5 PAZARTESİ ŞARKISI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 PAZARTESİ ŞARKISI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.02.2018

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Günlerden yeni bir Pazartesi. Bugün beş şarkılık listemizin konusu özetle müzik ve sinema. Bir dönemi, bir sanatçıyı, bir müzik grubunu anlatan filmlerden seçmiş olduğum en güzel şarkılar. Baştan belirteyim elbette onlarca film arasından seçilen bu liste kişisel bir listedir. 

Bir bilgenin dediği gibi; "Su hep başka yerlere doğru akar, insanlarsa hep kendilerine doğru saplanıp kalır."

Hepinize mutlu ve bol müzikli Pazartesiler...


Control (2007) - Love Will Tear Us Apart

Control, Joy Division solisti Ian Curtis'in biyografisi niteliğinde bir film. Curtis'in karısı Deborah Curtis'in "Touching From a Distance" adlı kitabından uyarlanan filmin yönetmeni, Depeche Mode, U2, Nirvana, Nick Cave gibi isimlere video klipler çekmiş Anton Corbijn. Filmde Curtis'i Same Riley, Deborah'yı Samanta Moerton oynuyor. Tıpkı Manchester'ın gri sokakları gibi siyah-beyaz çekilen film, Ian Curtis'in şan-şöhret, iki kadın arasında kalmışlık, yaşadığı sağlık problemleri, genç yaşta baba olmanın ağırlığı altında kalan ruh halinin nasıl intihara sürüklendiğine şahitlik ediyor.




24 Hour Party People (2002) - 24 Hour Party People

Michael Winterbottom imzalı film 70'lerin sonunda başlayıp 90'ların başına kadar süren ve Madchester ismi verilen bir müzik türünün doğuşunu anlatıyor. Factory Records ve onun sahibi Tony Wilson, 1982'de açılan The Hacienda, uyuşturucu pazarı, o dönem ortaya çıkan birçok grup filmin eksenini oluştuyor. Sonra Stone Roses Amerika turnesini iptal eder, Happy Mondays yaşadığı uyuşturucu sorunu yüzünden yeni albüm yapamaz, Factroy Records'un paraları suyunu çeker, The Hacienda kapanır, gece kulüplerinde elektronik müzik dönemi başlar ve bir devir kapanır.





Good Vibrations (2012) - Teenage Kicks

Bir Beach Boys şarkısı olan Good Vibrations, İrlanda Belfast'te Terri Hooley isimli bir müzik aşığının, 70’ler İrlandası’nda IRA örgütünün öncülüğünü ettiği, Katolik ve Protestan savaşlarının, kutuplaşmaların, karanlığın tam ortasında, şehrin en çok bomba patlayan sokağında açtığı plak dükkanı, punk müziği keşfetmesi ve yerel gruplara albüm yapma mücadelesi ve müziğin evrensel gücü üzerine keyifli bir film. Ayrıca filmde Rudi, Outcast, The Undertones gibi grupların doğuşuna şahitlik ediyoruz. Ne diyordu filmin bir sahnesinde Terri Hooley;

When It comes to punk: New York has the haircuts, London Has the trousers, but Belfast has the Reason!

Evet müzik yapmak için her zaman haklı bir neden vardır...





Almost Famous (2000) - Tiny Dancer

1970'ler rock dünyasına genç bir müzik yazarının gözünden bakış. Rock'n roll ruhu ve yol hikayeleri. Filmi izledikten sonra insan keşke o yıllarda yaşamış olsaydık demeden duramıyor. Keşke... Woodstock çayırlarından yankılanan özgürlüğün sesi. Ümit Bayazoğlu "Uzun, İnce Yolcular" kitabında ne diyordu: "Rüya bitti, her şey aynı kaldı. Yalnızca ben 30 yaşıma geldim ve çok sayıda insan saçını uzattı. Hepsi bu "Aslında John Lennon, kuşağına biraz haksızlık ediyor bu meşhur deyişinde. Onların "Çiçek Enerjisi" ile kıvılcımladıkları muhalefet sayesinde Vietnem savaşı daha erken bitti, zenci düşmanlığı geriletildi, saklı taşra faşizmi ortaya çıkarıldı, Fransa'da birkaç gün de olsa sokaklar ele geçirildi, alçak kariyeristler, taş kafa rektörler diz çöktürüldü..."





Velvet Goldmine (1998) - 20th Century Boy

Todd Haynes'in yönettiği film, glam rock dönemine Iggy Pop ve David Bowie ekseninde odaklanıyor. Kadrosunda birçok müzik yıldızını barındıran Venüs in Furs ve Wylde Rattz iki yapay grubun bu film için kurulduğunu hatırlatalım. 


5.02.2018

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Günlerden yeni bir Pazartesi ve müzik yolculuğumuz devam ediyor. Bugün 5 şarkılık listemizde sevdiğimiz filmlerde kullanılmış ve her çaldığında o filmi aklımıza getiren, fimlerin önüne geçmiş şarkılar listesi yer alıyor. İnsanın keşke hayat sonu iyi biten bir film olsa diyesi geliyor ama hayat gerçekten çok vahşi ve acımasız. Ya da insanlar onu bu hale getiriyor. Belki de hayat tek başına hür bir ağaç gibi yaşayabilme gücüdür. Kim bilir? Hisli bir yazarın dediği gibi "Anlaşılmayı her zaman reddettim. Anlaşılmak kendini satmaktır. Aşık olmak yalnızlıktan usanmaktır; bu yüzden bir korkaklıktır, kendimize ihanettir. Geçmişim, olamadığım her şeydir. Hep uyanmanın sınırındaymışım gibi hissediyorum."

Sözün bittiği yerde müzik başlar diyerek şarkılara geçelim. Müzik ve umut hiç tükenmesin. Hepinize Mutlu Pazartesiler. 

"Drive" Kavinsky - Nightcall



"Call Me By Your Name" The Psychedelic Furs - Love My Way



"Top Gun" Berlin - Take My Breath Away



"Time of the Gypsies" Goran Bregovic - Ederlezi



"Fight Club" Pixies - Where is My Mind



BONUS: "Dönüş" Seha Okuş - Hasretinle Yandı Gönlüm

22.01.2018

5 PAZARTESİ ŞARKISI


İnsan olabilmek bambaşka bir olgu. Şans, cesaret istek gerektiren bir olgu, özellikle dünyada başka hiç kimse yokmuş gibi yalnız kalabilme cesaretini gerektiren bir olgu. Bazen hayat ve geçmiş çok ağır gelebiliyor. Bu ağırlığın vermiş olduğu yük gerek ruhsal gerekse fiziksel olarak bazılarımızı çok yıpratıyor. İşte bu ağırlığın altında fazlasıyla ezilmiş birisi de geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz The Cranberries grubunun solisti Dolores O'Riordan. 

