Tindersticks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tindersticks etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.02.2016

Sarah Kane ve 4.48 Psychosis




Gece Evren'le boy ölçüşebilen tek şey. Gece nerede, hangi anda başlar? Ne zaman biter? Gecenin üzerimize kapanmakta olduğunu gördüğümüz an nasıl bir ruh halinde oluruz? Zımpara taşı gibidir gece. Belki bir kaçış ya da koşulsuz teslimiyet. Ölümcül şeyler en çok geceleri parıldar. Bir sigara, eski bir aşk, bayat bir hayat, bir tutam umut. Ve gecenin o anı. Dört kırk sekiz. 4.48 doğu inanışına göre algıların en açık olduğu, batı istatistiklerine göre de intiharların fazla olduğu saat.

Sarah Kane, 3 Şubat 1971’de, dindar bir ailenin çocuğu olarak Brentwood kasabasında doğdu. Protestan muhafazakarlığı içerisinde geçirdiği ergenlik döneminde dinine bağlı bir Hristiyan olarak yetişti. Ancak daha sonra, bir delilik olarak gördüğü dinsel geçmişini reddetti. Jeremy Weller’in Mad adlı oyununu seyrettikten sonra deneysel tiyatroya yöneldi ve Bristol Üniversitesi’nde Tiyatro okudu. Üniversite yıllarında uyumsuz ve sevilmeyen biri olarak damgalandı. Bir gün eğitmenleri tarafından verilen bir ödevi teslim etti. Fakat hocası tarafından pornografik bir ödev yazmakla suçlandığında, bir sonraki derste aynı eğitmenin suratına pornografik dergiler fırlattı. Kane, Howard Baker’ın karanlık dünyasından etkilenerek “Jakoben” akımını benimsemişti. Dili çok sertti. Buna karşın ruhunun bir tarafı Sylvia Plath yalnızlığını taşıyordu. Oyunlarında; aşkın kurtarıcılığı, cinsel arzu, acı, fiziksel ve psikolojik şiddet temalarını işledi. Aslında Sarah Kane’in yazdıklarıyla yaşamı arasında sıkı bir paralellik vardı.

1999 yılında, 28 yaşında yaklaşık yüz elli adet antidepresan, elli adet uyku ilacı alarak intihara teşebbüs etti. Hastaneye kaldırıldı. İki gün sonra ayağa kalktı. Gece ikide sessizce hastanenin köhne tuvaletinde bulabildiği tek şey olan ayakkabı bağcıklarıyla kendini asarak bu sahte hayata veda etti. Geriye beş tiyatro oyunu ile bir film senaryosu bıraktı. 1998 yılında Sarah Kane’in şiddetlenen depresyonu nedeniyle her sabah 4.48’de uyanmaya başlaması ve bu oyunu kaleme almasıyla son oyunun ismi böyle ortaya çıktı. “4.48 Psychosis” bir yazarın herhangi eseri olma özelliğinden çok, Kane’in ölümünden birkaç ay önce yazdığı bir İntihar Mektubu niteliği taşımaktaydı. 4.48 Psychosis, bildiğimiz tiyatro kalıplarının ötesinde bir yapıttır. Karakter veya karakterlere dair hiçbir bilgi, oyunun ne şekilde sahnelenebileceğine ilişkin hiçbir ipucu yoktur. Kane bu oyunda dünya’nın kaotik sorunlarını kendi iç sorunlarıyla bütünleştirmiş çıldırma noktasında bir kadını, aslında kendini anlatır. Kane’in yaşadığı ruhsal çöküntünün metne dökülmüş halidir 4:48...


22.02.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Ömrünüz boyunca tek bir şey düşünürsünüz. Bazı soruların yanıt gerektirmediğini bildiğiniz halde güneşin hiç tazeliği yoktur. Üstelik zaman ve yaşam pek çok sırrı içinde gizler. Kendinizi güçlü hissettiğinizde, rastlantıların yarattığı bu perdeyi açmak isteyebilirsiniz. Geçmişinizle başbaşa kaldığınızda:

Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek

Bugün günlerden yine bir Pazartesi. 5 şarkılık listemizin konusu ise bu sene ülkemizi ziyaret edecek olan sanatçılar. İşte seçmiş olduğum 5 şarkı. Umarım silahların gölgesinden uzak, huzurlu ve müzik dolu bir yaz olur.

Mutlu Pazartesiler...


Sigur Rós - Svefn-g-englar



PJ Harvey - Down By The Water



M83 - Midnight City



Tindersticks - Dying Slowly



Sia - Clap Your Hands



BONUS: Muse - Uprising

1.02.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Zaman ne çabuk ilerliyor. Günler, haftalar, aylar ve yıllar derken bir bakmışız yolun sonundayız! Bugün yine günlerden yeni bir pazartesi. Bugün beş şarkılık listemizin konusu müzik tarihinin en güzel ilk albümlerinden seçmiş olduğum şarkılar. O zaman şimdi kendimizi melodilerin büyülü sonsuzluğuna bırakalım.

Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Joy Division - She's Lost Control 

Joy Division için daha ne söyleyebilirim ki. Burada Joy Division ve Ian Curtis için onlarca yazı yazdım.  Belki de müzik tarihini en çok etkileyen gruplardan bir tanesi Joy Division'dır. 1979 tarihli Unknown Pleasures içine girilmesi zor bir albüm, ama tıpkı bir kara delik misali kendinizi kaptırdıktan sonra kurtulması ise imkansız. Bu albümden seçtiğim şarkı; Rivayete göre Ian Curtis iş bulma kurumunda çalışırken kendisi gibi epilepsi hastası bir kızın geçirdiği krizden çok etkilenip yazdığı She's Lost Control. 




Stone Roses - I Wanna Be Adored

Demir Lady'nin İngiltere'de 1979'da iktidara gelince ortaya koyduğu ekonomik-politik kararlar toplumun büyük bir kesiminde özellikle gençler arasında umutsuzluk, karamsarlık, yoksulluk ve yalnızlık tohumları ekti. Bu toplumsal travma punk müziğin doğuşunda büyük bir rol oynadı. Punk, post-punk derken 80'li yılların sonlarına doğru club ve uyuşturucu modası, Manchester Sound denen bir akımın doğmasına neden oldu. Brit pop sürecine giden bu yolda neo-psychedelia ritimler eşliğinde rave ve acid house kültürü gelişti. Bu dönemin tartışmasız en cool ve özgün grubu Stone Roses idi. Bu beton gibi ilk albüm Maymun Kral Ian Brown'ın kayıtsız ve kendine özgü vokaliyle devleşiyordu.



Tindersticks - City Sickness

Bazı gruplar vardır ve yaptıkları müziğin net bir tarifi yoktur. Açıkçası tarif edilmek, önüne bir sıfat konmak gibi bir gereksinime de ihtiyaç duymazlar. İşte Tindersticks bu tarifin içini eksiksiz dolduran kusursuz bir hazinedir. Tinderstick’in kendi adını taşıyan debut albümü yayınlandığı 1993 senesinde tabiri yerindeyse her şeyi ezdi geçti. Melody Maker’da Nirvana ve Pearl Jam’i geride bırakıp yılın albümü seçildi. İngiliz basınından büyük övgü gören albüm tarifsiz ve boyutsuz sıfatlarıyla baş tacı edildi. Grubun beyni Stuart Staples, gerek solo, gerekse Tindersticks ile hala acıklı şarkılar söyleyerek, insanların canını yakmaya! devam ediyor. Bu arada 10. Tindersticks albümü 'The Waiting Room' 22 Ocak'ta taze taze çıktı.


Violent Femmes – Blister In The Sun

Müzik tarihinin en özgün işlerinden biri olan Violent Femmes'in kendi adını taşıyan debut albümleri; sokak müzisyenliğinin mainstream sularından uzak bir şekilde zamanın ötesinde ruh bulmuş hali sanki. Akustik müziğin punk havası ile buluşması ve vokalist Gordon Gano'nun sinirli konuşma tarzındaki vokali albümün özünü oluşturuyor. Gergin fakat eğlenceli bir atmosfer eşliğinde su gibi akıp giden bir kayıt. Yine güzel bir müjde verelim. Geçtiğimiz sene uzun bir sürenin ardından 'Happy New Year' isimli bir EP ile karşımıza çıkan Violent Femmes, yeni albümlerini Mart ayı gibi yayınlamayı planlıyor. Albümün ismi ise We Can Do Anything.




Jeff Buckley - Last Goodbye

Rock efsaneler ile beslenir. Ölüm, intiharlarla hayranlık yaratır, nedeni meçhul ise sonsuza kadar kutsanır. Erken ölüm ise imrenilecek bir tat bırakır hafızalarda. Henüz 30’undayken yaşamını yitiren Jeff Buckley kariyeri boyunca sadece tek bir albüm yayınlamış olsa da, müzik tarihinin en ilham verici müzisyenlerinden biri olmayı başardı. Son konserini 29 Mayıs 1997 yılında veren Buckley, aynı gece aniden Mississippi nehrinde yüzmeye karar vererek kıyafetleriyle suya girdi ve dalgalar arasında kaybolarak boğuldu. Cesedi 4 Haziran’da bulundu. Babasını hiç tanımayan bu genç ozanın tıpkı babası gibi genç yaşta hayata gözlerini yumması, hayatın o tuhaf ironilerinden biriydi.

