'in ızdırapları, Pavese'nın kadınları arasında sessizce yabancılaşırken tek başıma dünyayı karşıma almak istiyordum. Şimdi ise "keşke yalnız bunun için sevseydim seni" bile demek gelmiyor içimden. Ama biliyorsun başka bir yaşama tutunmak lazım, en azından bir köprünün paslı korkuluklarına...


Levellers - What A Beautiful Day


Düşler diyarı: Postiljonen


İsveç'in o naif pop anlayışının son meyvelerinden biri Postiljonen. Bu grubu biraz tanımak ve referans isteyenler için şöyle bir tanımlama yapayım. Dream pop potasında eritilmiş bir tutam M83, Beach House ve Twin Shadow. Biraz ürkekçe, ama bir o kadar da özgürce. Bütün yıldızlara uzak, uzak bir yıldıza yakın...


Bu da mı gol değil? söyleyin bu da mı gol değil? 

Postiljonen - Atlantis

Zamanın ötesinde bir dahi: Nikola Tesla


Bugün insanlık tarihinin en tuhaf ve yaratıcı bilim adamlarından biri olan Nikola Tesla’nın 157’nci yaş günü. Alternatif akımdan, mikrodalga fırına, floresan lambadan hızölçere bugün hayatımızda olan 700′ün üzerindeki buluşun mimarı olan Nikola Tesla, modern dünyada evlerde ve ofislerde kullanılan tüm elektrikli aletlerin babası olarak isimlendirilir.

Tesla, 10 Temmuz 1856’da Hırvatistan’da, papaz bir baba ile okuma yazma bilmeyen bir annenin beş çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Babasının papaz olmasını istediği Tesla, annesinin ondaki dehayı görmesi üzerine kendisini bilime adadı. Tesla, kullanılan icatları kadar kullanılmayan fikirleriyle de bilim çevrelerinin ilgisini çekmiş bir kişidir. Özellikle doğanın enerjisini kullanma fikri çalışmalarının temelini oluşturdu. Elektriğin hava yolu ile kablosuz olarak taşınması ve insanların elektriğe “para ödememesi” gibi günümüzde dahi ütopik gelen fikirleri olan Tesla, bu fikirleri ütopya olmaktan öteye taşımış ve ABD’de yaptığı deneyler ile elektrik akımlarının kablosuz olarak iletilebileceğini ispatlamıştır. Zaten ileride Niagara Şelalesi’nin enerjisini kullanılabilecek bir forma sokmak isteyecek ve ilk hidroelektrik santralini kuracaktı. Nikola Tesla’nın icat ettiği hidroelektrik santrali sistemi günümüzde birçok ülkede hala kullanıldığı gibi, Niagara üzerindeki ilk santral hala çalışmakta ve ABD ile Kanada’ya elektrik vermeye devam etmektedir.

Tesla kendi dünyasında, insanlardan uzak yaşayan asosyal bir insandı. Hayattaki en iyi arkadaşları güvercinler oldu. 86 yaşında, bir otel odasında yalnız ve beş parasız bir halde kalp yetmezliğinden öldü. Hatta öldüğü 3 gün sonra ancak fark edildi. 


Genç mühendis Tesla, 1882’de Edison’un Paris şirketlerinden birinde çalışmış daha sonra New York’a giderek Edison tarafından elektrik mühendisliği yapmak için işe alınmıştır. Bu noktadan sonra Tesla ile Edison arasında akımlar savaşı başlamıştır. O yıllardan Edison doğru akımla aydınlatma üzerine çalışıyordu, fakat dağıtım sistemi yetersiz kalıyordu. Edison, bu sorunu çözmesi için Tesla’ya bir miktar ödenek teklif eder. Tesla, bu sorunu çözer ancak Edison bu parayı ödemez. Edison’a göre Tesla’nın alternatif akım sistemi sadece bir zaman kaybıdır. Bunun üzerine parasını alamayan Tesla istifa eder. New York’ta bir süre parasızlıkla boğuşan Tesla, daha sonra bir işadamı sayesinde çalışmalarına devam eder. Daha sonra geliştirdiği bu altenatif akım sisteminin patenti 1 milyon dolara Westinghouse firmasına satılır. Fakat bunu gururuna yediremeyen Edison bu projeyi karalamaya çalışır. Elbette zaman Tesla’yı haklı çıkarır. Günümüzde hala onun sisteminin kullanılması bu savaşın kazananı net bir biçimde ortaya çıkarır.


Nikola Tesla, daha sonraki çalışmalarında sınırları aşmaya başlamıştı. Uzaktan radyo dalgaları ile yaptığı çalışmalar Mors koduyla yapılan haberleşmeden daha ileri gitti. 1898′de New York şehrinin Madison Parkı’nda alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Nicola Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı. Bu buluş temel alınarak günümüzde uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirilmiştir. Günümüzdeki uzaygemisi uzaktan kumanda merkezleri Nikola Tesla’nın yöntemini uygulamaktadır.Tesla, artık buluşlarını bir sihirbaz edasıyla tanıtıyordu. Tesla bu dönemde art arda birçok patent aldı. Bu kadar hızla alınan patent serisinin eşi görülmemişti. Fikirler ilginç ve bir o kadar farklıydı, bir çelişme ya da bir tahmin yoktu. Dünya çapında telsiz sistemi ve iyonosfer tabakası ile ilgili çalışmaları çağının çok ötesindeydi. 


İkinci dünya savaşı sırasında buluşlarının kitle imha silahlarına dönüştürülmesinden korkuldu. Son dönemlerinde borç batağı içerisinde ölümü beklemeye başladı. 100 yaşına gelince zihnindeki her şeyi insanlarla paylaşacağını söyleyen Tesla’nın ömrü buna yetmedi. Hayatı boyunca asıl amacı enerjinin kablosuz transferi olan bu dahinin, bir keresinde 20 ampulü kablosuz yakabildiği kayıtlara geçmiştir.

Tüm hayatını insanlığa adayan, hiç evlenmeyen, en iyi dostları Amerikan yazar Mark Twain ve güvercinler olan bu eşsiz bilim insanına hak ettiği değer gerek geçmişte gerek günümüzde tam anlamıyla verilmemiştir. Bu dahi tutunamayanın nedense ismi ders kitaplarında nadiren geçer ve pek bilinmez. Hep bize öğretilen Edison ismidir. Elektrik lobisinin işi olsa gerek diyerek konuyu kısa keselim. Son olarak, Nikola Tesla’nın ölümünün ardından ABD hükümetinin çalışmalarına ait tüm dokümanlara el koyduğunu ve bu dokümanları “gizli belge” olarak inceleme altına aldığını hatırlatalım.

Firewater - Electric City
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...