Özellikle lise ve üniversite yılları 90'lı yıllara denk gelen bir kuşak için Cranberries müzikal anlamda önemli bir duraktı. Dolores O'Riordan'ın güçlü sesi eşliğinde yankılanan unutulmaz şarkılar. Bugün 5 şarkılık listemizde efsane olmuş beş Cranberries şarkısı var.

Belki de yaşamak ilerlemek değil, geride bırakmak olabilir. Özetle hayat ve insana dair her şey gizemli olmuştur diyerek müziğe ses verelim. Müziğin ve umudun hiç bitmemesi temennisiyle hepinize Mutlu Pazartesiler...

Animal Instinct



Ode To My Family



Dreams



Zombie



Linger

8.01.2018

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Yeni bir yılın ikinci pazartesinden sevgiler. Koskoca bir yılı daha tarihe gömdük. Geçen bir senede değişen çok şey oldu demek isterdim ama aslında değişen çok birşey yok. Geçen bir senede bir yaş daha büyüdük mesela. Sadece biz mi büyüdük? Hayır. Ekonomi, şehirler, şehirlerin içindeki yalnızlığımız, telefon ekranlarımız da büyüdü. Ama kirli pazarlıkların arasında kalan, savaş coğrafyasındaki çocuklar büyüyemediler mesela. Doğayı biraz daha kendimize küstürdük, dünyayı yaşanmaz bir yer yapmak için bir adım daha attık, betona bir karış daha gömüldük, hayvanları, kadınları, çocukları, insanları öldürmeye devam ettik. Mutluluğun son model cep telefonlarıyla, arabalarla, milyon dolarlık evlerle kısacası parayla alakası olmadığını bu senede öğrenemedik.

Hüzünlü bir abimizin dediği gibi herkesin acısı sevgisi kadarmış diyerek müziğe geçelim. Bugün listemizde tam on şarkı var. 2017 yılında yayınlanan ve benim radarıma takılan yerli ve yabancı 10 albümden sevdiğim şarkılar. Özetle kişisel bir 2017 en iyi albümler listesi aslında. Müziğin ve umudun hiç dinmemesi temennisiyle;

Hepinize Mutlu Pazartesiler...

YABANCI ALBÜMLER

Slowdive - Slowdive




King Gizzard and The Lizard Wizard - Flying Microtonal Banana



Perfume Genius - No Shape



The War On Drugs – A Deeper Understanding



Four Tet - New Energy



Mansiyon ödülleri: Fever Ray, Susanne Sundfør, LCD Soundsystem, Lorde, The National, Beck,  Mac DeMarco

YERLİ ALBÜMLER

Büyük Ev Ablukada - Fırtınayt



Palmiyeler - II (Venus)



Gevende - Kırınardı



Kim Ki O - Zan



Jakuzi - Fantezi Müzik



Mansiyon: Vega, Lara Di Lara, Bubituzak, Ezhel

18.12.2017

5 PAZARTESi ŞARKISI


Günlerden yeni bir Pazartesi. Bugün 5 şarkılık listemizde geçtiğimiz cuma günü kaybettiğimiz Ali Tekintüre var. 67 yaşında hayata gözlerini yuman Ali Tekintüre, yüzlerce hit olmuş şarkının söz yazarıydı. Tanrım Beni Baştan Yarat, Dilek Taşı, Sürünüyorum, Kırılsın Ellerim, Duyar mısın Feryadımı, Ne Fayda, Anadan Ayrı, Baharı Bekleyen Kumrular Gibi, Senden Vazgeçmem, Birisi, Kaderi Ben Mi Yarattım, Evlat, Aldana Aldana, Beklemek İbadet Kalmak Zulümdür, Her Saat Başında, Tiryaki, Acı Gerçekler, Hepsi Geçer, Seni Yakacaklar, Canım Dediklerim, Benim İçin Üzülme, Elimde Fotoğrafın, Kahrolayım, Ümitlerim Bitince Gel, Gurbet Yolu, Akşamcı, Güldür Yüzümü, Tövbe Ettim, Aklı Yok, Bir Kadın Tanıdım, İkimizden Bir Kalmadı, Sevmez Olaydım, Hangimiz Sevmedik... gibi derin izler bırakan şarkıların sözleri ona aitti. Ali Tekintüre için arabesk müziğin gizli kahramanı dersek yanlış olmaz sanırım. 2009 yılında Ali Tekintüre şarkıları Fairuz Derin Bulut'un diri rock soundu ile buluşmuş "Arabesk" isimli güzel bir albüm yayınlaşmıştı.

Müzik yazarı Murat Beşer'in söylediği gibi; "Radyoların cızırtılı yayınlarla minübüslerin içindeki milyonlara seslendiği, Unkapanı'nın en bereketli zamanlarında çıkardığı kasetlerle girmediği ev, sokak ve semtin kalmadığı zamanlardan baki kalan Ali Tekintüre şarkıları."

Müziğin hiç susmaması umuduyla hepinize Mutlu Pazartesiler...

Gülden Karaböcek - Sürünüyorum



Bülent Ersoy - Baharı Bekleyen Kumrular Gibi



Bergen - Benim İçin Üzülme



Müslüm Gürses - Hangimiz Sevmedik



Gülden Karaböcek - Dilek Taşı



BONUS: Fairuz Derin Bulut - Seni Yakacaklar

4.12.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


*Fotoğraf: Lorenzo Meloni, 2013 Lübnan

Bugün günlerden yeni bir Pazartesi. 5 şarkılık listemizin konusu ise sevdiğim müzik insanlarının yayınlamış oldukları yeni şarkılar. Ne diyordu hisli bir yazar;

"Ev kuşuyduk biz. Radyo dinlerdik, çay içip bisküvi yerdik, bu da yetmezdi bisküvimizi çaya batırırdık: Gülüşümüzün bütün dişleri tamdı da gençliğimizin üç dişi eksikti."

Müziğin ve vicdanlarımızın hiç susmaması umuduyla. Hepinize Mutlu Pazartesiler..

Django Django – In Your Beat



El Perro Del Mar – Fight For Life



The Fratellis – Stand Up Tragedy



Teleman - Bone China Face



Björk - Blissing Me

20.11.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün günlerden yeni bir Pazartesi. Beş şarkılık listemizin konusu ADA Müziğin 10. yılına özel 1996 yılında çıkarmış olduğu "Sular Yükseliyor" albümünden seçtiğim şarkılar. Memleket tarihindeki en güzel toplama albümlerden bir tanesi olan Sular Yükseliyor "Yüksek Dinlenecek Ondört Türkçe Rock Şarkısı" manifestosunu albümün kapağına kazımıştı.  

