Ian Curtis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ian Curtis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.06.2016

Martin Hannett


70'lerin sonunda, Joy Division kayıtlarındaki başarısından dolayı bir Manchester kahramanı haline gelen Martin Hannett 1948 Manchester doğumlu. Eczacılık eğitimi gördü, ama eğitimini uyuşturucu deneyleri dışında kullanmadı. Asıl takıntısı elektronikti. Gençliğinden itibaren tuhaf olduğunu düşündüğü sesleri kaydetmeye başladı. 60'ların sonunda Manchester'da amatör bir rock grubunda bas çalmaya başladı. Mahalli gruplara ses tesisatı kurarak geçimini sağlıyordu. 1976'da Buzzcocks ve John Cooper-Clarke'ın kayıtlarını yaptı. 70'lerin sonunda Tony Wilson tarafından kurulan Factory Record'un kadrolu prodüktörü oldu. Durutti Column, A Certain Radio, OMD gibi grupların yanısıra, Joy Division'ın "Unknown Pleasures" albümünün prodüktörlüğünü üstlendi. New wave ekolüne endüstriyel bir yaklaşım getirdi. Bu yüzden ona New wave'in Phil Spector'u lakabını taktılar.



Hannett klasik rock düzenlemelerine tuhaf makine gürültülerini ustalıkla entegre etmeyi başarıyordu. Özellikle Joy Division'ın ikinci plağı "Closer"ın arka yüzünde kullandığı efektler çok ilham vericiydi. Yine o dönemde U2, Psychedelic Furs gibi grupların ilk 45'lik kayıtlarında onun imzası vardı. Ian Curtis'in intiharından sonra, New Order'ın ilk 45'liği "Ceremony"de yine onun parmağı vardı. Daha sonra Tony Wilson'la arası bozulunca 80'lerin büyük bir kısmını uyuşturucu bağımlısı olarak geçirdi. Tony Wilson'la tekrar barışınca, Happy Mondays, Stone Roses gibi efsane isimlerle çalışmaya devam etti. Son olarak 1990'da The High isimli bir grubun kayıtlarıyla meşgul oldu. 1991 Nisan'ında bir akciğer enfeksiyonu sonucu 43 yaşında hayatını kaybetti. Çalıştığı gruplarla yaptığı kayıtların bir derlemesi niteliğindeki "Hannett" albümü 1992'de yayınlandı. 24 Hour Party People filminin önemli karakterlerinden biri olarak dikkat çekti. Bu filmde onu Andy Serkis canlandırdı.

18.05.2016

Yokuş Yukarı Giden Bir Gece


Bugün tarih 18 Mayıs. 1980 yılının bugününde Ian Curtis intihar ederek hayatına son verdi.

Ian Curtis'in son gecesi karanlığa yolculuk misali yokuş yukarı giden bir geceydi. Mekan, ekonomik çöküntü eşiğinde olan bir Britanya. Yabancılaşma, yalıtılmışlık, yoksullaşma ve varoluşsal sorunlar. O gece kullandığı ağır ilaçlar alkole yavaş yavaş karışıyor, zihni bulanıyordu. İki aşk arasında kalmış bir adamın çırpınışları yankılanıyordu karanlık bir gecede. Karısıyla boşanma noktasına gelmişti, çok gerilimli günler yaşıyordu. Ufukta bir çıkış yolu gözükmüyordu. Çok tehlikeli bir ruh hali geceye hakim olmaya başlamıştı.

O gece önce telefonda Genesis P. Orridge'i aradı. Orridge'in "Weeping" şarkısını ona baştan sona söyledi. Sonra Iggy Pop'un "Idiot" albümünü dinledi. Her halinden öfkeli olduğu belli oluyordu. Hayata karşı tarifsiz bir öfke. Bir varoluş sorgulaması. Kendi hayatıyla paralellik taşıyan Werner Herzog'un "Stroszek" adlı filmini seyretti. Bu film, hapisten çıkıp Amerika'ya giden bir müzisyenin hikayesi. Kendisine yeni bir hayat kurmak isteyen ama sonuçta ihtihar eden bir kişinin trajik sonu. Ian da Amerika'ya gitmeye hazırlanıyordu, ertesi gece yola çıkacaktı. 1980'lerin başında büyük bir hadiseydi Amerika'da konser vermek.

Sonrası mı? Sonrası boyna geçirilen bir ip ve sadece karanlık... Karanlığa karışan siyah bir tohum... Ne zaman Love Will Tear Us Apart çalmaya başlarsa, kalbimin bir köşesinde Ian Curtis’in ızdıraplarına ortak olurum… Ne diyordu Jacquel Brel My Death şarkısında: Ölümüm bir gerçek gibi beni bekler gençliğimin cenazesinde… Huzur içinde yat Ian Curtis...


21.03.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI

Bana böylesi garip duygular
Bilmem niye gelir, nereye gider?
Döndüm işte; acı, yüreğimden beynime sızar
Bu gün de ölmedim anne.

"Ahmet Erhan"

Aslında bu listeyi geçen hafta hazırlamıştım. Geçen pazar akşamı, Ankara'da evimde sakince sevdiğim şarkıları seçerken, tam The Undertones grubunun "Wednesday Week" şarkısına geldiğimde büyük bir gürültü. Sonrası malum tarifsiz acılar, yıkılan umutlar, yitirilen canlar. Ardından bir hafta geçmeden başka bir acı. İnanın elim artık klavyeye gitmiyor, içim içimi parçalıyor. Bize neler oluyor, neden bu hale geldik. Acı ama gerçek insanoğlu insanoğlunun cehennemi olmaya devam ediyor.

Bugün 5 şarkılık listemizin konusu seviyeli 80'ler. Yıl olarak 1980'de çıkmış benim için özel albümlerden seçtiğim kıymetli şarkılar. Mutlu Pazartesiler diyeceğim ama ne mümkün...

Merak etme, bu gün de ölmedim anne....


Joy Division - Heart and Soul

Joy Divion'ın Closer albümü 1980 tarihli. 1979 yılında çıkan ilk albüm Unknow Pleasures kadar kadar soğuk ve uçuruma bakan bir albüm olmasa da Ian Curtis'in can alıcı şarkı sözleri insanın içine çifte dikiş atıyor. Özellikle kapakta yer alan Bernard-Pierre Wolff'un İtalya'daki Staglieno Mezarlığı'nda çektiği mezar taşı talihsiz bir tesadüf olarak dikkat çekiyor. Curtis'in ölümünden önce kararlaştırılan bu kapak bir intihar notu gibi can yakıyor.




