Ahmet Kaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Kaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15.05.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün 5 şarkılık listemizin konusu en kutsal varlıklarımızdan biri olan Anne'ler. Anne çocuk ilişkisi babaya göre daha duygusal bir bağ içeririr. Çünkü onlar babalar gibi duygularını içine gömüp, kaçak dövüşmezler. Bütün sıkıntılarını, dertlerini, acılarını, sevinçlerini annelerle paylaşmak güzeldir. Gidersin ona sımsıkı sarılırsın ve o an herşeyi unutursun...

Murat Menteş yıllar önce yazmış olduğu bir yazıda ne diyordu;  

“Neden böyle oldu? Türkiye’de niçin her yerde erkekler boy gösteriyor? Hep erkeklerin sesi duyuluyor. Memleketin üç tarafı testosteron deniziyle çevrili sanki. Burası bir yurt yuva mı, yoksa çakal panayırı mı? Bir anne tembihine, nine nasihatine, bacı öğüdüne, sevgili ikazına, bir kadın tebessümüne, jestine, sesine hasret kaldık. Türkiye’nin gök kubbesinde hoş seda filan yok. Böğürtüler, hırıltılar, zırıltılar yankılanıyor. Bu artık erkek egemenliğinden öte bir şey. Herif tahakkümü, hödük tasallutu, hanzo taziri. Kadınların gülümsemediği bir ülkenin erkekleri cesur olamaz…”

Son olarak bilim insanlarının yapmış olduğu araştırmalara göre erkekliği belirleyen Y kromozonu ölüm sürecine girmiş durumda. 5 milyon yıl içinde de tamamen yok olacağı belirtiliyor. 3 milyon yıl önce Y kromozomu üzerinde bin 400 gen bulunduğunu, ancak günümüzde gen sayısının 45'e indiğini açıklanıyor. Yani Y kromozonu giderek kısalıyor. İngiliz bilim adamı Bryan Skyes'in "Kadınla karşılaştırıldığında birçok eksiği bulunan erkek, genetik bir çöp" yorumu ise erkeklere son darbeyi vuruyor.

O zaman son söz yine müzikte olsun. Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Yaşar Kurt - Anne



Umay Umay - Şeker Anne



3 Hürel - Ağlarsa Anam Ağlar



Zeki Müren - Annem



Ahmet Kaya - Hani Benim Gençliğim



BONUS: John Lennon - Mother

14.02.2017

ALTERNATİF AŞK ŞARKILARI


Bugün dersimiz "Aşk", konumuz ise; "Başka türlü aşk şarkıları". Ne demiş serseri yazarın biri; "Kalabalığa karışmak için hiçbir özellik gerekmez, ama yalnız ve dik durmak için gerçekten çok şey gerekir.." Tüm Kaybedenler Kulübü üyeleri için "Ve Odunu" politikası ile son sözü elbette müziğe bırakıyoruz.

Öyleyse Aşk olsun...  

Babyshambles – Fuck Forever

İngiliz ileri uç serseri ekolünün bir numaralı forveti Pete Doherty ebedi mutluluğun sırrını açıklıyor. Formül basit, fazla duygusallığa girmeden gole dönük atak futbol oynamak. Pete Doherty bu agresif yönünyle, bir dönem Libertines grubunun beyni olarak o dönemin bir diğer ünlü ismi The Strokes ile zengin-fakir rock'cı kavgalarını yapmıştı. Olsun arada kavga iyidir. Arayı sıcak tutar..

Ahmet Kaya – Giderim


Bir dönem ülkemizden çatal, bıçakla kovalanıp, öldükten sonra baş tacı edilen Ahmet Kaya mesajı sert ve çok net veriyor. Senden aldığım ne varsa / Yerine koyar giderim / Ezdirmem sana kendimi / Gövdemi yakar giderim / Beddua etmem üzülmem / Kafama sıkar giderim.





Özlem Tekin – Aşk Her şeyi Affeder mi?