Albümün önsözünde ise şunlar yazıyordu. "ADA'nın 10. yılında müzik endüstrisi Türkiye'de hızla gelişiyor. Hergün yeni bir 'sanatçı' yaratılıyor. Müzik kanalları, radyo istasyonları, büyük müzik marketler pıtrak gibi çoğalıyor. Ve artık "Unkapanı Plakçılar Çarşısı"ında dev yapım şirketleri var. ADA, bunlardan biri değil; olmayı da düşünmüyor. Çünkü müziğin bir seri üretim ve gündelik tüketim nesnesi olmasını kabul etmiyor. Her geçen gün tekdüzeleşen, birbirine benzeyen pop, arabesk, fantazi gibi türlerle ilgilenmiyor. ADA imzasını taşıyan albümlerin kalıcılığını önemsiyor. Varolanı reddeden, unutulanı unutturmayan, gelenekselle geleceği bugünde birleştiren bir müzik arşivi yaratmayı hedefliyor. Bu nedenle 'rock' ADA koleksiyonunun önemli bir alt başlığı. Çünkü rock, "cesur ve yeni bir dünya için verilmiş sözdür". Çünkü rock, "ötekileri" korkutuyor. Onların canlarını sıkıyor. Onlara çevrelerinde suların yükseldiğini, yakında iliklerine kadar ıslanacaklarını söylüyor. Ve çünkü rock, "bugün kaybeden elbet yarın kazanacak" diyor ve "bugün en önde giden yarın sona kalacak".

Bir bilgenin dediği gibi "Yolculuk etmek, çok işe yarar, düş gücünü çalıştırır. Gerisi yalnızca düş kırıklığı ve yorgunluktan ibarettir."

Ülkeler, şehirler, sokaklar, müzikler, kitaplar, insanlar ve aşk'lar. Yolcuğunuz hiç bitmesin. Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Kumdan Kaleler - Evde Yoklar




İstasyon - Yeminin Mi Var



Kesmeşeker - Tut Beni Düşmeden



Mor ve Ötesi - Yalnız Şarkı



Nekropsi - Crying Game



BONUS: Kramp - Lan N'oldu

2.10.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


 "İnsanları yalan söyledikleri zaman dinlemeyi severim. Olmak istedikleri ama olamadıkları 'kişi'yi anlatırlar."

Yusuf Atılgan

Günlerden yeni bir pazartesi aylardan Ekim. Arafta olmak misali bir yanımız sonhabar, bir yanımız kış. Bugün 5 şarkılık listemizin konusu birbirinden değerli müzisyenlerin hayatlarının bir döneminde yaşamış olduğu ilginç anılar ve bazı şarkıların öyküleri eşliğinde o müzik insanlarından seçmiş olduğum şarkılar. 

Hüzünlü bir kadının söylediği gibi: "Huzurlu olmayı öğreniyorum, kendi yanıma uzanmışım sessizce."

Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Cem Karaca ve Apaşlar - Oy Bana Bana

Yıl 2003. 6-7 Eylül tarihlerinde Coca- Cola (Captain Fantastic filminde geçen doğru ifadesiyle zehirli su) Türkiye'de ''Rock'n Coke'' adı altında bir festival gerçekleştireceğini duyurur. Bir anlamda Amerikan emperyalizminin en önemli simgelerinden biri olan bu markanın bir festival gerçekleştireceğinin duyulması üzerine, Türkiye'deki barış yanlısı gençler bir ''karşı festival'' fikri ile "Rock Şişede Durmaz" sloganı ile Barışa Rock'ı düzenlemeye karar verirler. Bazı kesimlerin itirazına rağmen festivalde yer alması düşünülen isimlerden biri de Cem Karaca'dır. Festival günü Cem Karaca evde huzursuz. Eşine "gelmezler bu adamlar" diyerek bir taraftanda biraz demleniyor. Aksilik bu ya o gün Cem Karaca'yı almaya giden araba yolda arızalanıyor. Ama bir şekilde Cem Karaca'yı alıyorlar ve sahneye çıkıyor. Konser sırasında bir ara sahneden düşüyor. O esnada konseri izleyen yaklaşık 10.000 kişi de büyük bir sessizlik. Hemen görevliler müdahale ediyor ve Cem Karaca tekrar sahneye çıkıyor. Seyirciler hep bir ağzından "Cem Baba sen bizim her şeyimizsin" sloganının atmaya başlıyor. Usta sanatçı bir bakıyor ki başından hiç çıkarmadığı şapkası yok. O kargaşa esnasında muhtemelen şapka bir yerlerde düşüyor. Cem Karaca seyicilere dönerek "Şapka nerde ya, muhtemelen Uzan grubundan birisi almıştır." diyor. Hikayenin aslı ise o dönem Cem Karaca Star gazetesinin seslendirmesini yapmış ama parasını vermemişler. 



Neşet Ertaş - Ah Yalan Dünya

Bu anı için sözü Kalan Müzik'in sahibi Hasan Saltuk'a bırakıyoruz. Sene 2000. Kurduğumuz güven ilişkisinin de etkisiyle ikna oldu sanırım, Harbiye Açıkhava'daki konsere. Kulisteyiz. Neşet heyecandan titriyor. Bir duble rakı vermeye yeltendim, istemedi. "Hasan, bizimkiler dışarıda mı?" diye sordu. Sanıyor ki konsere sadece İstanbul'da yaşayan Kırşehirliler gelmiş. "Abi yok" dedim, "Bak şu perdenin kenarından, kimler var." Üniversite öğrencilerini, her yaştan insanı, o tıklım tıklım kalabalığı görünce istedi, önce kabul etmediği o dubleyi.

Bir de, "Senden bir ricam var, bizimkiler, bir ceplerinde konyak şisesi, bir ceplerinde tahta kaşıklar dışarıda bekliyorlardır. Garibanlar bilet alacak parayı bulamamıştır, benim paramdan kesin, garipleri içeri alın" dedi. Kapının önüne çıktım, 80-100 kişilik bir grup, aynen onun dediği gibi çimenlerde oturuyor. Zaten konser de, onlar girdikten sonra başladı esas.