The Cure- A Forest

Birçok The Cure hayranına göre 1980 tarihli "Seventeen Seconds"albümü en iyi Cure albümüdür. Bu albüm grubun kasvetli, minimalist pop döneminin habercisidir. Özellikle bu albümde yer alan 'A Forest' mükemmel ve özgün bas riffleri ile modern bir klasik olarak müzik tarihindeki yerini aldı. 



The Jam - That's Entertainment

Öfkeli, aşık ve şehir ozanı müthiş müzisyen Paul Weller önderliğindeki The Jam grubunun bence en iyi albümü 1980 tarihli "Sound Affects" hazinesidir.  The Jam şarkı sözlerinde genelde sıradan İngilizlerin hayal kırıklıklarına odaklanmıştır. Albüm tüketim toplumuna sert bir bakış atan Pretty Green ile açılır ve şiir gibi akıp gider. 




The Undertones - Wednesday Week

Kuzey İrlanda'nın Derry kendinden çıkan The Undertones artık bir klasik haline gelmiş 'Teenage Kicks' şarkısı ile bilinse de asla tek şarkılık bir grup olmamıştır. Öyle ki BBC Radio 1'in kırk yıllık diskjokeyi 2004 yılında kaybettiğimiz John Peel, 2001 yılında "Teenage Kicks" şarkısının sözlerinin mezar taşına yazılmasını istemişti. Grubun 1980 tarihli "Hypnotised" albümünde yer alan "Wednesday Week" şarkısı gelmiş geçmiş en hüzünlü pop şarkılarından biri olarak dikkat çekiyor. Ve ne acıdır ki benim de artık hayatım boyunca unutamayacağım bir anı olarak...



Talking Heads - Crosseyed And Painless 

Talking Heads ve Brian Eno ortaklığının en son halkası, belki de en başarılı çalışması 1980 tarihli "Remain In Light" albümüdür. Grubun lideri David Byrne'ın muazzam yaratıcılığı ile Brain Eno arasında yaşanan ego savaşlarının en güzel meyvesi.



BONUS: Tom Waits - Jersey Girl

Tom Waits'in hep yuvam dediği Los Angeles varoluşlarında çıktığı bir gezintinin yansıması 1980 tarihli "Heartattack And Wine" albümü...



1.02.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Zaman ne çabuk ilerliyor. Günler, haftalar, aylar ve yıllar derken bir bakmışız yolun sonundayız! Bugün yine günlerden yeni bir pazartesi. Bugün beş şarkılık listemizin konusu müzik tarihinin en güzel ilk albümlerinden seçmiş olduğum şarkılar. O zaman şimdi kendimizi melodilerin büyülü sonsuzluğuna bırakalım.

Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Joy Division - She's Lost Control 

Joy Division için daha ne söyleyebilirim ki. Burada Joy Division ve Ian Curtis için onlarca yazı yazdım.  Belki de müzik tarihini en çok etkileyen gruplardan bir tanesi Joy Division'dır. 1979 tarihli Unknown Pleasures içine girilmesi zor bir albüm, ama tıpkı bir kara delik misali kendinizi kaptırdıktan sonra kurtulması ise imkansız. Bu albümden seçtiğim şarkı; Rivayete göre Ian Curtis iş bulma kurumunda çalışırken kendisi gibi epilepsi hastası bir kızın geçirdiği krizden çok etkilenip yazdığı She's Lost Control. 




Stone Roses - I Wanna Be Adored

Demir Lady'nin İngiltere'de 1979'da iktidara gelince ortaya koyduğu ekonomik-politik kararlar toplumun büyük bir kesiminde özellikle gençler arasında umutsuzluk, karamsarlık, yoksulluk ve yalnızlık tohumları ekti. Bu toplumsal travma punk müziğin doğuşunda büyük bir rol oynadı. Punk, post-punk derken 80'li yılların sonlarına doğru club ve uyuşturucu modası, Manchester Sound denen bir akımın doğmasına neden oldu. Brit pop sürecine giden bu yolda neo-psychedelia ritimler eşliğinde rave ve acid house kültürü gelişti. Bu dönemin tartışmasız en cool ve özgün grubu Stone Roses idi. Bu beton gibi ilk albüm Maymun Kral Ian Brown'ın kayıtsız ve kendine özgü vokaliyle devleşiyordu.



Tindersticks - City Sickness

Bazı gruplar vardır ve yaptıkları müziğin net bir tarifi yoktur. Açıkçası tarif edilmek, önüne bir sıfat konmak gibi bir gereksinime de ihtiyaç duymazlar. İşte Tindersticks bu tarifin içini eksiksiz dolduran kusursuz bir hazinedir. Tinderstick’in kendi adını taşıyan debut albümü yayınlandığı 1993 senesinde tabiri yerindeyse her şeyi ezdi geçti. Melody Maker’da Nirvana ve Pearl Jam’i geride bırakıp yılın albümü seçildi. İngiliz basınından büyük övgü gören albüm tarifsiz ve boyutsuz sıfatlarıyla baş tacı edildi. Grubun beyni Stuart Staples, gerek solo, gerekse Tindersticks ile hala acıklı şarkılar söyleyerek, insanların canını yakmaya! devam ediyor. Bu arada 10. Tindersticks albümü 'The Waiting Room' 22 Ocak'ta taze taze çıktı.


Violent Femmes – Blister In The Sun

Müzik tarihinin en özgün işlerinden biri olan Violent Femmes'in kendi adını taşıyan debut albümleri; sokak müzisyenliğinin mainstream sularından uzak bir şekilde zamanın ötesinde ruh bulmuş hali sanki. Akustik müziğin punk havası ile buluşması ve vokalist Gordon Gano'nun sinirli konuşma tarzındaki vokali albümün özünü oluşturuyor. Gergin fakat eğlenceli bir atmosfer eşliğinde su gibi akıp giden bir kayıt. Yine güzel bir müjde verelim. Geçtiğimiz sene uzun bir sürenin ardından 'Happy New Year' isimli bir EP ile karşımıza çıkan Violent Femmes, yeni albümlerini Mart ayı gibi yayınlamayı planlıyor. Albümün ismi ise We Can Do Anything.




Jeff Buckley - Last Goodbye

Rock efsaneler ile beslenir. Ölüm, intiharlarla hayranlık yaratır, nedeni meçhul ise sonsuza kadar kutsanır. Erken ölüm ise imrenilecek bir tat bırakır hafızalarda. Henüz 30’undayken yaşamını yitiren Jeff Buckley kariyeri boyunca sadece tek bir albüm yayınlamış olsa da, müzik tarihinin en ilham verici müzisyenlerinden biri olmayı başardı. Son konserini 29 Mayıs 1997 yılında veren Buckley, aynı gece aniden Mississippi nehrinde yüzmeye karar vererek kıyafetleriyle suya girdi ve dalgalar arasında kaybolarak boğuldu. Cesedi 4 Haziran’da bulundu. Babasını hiç tanımayan bu genç ozanın tıpkı babası gibi genç yaşta hayata gözlerini yumması, hayatın o tuhaf ironilerinden biriydi.