Özlem Tekin evrensel bir konuya parmak basıyor. Cidden soru en kazık yerden geliyor. “Risk Nedir?” sorusundan bile zor bir soru. 90’lı yıllardan bu yana bu soruya şahsen ben bir cevap bulamadım. Siz buyduysanız lütfen beni arayınız. Ayrıca hatalıysam da arayabilirsiniz.

Erkin Koray – Deli Kadın

Yılların usta müzisyeni Erkin Baba; naz, kapris, huysuzluk yapıp, problem çıkarmayı seven dişi denen canlılara mesajı çok net veriyor. Deli kadın / Hiç sen beni / Anlamadın / Sopa mopa / Kar etmiyor / Taş kafana.

Violent Femmes – Fat

Özellikle Çikolata, Eti Puf ve Eti Cin seven hanım arkadaşları unutmayan Violent Femmes grubu şöyle diyor şarkıda: Umarım şişmanlarsın / Çünkü şişmanlarsan eğer / O zaman benim dönmemi istersin / Ben bakmam ne kadar şişkosun, ne kadar sıska / Bana sadece sevecek bir şey ver. Cidden çok samimi ve içten şarkı sözleri. Bu arada bir Biskrem versem döner misin?



Jane Birkin & Serge Gainsbourg – Je t’aime… moi non plus

Serge ve Jane çiftinden bir yatak odası şarkısı. Belki de dünya üzerindeki en erotik şarkı. Katıksız sevişme şarkısı. Jane Birkin “seni seviyorum” diye inlerken, Serge cevap veriyor “ben de seni hiç!”

Sezen Aksu – Git

Aşkın en zor evresi ayrılık kısmıdır. Minik Serçe, bu sarsıcı ve insanı bozguna uğratan duruma el atıyor. Mademki istiyorsun, öyleyse durma git / Beni düşünme, rahat ol, yalnız kalabilirim / Sen de bilirsin, hiçbir acı sonsuza dek sürmez / Hatta her an yeniden sevebilirim. Güzel hoş diyorsun Minik Serçe, ama her an yeniden sevebilirimle olmuyor bu iş cidden. Evet olmuyor…

Esmeray – Unutama Beni

Hatırlarsanız “Eternal Sunshine of Spotless Mind”, eski sevgiliyle ilgili tüm anıları beyninizden silmek konulu nefis bir Michel Gondry filmiydi. Hatta öyle ki Gondry Esmeray’ın bu şarkısını dinlememiş ve filmi yapmaya karar vermiş. Tamam tamam uyduruyorum yok öyle bir şey. Ne diyordu Esmeray “Boğazında düğümlenen hıçkırık olayım / Unutma beni / Unutama beni. Cidden beddua gibi sözler.



Barış Manço – Lambaya Püf  De
Barış Manço’dan gaz lambalı dönemlere ait içinde derin mesajlar barındıran güzel bir eser. Sevişme tansiyonunu yükselten ateşli bir şarkı. Günümüzde şarkı “Hanım şu elektriği bir kapatıver, halvete girelim” şekline döndü, orası ayrı bir konu elbette.

Kesmeşeker – Aşk ve Para
İşte tarihin asla cevap bulamadığı en büyük soru “Aşk mı yoksa paramı” Tam bir kargaşa denklemi; aşklı fakat parasız günler ve paralı fakat aşksız günler ikilemi. Gerçi günümüzde para her kapıyı açar mantığıyla konuyu kısa kesiyorum.

Grup Vitamin – İstanbul’da

Grup vitamin’in bir yandan uzaklardaki sevgiliye mesaj verdiği, diğer yandan İSKİ’ye giydirdiği çalışma. Gittiğin yerler nasıl, bilinmez güzelim / İstanbul’da sular akmıyor / Bu sabah yine her sabah ki gibi sıkıldım İstanbul’dan / Moralim bozuk, cereyan kesik, hele bir de sen yoksun ya, çok yazık. Elbette grubun Aşkın Gözyaşları şarkısı da unutulmamalı. Dönemin meşhur şarkılarından alınan sözlerin Grup Vitamin’in nefis kolajı eşliğinde ortaya çıkan şiirsel eser. Hatırlar mısın bilmem o mahur beste çalar Müjgan ile ben fenalaşırdık. Bu arada Gökhan Semiz cidden çok büyük sanatçıydı.