Şener Şen'le, Arif Keskiner de oradaydı. Kırşehirliler kaşıklarla oynamaya başlayınca, korumalar engellemeye çalıştı önce. Şener'le Arif korumaları devreden çıkarınca, Neşet'in de keyfi yerine geldi. İşte o konserle yeniden barıştı Türkiye'yle. Bir yandan albümler, bir yandan Türkiye'nin her yerinden konser teklifleri... Buraya yerleşme kararı aldı sonunda.




Taner Öngür - Kara Kız

Değerli müzisyen Taner Öngür'ü Moğollar'ın bascışı olarak tanıyoruz. Taner Öngür geçtiğimiz ay 'Elektrik Gramofon' isimli bir plak çıkardı. Sadece 250 adet basılan plağın neredeyse tamamı bir günde Kadıköy Plak Günlerinde satıldı. Şu an plak tükenmiş durumda ve yeni bir baskısı bekleniyor. Hikayemize gelirsek; Taner Öngür askerliğini yaptıktan sonra, 1980 askeri darbesi öncesi Almanya Frankfurt'a gidiyor. Kaldığı mekan 1968 öğrenci hareketleri sırasında işgal edilmiş on katlı meşhur bir İşgal Evi. Her katında on oda bulunan binanın bir komitesi var ve demokratik bir işleyiş düzeniyle ortak kararlar alınıyor. Bir nevi kominal bir yaşam alanı. Binada kimler yok ki. Anarşistler, punklar, hippiler, yeşil hareketin doğuşunda yer alan aktivistler. Taner Öngür ve arkadaşlarından oluşan dört kişilik Türk grubuna en üst katta yer veriliyor. Türkiye'de darbe olduğunu o binada kalan kişilerden öğreniyorlar. Bu sırada işgal evinin birçok konuğu oluyor. Hatta bazı okullardan öğretmenler, öğrencilerini yanlarına alarak evi gezdiriyorlar. Taner Öngür ve arkadaşları bu ziyaretçiler için bir odada müzik yapıyorlar. Herkesin korktuğu hatta işgal evinde kalanların bile yaklaşmaya cesaret edemediği ve her eylemde hep en ön safta yer alan yaklaşık 100 kişilik Berlinli bir punk topluluğu bizim Türklerin en iyi arkadaşı oluyor. O dönemde Frankfurt Havalimanı'nı büyütmek için orman kesilmek isteniyordu. Malum yaşanan atmosfere paralel olarak işgal evi fazla mesai yapıyordu. Gösteriler, eylemler, konserler. Bu nedenle kaldıkları bina sık sık polis tarafından kuşatılıyordu. O kuşatmalarda kim hangi enstrümanı bulursa pencerelerden polise karşı ses'li bir tepki veriyordu. Bizimkilerde bu tür kuşatmalarda davul ve zurna ile Alman polise karşılık veriyormuş.




Frank Zappa - Montana

Şimdi sözü Frank Zappa'ya veriyoruz:

1971 kışıydı, Stockholm'deydik. İki konser vermiştik. Salondan çıkarken iki oğlan durdurdu beni. Çılgın bir fikirleri olduğunu, onlara katılıp katılmayacağımı sordular. Küçük kardeşleri Hannes, ertesi gün okulu olduğu için konsere gelememişti. Birlikte eve gitseymişiz, ben Hannes'in odasına girip 'sen bana gelmeyince ben sana geldim' diyerek onu uyandırsaymışım. Peki dedim, şehrin 20 kilometre dışındaki evlerine gittik. Hannes'i uyandırdım. Tahmin edilebileceği gibi, çok şaşırdı. Annesiyle babası da yataktan kalkıp geldiler. Çok hoş insanlardı. Sabah 5.30'a kadar mutfakta oturup politika konuştuk.




Kesmeşeker - Metin Kurt Yalnızlığı

Metin Kurt. Türk futbolunun aykırı ismi. 1971-73 yılları arasında üç kez üst üste şampiyon olmuş Galatasaray takımının sağ kanattaki yıldızıydı Metin Kurt. Aynı zamanda altı yıl boyunca aralıksız olmak üzere 26 kez de milli formayı sırtından çıkarmamıştı. Bir zaman Türkiye Kupası’nda Galatasaray finale çıkıp da futbolcu primleri ödenmeyince, Metin Kurt dört arkadaşıyla beraber idmana yarım saat geç çıktı. Kulübün menajeri tarafından futbola anarşi sokmakla suçlandı, sonra da futbolun patronlarıyla yıldızı hiç barışmadı. Bir sonraki sezon sözleşmesi kendisine sorulmadan, normalden düşük bir paraya uzatıldı. Çoğunlukla kadro dışı bırakıldı, pirimleri ödenmedi. Oynadığı maçlardaysa iki devreyi iki ayrı kanatta, kendi ifadesiyle “sahanın yöneticilere uzak, halka yakın bölgelerinde” oynayarak doldurdu. Sonraki süreçtede Kayserispor’a satıldı. 2.Lig’deki Kayserispor’da da göze batmaya devam etti. Maden-İş grevinde sendikaya destek olmak için halktan para topladı, hatta metal fabrikasında işe girdi. Bir dönem basına demeç verme yasağına çarptırıldı. Yasağa uymayınca da kadro dışı kaldı. Fakat işçiler o kadar baskı yaptı ki, yönetim cezayı geri almak zorunda kaldı. İşte o Metin Kurt bir anısı şöyle anlatıyordu:

İzmir'de Polonya'yla milli maçımız vardı. Bu maç yöneticiler için de halk için de çok önemli bir maçtı. Çünkü o maçta kazanırsak bir moral kaynağı olacaktı halka. Ve o maçı biz 1-0 kazandık. Maçtan sonra halk bindiğimiz otobüsü neredeyse omzuna alacak, öylesine çoşkulu. O sırada pencereden dışarı bakıyorum ben, bir baktım bir çocuk kalabalığın arasından fırlayıp geldi. Zıplaya zıplaya otobüse vuruyor, Metin Abi! Metin Abi! diyor bana, diyor ayakkabının bağını verir misin. Şimdi ben ne yapayım napayım derken bizim otobüs hareket etti. O sırada baktım ki çocuğun ayakları çıplak. Ya çıplak bir çocuk bizden ayakkabı bağı istiyor. Ondan sonra düşündüm. Dedim ki; abi biz ne işe yarıyoruz acaba? Biz bu işi yapıyoruz da kimin için yapıyoruz, kimin yararına yapıyoruz?




