The Cure etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Cure etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.12.2017

80'ler ve 90'lar Arası Çıkmış En Güzel 20 Albüm


80'ler ve 90'lar arasında yayınlanmış ve zamanla değerini asla yitirmeyen albümler. Kime göre, neye göre diyorsanız. Elbette bu kişisel bir liste. Müziğin en güzel yanlarından birisi de her bünyede farklı bir etkisi olması. İşte o albümlerden 20 tanesi.

The Smiths - The Queen Is Dead


Joy Division - Closer

The Cure - Disintegration


Pixies - Doolittle


The Stone Roses - The Stone Roses


INXS - Kick


The Jesus and Mary Chain - Psychocandy



Depeche Mode - Music For The Masses


Violent Femmes - Violent Femmes


- The Cure - Pornography

- Sonic Youth - Daydream Nation

- New Order - Power, Corruption & Lies

- R.E.M - Murmur

- My Bloody Valentine - Isn't Anything

- The Smiths - The Smiths

- The Human League - Dare

- Roxy Music - Avalon

- Cocteau Twins - Treasure

- The Clash - Sandinista!

- Dead Kennedys - Fresh Fruit For Rotting Vegetables


25.09.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


*Yukarıdaki fotoğraf Bob Dylan'ın 1963 tarihli "The Freewheeling'Bob Dylan" albümüne ait. Fotoğrafta Dylan o zamanki kız arkadaşı Ruze Rotolo'yla meşhur olduğu Greenwich Village'da yürürken görülüyor.

Mevsim değişiyor, günler kısalıyor. Hazan mevsiminden kışa doğru bir yolculuğa başladık. Geride bırakılan bir yılın muhasebesi eşliğinde elbette yine müzik diyoruz. Bugün 5 şarkılık listemizin konusu birbirinden ünlü müzisyenlerin hayata, kendilerine ve insanlığa dair söylemiş olduğu sözler eşliğinde, o müzik insanlarından seçmiş olduğu şarkılar.

Müziğin hiç susmaması umuduyla: "Hepinize Mutlu Pazartesiler." 

Bob Dylan - Blowin'In Wind

"Bir kurtarıcı ya da peygamber olmayı hiç istemedim."

Bob Dylan



Nick Drake - River Man

"Müzik yapmakla başka bir şey arasında  gayet doğal bir bağ olduğunu bulabilseydim, o zaman başka bir şey yapmaya başlayabilirdim."

Nick Drake




Leonard Cohen - Lover, Lover, Lover

"Şarkı sözü yazmak özünde bir kur yapma sürecidir, kadın avlamak gibi bir şeydir. Çoğu zaman zor bir mücadeledir."

Leonard Cohen



David Bowie - Heroes

"21.yüzyılın başlangıcı yetmişlerdeydi."

David Bowie



The Cure - One Hundred Years

"Ben pop müzik değil, Mahler'in senfonileriyle eşdeğer müzik yapmamız gerektiğini düşünüyorum."

Robert Smith



BONUS: Fikret Kızılok - Leylim Leylim

"1960'lı ve 70'li yıllar bizler için dünyayı değiştirebiliriz umuduyla geçen gençlik yıllarıydı. Kendimizi ifade etmemizin dışa vurumu şarkılarımız, türkülerimiz, öykülerimizdi. İlericiydik, haklıydık, aceleciydik. İklimi uymadı çağımızın, başka bahara kaldı işimiz. Aldandık, anlattık. Doğal ki usanmadık ama uslandık. Elleriyle tutmasın ateşi diye dingin şarkılar yeğledik çocuklarımıza."

Fikret Kızılok


22.08.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Acı diyorum efendim, O da evrensel olmalı; Bir çocuğun eline diken batsa; İnsanoğlu yanmalı... 