12.12.2015

Yankı




O gün Tanrı’nın insanlara sorduğu en büyük bilmeceydi “İnsan olmak nedir? sorusu. Tüm evrenin kendisi için yaratılmış olduğunu düşünen şaşkın bir varlık için ne büyük bir gizem: “İnsan Olmak” ve bu bilmeceyi çözememiş olmanın vermiş olduğu ezeli bir sıkıntı. Bu gece üşenmedim saat tuttum. Bir sigaranın tükenmesi 3 dakika 42 saniye sürüyordu. Peki o sigara boyunca aklından geçen hatıralar. İşte onları bir saat kadranına sığdıramıyorsun. Tüketilmiş anlar, yanlış anlaşılmalar, unutulmayan kayıplar, mutlu azınlıklar, önemsiz çoğunluklar, verilmesi gereken kararlar, uçurumlar, dik yokuşlar, her sokağı denize çıkan şehirler, beyninizde yankılananlar… Sonuçta kafanıza saplanan tarifsiz ağrılar… 

Hava durumunun ruh haline paralel gittiği bir anda düşünmeye başlarsın. Hayatın içinde mi olmak yoksa gözlerden uzak olmak mı? Bir zor bilmece daha. Oysa bazen o kadar imkansız oluyor ki içinde olmak. Bir o kadar acı veriyor göremeyeceği kadar uzağında olmak. Dünyanın küre şeklinde, yuvarlak olduğunu düşünürsek tuhaf bir ironi. Çünkü bu küre üzerinde alınan her yol, insanı hep uzaklaşmaya çalıştığı şeylere yaklaştırıyor. Giden her şeyin geri dönme ihtimali olsa da, giden her şey geri döner demek biraz ahmaklık oluyor sadece. Ve belki de bu yüzden geometri bile sevimsiz geliyor çoğu zaman...


29.09.2015

Eylül Yalnızlığı


Şairin dediği gibi ;

Eylül toparlandı gitti işte
Ekim filanda gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar...

Mevsim dönüyor. İçimizde garip bir üşüme, bir ürperti, anlamsız bir yalnızlık. Şehirlerin kalabalığına inat, gittikçe ıssızlaşan ruh döngüleri. Biliyorsun ki aslında yapayalnızsın bu savaşta. Bu çok kalabalık yalnızların arasında en çok sevdiğin kitaptaki, en çok üzüldüğün karakter ışığın olsun. Midas'ın kulakları kadar bir umut ışığı. Haydi durma üşümeye devam et. Aslında üşümek çok devrimci bir eylemdir. 


22.06.2015

Loser Şarkıları


Bugün şarkı listemiz hayatta çoğu zaman umduğunu bulamamış, gülmek bize suç mu?, bu da mı gol değil? diyen melankolik arkadaşlar için geliyor. Ama bu arkadaşlara diyoruz ki; Ağlama değmez hayat, güzel günler yakındır. İşte o kaybedenler şarkıları. Ya da diğer açıdan bakarsak kime göre kaybetmek ya da kazanmak. Hani dedikleri gibi; sen gitmedin ben kaldım....

- Cinerama "Hard, Fast, Beautiful"
- Sigur Ros "Untitled #8"
- Blur "Out Of Time"
- Ballboy "Sex Is Boring"
- Songs Ohio "Blue Factory Flame"
- Mogwai "Cody"
- Cinematic Orchestra "Every Day"
- Tarwater "Miracle Of Love"
- The Notwist "Noah"
- Furniture "Love Me"
- The Cure "Charlotte Sometimes"
- The Smiths "I Know it's Over"
- Rufus Wainwright "Hallelujah"
- Faultline "Where is My Boy"
- Karate "This, Plus Slow Song"
- Mazzy Star "Flowers in December"
- Tindersticks "Dying Slowly"
- Ümit Besen "Nikah Masası"

Bonus: Müslüm Gürses "Kaç Kadeh Kırıldı Şarhoş Gönlümde"

Devamı gelecek diyelim sizleri şarkılarla başbaşa bırakıyorum..


1.02.2015

Nehrine Sırtını Dönen Şehirler


İnsan eli değen her şey gibi, binalar da bizi birbirimizden ayırıyor. Seçkin insanlar A ya da bazen B blokta oturuyorlar. Harfler ilerledikçe, apartman kötüleşiyor. Vaat edilen manzara ve ışık nadiren gerçekle örtüşüyor. Nehrine sırtını dönen bir şehirden zaten ne beklenebilir ki? Kilometrelerce uzanan bu kablolar bizi birleştirmek için mi yoksa ayırmak için mi? Kimse dışarı çıkmıyor. Cep telefonları, bizi hep birbirimize bağlayacağını vaat ederek, Dünya'yı işgal etmiş durumda. Mesaj çekmek ise: En güzel dillerden birinin sözcük dağarcığını ilkel, sınırlı ve kısık kelimelere indirgeyen, 10 tuşlu bir sistem. İleri görüşlü insanlar, geleceğin fiber optik kablolardan oluşacağını söylüyorlar. Evlerimizi işyerimizden bir tuşla ısıtabileceğimiz açıklandı. Tabi ya! Ne de olsa, evde yolumuzu gözleyen hiç kimse olmayacak...