BONUS: Captain Fantastic - Sweet Child O' Mine

Finali yazımda bahsi geçen Captain Fantastic filminin o muhteşem sahnesi ile yapalım. Film yaşadığımız çağa, bize dayatılan dünya düzenine dair o kadar güzel mesajlar veriyordu ki. Geleceğimiz olan çocukların eğitimi ve bilinçli olarak yetiştirilmesi ne kadar önemli bir konu aslında. Özetle fikri hür, vicdanı hür, kula kulluk etmeyen yeni nesillere ihtiyacımız var.  Müziğin, sanatın, edebiyatın, vicdanın, özgürlüğün, aklın, zekanın ve bilim ışığının hiç sönmemesi umuduyla...


25.09.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


*Yukarıdaki fotoğraf Bob Dylan'ın 1963 tarihli "The Freewheeling'Bob Dylan" albümüne ait. Fotoğrafta Dylan o zamanki kız arkadaşı Ruze Rotolo'yla meşhur olduğu Greenwich Village'da yürürken görülüyor.

Mevsim değişiyor, günler kısalıyor. Hazan mevsiminden kışa doğru bir yolculuğa başladık. Geride bırakılan bir yılın muhasebesi eşliğinde elbette yine müzik diyoruz. Bugün 5 şarkılık listemizin konusu birbirinden ünlü müzisyenlerin hayata, kendilerine ve insanlığa dair söylemiş olduğu sözler eşliğinde, o müzik insanlarından seçmiş olduğu şarkılar.

Müziğin hiç susmaması umuduyla: "Hepinize Mutlu Pazartesiler." 

Bob Dylan - Blowin'In Wind

"Bir kurtarıcı ya da peygamber olmayı hiç istemedim."

Bob Dylan



Nick Drake - River Man

"Müzik yapmakla başka bir şey arasında  gayet doğal bir bağ olduğunu bulabilseydim, o zaman başka bir şey yapmaya başlayabilirdim."

Nick Drake




Leonard Cohen - Lover, Lover, Lover

"Şarkı sözü yazmak özünde bir kur yapma sürecidir, kadın avlamak gibi bir şeydir. Çoğu zaman zor bir mücadeledir."

Leonard Cohen



David Bowie - Heroes

"21.yüzyılın başlangıcı yetmişlerdeydi."

David Bowie



The Cure - One Hundred Years

"Ben pop müzik değil, Mahler'in senfonileriyle eşdeğer müzik yapmamız gerektiğini düşünüyorum."

Robert Smith



BONUS: Fikret Kızılok - Leylim Leylim

"1960'lı ve 70'li yıllar bizler için dünyayı değiştirebiliriz umuduyla geçen gençlik yıllarıydı. Kendimizi ifade etmemizin dışa vurumu şarkılarımız, türkülerimiz, öykülerimizdi. İlericiydik, haklıydık, aceleciydik. İklimi uymadı çağımızın, başka bahara kaldı işimiz. Aldandık, anlattık. Doğal ki usanmadık ama uslandık. Elleriyle tutmasın ateşi diye dingin şarkılar yeğledik çocuklarımıza."

Fikret Kızılok


31.07.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün beş şarkılık listemiz için tam 40 yıl öncesine 1977 yılına gidiyoruz. Punk'ın 1976 yılında müzik hayatımıza girmesiyle, birçok grup bir yıl sonra adeta punk sahnesini işgal etmişti. Zaten punk basit bir çözüm yolu sunuyordu: "Bir gitar kap ve kendini ifade et." O zaman 1977 yılında çıkan albümlerden seçtiğim şarkılar ile müzik yolculuğuna başlayalım.

Müziğin hiç susmaması umuduyla, hepinize Mutlu Pazartesiler..

The Clash - White Riot

Punk denince isimleri hep haksızca hep Sex Pistols'ın ardından anılan The Clash, punk'ın yıkılıcılığından ziyade, sivri dilli şarkıları ve akılda kalıcı müzikal yapısıyla dikkatleri çekmiştir. Joe Strummer, Mick Jones ve Paul Simonon bu 14 şarkılık çıkış albümlerini sadece üç haftada kaydetmişti. Albümün en özel yanlarından biri kuru gürültü slogan çığırıcılığı yerine farklı müzik türlerini, kendi sound'larında birleştirmesiydi. Özetle bu albüm sadece punk etiketi altında ezilmeyen bir grubun doğuşunu müjdeliyordu.




Wire - Three Girl Rhumba

Pink Flag hala punk'ın demirbaş albümlerinden biri kabul edilir. 21 şarkıyı 30 dakika gibi bir süreye sığdıran bu albüm kısa ve öz müzik nasıl yapılır sorusunun cevabı gibidir. Pink Flag bu albümle punk rock şablonunu aşırı uçlara taşıyordu. Daha sonraki albümlerinde post-punk'ın etkisi daha fazla hissedilen Wire zaman zaman tekrar bir araya gelip sessiz sedasız albümler yayınlamaya devam ediyorlar. Ayrıca Elastica grubunun 1994 tarihli Connection şarkısında Three Girl Rhumba'yı kullandığını dip not olarak belirtelim. Serdar Ortaç kardeşimizinde 1997 tarihinde yaptığı! Nereye şarkısında Elastica'nın 2:1 şarkısını arakladığını başka bir dip not olarak belirtelim.



Talking Heads - Psycho Killer

New York'ta İskoç kökenli David Byrne önderliğinde kurulan Talking Heads, özellikle canlı performansları sayesinde CBGB camiasının en çok seyirci toplayan gruplarından biriydi. 1977 yılında yayınlanan Talking Heads:77 albümü funk, punk ve disko müzik unsurlarını çok başarılı bir şekilde aynı potada eriyordu. Zaten ünlü müzik dergisi Rolling Stones onları Peter Gabriel'la birlikte 1977'nin en umut verici yeni grubu seçmişti. Psycho Killer şarkısı bir rivayete göre ünlü seri katil Ted Bundy'den ilham alınarak yazılmıştır. 




Suicide - Ghost Rider

İşte müzik tarihinin iki kişilik dev kaotik orkestrası. İlkel bir davul makinası, Martin Rev'in fuzz efektli orgu ve Alan Vega'nın blues haykırışları. Brookklyn’li Alan Vega ve Bronx’lu Martin Rev ikilisinden oluşan Suicide ucuz aletlerle rockabilly ve elecktronik müziği muhteşem bir şekilde harmanlayarak kaotik deneysel seslere ulaşıyorlardı. Bu kaotik ses harmonikasını Alan Vega’nın karanlık vokali ve nihilist bir sahne şovu bütünlüyordu. 1977 tarihli bu ilk albüm Dadaist akımın etkisi altında hipnotik bir sound sunuyor bizlere. Bu bağlamda dar anlamda punk sınırları, geniş anlamda tanımsız çizgi ötesi bir galaksiden yaşam hakkında kısa hikayeler anlatıyordu. Bütün bunlara kanlı bıçaklı imgelerle dolu bir albüm kapağını eklediğiniz zaman ortaya zamansız bir müzik çıkıyordu. Yıllar sonra MIA'nın Ghost Rider'ı Born Free isimli şarkısında kullandığını hatırlatalım. 