"Farid Farjad"

Yine acı, yine kan, yine ölüm. İçimiz yanmaya devam ediyor. İnsanlar ölüyor, çocuklar ölüyor, insanlık ölüyor. İnsan olmayı beceremeyen, tasması kimin elinde belli olmayan varlıklar yüzünden ülkemiz zorlu günler yaşıyor. Oysa herşeyin başı sevgi sadece. Birbirimizi sevmek, farklılıklarımızı kabul edip, tek yürek olabilmek. Ayrışmak yerine bir bütün olmak. Sevgi kalbimizden eksik olmasın, müzik hiç susmasın...

Bugün 5 şarkılık listemizin teması biraz hüzünlü şarkılar...

Herşeye rağmen Mutlu Pazartesiler...


Terry Jacks - Seasons In The Sun



Seha Okuş - Hasretinle Yandı Gönlüm



Joy Division - Atmosphere



Sigur Ros - Untitled #8



The Cure - Charlotte Sometimes

21.03.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI

Bana böylesi garip duygular
Bilmem niye gelir, nereye gider?
Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar
Bu gün de ölmedim anne.

"Ahmet Erhan"

Aslında bu listeyi geçen hafta hazırlamıştım. Geçen pazar akşamı, Ankara'da evimde sakince sevdiğim şarkıları seçerken, tam The Undertones grubunun "Wednesday Week" şarkısına geldiğimde büyük bir gürültü. Sonrası malum tarifsiz acılar, yıkılan umutlar, yitirilen canlar. Ardından bir hafta geçmeden başka bir acı. İnanın elim artık klavyeye gitmiyor, içim içimi parçalıyor. Bize neler oluyor, neden bu hale geldik. Acı ama gerçek insanoğlu insanoğlunun cehennemi olmaya devam ediyor.

Bugün 5 şarkılık listemizin konusu seviyeli 80'ler. Yıl olarak 1980'de çıkmış benim için özel albümlerden seçtiğim kıymetli şarkılar. Mutlu Pazartesiler diyeceğim ama ne mümkün...

Merak etme, bu gün de ölmedim anne....


Joy Division - Heart and Soul

Joy Divion'ın Closer albümü 1980 tarihli. 1979 yılında çıkan ilk albüm Unknow Pleasures kadar kadar soğuk ve uçuruma bakan bir albüm olmasa da Ian Curtis'in can alıcı şarkı sözleri insanın içine çifte dikiş atıyor. Özellikle kapakta yer alan Bernard-Pierre Wolff'un İtalya'daki Staglieno Mezarlığı'nda çektiği mezar taşı talihsiz bir tesadüf olarak dikkat çekiyor. Curtis'in ölümünden önce kararlaştırılan bu kapak bir intihar notu gibi can yakıyor.




The Cure- A Forest

Birçok The Cure hayranına göre 1980 tarihli "Seventeen Seconds"albümü en iyi Cure albümüdür. Bu albüm grubun kasvetli, minimalist pop döneminin habercisidir. Özellikle bu albümde yer alan 'A Forest' mükemmel ve özgün bas riffleri ile modern bir klasik olarak müzik tarihindeki yerini aldı. 



The Jam - That's Entertainment

Öfkeli, aşık ve şehir ozanı müthiş müzisyen Paul Weller önderliğindeki The Jam grubunun bence en iyi albümü 1980 tarihli "Sound Affects" hazinesidir.  The Jam şarkı sözlerinde genelde sıradan İngilizlerin hayal kırıklıklarına odaklanmıştır. Albüm tüketim toplumuna sert bir bakış atan Pretty Green ile açılır ve şiir gibi akıp gider. 




The Undertones - Wednesday Week

Kuzey İrlanda'nın Derry kendinden çıkan The Undertones artık bir klasik haline gelmiş 'Teenage Kicks' şarkısı ile bilinse de asla tek şarkılık bir grup olmamıştır. Öyle ki BBC Radio 1'in kırk yıllık diskjokeyi 2004 yılında kaybettiğimiz John Peel, 2001 yılında "Teenage Kicks" şarkısının sözlerinin mezar taşına yazılmasını istemişti. Grubun 1980 tarihli "Hypnotised" albümünde yer alan "Wednesday Week" şarkısı gelmiş geçmiş en hüzünlü pop şarkılarından biri olarak dikkat çekiyor. Ve ne acıdır ki benim de artık hayatım boyunca unutamayacağım bir anı olarak...