"Medianeras 2011"

Tindersticks - City Sickness

21.10.2014

5 SONBAHAR ŞARKISI


Mevsimin kışa döndüğü bu günlerde 5 şarkımızı zamanın ruhuna uygun seçiyoruz. Bugünkü şarkılarımız; kırık kaplerin dilinden anlayan, hem yağmurlu, hem güneşli ama her daim bulutlu. Senkronize bir yalnızlığın müziğe yansımış melodileri. Sözü fazla uzatmadan müzik diyoruz.

Elliott Smith – Waltz#2

Müzik hayatına 1992 yılında Heatmiser grubu ile başlayan Elliott Smith, grubun yayınladığı 3 albümün ardından tek tabanca takılmaya başladı. Bu modern çağ ozanı kadife ses rengi ve eşsiz beste yeteneği ile Nick Drake ekolünün en önemli temsilcilerinden birisiydi. Yaşadığı acılar her zaman müziğine yansıyan Elliott Smith, 21 Ekim 2003 tarihinde 34 yaşında kendisini 2 kez göğsünden bıçaklayarak intihar etti. Ne diyordu, Cesare Pavese ‘Yaşama Uğraşı’ kitabında:

Gizlice en çok korkulan şey hep gerçekleşir sonunda…”




Tindersticks – Dying Slowly

Tindersticks sonbahara en çok yakışan gruplardan bir tanesi. Hani bazı gruplar vardır ve yaptıkları müziğin net bir tarifi yoktur. Açıkçası tarif edilmek, önüne bir sıfat konmak gibi bir gereksinime de ihtiyaç duymazlar. İşte Tindersticks bu tarifin içini eksiksiz dolduran kusursuz bir hazinedir. Tindersticks klasikliği, özgünlüğü, besteleri ile müzik tarihinde yanına yaklaşılamayan benzersiz bir müzik harikası. Hayranlarının körü körüne sevdiği, mainstream sularında dolaşmayan eşsiz bir sonbahar senfonisi.




Morphine – You Look Like Rain

Morhine 90′lı yılların başında Boston çıkışlı Mark Sandman önderliğinde kurulan ve kolej radyolarında sıkça çalınan parçaları sayesinde sıkı bir hayran kitlesi kazanan müziğinde gitar kullanmayan ender gruplardan biridir. Kasvetli, ürkütücü ve mutsuz kavramları rock-jazz karışımı, iki telli basit bir bas ve yoğun bir saksafon kullanımı Morphine müziğinin yapı taşlarını oluşturur. Sandman’ın eski grubu Treat Her Right’ın dağılmasının ardından Sandman’a ek olarak Dana Colley (bariton saksafon) ve Jerome Deupree’nin (davul) yer aldığı ekip deneme niteliğindeki birkaç konserin ardından ilk albümleri Good’u 1991 yılında çıkardı. Büyük bir şaşkınlık yaratan bu albüm özellikle yöre takipçilerinin gruba olan sevgileri sayesinde o yıl Boston Music Awards’ta yılın en iyi bağımsız ilk albüm ödülünü kazandı. Rykodisc Record ile imzanan anlaşma ve sırasıyla yayınlanan Cure For Pain, Yes ve Like Swimming grubun kalitesini ve ününü gerek dinleyiciler, gerekse müzik eleştirmenleri yönünden perçinlemiştir.

Kült olma yolunda ilerleyen Morphine, Temmuz 1999 yılında İtalya’da verdiği bir konser sırasında Mark Sandman’ın geçirdiği kalp krizi sonrası 46 yaşında hayata gözlerini yummasıyla bir efsane olarak müzik tarihindeki yerini aldı.





Joy Division – She’s Lost Control


Bir umutsuzluk son haddine geldiğinde, kendinizi öldürebilirsiniz ya da ani bir yaşama arzusu uyandıran yazgısal bir sevinç kaplar her yanınızı. Ian Curtis hakkını ilk tercihten yana kullandı.  18 Mayıs 1980′de kendini asarak intihar etti. Müzik tarihini en çok etkileyen gruplardan biri şüphe yoktur ki Joy Division’dır. İzole bir hayat yaşayan Ian Curtis’in okuma hevesinin sonucu ortaya çıkan can yakıcı sözler, sabit bas ritimleri, fazla ses oyunlarına girmeden akıp giden gitarlar ve düşük bir enerji Joy Division müziğinin temel hatlarını oluşturuyordu. İçe kapanık, minimal ve dünyanın en karanlık şarkılarından birisidir She’s Lost Control. Hikayeye göre Ian Curtis iş bulma kurumunda çalışırken kendisi gibi epilepsi hastası bir kızın geçirdiği krizden çok etkilenip bu şarkıyı yazmıştır.