Television - Marquee Moon

Television CBGB camiasının ticari anlamda an başarısız grubuydu. 1977 tarihli  Marquee Moon kısa bir tanımla benzersiz bir gitar albümüydü. 1960'lara sırtını dayamış bu albüm özellikle eleştirmenler tarafından çok beğenildi. Albüme ismini veren 11 dakikalık Marquee Moon şarkısı ise bu herifler neler yapmış diyenler için uzun bir özet tadında. Müzik tarihinin yeterince hakkı verilmemiş gizli hazinelerinden biri Television olurdu diyerek konuyu kapatıyoruz.




BONUS: Sex Pistols - God Save The Queen

Her ne kadar müzikal anlamda doyurucu bir zenginliğe ulaşamamış olsalarda punk tarihinin özeti tek bir şarkı olsa sanırım God Save The Queen olurdu.  Ülkenin yaşadığı on yıllık huzursuzluk içinde, gri sokaklarda dolaşan işsizler ordusu, gülmeyi unutmuş bir toplum ve Sex Pistols'un bacak arasına attığı sert bir tekme. Sözlerinden, klibine, piyasaya sürülme zamanına kadar tek kelimeyle punk. 1976 sonbaharında 'No Future' adıyla yazılan şarkının ilk demosu Ocak 1977'de yapılmış ve God Save The Queen adıyla kraliçenin tahta çıkışının 25.yıl kutlamalarının arifesinde , 'alternatif milli marş' olarak piyasaya çıkarılmıştır. Şarkı gördüğü tepkiler üzerine plak şirketi tarafından toplatılmış, grupla yapılan sözleşme de feshedilmiştir. Fakat Mayıs 1977'de kraliçenin gümüş yılı kutlamalarından bir ay önce tekrar piyasaya sürülen şarkı, BBC ve medyanın sansürüne rağmen listelerde birinci sıraya oturmuştu. Bir ulusun gençliğinin öfke ve acı dolu yıllarının özeti...


19.06.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.

"Can Yücel"

Bugün günlerden yeni bir Pazartesi. Beş listelik şarkımızın konusu Babalar Günü'ne ithafen babalı şarkılar. Müziğin hiç susmaması umuduyla;

Hepinize Mutlu Pazartesiler.


Cat Stevens - Father and Son



Fikret Kızılok - Ama Babacığım



Mogwai - My Father, My King



Cem Karaca - Baba



Nekropsi - Baba



BONUS: Son şarkımız bir başka babadan. Arabeskin babası Müslüm Gürses söylüyor. "Hangimiz Sevmedik"

15.05.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün 5 şarkılık listemizin konusu en kutsal varlıklarımızdan biri olan Anne'ler. Anne çocuk ilişkisi babaya göre daha duygusal bir bağ içeririr. Çünkü onlar babalar gibi duygularını içine gömüp, kaçak dövüşmezler. Bütün sıkıntılarını, dertlerini, acılarını, sevinçlerini annelerle paylaşmak güzeldir. Gidersin ona sımsıkı sarılırsın ve o an herşeyi unutursun...

Murat Menteş yıllar önce yazmış olduğu bir yazıda ne diyordu;  

“Neden böyle oldu? Türkiye’de niçin her yerde erkekler boy gösteriyor? Hep erkeklerin sesi duyuluyor. Memleketin üç tarafı testosteron deniziyle çevrili sanki. Burası bir yurt yuva mı, yoksa çakal panayırı mı? Bir anne tembihine, nine nasihatine, bacı öğüdüne, sevgili ikazına, bir kadın tebessümüne, jestine, sesine hasret kaldık. Türkiye’nin gök kubbesinde hoş seda filan yok. Böğürtüler, hırıltılar, zırıltılar yankılanıyor. Bu artık erkek egemenliğinden öte bir şey. Herif tahakkümü, hödük tasallutu, hanzo taziri. Kadınların gülümsemediği bir ülkenin erkekleri cesur olamaz…”

Son olarak bilim insanlarının yapmış olduğu araştırmalara göre erkekliği belirleyen Y kromozonu ölüm sürecine girmiş durumda. 5 milyon yıl içinde de tamamen yok olacağı belirtiliyor. 3 milyon yıl önce Y kromozomu üzerinde bin 400 gen bulunduğunu, ancak günümüzde gen sayısının 45'e indiğini açıklanıyor. Yani Y kromozonu giderek kısalıyor. İngiliz bilim adamı Bryan Skyes'in "Kadınla karşılaştırıldığında birçok eksiği bulunan erkek, genetik bir çöp" yorumu ise erkeklere son darbeyi vuruyor.

O zaman son söz yine müzikte olsun. Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Yaşar Kurt - Anne



Umay Umay - Şeker Anne



3 Hürel - Ağlarsa Anam Ağlar



Zeki Müren - Annem



Ahmet Kaya - Hani Benim Gençliğim



BONUS: John Lennon - Mother

8.05.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Günlerden yeni bir Pazartesi ve yine müzik diyoruz. Bugün 5 şarkılık listemizin konusu "isimli" şarkılar. Elbette bu katagoriye giren tonlarca şarkı olabilir. O yüzden benim seçtiklerim ilk aklıma gelenler diyerek konuyu kısa kesiyorum. İnsanoğlu doğuyor, sonra bir ismi oluyor ve garip bir hayat yolculuğuna çıkıyor. Kimisi insana yakışır bir şekilde hayat sürüyor, kimisi rezilce dünyayı kirletiyor. Ne diyordu Bilge Karasu bir kitabında; 

"Biz zamanlar kediymişim ben Haluk. Sonra, herhalde kediler arasında işlenebilecek en büyük suçu işlemişim ki dünyaya bir daha gelişimde insan olmak cezasına çarpılmışım."

Çevremizi ve kalplerimizi temiz tutmak umuduyla, hepinize Mutlu Pazartesiler...

Seyyal Taner - Leyla

"Mecnunun dilinden dinledi bütün dünya
Leyla Leyla diye inledi bütün dünya
Zamandır bu değişti
Ne çöl kaldı ne sahra
Kendine mecnunsuz bir yol seçti Leyla..."