Talking Heads - Crosseyed And Painless 

Talking Heads ve Brian Eno ortaklığının en son halkası, belki de en başarılı çalışması 1980 tarihli "Remain In Light" albümüdür. Grubun lideri David Byrne'ın muazzam yaratıcılığı ile Brain Eno arasında yaşanan ego savaşlarının en güzel meyvesi.



BONUS: Tom Waits - Jersey Girl

Tom Waits'in hep yuvam dediği Los Angeles varoluşlarında çıktığı bir gezintinin yansıması 1980 tarihli "Heartattack And Wine" albümü...



22.06.2015

Loser Şarkıları


Bugün şarkı listemiz hayatta çoğu zaman umduğunu bulamamış, gülmek bize suç mu?, bu da mı gol değil? diyen melankolik arkadaşlar için geliyor. Ama bu arkadaşlara diyoruz ki; Ağlama değmez hayat, güzel günler yakındır. İşte o kaybedenler şarkıları. Ya da diğer açıdan bakarsak kime göre kaybetmek ya da kazanmak. Hani dedikleri gibi; sen gitmedin ben kaldım....

- Cinerama "Hard, Fast, Beautiful"
- Sigur Ros "Untitled #8"
- Blur "Out Of Time"
- Ballboy "Sex Is Boring"
- Songs Ohio "Blue Factory Flame"
- Mogwai "Cody"
- Cinematic Orchestra "Every Day"
- Tarwater "Miracle Of Love"
- The Notwist "Noah"
- Furniture "Love Me"
- The Cure "Charlotte Sometimes"
- The Smiths "I Know it's Over"
- Rufus Wainwright "Hallelujah"
- Faultline "Where is My Boy"
- Karate "This, Plus Slow Song"
- Mazzy Star "Flowers in December"
- Tindersticks "Dying Slowly"
- Ümit Besen "Nikah Masası"

Bonus: Müslüm Gürses "Kaç Kadeh Kırıldı Şarhoş Gönlümde"

Devamı gelecek diyelim sizleri şarkılarla başbaşa bırakıyorum..


17.06.2015

The Glove


Bugün tozlanmayan albümler köşemizde The Glove grubunun 1983 tarihli 'Blue Sunshine' albümü var. Glove aslında The Cure'dan gitarist/vokalist Robert Smith ve Siouxsie And The Banshees'den basçı Steve Severin'in yanlarına şarkıcı Jeannette Landray'ı da alarak oluşturdukları tek albümlük bir projeydi. 60'ların moda akımı pyschedelia'sından fazlasıyla beslenen Glove ismini Beatles'ın 'Yellow Submarine' isimli çizgi filminden almıştır. 

Ağustos 1983'te çıkan Blue Sunshine albümü çok katmanlı yapısı ve "Like An Animal" şarkısının etkisiyle çok beğenilmiştir. Zaten albüm 90'lı yıllarda tekrar basılmıştır. Bu tozlanmayan albümü mutlaka dinleyin diyerek noktayı koyalım...


The Twilight Sad ve Robert Smith işbirliği


Müzik dünyasının haysiyetli gruplarından İskoç The Twilight Sad ve The Cure grubunun beyni Robert Smiths iki şarkılık bir EP ile keyifli bir ortaklığa imza atmışlar. 14 Haziran'da çıkan EP'de Robert Smiths, The Twilight Sad'ın 2014 tarihli "Nobody Wants To Be Here and Nobody Wants To Leave" albümünde yer alan 'There's a Girl in The Corner' şarkısını seslendiriyor.


10.03.2015

Yürüyenler, Koşanlar ve Sürüngenler


Burak Aksak bir yazısında özetle hayat yolculuğunda ilerleyenleri üç farklı yolcu tipine göre ayırıyordu. Yürüyenler, koşanlar ve sürüngenler.