Mazzy Star – Fade Into You

Mazzy Star’ın kökleri Rain Parade grubuna uzanır. Gitarist David Robback Rain Parade grubuyla bir albüm yapıp ayrılır. Daha sonra Opal diye başka bir gruba katılan Robback burada Hope Sandoval ile tanışır. Bir Avrupa turnesi sonrası Opal dağılırken, bu ikili Mazzy Star’ı kurmaya karar veriyorlar ve böylece Mazzy Star efsanesi başlıyor. Mazzy Star günümüzde pek benzeri olmayan bir müzik yapıyor. Post-punk’ın karanlık sularından The Velvet Underground’un hipnotik gitarlarına uzanan bir yolculuk. Akımlardan fazla etkilenmeden kırılganlıkların notalara dökülmüş saf hali. Modern bir Nico yansıması gibi duran vokaller, çok sağlam melodiler ve husuzsuz distortion örnekleri ve donmuş zamanda tek başına dinlenecek albümler. Kanın akışını yavaşlatan müzik nedir? sorusunun cevabıdır Mazzy Star. Mazzy Star’ı günyüzüne çıkaran ve daha çok insan tarafından tanınmasını sağlayan olay ise  “So Tonight That I Might See” isimli ikinci albümlerinde yer alan “Fade Into You” parçası oldu. Amerika listelerinde tırmanışa geçen bu parça hayalci, melodik, atmosferik en güzel Mazzy Star parçalarından birisidir.


14.10.2014

Biz Büyüdük Ama Hala Masal Dinlemeye Devam Ediyoruz...


Kaç yıl oldu uyumadan önce birilerinin sana masal okuduğu, bilmiyorum ve en son hangi masalı dinlediğini de. Ama o geceler mışıl mışıl uyuduğunu, rüyalarından gülerek uyandığını ve 'ne güzel bir rüyaydı ' diyip gülümsediğini biliyorum. Zaman zaman bulutların üstüne çıkıp kanat çırpıp oradan oraya uçtuğunu, kahkahalar atıp zıpladığını,düşsen de hiçbir yerinin acımadığını da iyi biliyorum.

'Kabuslar da görürdüm ara sıra ' demezdin hiç ,desen de ağzına yakışmaz bir yalan olurdu bu, ki zaten yalan söylemezdin sen, yalanı da sevmezdin. Zaman hızla geçip giderken ve sen büyürken 'bana kimse masal okumuyor, çocuklukta kaldı o günler' diyip dururken bugüne kadar bunu anlamış olmalıydın. Birileri senin masal dinlemeyi sevdiğini bildiğinden ya da sırf kendi isine geldiğinden sana masal okumaya devam etti.

Büyüyünce artık masal dinlemediğini orda burda ballandıra ballandıra anlatacak değildin. Anlatmanı da kimse senden beklemezdi ve zaten büyümüş insanların karnı masallara tok olurdu. Herkes mutlu olmak için kendine bazı yollar seçmişken senin yerinde durman normal olmaz , anormal bir durum olurdu ve diğer insanların gözünde bir korkuluktan farkın kalmazdı. Ama insanlar yanılıyordu."Artik hicbir seyden tat almiyorum " derdin hep belki de bu konuda hakliydin Çünkü birileri masal anlatmaya devam etti ve bunla insanları uyutup önce rüyaları sonra hayatı kabusa çevirdi ve bu durumda acı çekmemek için belki de yerinde saymak ve korkuluk olmak iyi bir fikir olabilirdi. Ama bu da sana yakışmazdı.

Masal dinlemenin çocuklukta kaldığını ve artık karnının tok olduğunu haykırmanın zamanı geldi geçiyor. Bunu gittiğin her yerde anlatmalısın.Duvarlara ,otobüs duraklarına,ağaçlara kısa bir süreliğine aşk sözcükleri yerine " ben artık masallar dinlemek istemiyorum " yazmalısın. Yazmazsan biliyorsun ki önce rüyaların sonra hayatın kabusa dönecek ve canın yanacak.Bazıları için yerinde saymaya devam edeceksin ve bir korkuluktan farkın olmayacak ama bu kabustan uyanmalı ve yarınların güzel olması için çabalamalısın. Yarının çocukları senin çektiklerini çekmemeli ve onlara masalların sadece çocukken dinlenmesi gereken şeyler olduğunu öğretmelisin. Onlar da büyüyünce kendi çocuklarına öğretmeli. O zaman her şey daha güzel olacak. İnsanlar birbirlerini öldürmeyecek, savaşlar olmayacak. "Hiç bir şeyden tat almıyorum " diyen sen o gün her şeyden tat alacaksın. Ve o zaman yerinde saymadığını ve bir korkuluk olmadığını da kanıtlamış olacaksın.