Seyyal Taner, pop müziğin sahne kısmını bütünüyle dolduran nadir yorumculardan birisi oldu. Birbirinden önemli müzisyenler ve dansçılarla çalıştı. Onun için bu ülkenin Tina Turner'ı desek yanlış olmaz sanırım. Bu şarkı Seyyal Taner'in 1986 yılında yayınladığı Leyla ismini taşıyan ikinci albümünde yer alıyordu. Sözleri ve bestesi Olcayto Ahmet Tuğsuz'a ait olan şarkı, klasik Leyla ve Mecnun hikayesine modern bir yorum katarak feminist mesajlar içeriyordu. "Artık devir değişti tabi Çelik'de değişti." Pardon yanlış şarkı, doğrusu şöyle olacaktı. "Mecnunu unuttu zamana uydu Leyla..."



Grup Vitamin - İsmail

"İsmail mutfakta biri mi var?"

İsmail için, bir dönem fırtına gibi esen Grup Vitamin'in en bilinen şarkısı desek yanlış olmaz sanırım. Babasının ismi İsmail olan nice yurdum genci, her babalarına kızdıklarında evlerde bu şarkı yankılandı. İnternet çağının yükselişe geçtiği dönemlerde yine girişimci yurdum insanı, açtıkları internet kafelerin ismini "İs-mail" şeklinde yaratıcı bir çözümle şenlendirdiler. Güzel günlerdi. Burası çok kasıyor MSN var mı?




MFÖ - Ali Desidero 

İşte nev-i şahsına münhasır bir kişilik Ali Desidero. Mahallenin bıçkın delikanlısı Ali Desidero, farklı kulvarlarda yarışan bir kıza abayı yakar. Ali kıza bir klark çeker kahvedekiler ıNıNıN derler ve olaylar gelişir. Sonuç mu? Bu işler narin bugün olmaz Ali belki yarın... 




Khaled - Aicha

Bir dönem çok popüler olan Rai müziğin önemli temsilcilerinden biri olan Khaled, 1980'lerde Cezayir'de parlamış, dünya çapındaki ününü ise 90'lı yıllarda Fransa'da yakalamıştır. Aicha isimli bu romantik şarkıda Khaled, eşsiz bıyıkları ve davetkar gülüşü ile hayatının kadınına telekinetik mesajlar gönderiyordu. "Gel evimin kadını ol." Elbette yurdum sanatçıları da bu şarkıya kayıtsız kalmadı. Mutaf isimli Nicolas Cage'e benzeyen dokturumuz şarkının üzerine türkçe sözler yazarak eseri millileştirdi.




Sezen Aksu - Sultan Süleyman

Süleyman Türk müzik tarihinde şarkılarda çok kullanılan bir isim oldu. Barış Manço 'Süleyman', Fikret Kızılok 'Süleyman Hep Başbakan' diye şarkılar yaptı. Sezen Aksu olaya biraz farklı bir boyuttan bakarak Bu dünya ne sana, ne de bana kalmaz diyerek fani dünyaya selam çaktı. Sözleri Aysel Gürel'e, bestesi Onno Tunç'a ait olan bu klasik yıllar sonra Mabel Matiz tarafından tekrar yorumlandı.




BONUS: İlhan İrem - Ali Veli Maria

Ali tamam, Veli'de yabancı değil ama Maria kim? Gizli bir aşk üçgeni mi? Gizemli yaşamı ve fanatik hayran kitlesiyle bir efsane olan İlhan İrem, Ali Veli Maria diyerek sanırım dünya vatandaşlığına ve insanlığa dikkat çekiyordu. İlhan İrem albümlerinde genellikle şöyle bir not olurdu;

Sevecenler, İrem Bağı'na gönderdiğiniz bütün mektuplar, İlhan İrem tarafından okunmakta ve sanatçının özel arşivinde saklanmaktadır. İlhan İrem, seslenişlerinizi mutlaka yanıtlayacaktır. Işık ve Sevgiyle...

O zaman son söz olarak; sevecenler başka şarkılarda tekrar karşılaşmak umuduyla ışık ve sevgiyle kalın. Seslenişleriniz mutlaka cevaplanacaktır.


1.05.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün 1 Mayıs. İşçi ve Emekçi Bayramı. 5 şarkılık listemizin konusu günün anlam ve önemine uygun şarkılar. Unutmayın ki insan emeği dünya üzerindeki en kutsal değerlerden bir tanesi. Fakat günümüzde çivisi çıkmış bozuk düzen yüzünden emek, sevgi, saygı gibi değerler ayaklar altına alınıyor. İnsanların sömürülmediği, hakkın, hukukun ve adaletin hüküm süreceği bir dünya umuduyla şöyle diyelim: "Sevgi neydi, sevgi EMEK'ti !"

Müzik hiç susmasın, hepinize Mutlu Pazartesiler... 

Cem Karaca - Tamirci Çırağı

Cem Karaca bu şarkı ile sınıfsal çatışma kadar, karşılıksız bir aşkın hikayesini anlatıyor. Tamirci çırağı arabasını tamire getiren zengin kıza bir bakışta vurulur. Ama bir araya gelmeleri asla mümkün değildir. Sınıfsal farklılıklar, karşılıksız aşk geriye tek bir şey kalıyor zaten. İşçisin sen işçi kal.




Alpay - Fabrika Kızı

"Makinalar diken gibi batar her gün kalbine, yün örecek elleri her gün ekmek derdinde..."

Söz ve müziği Bora Ayanoğluna ait olan Fabrika Kızı, Alpay'ı meşhur eden şarkı olarak bilinir.  Aslında Fabrika Kızı bir dönem şarkısıdır. 80'li yıllarda yaşanan hızlı sanayileşme ve ucuz iş gücüne doğru alınan yol. Fakat Neo Klasik İktisat'çılara inat fabrika kızı hayal kurmaya devam eder, tüm insanlar gibi...



Cem Karaca - Yoksulluk Kader Olamaz

"Yoksulluk kader olamaz kader değildir
firavunlar bile böyle gaddar değildir."

1977 tarihli Cem Karaca ve Dervişan imzalı Yoksulluk Kader Olamaz, hem sağlam bir progressive rock albümü olması hem de politik sert sözleriyle dikkat çekiyordu. Gerçekten yoksulluk bir kader midir?



Cartel - Hani Bana Para

"Herkesin aklındaki tek şey para
İnsanlık bile döndü karaborsaya
Var da ona, buna, sana
Yok mu bana?
Şimdi kes tantanayı
Hani bana para?"