5.10.2015

New Order - Music Complete


Müzik tarihine damgasını vurmuş ve post punk denince ilk akla gelen efsanevi grup Joy Division, Ian Curtis'in intiharıyla dağılmıştı. Bu trajik olayın ardından eski Joy Division elemanları; Bernard Sumner, Peter Hook ve Stephen Morris yanlarına Morris'in kız arkadaşı Gillian Gilbert'i alarak yine Factory Record ve Tony Wilson'ın kanatları altında New Order'ı kurdu. Grubun vokalistliğini Sumner üstlendi. New Order; yeraltı club kültürünün elektronik tabanlı disco ritmleriyle new wave ve dans müziğini bir potata eritmeyi başardı. Aslında New Order için erken dönem house-house-disco türleriyle, 80'lerin new-wave ruhunu birleştiren bir köprü kurdu diyebiliriz. 

1983 yılında yayınlanan "Blue Monday" İngiltere'de tüm zamanların en çok satan 12 inçlik single'ı oldu. 35 senedir hayatımızda olan New Order zaman zaman grup elemanlarının yan projeleriylede dikkat çekti. Peter Hook "Revenge"i, Morris ve Gilbert "The Other Two"yu, Bernard Sumner ise eski Smiths gitaristi Johnny Marr'la birlikte Electronic'i kurdu.

Grubun 10. stüdyo albümü “Music Complete” 25 Eylül tarihinde yayınladı. 11 şarkılık albümde gruba Iggy Pop, Brandon Flowers ve La Roux gibi önemli isimler eşlik ediyor. La Roux, albümde “Tutti Frutti” ve “People On The High Line” şarkılarında, The Killers vokalisti Brandon Flowers, “Superheated” ile ve büyük efsane Iggy Pop ise “Stray Dog” şarkısında gruba eşlik ediyor. Dönem dönem değişik denemeler içine giren ve müzikal anlamda başarı sağlayamayan New Order bu albümle özüne dönmüş gözüküyor. Kesinlikle beton gibi  ve New Order diskografisinde üst sıralarda yer alacak bir albüm...


19.08.2015

New Order - Restless


Günün şarkısı, yeni albüm çıkaracak eski dostlardan geliyor. New Order 25 Eylül’de 'Music Complete' isimli bir albüm çıkarıyor. Fakat bu albümde grubun çekirdek kadrosunda yer almış Peter Hook bulunmuyor. Albümde misafir sanatçı kontenjanında ise La Roux, Brandon Flowers ve Iggy Pop gibi isimler bulunuyor. Ian Curtis'in kendini asmadan önce son olarak Iggy Pop'un 'The Idiot' albümünü dinlemiş olması büyük bir ironi olsa gerek. Albümden geçen ay sunulan Restless şarkısının artık bir videosu var.


21.10.2014

5 SONBAHAR ŞARKISI


Mevsimin kışa döndüğü bu günlerde 5 şarkımızı zamanın ruhuna uygun seçiyoruz. Bugünkü şarkılarımız; kırık kaplerin dilinden anlayan, hem yağmurlu, hem güneşli ama her daim bulutlu. Senkronize bir yalnızlığın müziğe yansımış melodileri. Sözü fazla uzatmadan müzik diyoruz.

Elliott Smith – Waltz#2

Müzik hayatına 1992 yılında Heatmiser grubu ile başlayan Elliott Smith, grubun yayınladığı 3 albümün ardından tek tabanca takılmaya başladı. Bu modern çağ ozanı kadife ses rengi ve eşsiz beste yeteneği ile Nick Drake ekolünün en önemli temsilcilerinden birisiydi. Yaşadığı acılar her zaman müziğine yansıyan Elliott Smith, 21 Ekim 2003 tarihinde 34 yaşında kendisini 2 kez göğsünden bıçaklayarak intihar etti. Ne diyordu, Cesare Pavese ‘Yaşama Uğraşı’ kitabında:

“Gizlice en çok korkulan şey hep gerçekleşir sonunda…”




Tindersticks – Dying Slowly

Tindersticks sonbahara en çok yakışan gruplardan bir tanesi. Hani bazı gruplar vardır ve yaptıkları müziğin net bir tarifi yoktur. Açıkçası tarif edilmek, önüne bir sıfat konmak gibi bir gereksinime de ihtiyaç duymazlar. İşte Tindersticks bu tarifin içini eksiksiz dolduran kusursuz bir hazinedir. Tindersticks klasikliği, özgünlüğü, besteleri ile müzik tarihinde yanına yaklaşılamayan benzersiz bir müzik harikası. Hayranlarının körü körüne sevdiği, mainstream sularında dolaşmayan eşsiz bir sonbahar senfonisi.




Morphine – You Look Like Rain

Morhine 90′lı yılların başında Boston çıkışlı Mark Sandman önderliğinde kurulan ve kolej radyolarında sıkça çalınan parçaları sayesinde sıkı bir hayran kitlesi kazanan müziğinde gitar kullanmayan ender gruplardan biridir. Kasvetli, ürkütücü ve mutsuz kavramları rock-jazz karışımı, iki telli basit bir bas ve yoğun bir saksafon kullanımı Morphine müziğinin yapı taşlarını oluşturur. Sandman’ın eski grubu Treat Her Right’ın dağılmasının ardından Sandman’a ek olarak Dana Colley (bariton saksafon) ve Jerome Deupree’nin (davul) yer aldığı ekip deneme niteliğindeki birkaç konserin ardından ilk albümleri Good’u 1991 yılında çıkardı. Büyük bir şaşkınlık yaratan bu albüm özellikle yöre takipçilerinin gruba olan sevgileri sayesinde o yıl Boston Music Awards’ta yılın en iyi bağımsız ilk albüm ödülünü kazandı. Rykodisc Record ile imzanan anlaşma ve sırasıyla yayınlanan Cure For Pain, Yes ve Like Swimming grubun kalitesini ve ününü gerek dinleyiciler, gerekse müzik eleştirmenleri yönünden perçinlemiştir.

Kült olma yolunda ilerleyen Morphine, Temmuz 1999 yılında İtalya’da verdiği bir konser sırasında Mark Sandman’ın geçirdiği kalp krizi sonrası 46 yaşında hayata gözlerini yummasıyla bir efsane olarak müzik tarihindeki yerini aldı.