"Mustafa Çevik" 

Tindersticks - Buried Bones

24.09.2014

Eski Eylül'ler


"her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece.."

Ahmet Telli

Bitişlerin, başlangıçların, hüzünlerin, telaşların, hayallerin, vedaların, merhabaların, gidişlerin, dönüşlerin, acıların, tebessümlerin, yağmurların ayıdır eylül.. Her eylül tarihe bir iz bırakır ve tarih geçmişi yüceltmek için, geçmişi korumak için, hatta geçmişi unutmak için bile vardır, oradadır. Hatta Nietzsche gibi, sözü geçen unutuşun insan mutluluğu için gerekli olduğu da söylenebilir. Biz o konforlu unutma fiilinin üzerinde, kendi melodilerini çalarak dans etmeye zorladığımız bir serüvenin yolcuları olalım ve eskiye dair ne varsa hatırlayalım, unutmak için zamanımız yok..

Eski eylülleri unutmayalım..
1 Eylül 1985

Amerikalı denizbilimci Robert Ballard ve ekibi RMS Titanic'in enkazını Atlas Okyanusu'nun 4000 metre derinliğinde iki parça halinde buldu. 1500 kişinin öldüğü ünlü deniz faciasının üzerinden 73 sene geçmişti.

2 Eylül 1977

Ümraniye'deki 1 Mayıs mahallesinde gecekondu yıkımı sırasında halk ve polis arasında arbede çıktı. Yaklaşık iki saat süren çatışmada 13 kişi öldü, onlarcası yaralandı. Dönemin Chp Başkanı Bülent Ecevit, halkın üstüne ateş açmanın insanlık ayıbı olduğunu söyledi.

3 Eylül 1928

İskoç bilimadamı Alexander Fleming laboratuvarda bakterileri öldüren bir cins küfü gözlemledi. "Penisilin" adını verdiği bu bulgu ona 1945 Nobel Tıp Ödülünü kazandırdı.

4 Eylül 1886


Chiricahua Apache'lerinin lideri Geronimo, Birleşik Devletler kuvvetlerinden General Nelson Miles'a resmen teslim oldu. Geronimo, tarihte beyazlara karşı direnen son Kızılderili lider olarak bilinir. Onun teslim oluşu, nesillerdir topraklarını sömürgeleştirmek isteyen Meksikalı ve Kuzey Amerikalı yerleşimcilerle savaşan yerlilerin direnişinin sonu anlamına gelir. Gerçek ismi "Goyathlay" yani Esneyen Adam olan lider, 1858'de İspanyolların annesi, karısı ve 3 çocuğunu öldürmelerinden sonra "beyaz adam"ların en çok korktuğu savaşçıya dönüşmüştü. Geronimo'ya teslim olursa kabilesiyle birlikte Arizona'ya dönebileceği sözü verildi ama bu söz tutulmadı. Hayatının geri kalanını sürgünde, savaş mahkumu olarak geçirdi.

5 Eylül 1960

Cassius Marcellus Clay, 18 yaşındayken katıldığı Roma Olimpiyatları'nda altın madalya kazandı. 1964'teki ağır siklet dünya şampiyonluğundan sonra müslüman oldu ve Muhammed Ali ismini aldı.

6 Eylül 1917

Haydarpaşa Garı faciası yaşandı. Filistin cephesine gönderilecek asker ve cephaneyi taşıyan tren infilak etti. 16:30'daki iki patlamanın ardından Kadıköy'e şarapnel yağdı; Avrupa yakasındaki evlerin camları kırıldı.

7 Eylül 1927

Kendi kendini yetiştiren 21 yaşındaki Philo Farnsworth orta halli laboratuvarında 7 Eylül 1927'de bir görüntüyü odadan odaya nakletmeyi başardı. Televizyonu bulmak Farnsworth'a yaşarken de öldükten sonra da yaramadı. Hayatı boyunca televizyona bir kez çıktı, CBS'in 'Benim Bir Sırrım Var!" adlı oyun programına çıkmıştı. Programda ünlü konuklar, karşılarındaki ünsüz kişiye sorular yönelterek sırrını ortaya çıkarmaya çalışıyorlardı. Farnsworth ünsüz konumundaydı, sırrı da 'ben elektronik televizyonu icat ettim" idi. Ünlüler sırrı çözemeyince Farnsworth evine 80 dolar ve bir karton da Winston sigarası götürmeye hak kazandı.


8 Eylül 1966


Gene Roddenberr'in yarattığı bilimkurgu türündeki televizyon dizisi "Uzay Yolu" (Star Trek), ABD'de ilk defa NBC kanalında yayınlandı. Kaptan Kirk'ün komutasındaki 'Atılgan' yıldız gemisinin "daha önce kimsenin gitmediği yerlere cesurca gitme" görevi boyunca yaşananların anlatıldığı dizi, kısa zamanda kült haline geldi. Dizinin baş karakterleri Kaptan Kirk ve Mr. Spock idi. Dizi birçok sinema filmi ve video oyununa kaynaklık etti.