Juanito – Arkadaşımın Aşkısın

En büyük dostluklar çoğunlukla araya bir kadın girdiği zaman bozulur derler. Bu bağlamda arkadaşının aşkına duyulan sevgi, tarifsiz bir huzursuzluk ve pişmanlık barındırır. Özellikle Türkiye coğrafyasında çok sakıncalı bir konu. Allah muhafaza namus davası ayağına kör kurşunlara gelirsin. O yüzden bildiğin yoldan şaşma, arkadaşının aşkına bakma.



Finali romantik cümlelerle yapalım istedim. Görkemli kaybeden, alkolik serseri Charles Bukowski TRT Ankara Radyosundan sizler için bildiriyor. Esen ve aşkla kalın dostlar.

Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar
Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar
Ve sırf dardı diye kafalar, düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik
Sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik….


2.06.2014

Hasretinden Prangalar Eskittim


"Yaşamım boyunca hakkı aradım; ezilenin ve güçsüzün yanında durdum. Memleketlilerim sömürülmesin, memleketlilerim kullanılmasın, memleketlilerim ölmesin diye konuştum. Eşitlik için yazdım, eşitlik için söyledim, eşitlik için dayak yedim, eşitlik için sövdüm. O günleri göremeyeceğimi bilsem de birilerine o günleri gösterebilmek için öldüm"

2 Haziran1991'de usta şair Ahmed Arif, yalnız bir şekilde, hasretinden prangalar eskiterek bu sahte dünyaya gözlerini yumdu. Saygıyla anıyoruz....


 
Ahmet Kaya - Hasretinden Prangalar Eskittim

4.05.2014

Her Mevsimin Bir Sonu Vardır


İlk defa okuldan kaçtığımda 16 yaşındaydım. Eskişehir'in gerçekten eski olduğu yatılı okul yıllarıydı. Devlet ciddiyetinin içimize işlendiği ama boyumuzdan büyük hayallerimizin olduğu bir dönem. Soğuk bir kış günüydü. Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. Bir bayram öncesi bir grup arkadaş okuldan kaçmak için plan yaptık. Salinger ile yeni tanıştığım bir dönemdi. Ona dair ne bulursam okuyordum. İçimde gizliden gizliye bir Holden Caulfield hayranlığı vardı. Okulun parmaklıklarından kaçış ve Enveriye İstasyonu'ndan trene kaçak biniş. Hiç unutmam o gece tren, nazi kamplarına ölüm taşıyan o karanlık katarlar gibi kalabalıktı. Dışarısı gece olmasına rağmen lapa lapa yağan kardan dolayı bembeyazdı. Ve o Eskişehir'in içine işleyen ayazı. O zaman hızlı trenler yoktu. Mavi Tren'in boş koridorlarının birinde Sümerbank bavulumun üzerine uzanmıştım. Aklıma Cemal Süreya dizeleri geldi; 

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni 
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni..

Kompartımanlarından birinden Ahmet Kaya'nın 'Kum Gibi' şarkısı yükseliyordu. 

Martılar ağlardı çöplüklerde
Biz seninle gülüşürdük
Şehirlere bombalar yağardı her gece
Biz durmadan sevişirdik 


Hayatımda bir şarkının bu kadar tesirli olabileceğini bir daha hissetmemiştim. Üşüyorsun ama içinde bir yanardağ alev püskürtüyor. Kokusunu, hacmini, cismini bilmediğin bir duygu. Tuhaf bir tat; ekşi ve acı arasında ama lezzetli. Hayat o an kum saatinden dökülürcesine damla damla ilerliyor. Bavuluma sarılmışım, boşta kalan elimle buharlanan camı siliyorum. Mavi Tren'in o raylara vuran tıkırtısı eşliğinde gökyüzüne bakıyorum. Şehirlerden uzaklaştıkça yıldızlar daha parlak oluyor. O zaman "işte bu benim yıldızım" demek daha kolay oluyor. Şehirler sahte ışıklarıyla duygular gibi çoğu şeyi gizliyorlar. 