Joy Division – She’s Lost Control


Bir umutsuzluk son haddine geldiğinde, kendinizi öldürebilirsiniz ya da ani bir yaşama arzusu uyandıran yazgısal bir sevinç kaplar her yanınızı. Ian Curtis hakkını ilk tercihten yana kullandı.  18 Mayıs 1980′de kendini asarak intihar etti. Müzik tarihini en çok etkileyen gruplardan biri şüphe yoktur ki Joy Division’dır. İzole bir hayat yaşayan Ian Curtis’in okuma hevesinin sonucu ortaya çıkan can yakıcı sözler, sabit bas ritimleri, fazla ses oyunlarına girmeden akıp giden gitarlar ve düşük bir enerji Joy Division müziğinin temel hatlarını oluşturuyordu. İçe kapanık, minimal ve dünyanın en karanlık şarkılarından birisidir She’s Lost Control. Hikayeye göre Ian Curtis iş bulma kurumunda çalışırken kendisi gibi epilepsi hastası bir kızın geçirdiği krizden çok etkilenip bu şarkıyı yazmıştır.





Mazzy Star – Fade Into You

Mazzy Star’ın kökleri Rain Parade grubuna uzanır. Gitarist David Robback Rain Parade grubuyla bir albüm yapıp ayrılır. Daha sonra Opal diye başka bir gruba katılan Robback burada Hope Sandoval ile tanışır. Bir Avrupa turnesi sonrası Opal dağılırken, bu ikili Mazzy Star’ı kurmaya karar veriyorlar ve böylece Mazzy Star efsanesi başlıyor. Mazzy Star günümüzde pek benzeri olmayan bir müzik yapıyor. Post-punk’ın karanlık sularından The Velvet Underground’un hipnotik gitarlarına uzanan bir yolculuk. Akımlardan fazla etkilenmeden kırılganlıkların notalara dökülmüş saf hali. Modern bir Nico yansıması gibi duran vokaller, çok sağlam melodiler ve husuzsuz distortion örnekleri ve donmuş zamanda tek başına dinlenecek albümler. Kanın akışını yavaşlatan müzik nedir? sorusunun cevabıdır Mazzy Star. Mazzy Star’ı günyüzüne çıkaran ve daha çok insan tarafından tanınmasını sağlayan olay ise  “So Tonight That I Might See” isimli ikinci albümlerinde yer alan “Fade Into You” parçası oldu. Amerika listelerinde tırmanışa geçen bu parça hayalci, melodik, atmosferik en güzel Mazzy Star parçalarından birisidir.


3.04.2014

En İyi 10 Joy Division şarkısı


Müzik tarihini en çok etkileyen gruplardan biri şüphe yoktur ki Joy Division'dır. İzole bir hayat yaşayan Ian Curtis'in okuma hevesinin sonucu ortaya çıkan can yakıcı pas rengi sözler, sabit bas ritimleri, fazla ses oyunlarına girmeden akıp giden gitarlar ve düşük bir enerji Joy Division müziğinin temel hatlarını oluşturuyordu. Punk'ın kendine has "yüksek karakteri"ni inşa eden, post-punk dönemine bu müzikal karakteri, bilgeliği ve karanlığı taşıyan bir isimdi Joy Division.

1977 Manchester'ında, Bowie'nin "Low" albümündeki "Warszawa" adlı parçadan yola çıkarak Warsaw ismiyle bir araya geldi Ian Curtis, Peter Cook, Bernard Sumner, Stephen Morris. Bir süre sonra, Karol Cetinsky'nin "The House Of Dolls" adlı kitabında geçen, Nazi toplama kamplarındaki personele hizmet veren fahişelerin barınakları için kullanılan "Joy Division" terimini isim bellediler. Nazi yanlısı ithamlarıyla karşı karşıya kaldılar. Ama böyle bir tutumları söz konusu değildi. Lafı fazla uzatmadan en sevdiğim 10 Joy Division şarkısı şu şekilde sıralıyorum.


10. "Disorder" (Unknown Pleasures, 1979)



9. "Twenty Four Hours" (Closer, 1980)



8. "Shadowplay" (Unknown Pleasures, 1979)



7. "Atmosphere" (Substance, 1988)



6. "Passover" (Closer, 1980)




5. "New Dawn Fades" (Unknow Pleasures, 1979)



4. "Dead Souls" (Substance, 1988)



3. "Transmission" (Substance, 1988)

Punk kırıntıları ve post punk evrimi. Yalnızca iki seçenek vardı; Pal sokağında çocuk olmak yada Araf'ta kaderini beklemek.



2. "She's Lost Control"(Unknown Pleasures, 1979)

Confusion in her eyes that says it all...

İçe kapanık, minimal ve dünyanın en karanlık şarkılarından birisidir She's Lost Control. Rivayet odur ki Ian Curtis iş bulma kurumunda çalışırken kendisi gibi epilepsi hastası bir kızın geçirdiği krizden çok etkilenip bu şarkıyı yazmıştır.



1. "Love Will Tear Us Apart" (Substance, 1988)

Tekdüzelik acı vermeye başlayınca
ve arzular azalınca
dargınlıklar çoğalıp
duygular yeşermez olunca
yönlerimizi değiştirecek ve farklı yollara gideceğiz
o zaman aşk,
aşk yine ayıracak bizi...

Ian Curtis’in bu şarkıyı yazdığı andaki ruh halini düşünmek bile ürkütücü. Severek ayrılalım diyor ama bunu yapmak o kadar kolay mı? İki aşk arasında kalmış bir adamın çırpınışları yankılanıyordu karanlık bir gecede.



Joy Division bir kuşağın ve o karanlık girdabının kapanma noktası...

24.03.2014

An Ideal For Living




Punk'ın kendine has "yüksek karakteri"ni inşa eden, post-punk dönemine bu müzikal karakteri, bilgeliği ve karanlığı taşıyan bir isimdi Joy Division. Evet bir döneme damgasını vurmuş, pas rengi sözler ve donuk ritimler eşliğinde karanlık tarafın mesihliğini yapmış Joy Division'ın ilk EP'si An Ideal For Living, 19 Nisan'da Record Store Day etiketiyle yeniden yayınlanıyor.


Son olarak Çetin Cem Yılmaz'ın Ian Curtis hakkında söylediği iki kelam ile kapanışı yapalım.