9 Eylül 1984

Türk sinemasının "Çirkin Kral"ı Yılmaz Güney, 9 Eylül 1984'te hayatını kaybetti. Aktör, yönetmen, senarist ve yapımcı Yılmaz Güney 1982'de "Yol" filmiyle ülkemize ilk "Altın Palmiye" yi getirmişti.

10 Eylül 1897

Londra'da taksi şoförü George Smith, tarihte alkollü araç kullanmaktan tutuklanan ilk kişi oldu. Aracını binaya çarpması sonucu yakalanan Smith, 25 şilin para cezası ödedi. Zaten ilk motorlu taksiler de o yıl hizmete girmişti.

11 Eylül 1973


Şili devlet başkanı Salvador Allende, 11 Eylül 1973'te darbeyle devrildi ancak teslim olmadı ve intihar ederek hayatına son verdi. Allende, Latin Amerika'da seçimle başa gelen ilk Marksist devlet başkanıydı. Amacı işçi sınıfın egemenliğinde bir cumhuriyet kurmaktı, ancak göreve başladıktan 3 yıl sonra askerler darbe ile yönetime el koydu.

12 Eylül 1980

Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren başkanlığında 12 Eylül 1980 sabahı askeri darbe ile uyandı. Sokağa çıkmak yasaklanmıştı, Türk Silahlı Kuvvetleri emir-komuta zinciri içinde yönetime el koydu, TRT ve PTT binaları, İçişleri bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürülüğü kontrol altına alındı. Darbenin ilk günlerinde tüm kentlerde askerler  otobüsleri, otomobilleri yollarda durdurarak sık sık arama yaptılar. Parlamento, tüm siyasi partiler, dernekler ve sendikalar kapatıldı. Askeri rejim 6 Kasım 1983'te yapılan genel seçimlerle son buldu ama etkileri günümüze kadar uzandı.

13 Eylül 1965

Beatles, Help! albümü için kaydedilmiş "Yesterday"i yayınladı. Single olarak yayınlanmasından sonra listelerde 11 hafta 1 numarada kaldı. Tahminlere göre şu ana kadar en çok covera sahip şarkı, günümüzde bile kaydedilmiş 3000 versiyonuyla popülerliğini korumaktadır.

14 Eylül 1855

İstanbul'dan Avrupa'ya ilk telgraf çekildi. Telgraf, Paris ve Londra'daki Osmanlı Büyükelçilikleri aracılığıyla Kırım'daki Rus kalesi Sivastopol'un düştüğünü bildiriyordu.

15 Eylül 1954

19 Ocak 2007 tarihinde saat 15:00 sıralarında, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin binası önünde uğradığı silahlı saldırı neticesinde hayatını kaybeden Hrant Dink'in doğum günü, saygıyla anıyoruz.

16 Eylül 1973

Victor Jara, Şili'de Marksist lider Salvador Allende'nin 1973 yılında askeri bir darbeyle devrilmesinden sonra ABD desteğindeki general Pinochet tarafından tutuklanarak cezaevi olarak kullanılan stadyuma getirildi. Orada da gitar çalıp şarkı söylemeye devam ettiği için önce elleri kesildi, sonra da kurşuna dizilerek öldürüldü.

17 Eylül 1970

Topraklarını İsrail devletine bırakan Ürdün Kralı Hüseyin, Suriye ve ABD'nin desteğini alarak Filistinli kuvvetlerle iç savaşa girdi. 15 bin Filistinlinin hayatını kaybettiği Eylül ayı, tarihe "Kara Eylül" olarak geçti.

18 Eylül 1970

27 yaşındaki ABD'li müzisyen Jimi Hendrix, Londrada'ki Semerkand Oteli'nde öldü. Blues, cazi rock ve soul türlerini elektro gitarıyla harmanlayarak tarihe geçen efsane sanatçı, tavsiye edilen dozun 18 katı uyku hapı ve alkol almıştı.

19 Eylül 1893

Yeni Zelanda kadınlara oy verme hakkını yasalaştıran ilk ülke oldu. Vali Glasgow Kontu David Boyle'un bu hakka ilişkin imzayı atmasında kadın eylemci Kate Sheppard'ın rolü büyüktü. Kadınlar, aynı yılın Kasım ayında oy verdiler.

20 Eylül 1970

Ay'a gitme konusunda ABD ile yarış halindeki SSCB'nin Luna programının 24 aracından biri Luna 16, Ay'a inip toprak örneği alabilen ilk insansız araç oldu. 24 Eylül'de 100 gram ay toprağı taşıyan kapsül, Kazakistan topraklarına iniş yaptı. İki ay sonra yine Sovyetler Birliği'nin göndereceği Lunochod 1, ay yüzeyinde bir hafta gezecek, daha fazla örnekle dönecekti.