Sonunda eve varış. Elbette arkadan oğlunuz okuldan kaçtı temalı bir telefon ve okula dönüşte alınan bir ton ceza. Ama içimdeki coşkuyu hatırlıyorumda, her şeye değmişti bence. Bazen bir anlığına yaptığın bir çılgınlık ömre bedel oluyor. Değiyor mu peki? Değiyor arkadaş. İliklerine kadar değiyor.

Ve babalarımız. Bizim kuşağımızın babaları biraz sertti. Onların hiç bir zaman ruh halinin mevsimi bilinmezdi. İçlerindeki sevgiyi hep ikinci plana atıp doya doya sarılmaya korktular. Ama belkide haklıydılar. Onlar bu çoğrafyada iki tane darbe gördü. Hapislerde yattılar, işkence gördüler. Sonuçta hapishanelere her dönem mevcut düzene karşı çıkan sistem muhaliflerini sindirme ve teslim almak gibi bir misyon verilmişti. Özellikle darbe dönemlerinde her şey işkence nedeniydi. Nedene de gerek yoktu aslında. Boyun eğdirme ve mutlak itaati sağlama adına dizginsiz bir politika izlendi babalarımız üzerinde. Buralarda onlara özellikle herkesin asker olduğu söylendi.  Askeri bir disiplin eşliğinde askeri sayım düzeni, tekmil zorunlu spor, yat-kalk saatleri, askeri marşlar gibi zorunlu dayatmalar tam bir itaat düzeni eşliğinde sayısız kere yapıldı. Belki bu yüzden babam sürekli rüyasında aynı marşı sayıklıyordu dolunaylı gecelerde. Ve sonra bir gün babalarımız eve döndü. Küskün ve umudunu yitirmiş bir vaziyette. Her zaman sert görünmek zorunda kaldılar. Belki o yüzden bizlerde sevdiklerimize sıkı sıkı sarılıp gitme diyemedik.

Sonrası mı? Geriye sadece kırık bir “Pinokyo” bisiklet ve ekmek almaya giderken aşık olduğumuz kızlar.

O günden sonra, “Babalar hep perşembe, anneler hep cuma oluyordu...” Ve çavdar tarlalarına özgürlük geldiği gün biz tekrar aşık olacağız....

 
Ahmet Kaya - Kum Gibi

12.07.2013

Çıplak Ayaklı Gece


Hepimiz gençtik; yaşlı olanlarımız da vardı aramızda ama hepimiz gençtik. Onlar, insanları, çiçekleri, karıncaları, kuşları, balıkları ve yıldızları öldürmek için çıkmışlardı sokağa. Hepsi yaşlıydı; genç olanları da vardı aralarında ama hepsi yaşlıydı. Ve hepsi silahlıydı. Çeşit çeşit sustalılardan otomatik tabancalara kadar iyice kuşanmışlardı silahlarını. Bir köşe başında bekliyorlardı bizi. Bekledikleri yerde karşılaştık. Belki daha elverişli bir köşe başı ve daha uygun bir zaman bulunabilirdi ama bu karşılaşma kaçınılmazdı.

Çatışma uzun sürdü. Karanlık bir dönemin bitişinden karanlık bir dönemin başlangıcına kadar. Yenilmiştik. Yenileceğimiz belli değildi ama çok da şaşırmadık. Şimdi kaçıyorduk işte. Yakalanmamak için, yeniden dövüşebilmek için kaçıyorduk. Belki de bastığımız bu ham toprak İstanbul'un karanlık, suskun sokaklarıydı. Bırakıp geride karımızı, çocuğumuzu, basılacak evlerimizi terk ediyorduk. Sıcacık, dost bir evin özlemi en çok böyle zamanlarda çöker insanın içine.

"Ahmet Ümit"

Ahmet Kaya - Yalan da Olsa
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...