"Ian Curtis, müziğin Che Guevera'sı. Curtis belki de anti-rockstardı ve bu yüzden en özel rockstar'lardan birisi. Çok kısa hayatına iki mükemmel albüm, bolca acı ve çözemediği sorular sığdırdı. Kendisini canlı izlemek çok az şanslı kula nasip oldu ama kendisinden önceki kimseye benzemiyordu, kendisinden sonraki herkesi de etkiledi."


Joy Division - An Ideal For Living [Full EP]

9.12.2013

Joy Division - Closer


Yıllar önce Cem Sorguç'un bu albüm üzerine yazdığı nefis yazı:

80'lerin tümüne mal olduğu düşünülen simli, hafif yüzeyin altında tüm masifliğiyle öyle isimler var ki, halen ruhumuzu, müzikal beğenimizi dürüp kaldırıyor. 70'lerin sonlarından itibaren hızını punk'tan alan ve "do it yourself" etiği içerisinde, nispeten sentetik bir sound'u da bünyesinde barındıran "new wave" ekolü, 80'lerde karanlık bir ifadeyle kulaklarımızı arşınladı. Britanya punk sahnesinden büyük oranda beslenen ve kah Amerikan art-punk'ını, kah İbiza rave ritüellerini referans belleyen Manchester Sound da müzik tarihi içerisinde kallavi bir cilt teşkil etti. Thatcher'ın 1979'da iktidara gelince ortaya koyduğu ekonomik-politik revizyonlarla oluşan krizin ve neo-liberalizmin toplumun büyük bir kesimine zerk ettiği umutsuzluk, karamsarlık, yarınsızlık, yoksulluk, punk'ın 70'lerdeki "tavır edalı" anarşizmin sağlam politik mesnetlerle nihilizme evrilmesine de neden oldu. Bir distopia içerisinde, donuk bakışlı, umutsuz, yalnız, ama idealist, yetenekli şahsiyetler karanlığı kendilerine ışık bellediler.


1977 Manchester'ında, Bowie'nin "Low" albümündeki "Warszawa" adlı parçadan yola çıkarak Warsaw ismiyle bir araya geldi Ian Curtis, Peter Cook, Bernard Sumner, Stephen Morris. Bir süre sonra, Karol Cetinsky'nin "The House Of Dolls" adlı kitabında geçen, Nazi toplama kamplarındaki personele hizmet veren fahişelerin barınakları için kullanılan "Joy Division" terimini isim bellediler. Nazi yanlısı ithamlarıyla karşı karşıya kaldılar. Böyle bir angajmanları yoktu. Mesela Sex Pistols gibi gruplar gamalı haç gibi faşizan sembollari direkt olarak kullanıyorlardı. Biraz da sembollerin manalarıyla oynayıp onları kırmak, "gösteren"i ayağa düşürüp "gösterilen"i kaale almamak zamanıydı.

1979 tarihli "Unknown Pleasures"adlı ilk albümlerinin oluşturduğu karanlık girdap, dinleyeni helezonuna dahi etti. Curtis'in epilepsi krizlerinin yoğunlaşması "She's Lost Control" adlı parçayı doğurdu. Curtis lirikleri yazarken de kişisel sıkıntılarını dolaylı yoldan ve tersinden anlatmanın yolunu denedi. Albümü turneler, konserler, iki Jon Peel Session izledi. Curtis'de kendini yoğun olarak hissettirmeye başlayan deprasyon, hastalık, uyuşturucu kullanımı, gündelik hayatı da, sahneyi de zorluyordu. 7 Nisan 1980'de yüksel doza başvurdu, yardım isteyince kurtuldu. 18 Mayıs 1980'de ise, bitmek üzere olan bir evlilik, kişisel çöküş, epilepsi krizleri ve deprasyonun bileşkesi içinde, videoda Werner Herzog'un "Stroszek" filmi, müzikçalarında Iggy Pop'un "Idiot" albümü, kendini astı Curtis. Ertesi gün karısı Deborah onu buldu.



"Closer" 1980 tarihli bir albüm. Kapakta, Bernard-Pierre Wolff'un İtalya'daki Staglieno Mezarlığı'nda çektiği canlı bir heykel kompozisyonu yer alıyor. Curtis'in son dönemindeki ruh halhttp://www.blogger.com/img/blank.gifinin izini de veriyor bu. Albüm, rock tarihinin en karanlık albümlerinden biri. Parça isimleri dahi, Curtis'in bu dünyadan artık ümidi kestiğini gösteriyor. Müthiş bir ilkel elektronik kurgu ve psychedelia. Hiddet, kırgınlık, çöküş, hayal kırıklığı. Endüstriyel hamlık. Ken Loach filmlerinden aşina olduğumuz, o kapanmış İngiliz ağır sanayi atölyeleri veya doklar içerisindeki atıl ekipmanlardan can sıkıntısıyla çıkarılan metal tınlamalar ve eko. Pas rengi sözler. "Closer", Joy Division'ın ve bir kuşağın o karanlık girdabının kapanma noktası.

Joy Division - Dead Souls


16.08.2013

Yedirmeyiz


John Lennon'u vurdunuz, Ian Curtis'i ölüme sürüklediniz, Smiths'i dağıttınız, Morrissey'i yedirmeyiz...



28.07.2013

Görkemli Kaybedenler milli marşı


Bu sene One Love Festival programında olup, dünya gözü ile izlemeyi kılpayı ile kaçırdığımız New Order, geçtiğimiz günlerde Live at Bestival 2012 adlı 13 parçalık bir konser albümü yayınladı. Tüm New Order hit'lerinin eksiksiz yer aldığı albümün en güzel anı ise, Görkemli Kaybedenlerin milli marşı olan Love Will Tear Us Apart'tı.

Ne güzel olurdu İstanbul semalarında hep bir ağızdan Love Will Tear Us Apart'ı söyleyip, Ian Curtis ruhuna saygı duruşunda bulunmak. Umarım yakın bir tarihte bu ana tanıklık ederiz. Seni özlüyoruz kayıp çocuk Ian Curtis...

7.07.2013

The Post-Punk / New Wave süper kahramanları


ae595cd73782ae79cd4b434ce890574b

Brezilyalı tasarımcı ve illüstratör Butcher Billy, “The Post-Punk/New Wave Super Friends” ismini verdiği çalışmasında post punk ve new wave müzik yıldızlarını birer süper kahramana dönüştürüyor. Örneğin Morrissey Superman, Joy Division grubunun beyni, Ian Curtis Batman oluyor. Oldukça keyifli ve yaratıcı bir çalışma.