İlk parayı kim buldu? Bize öğretilen tarihe göre ilk madeni parayı Lidyalılar kullandı. Moğol kağanı Kubilay Han ise madeni para yerine kağıt parayı cebren kullanmaya zorladı. Sonrası çorap söküğü gibi devam etti. Para için yaşayan, para için tüm değerleri ayaklar altına alan yozlaşmış bir dünya düzeni kuruldu. Kıtanın biri açlıktan ölürken, bir diğer kıta yedikleri fazlalıklardan kurtulmaya çalışıyordu. Oysa ki bu dünya kimseye kalmıyordu. Ne sultanlara, ne fivavunlara ne de karunlara. Yaşadığı tüm şehri mezarına gömen Çin imparatorlarına bile. Geriye sadece biraz taş ve kemik parçası kalıyor sadece...



Marianne Faithfull - Working Class Hero

Bu John Lennon şarkısı, yeni dünya düzenine isyanın bir marşı haline geldi. Onlarca isim bu şarkıyı tekrar yorumladı. Bu yorumlar içinde en beğendiklerimden bir tanesi  Marianne Faithfull'un yapmış olduğu. Şarkının sözleri ise çoğu entellektüel laf kalabalığından daha vurucu.

24.04.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Müzikal açıdan çok zengin olan Türkiye coğrafyasında yıllar içerisinde birbirinden güzel albümler yayınlandı. Zaman zaman en iyi albümler listesi oluşturuldu. Son olarak müzisyenler, yorumculardan, eleştirmenler ve prodüktörlerden oluşan 100 kişilik bir jüri Türkiyenin en iyi 100 albümünü seçti. Bugün 5 şarkılık listemizin konusu, bu 100 albüm sıralamasında ilk beşe giren albümlerden seçtiğim şarkılar. Listenin tamamı için sizleri şöyle alalım.

Müziğin hiç susmaması umuduyla hepinize Mutlu Pazartesiler...

1- MFÖ - ELE GÜNE KARŞI YAPAYALNIZ



2- BÜLENT ORTAÇGİL - BENİMLE OYNAR MISIN?



3- SEZEN AKSU - SEN AĞLAMA



4- LEVENT YÜKSEL - MED CEZİR



5- SEZEN AKSU - GÜLÜMSE



BONUS: BARIŞ MANÇO & KURTALAN EKSPRES - YENİ BİR GÜN

1979 tarihli Barış Manço ve Kurtlan Ekspres ortaklığına dayanan bu muhteşem albüm kesinlikle ilk onda yer almayı hakediyordu.

13.03.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün 5 şarkılık listemizin konusu Türkiye'nin ciddi anlamda ilk internet dizisi olma özelliğini taşıyan Masum'da çalan şarkılar. Senaryosu ve proje tasarımı Berkun Oya'ya, yönetmen koltuğu 'Çoğunluk', 'Rüzgarda Salınan Nilüfer' gibi kalbur üstü filmlere imza atmış Seren Yüce'ye ait olan Masum; Haluk Bilginer, Nur Sürer, Ali Atay, Okan Yalabık, Tülin Özen, Serkan Keskin, Bartu Küçükçağlayan gibi efsane bir oyuncu kadrosunu da barındırıyor. Özellikle kişisel favorim Nermin karakterine hayat veren Nur Sürer. Dizi Berkun Oya'nın “Bayrak” adlı tiyatro oyunundan 8 bölümlük bir uyarlama, aslında 8 saatlik bir film.

Masum, televizyonda tüm akşam kuşağını kaplayan 2-3 saati bulan, beyin ütüleyen yerli dizileri düşününce bir devrim niteliğinde. Her bir bölümü 45-60 dakika arasında süren dizinin hikayesi tek sezonda tamamlanıyor. Temelinde bir suç draması olarak nitelenebilecek dizi, hareketli bir kurguya, enfes bir jeneriğe, insanı sürükleyen gizemli bir hikaye örgüsüne ve sinema filmi kalitesinde teknik işçiliğe sahip.  Bütün bunlar göz önüne alınınca kaliteli yabancı bir diziden alınabilecek tüm keyifleri içinde barındırıyor ve su gibi akıp gidiyor. Özellikle 3. bölümün açılışı ve 2. bölümde dağ başında yapılan oynama ritüeli şimdiden efsane olan sahneler diyebilirim.

Yerli Netfix olma yolunda hızla ilerleyen Blu Tv'de yayınlanan dizi, özellikle vahşi bir canavara dönen, acımasız çalışma koşullarıyla kendi kurallarını koyan yerli dizi sektörüne bir ayar vererek, yeni bir referans noktası oluşturuyor. Masum elbette bir zirve noktası değil ama gerçekten önemli bir adım. O zaman son söz her zaman olduğu gibi müzikte olsun..

Sezen Aksu - Kaç Yıl Geçti Aradan



Cem Karaca - Sakın Reddetme



Sezen Aksu & Özdemir Erdoğan - Küçük Bir Aşk Masalı



Neşet Ertaş - Gel Yanıma Gel



Emel Müftüoğlu - Deli Et Beni



BONUS: Acid Pauli & Selda Bağcan - Sivas Ellerinde Sazım Çalınır

27.02.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün günlerden yeni bir Pazartesi. 5 şarkılık listemizin konusu efsane dizi Black Mirror'ın 3. sezon 4. bölümü 'San Junipero'da çalan birbirinden güzel şarkılar. San Junipero sadece Black Mirror serisinin değil, son yıllarda yayınlanan en iyi dizi bölümlerinden biri olarak akıllara kazınıyordu. Ölümle yaşam arasındaki ince çizgi, ölüm sonrası yaşam, vazgeçilenler, vazgeçilemeyenler, zaman nedir? aşk nedir? bunun gibi akılları kurcalayan onlarca soru. 

Hüzünlü bir şarkıda söylendiği gibi;

Ne sen Leyla' sın ne de ben Mecnun
Ne sen yorgun ne de ben yorgun
Kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu...

Müziğin hiç susmaması umuduyla hepinize Mutlu Pazartesiler..


The Smiths - Girlfriend In A Coma



Simple Minds - Don't You (Forget About Me)



Robert Palmer - Addicted To Love



INXS - Need You Tonight



The Bangles - Walk Like an Egyptian



BONUS: Belinda Carlisle - Heaven Is A Place On Earth

Bir şarkı, bir diziye ancak bu kadar yakışabilirdi. Sözün bittiği ve müziğin başladığı son nokta... Sahi hayatın nasıl bir tanımı yapılabilirdi? Sonu bilinmeyen bir yol hikayesi, yalnız başlayan ve yalnız biten bir yolculuk, bir kalp çarpıntısı, kelebekler, kuşlar, şehirler, sokaklar... Ya da sadece koca bir Bulantı...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...