21 Eylül 1975

Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu hayatını kaybetti. Halk deyişlerinden, masallardan, türkülerden beslenen eserlerinde; doğa tutkusunu, insan sevgisini, yaşama sevincini ve toplumsal sorunları yansıtmıştı.


22 Eylül 1980

16 Eylül'de Şatt-ül-Arap antlaşmasını feshettiğini açıklayan Irak'ın İran'ı işgaliyle İran- Irak savaşı başladı. Ağustos 1988'de sona eren savaş, yaklaşık 1 milyon kişinin ölümüne, 150 milyon dolar maddi hasara ve her iki ülkede ağır yıkımlara yol açtı.


23 Eylül 1846

Fransız matematikçi Urbain Jean Joseph Le Verrier, Alman astronom Johann Gottfried Galle'nin hesaplarına dayanarak, Güneş sisteminin sekizinci gezegeni Neptün'ü keşfetti.

24 Eylül 1996


Türk sanat müziğinin ölümsüz ismi Zeki Müren, TRT İzmir Televizyonunda kendisi için düzenlenen tören sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Cenazesi Bursa'da EmirSultan mezarlığına büyük bir kitlenin katılımıyla defnedildi. Ölümünden sonra tüm mal varlığını, vasiyetle Türk Eğitim Vakfı ve Mehmetçik Vakfına bıraktı. 
Arkadaş Zekai Özger'in dediği gibi:
bir gün elbette
zeki müreni seviceksiniz
(zeki müreni seviniz)
25 Eylül 1901

Robert Bresson, Fransa'da Auvergne'de doğdu. Aslında ressam ve fotoğrafçı olan yönetmen,30'lu yıllarda film alanında bazı deneyimler kazandı. İlk konulu film denemesini 1943 yılında gerçekleştirdi. Kendi özgün üslubunu, o günden bu yana çevirdiği çoğu edebiyat uyarlaması filmlerle oluşturdu. Erdem, masumiyet, suç ve ölüm, özellikle intihar, tinsel açıdan yeniden yaratılış ve çürüyüş temalarında tutkulu ısrarı, pek çok ödüle sahip bu sinema ustasını saygı duyulan, ancak popüler olmayan bir yönetmen konumuna getirdi.

26 Eylül 1960

Fidel Castro, o tarihe kadarki en uzun Birleşmiş Milletler kürsü konuşmasını yaptı. Küba Başbakanı, ABD'nin (Latin Amerika, Asya ve Afrika ülkelerine karşı) sürdürdüğü agresif emperyalist politikaları 4 saat 29 dakika boyunca eleştirdi. Castro, 1986'da Küba'daki Komünist Parti Kongresi'nde 7 saat 10 dakikalık bir konuşma yaparak kendi rekorunu kıracaktı.

27 Eylül 1995

Genelev sahibi vergi rekortmeni Matild Manukyan'ın otomobilinde bir patlama oldu. Manukyan ağır yaralandı, şoförü öldü.

28 Eylül 1864

Londra'da St. Martin's Hall'da yapılan toplantıda Uluslararası İşçi Birliği kuruldu. Avrupa solunun bütün renklerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıya, harekete daha sonra damgasını vuracak olan Karl Marx da bir Alman sosyalisti olarak katılmıştı. Sonradan "Birinci Enternasyonal" anılan birlik, az zamanda 8 milyon işçiyi temsil eden dev bir uluslararası örgüte dönüşecekti.

29 Eylül 1547

Modern Avrupa'nın ilk romanı olarak kabul edilen, batı edebiyatının klasikleri arasında yer alan "Don Kişot"u yazan İspanyol romancı, şair ve oyun yazarı Miguel de Cervantes doğdu. İnebahtı Deniz Savaşı'na katılan Cervantes, Osmanlılar tarafından tutsak edilip hapse atıldı, Don Kişot'u yaşamının sonlarına doğru hapishanede kaleme aldı ve bu sayede dünyanın en çok okunan eserleri arasında yerini aldı. Don Kişot, 38 dile çevrildi ve bugüne kadar yazılmış en iyi kurgusal eserlerden biri olmaya devam etmekte.

30 Eylül 1895

İstanbul'daki ilk "Ermeni patırtısı" yaşandı. Patrik İzmirliyan'ın harekete geçirdiği militanlar, Kadırga'dan Sultanahmet'e yürüyüp terör estirdiler. II. Abdülhamid, hafiyeleri aracılığıyla Müslüman halkı eyleme yöneltti; bine yakın Ermeni öldürüldü.

* Kaynakça, tarih dergi'sinden yararlanılmıştır.

Tindersticks - This Fire of Autumn

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...