Joy Division gubunun görkemli kaybedeni; Ian Curtis
Post-Punk-Superheroes-butcher-billy-9

Müzik tarihinin en tartışmalı figürlerinden bir yıldız: Morrissey
 
7fe66924d5fd3d7fd5801facab7a91e0

Siouxsie Sioux, Wonder Woman
d7fa19c16614572b8f70b8c2b5002b43

New Wave müziğin efsane grubu; Devo
450673133451d487390eca339b79f52c

Punk müzikle başlayan bir döneme damgasını vurmuş ve P.I.L grubunda harika işlere imza atmış bir isim; John Lydon
29560803fcbf87cfe51ab9f3545bfd2e

The Cure grubunun beyni efsane müzisyen; Robert Smith
6476d3156ae6b212884ae7c54faa1c25

Gerek grup olarak, gerekse solo çalışmalarında önemli hit'lere imza atmış bir isim; Billy Idol
75af19507d6f127e4a454a7693b09b5e


College feat. Electric Youth - A Real Hero

29.06.2013

Love Will Tear Us Apart


Tekdüzelik acı vermeye başlayınca
ve arzular azalınca
dargınlıklar çoğalıp
duygular yeşermez olunca
yönlerimizi değiştirecek ve farklı yollara gideceğiz
o zaman aşk,
aşk yine ayıracak bizi

Neden bu kadar soğuk yatak odası?
sense dönmüşsün sırtını
zamanlamam mı yanlış
yoksa artık saygımız mı kalmamış?
yaşam boyu koruduğumuz
aramızdaki çekim hâlâ
öyle duruyor ama
aşk, aşk yine ayıracak bizi

Uykunda mı döküyorsun içini
kusurlarımı ortaya çıkararak?
ağzımda bir tat
çaresizlik kaplarken her yeri
bu artık işe yaramayan
öylesine iyi bir şey mi?
aşk, aşk yine ayıracak bizi

Joy Division - Love Will Tear Us Apart

 

18.05.2013

Walk in silence


Bu sene Efes One Festival’e konuk olan isimlerden birisi New Order. Müzik tarihinin akışını değiştiren efsanevi İngiliz post-punk dehası Joy Division grubunun melankolik solisti Ian Curtis’in intiharının ardından Joy Divison’ın küllerinden doğan New Order, elektronik müziğe yeni bir anlam yükleyerek dikkat çekti. New Order dönemi itibariyle new-wave ve dans müziğini aynı potada eritmeyi başardı. Grup günümüze kadar “Blue Monday” başta olmak üzere birçok hit şarkı bıraktı.

Bugün tarih 18 Mayıs. 1980 yılının bugününde Ian Curtis intihar ederek hayatına son verdi. Bir umutsuzluk son haddine geldiğinde, kendinizi öldürebilirsiniz ya da ani bir yaşama arzusu uyandıran yazgısal bir sevinç kaplar her yanınızı. Ian Curtis hakkını ilk tercihten yana kullandı. Tüm Mancherster sokaklarına sırtında “Nefret” yazan bir ceketle meydan okudu.


Ian Curtis’in son gecesi karanlığa yolculuk misali yokuş yukarı giden bir geceydi. Mekan, ekonomik çöküntü eşiğinde olan bir Britanya. Yabancılaşma, yalıtılmışlık, yoksullaşma ve varoluşsal sorunlar. O gece kullandığı ağır ilaçlar alkole yavaş yavaş karışıyor, zihni bulanıyordu. İki aşk arasında kalmış bir adamın çırpınışları yankılanıyordu karanlık bir gecede. Karısıyla boşanma noktasına gelmişti, çok gerilimli günler yaşıyordu. Ufukta bir çıkış yolu gözükmüyordu. Çok tehlikeli bir ruh hali geceye hakim olmaya başlamıştı.

O gece önce telefonda Genesis P. Orridge’i aradı. Orridge’in “Weeping” şarkısını ona baştan sona söyledi. Sonra Iggy Pop’un “Idiot” albümünü dinledi. Her halinden öfkeli olduğu belli oluyordu. Hayata karşı tarifsiz bir öfke. Bir varoluş sorgulaması. Kendi hayatıyla paralellik taşıyan Werner Herzog’un “Stroszek” adlı filmini seyretti. Bu film, hapisten çıkıp Amerika’ya giden bir müzisyenin hikayesini anlatıyordu. Kendisine yeni bir hayat kurmak isteyen ama sonuçta ihtihar eden bir kişinin trajik sonu. Ian da Amerika’ya gitmeye hazırlanıyordu, ertesi gece yola çıkacaktı. 1980′lerin başında büyük bir hadiseydi Amerika’da konser vermek. Sonrası mı? Sonrası boyna geçirilen bir ip ve sadece karanlık… Karanlığa karışan siyah bir tohum..

Huzur içinde yat Ian Curtis… Ve ben ne zaman Love Will Tear Us Apart çalmaya başlarsa, kalbimin bir köşesinde Ian Curtis’in ızdıraplarına ortak olurum… Ne diyordu Jacquel Brel My Death şarkısında: Ölümüm bir gerçek gibi beni bekler gençliğimin cenazesinde…

 
Joy Division - Love Will Tear Us Apart

Stanton Miranda - Love Will Tear Us Apart

11.04.2013

Müziğin Che Guevera’sı


Ian Curtis, müziğin Che Guevera'sı. Curtis belki de anti-rockstardı ve bu yüzden en özel rockstar'lardan birisi. Çok kısa hayatına iki mükemmel albüm, bolca acı ve çözemediği sorular sığdırdı. Kendisini canlı izlemek çok az şanslı kula nasip oldu ama kendisinden önceki kimseye benzemiyordu, kendisinden sonraki herkesi de etkiledi.

"Çetin Cem Yılmaz"

Joy Division - Love Will Tear Us Apart

Joy Division - She's Lost Control

11.03.2013

Hate


Nefreti en iyi becerenler, sevmeyi vaaz edenlerdir. Vaaz verenlerden sakının. Övmekte hızlı davrananlardan sakının; karşılığında övgü beklerler. Sürekli kalabalıkları arayanlardan sakının; tek başlarına bir hiçtirler. Ortalama erkekten, ortalama kadından sakının. Sevgileri vasattır, vasatı aranır dururlar. Ama nefretleri dahiyanedir. Nefretleri seni beni herkesi öldürebilecek kadar dahiyanedir. Kendilerini tam sevemedikleri için senin sevginin eksik olduğuna inanırlar ve senden nefret ederler. Ve nefretleri; parlak bir elmas, bir bıçak, bir dağ, bir kaplan, bir baldıran otu kadar mükemmeldir. Çünkü en usta oldukları sanattır nefret!