“Yürüyenler, yolun tadını çıkaran, çirkinlikleri güzelleştiren, rastladığı insanlara yarenlik eden, varılacak yerden değil de yolun kendisinden keyif alanlardır. Mutluluğu da, hüznü de, sevinci de, acıyı da doya doya yaşarlar. Yaptıkları her hareketin sonucunu düşünür, birini kırmaktansa kırılmayı tercih ederler. Sahip olduklarının kıymetini bilenlerdir yürüyenler. Az konuşur, ama çok dinlerler. Hayalleri gökyüzü kadar geniş ve mavidir. 

Koşanlar, yolda olup biten hiçbir şeyin farkına varamazlar. Tek düşündükleri varacakları yerdir. Onlar için güzel olan kafalarında yarattıkları dünyadır. Mutluluk, hüzün, sevinç, acı… Yabancıdır onlar bu duygulara. Tüm dertleri daha hızlı koşabilmektir. Sabırları yoktur, pişmanlıkları çok. Geride bıraktıkları yolun, arkalarında bıraktıkları insanların pişmanlıkları. Koşanlar çok konuşur, az dinlerler.

Sürüngenler, varacakları yere sürünerek gitmeyi tercih ederler. İlerlemek için yürümek ve koşmak tehlikelidir onlar için. Takılıp düşebilir ya da başkalarına çarpabilirler. Böyle riskleri göze alamazlar. Sürünenler, yürüyenler ya da koşanlardan daha çabuk ilerleme kaydederler. Bir sürüngen için tek tehlike ezilmektir. Sürüngenleri sevmeyen bir çift ayağa denk gelirlerse ezilebilirler. Ancak bu pek olmaz. Çünkü yalanmak, yukarıda olanın hoşuna giden bir durumdur. Sıradan bir sürüngen; yürüyenlerden, koşanlardan ve hatta kendi dışındaki tüm sürüngenlerden nefret eder. Nefretleri büyük, hayalleri küçüktür. Onlar için herkes kendi çıkarları uğruna kullanabilecekleri birer araçtır. Sürüngenler konuşmaktan çok bağırmayı tercih ederler.

Tüm bunların dışında bir de duranlar vardır. Yaşayan ölü gibidir onlar. Duranlar, konuşmamayı tercih eder. Ne yolun bir önemi vardır onlar için ne de varılacak yerin.“

Peki hisli bir kadın ne diyordu: “Ne hoş bir güzelliği vardır, hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin.”

Ne mutlu bizim bu hayat yolculuğunda yürüyenlerden ve gülümseyenlerden olanlara…

15.02.2015

Mektuplar


Furuğ'un yapmış olduğu birkaç yolculuk sırasında İbrahim Golestan'a yazdığı mektuplardan parçalar:

(...) Derimin altında başımı döndürecek bir baskı olduğunu duyumsuyorum.. Her şeyi delmek istiyorum ve olabildiğince içine dalmak istiyorum. Yerin derinliklerine varmak istiyorum. Benim aşkım oradadır. Tanelerin sürgün verdiği yerde, köklerin birbirine vardığı ve yaradılışın kendini çürümüşlükte sürdüren noktada. Benim tenim sanki onun geçici bir biçimidir. Temeline varmak istiyorum. Kalbimi bir meyve gibi tüm ağaçların dallarına asmak istiyorum.

(...) Hep kapalı bir kapı gibi olmaya çalışmışım, kimse korkunç içimi görmesin ve tanımasın diye (...) bir insan olmaya çalışmışım, kendi içimde yaşayan bir varlık olduğum halde (...) Biz bir duyumsamayı ayaklarımız altında ezebiliriz fakat ona asla sahip olmadan yapamayız.

(...) Varmak nedir bilmiyorum, ama kuşkusuz tüm varlığımın ona doğru aktığı bir maksat vardır.
Keşke ölseydim ve yeniden dirilebilseydim ve dünyanın başkalaştığını, dünyanın bu denli acımasız olmadığını, insanların bu her zamanki aşağılık ve kahpeliklerini unuttuklarını (...) ve kimsenin evlerinin etrafını duvar örmediklerini görseydim. Yaşamın gülünç alışkanlıklarına bağımlı olmak ve sınırlara ve duvarlara boyun eğmek doğaya aykırıdır.