"Bukowski"

Günün dinleme önerileri:

- David Bowie "Where Are We Now?"
- Mazzy Star "Rhymes Of An Hour"
- Jamiroquai "Canned Heat"
- Yo La Tengo "Here To Fall"
- Siouxsie Sioux & Morrissey "Interlude"

Günün filmi:


"Control" Yön: Anton Corbijn (2007)

Joy Division ve o gruba hayat veren Ian Curtis'in hikayesi. Çok fazla söze gerek yok. Mutlaka izleyin ve bir köşede saklayın.

Bir bilgenin dediği gibi "mutluluk sadece paylaşıldığı zaman gerçektir..” 

Hepinize Mutlu Pazartesiler... 

The Kills - London Hates You

Cat Power - Hate

19.09.2012

My Death


Bugün Ian Curtis'in hayatından başladık öyle devam edelim istedim. Şimdi birazcıkta Ian Curtis'in karısı Deborah Curtis'in "Touching From a Distance" kitabına göz atalım.

Ian'ın hayattaki tek büyük aşkı müzikti ve öğle yemeği aralarını genelde Victoria Park'ta MC5, Roxy Music ve Velvet Underground dinleyerek geçiriyordu. Bowie'ye fanatik bir şekilde bağlıydı, özellikle de Jacquel Brel şarkısı olan "My Death" yorumuna. İşin doğrusu, Ian'ın kahramanlarının çoğu ölmüştü ya da ölüme takıntılıydı. Aslında bu, yeniyetmelik dönemi için olağandışı bir durum sayılmazdı. Ian olgunlaşmayı diğerlerinden daha ciddiye alıyordu, sanki büyümeye karşı çıkarsa onu geciktirebilirdi.


James Dean'in "Rebel Without A Cause"da giydiğine benzer kırmızı bir mont almıştı kendisine. O da kahramanı gibi asi olmak istiyordu ve tıpkı onun gibi sebebi yoktu. Genellikle isyankarlığı başkalarının hayat biçimine sözlü saldırı şeklini alıyordu. Farklı bir tip olduğu için insanlar onun çevresine dahil olmak için uğraşıyorlardı. O zamanlar dahi, istediği kişiyi karizmasıyla yanına çekebilirdi.

Ian'ın zeki olduğu kesindi, kimse onu ders çalışırken görmemişti gerçi. İngilizce, İngiliz Edebiyatı, din bilgisi, tarih, Latince, Fransızca ve matematik gibi derslerde başarılıydı, ama Almanya'ya duyduğu ilginin tersine, Almancadan çakmıştı. Eğitimine devam etmek, üniversiteye gitmek gibi bir plandan hiçbir zaman bahsetmedi. Arkadaşlarının gerçekçi kariyer planlarının yanında, onun tek istediği, müzik endüstrisine girmekti.


Ian, genç yaşta ölen yıldızlara olan ilgisini hiç saklamadı. James Dean, Jim Morrison, Janis Joplin gibi isimleri ondan öğrendim. 30'una varmadan ölmek istediğini söylediğinde, bunu bir gençlik takıntısı olarak algılamış ve nasılsa geçeceğini düşünmüştüm. Hayatın yaşanmaya değmeyecek olmasına bu yaştan karar vermesi mümkün görünmüyordu. Yaşı ilerledikçe hayatın terkedilemeyecek kadar güzelleşeceğini düşündüm onun için.

David Bowie - My Death

Joy Division - Disorder

6.06.2012

Babamı Bir Şöhret Olarak Düşünmemiştim


Joy Division'ın solisti Ian Curtis'in kızı Nathalie Curtis, o bir yaşındayken ölen babasının yaşamını anlatan Control filminin setinde yaşadıklarını anlatıyor, "intihar ettiği için babama kızgın değilim" diyor.

Punk müziğin, hatta "müziğin" yeri doldurulamaz, benzersiz duraklarındandır, Joy Division. Dinleyenler bilir. Punk'ın kendine has "yüksek karakteri"ni inşa eden, post-punk döneme bu müzikal şımarıklığı, karanlığı, bilgeliği artık olmayan bir grup olarak taşıyan da Joy Division.

Herşey bu kadar "güzellik" üzerine kurulu değil tabii, "joy division" Nazilerin kamplardaki genç kadınların kaldığı ve subayların kadınları seks işçisine dönüştürdüğü bölüme verilen ad.

Control, Joy Division'un solisti Ian Curtis'in biyografisi niteliğinde bir film.Curtis'in karısı Deborah Curtis'in "Touching From a Distance" adlı kitabından uyarlanan filmin yönetmeni Anton Corbijn, Curtis'i Same Riley, Deborah'yı Samanta Moerton oynuyor.

Nathalie Curtis, hatırlamadığı babası Ian Curtis'in yaşamının çekildiği filmin setinde nasıl hissettiğini The Guardian'a anlatmış...

Acaba bir çocuk için babasının yaşamını ve ölümünü sette izlemek nasıl olmuş? 

"Üç yaşımdayken annem; babam Ian Curtis'in ben henüz bir yaşındayken öldüğünü ve bir şarkıcı olduğunu anlatmıştı. Şarkıcı bir babamın olması bana, tüccar bir amcamın olması kadar normal geldi. "Love Will Tear Us Apart"ı radyoda dinlediğimi hatırlıyorum ve bir biçimde tanındığını anlamıştım, ama onu asla bir şöhret olarak düşünmedim. Büyüyordum, ne ben ne de annem öyle göz önünde değildik. Joy Division da çok popüler değildi, daha çok kült bir gruptu.



Bütün müzikler Joy Division'ın düzeyinde sanmıştım...


"Closer" albümlerini ilk dinlediğimde babamların yaptığı müziğin bu dünyanın dışından birşey olduğunu düşündüm. Ve dünyada bütün müzikler o entelektüel düzeyde yapılıyor sandım. Sonra biraz daha büyüdüm ve herşeyin babamın müziği kadar olağanüstü olmadığını keşfetmekle bir sarsıntı yaşadım."

Başlangıçta Control'ün setine gittiğimde bezgindim, fotoğrafçı Anton Corbjin babamın hayatını filme alırken sette olmayı istemiyordum. Annemin hatırı için gittim. Macclesfield'da çekim başladığında gitme fırsatını teptim.  Macclesfield sarhoş, taze , inişli çıkışlı olduğumda gittiğim bir yerdi, kendi iniş çıkış anılarımı babamın intiharıyla sona erecek bir filmle bağdaştırmak istemedim. Sonra azar azar merakım arttı, "fotoğraf"la da ilgileniyordum zaten, artık filme daha yakın hissediyordum kendimi. O bakışın süreci ve bitişini kolaylaştıracağını hissettim. 