(...) Bir yandan yoksunluklarım bana hüzün veriyorlar; buna karşın bu durum beni bir ilişki düzeyinde olması olası aldatıcı gösterişlerden kurtarmakta, beni kendileri ile çarpıntıların ve temel değişmelerin odağı olan bu ilişkinin diplerine götürmektedirler. Ben doymak istemiyorum, ben doyumun erdemine varmak istiyorum.

(...) Benim kötülüklerim nelerdir, iyiliklerimi anlatmadaki utangaçlık ve güçsüzlükten başka ve göz gördüğünce duvar, duvar, duvar olan bu dünyadaki iyiliklerimin tutsaklığının ağlamalarından başka. Ve güneşin karneye bağlandığı, fırsat kıtlığının ve korkunun ve boğuntunun ve hakaretin olduğu bu dünyada.


The Cure - A Letter To Elise

7.01.2015

Lüzumsuz Adam


Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum. Dünyanın en sevimli insanları olan posta müvezzilerinin bile. Mahallemden pek memnunum. Yedi senedir çıkmadım oradan desem yeri. Hiç bir dostum da nerede oturduğumu bilmiyor. 

Mahallem, birbirine mütevazi sokaklar, bu sokakları diklemesine kesen bir diğer sokak, bir de bunlardan bütün bütüne bağımsız, ama sokak sayılamayacak kadar dar, kısa benim sokağımdan ibarettir. Ben bu sokaklara, önemlerine göre, 1,2,3,4 numaralarını taktım. Kendi sokağım numarasızdır. Onu numaralamaya elim varmadı.

"Lüzumsuz Adam - Sait Faik"


The Cure - A Strange Day

29.10.2014

Görkemli Aşıklar


Aşk kendinden vazgeçme halidir, kendi benliğini ezmeden ''biz'' olabilme halidir. İnsan egosu denetlenmesi en güç şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstünden atlayabilirsiniz. 

Ordu'nun Fatsa ilçesinde yaşayan ve 68 yıllık mutlu bir evliliğe sahip olan çiftten, 85 yaşındaki Ayşe Konan aniden rahatsızlanarak vefat etti. Eşinin ölümünden dolayı çok üzülen 90 yaşındaki Şevki Dede, eşinin yanıbaşında 4 saat sonra hayatını kaybetti. Hayattayken 'ölüm geldiğinde birlikte gidelim öbür tarafa' diyen bu iki güzel insan, son yolculuklarına da beraber çıktılar. Ne mutlu onlara. Ne mutlu ölümün bile ayıramadığı insanlara....

The Cure - Lovesong

2.09.2014

Bat For Lashes - A Forest


Bugün cover köşemizde son yılların en özgün sesi Natasha Khan namı diğer 'Bat For Lashes' var. Sanatçının  coverladığı isimler arasında Depeche Mode, Radiohead, Kings Of Leon, The Cure gibi sanatçılar var. The Cure grubunun o nefis parçası A Forest, Bat For Lashes yorumuyla huzurlarınızda...

Bat For Lashes - A Forest

14.08.2014

Kedi Nala’nın öyküsü


Bazı hayvanların kötü başlayan hayatları birden peri masalına dönebiliyor. Sadece dört aylıkken sahipleri tarafından çok masraflı olduğu gerekçesiyle sokağa bırakılan kedi Nala'nın hikayesi bunlardan biri. Onu sokaktan alıp yeniden hayata tutuması sağlayan yeni sahibi sayesinde o artık çok ünlü bir kedi. Los Angeles'ta yaşayan Nala Istagramda'da bir milyon üç yüz binin üzerinde insan tarafından takip ediliyor. Hatta kendisine özel baskılı tişörtler, hedileyelik eşyalar mevcut.





The Cure - The Lovecats

8.06.2014

Acaba anlatabiliyor muyum?


Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Hanım’a yazdığı bir mektup;

Berat’e

Bana soruyorsun şu resimdekiler kim, diye.

Emin ol kim olduklarını çıkaramadım. Görünüşe bakılırsa mutlular. Fakat insanlara tavsiyem şudur ki, nasıl “zenginin parası, parasızın çenesini yorarsa”, başkalarının mutlu görünümü, insanı kendi mutlu olma imkanını, kabiliyetini görmekten alıkoymamalı. Filmler, resimler birer hayaldir. Başka insanların dış görünümleri de bizi aldatmasın. İnsan kendi mutlu olma imkanını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil, kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan “an”dır. Onu ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir. Yoksa deniz kenarında fotoğrafçılar tarafından düzenlenmiş bir mutluluk tablosu sahtedir ve bazı saf kimselerin duygularını istismar etmekten başka bir şey ifade etmez.

Acaba anlatabiliyor muyum?

Cahit


 
The Cure - A Letter To Elise

6.05.2014

Kiss Me


Savaş sonrası ülkesine dönen Amerika'lı bir askerin New York'un ünlü Times Meydanı'nda bir hemşireyi öptüğü fotoğraf 2.Dünya Savaşı'nın bitişini simgeleyen en ünlü karelerden birisiydi. Alfred Eisenstaedt'in çektiği siyah-beyaz fotoğraf Life dergisinde yayımlanmış, kahramanların kimliği uzun süre ortaya çıkmamıştı. 2009 yılında ölen hemşire Edith Shain, 1970'lerde o fotoğrafdaki kadının kendisi olduğunu açıklasa da denizci askerin kimliği tam olarak kesinlenmiş değil. 2010 yılında savaşın bitiminin 65. yılında gerçekleşen etkinlikte farklı ülkelerden gelen yüzlerce çift o tarihi fotoğrafta olduğu gibi öpüştü. Erkeklerin başlarında beyaz denizci şapkaları, kadınların ellerinde kırmızı gül vardı.

The Cure - Kiss Me, Kiss Me

31.03.2014

Norveç Orman Kedisi


Barış dolu, uzun kuyruklu bir vahşi kedi Norveç Orman Kedisi. Anavatanı Norveç olan bu kediler uzun ve büyük cüsseleri ve kalın kuyrukları ile bir çok efsaneye konu olmuşlardır. İskandinavyaya gelen bu kediler buranın soğuk iklimine hemen adapte olmuşlar, tüyleri su geçirmeyen bir hal almış ağırlık ve cüsseleri büyümüştür.

Norveç Orman Kedisi; Çok fazla derecede kendine güvenen iyi huylu bir kedidir. Arkadaşlık yapmayı seven anlayışlı bir tarzı vardır. Sesi yumuşaktır. Çocuklarla ve diğer evcil kedi ve köpeklerle iyi anlaşır. Korkusuz bir avcıdır. Evde yaşayabildiği gibi agaçlara tırmanmayı sever. Dışarda büyük alanlarda hareket etmeyi ister.







The Cure - The Love Cats

17.03.2014

Veda mektubu


Bir dönem yakalandığı lenf bezi kanseri nedeniyle sağlık durumu kötüleşen usta yazar Gabriel Garcia Marquez yakın dostlarına bir veda mektubu yazmıştı. İşte o mektup:

"Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup, can vererek beni ödüllendirse; aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı düşünürdüm.

İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır...

Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim.Başkaları uyurken, uyanık kalmaya gayret ederdim.Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir,sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı, nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenadlar söylerdim. Gozyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek, dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim.

Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı...

Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım.

Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır.

Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım.

Yaşlılara ise, ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim. Ey insanlar sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.

Yeni doğan küçük bir bebeğin babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkum ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak.

Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim.

Mutsuz bir şekilde...

Artık ölebilir miyim?"

The Cure - A Letter To Elise

21.01.2014

Kediler


Bütün hayvanlar güzeldir elbette ama kedilerin yeri çoğu insanın gönlünde ayrıdır. İşte kedidir, ne yapsa yeridir temalı bazı fotograflar...















The Cure - The Lovecats
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...