2006 Ocak'ta filmin çekildiği Nottingham'a gittim. Sınırdaydım. Çok tuhaf hissettim. Ailemin partilerini yeniden yaratmak için 70'ler havasını taşıyan bir bungalov yapmışlardı. Tabii ne kadar gerçekçiydi bilmiyorum. O zamanlar daha doğmamıştım.  Önce babamı oynayan Sam Riley'le tanıştım. 70'lerdeki Ian saç kesimiyle gerçekten çok tatlı görünüyordu. Hepimizin hayat ettiği Ian Curtis gibi değildi. Sakar hissetti önce biraz, ben öyle sandım. Sonra onunla gizlice sigara içtim. Ian'ın 'eğer sigara içmiyorsan benim çetemde olamazsın' dediği sahnesini gördüğümde, çok yardımcı olamadım ama biraz kikirdemesini sağladım.

Annem o kadar korkunç kıyafetler mi giyiyordu...

Sahne aralarında annemi oynayan Samanta Moerton'la tanıştırıldım. Sonra o gece karanlık "trendy" bir klübe davet edildik, oradan sonra Samanta'nın nişanlısıyla yaşadığı daireye gittik. Ellerimi tuttu, küçükken annemin yaptığı gibi. Oyuncular beni setin bebeği gibi gördü herhalde, tanıştığımızda "Debbie" peruğu yoktu ama sonra sabaha kadar rolü ve notları üzerine konuştuk. 

Sanırım bu notlar da annemin kitabından. Onunda benim yaşlarımda bir kızı vardı. Annemin 1980'lerde dinlediği David Bowie, ve Durutti Column's Sketch For Summer'lardan oluşan bir playlisti vardı. 

Film çekilmeden önce her gün Samantha havaya girmek için müzik dinliyordu. Onunla zaman geçrimek beni rahatlattı. Tam olarak annem gibi görünmese de iyi bir iş çıkaracağına emindim. O ve Sam daha büyük görünmelerine rağmen annem ve babamın 20'li yaşlardaki hallerini oynuyorlardı. Annem daha salaştı filmde. Bu kadar korkunç kıyafeftler giydiğini düşünemezdim.

Nothingm pub'da müzik kaydı sahneleri çekilirken epeyi  tuhaf hissettim. Orası Joy Division'un Manchester Rasfters'da çaldığı günleri canlandıran sahneler çekildi. 

Grubun siyah beyaz fotoğraflarına bakarak büyüdüm o siyah beyaz fotoğrafların cazibesi fotoğrafçı olmamı sağladı. Ama birden önümde renkli üç boyutluydular. Davulcu Steve Morris'i oynayan Harry Treadaway eskiden gitar çalıyordu. Diğerleri daha önce  hiçbir enstrüman çalmamış. Ama çok çalıştılar ve herşeyin yolunda olmasını sağladılar.

Harry beni öğle yemeğine götürdü ve Macc aksanını bir bisiklet dükanındaki konuşmaları kaydedip dinleyerek mükemmeleştirdi. Joy Division olmaya girişmek  de şaka yollu gerçek bir grupa dönüşecekti neredeyse. Herkes herkesi canlandırdığı karakterin ismiyle çağırıyordu: Barney, Steve, Ian and Hooky.



Kolay değildi babamın herşeyle başetmesi... 

Babama 1979'da epilepsi teşhisi konmuştu. Babam ruh hali bozukluğu ve depresyondan da mustaripti. Şimdi öyle değil ama 70'lerin sonunda bunların üçü birden insana nasıl bir ağırlık yüklüyor,  tanrı bilir. Bunun tedavisine de yan etkiler yükleri vardı.  Sanki epilespi ve tedavi  bir arada depresyonu alevlendirmiş gibiydi. Bununla başetmenin bir yolu da yoktu. 

İnsanlar durmadan 'Neden kendini öldürdü?' diye soruyorlar. Bana çok açık görünüyor: Depresifti.  Gitarist Bernard Sumner bana babamın sahneye çıkmadan içtiğini söyledi o da sahnedeki performansını açıklıyor çünkü alkol nöbeti tetikliyodu. Nöbet ışıkla da uyku eksikliğ ve stresle de tetiklenebiliyor. Ian'ın yaşam biçimi ve evliliğe uyum sağlayamaması da gerilimi artırmış olmalı.

Babam intihar ettiği için ona kızgın değilim 

Asla babam intihar ettiği için ona kızgın hissetmedim kendimi. Ya da herşey filme aktardıldı diye duygusallaşmadım da çünkü işkence çekmemiştim.

Sette çok güldük annem grubun hep böyle haylaz ve eğlenceli olduğunu anlattı bana. Joy Division asla benden uzağa gidecek birşey değil. 

Bitiş partisinde bana gerçek bir grup gibi görünen aktörleri izlemek ilginçti, birden karakterilerine dönmüşlerdi. Bebek sahnesinde bozguna uğradım. herkes sevinç içindeydi 'Bak bu sensin' dediler. O gece daha çok içtim tabii. Filmin bittiğini izlemek de zordu. Ama neticede sadece bir filmdi.

Bu yazıyı Nilüfer Zengin The Guardian'ın 22 Eylül tarihli sayısından çevirdi ve derledi.  
http://bianet.org/

Joy Division - Love Will Tear Us Apart

Stanton Miranda - Love Will Tear Us Apart

Swans - Love Will Tear Us Apart

18.05.2012

Missing Boy


Bugün 18 Mayıs

Yine akşam oluyor. Güneş batıyor, sokak lambalarının ışığı titriyordu. Solgun bir geceden arta kalan yağmur kırıntıları ve rutubetli bir parlaklık. Hey Ian anlıyorum seni. Seninki de bir tür direniş. Bırak yağmur aklını başından alsın tedirgin bir ruhun yol anıları eşliğinde. Bazen delirmek en güzel çözümdür belkide diyordun zaman zaman. Bereketli bir yalnızlığın içinde parlak bir ışık gibiydin sen çocuk. Benden bu kadar dedin, o ilmeği boynuna geçirdin ve son bir defa dünyaya yaşlı gözlerle baktın. Belkide haklıydın: Aslında yaşamaya çalışarak her geçen daha fazla kirlenmek istemiyordun. Evet farkındayım "kadınlar kadınlar, sebep oluyorlar.. kadınlar kadınlar, gelip geçiyorlar..."


Bugün 18 Mayıs... 1980 yılının bugününde Ian Curtis intihar ederek hayatına son verdi. Özlüyoruz be çocuk seni...

Joy Division - Love Will Tear Us Apart

Stanton Miranda - Love Will Tear Us Apart

The Durutti Column - The Missing Boy

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...