Alpay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alpay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.05.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün 1 Mayıs. İşçi ve Emekçi Bayramı. 5 şarkılık listemizin konusu günün anlam ve önemine uygun şarkılar. Unutmayın ki insan emeği dünya üzerindeki en kutsal değerlerden bir tanesi. Fakat günümüzde çivisi çıkmış bozuk düzen yüzünden emek, sevgi, saygı gibi değerler ayaklar altına alınıyor. İnsanların sömürülmediği, hakkın, hukukun ve adaletin hüküm süreceği bir dünya umuduyla şöyle diyelim: "Sevgi neydi, sevgi EMEK'ti !"

Müzik hiç susmasın, hepinize Mutlu Pazartesiler... 

Cem Karaca - Tamirci Çırağı

Cem Karaca bu şarkı ile sınıfsal çatışma kadar, karşılıksız bir aşkın hikayesini anlatıyor. Tamirci çırağı arabasını tamire getiren zengin kıza bir bakışta vurulur. Ama bir araya gelmeleri asla mümkün değildir. Sınıfsal farklılıklar, karşılıksız aşk geriye tek bir şey kalıyor zaten. İşçisin sen işçi kal.




Alpay - Fabrika Kızı

"Makinalar diken gibi batar her gün kalbine, yün örecek elleri her gün ekmek derdinde..."

Söz ve müziği Bora Ayanoğluna ait olan Fabrika Kızı, Alpay'ı meşhur eden şarkı olarak bilinir.  Aslında Fabrika Kızı bir dönem şarkısıdır. 80'li yıllarda yaşanan hızlı sanayileşme ve ucuz iş gücüne doğru alınan yol. Fakat Neo Klasik İktisat'çılara inat fabrika kızı hayal kurmaya devam eder, tüm insanlar gibi...



Cem Karaca - Yoksulluk Kader Olamaz

"Yoksulluk kader olamaz kader değildir
firavunlar bile böyle gaddar değildir."

1977 tarihli Cem Karaca ve Dervişan imzalı Yoksulluk Kader Olamaz, hem sağlam bir progressive rock albümü olması hem de politik sert sözleriyle dikkat çekiyordu. Gerçekten yoksulluk bir kader midir?



Cartel - Hani Bana Para

"Herkesin aklındaki tek şey para
İnsanlık bile döndü karaborsaya
Var da ona, buna, sana
Yok mu bana?
Şimdi kes tantanayı
Hani bana para?"

İlk parayı kim buldu? Bize öğretilen tarihe göre ilk madeni parayı Lidyalılar kullandı. Moğol kağanı Kubilay Han ise madeni para yerine kağıt parayı cebren kullanmaya zorladı. Sonrası çorap söküğü gibi devam etti. Para için yaşayan, para için tüm değerleri ayaklar altına alan yozlaşmış bir dünya düzeni kuruldu. Kıtanın biri açlıktan ölürken, bir diğer kıta yedikleri fazlalıklardan kurtulmaya çalışıyordu. Oysa ki bu dünya kimseye kalmıyordu. Ne sultanlara, ne fivavunlara ne de karunlara. Yaşadığı tüm şehri mezarına gömen Çin imparatorlarına bile. Geriye sadece biraz taş ve kemik parçası kalıyor sadece...



Marianne Faithfull - Working Class Hero

Bu John Lennon şarkısı, yeni dünya düzenine isyanın bir marşı haline geldi. Onlarca isim bu şarkıyı tekrar yorumladı. Bu yorumlar içinde en beğendiklerimden bir tanesi  Marianne Faithfull'un yapmış olduğu. Şarkının sözleri ise çoğu entellektüel laf kalabalığından daha vurucu.

8.10.2016

5 ANKARA ŞARKISI


- Üşüyeceksen ya Ankara'da, yada vapurun üst katında üşüyeceksin derim hep.
- Vaaay, Ankara demek. Orada okumuştum ben de bi süre.
- Ankara'da ya okunur, ya da aşık olunur zaten...

Memleketin baş şehri Ankara bu ülke coğrafyasının en tuhaf şehirlerinden biridir. Bir kere devlet ciddiyetinin sokaklara kadar sinsice işlediği gri bir şehirdir. Bu nedenle çok fazla renk değiştirmez. Kışı çok soğuk, yazı ise çok sıcaktır. Karasal iklimin temel özelliklerini sonuna kadar kullanır. Ankara başka şehirlere benzemez. Ankara’nın gri sokaklarıyla anılabilecek tek kelime yabancılaşmadır. Bir anlamda senkronize yalnızlığın başkentidir Ankara. Bu yüzden başka şehirlerde yaşayan insanların en çok eleştirdiği kenttir. Bir İstanbullu için çoğu zaman sıkıcıdır, birçok İzmirli içinse tutucu ve muhafazakar.

Aslında bir şehri sevmekte temel mesele tutunabileceğin bir dal bulmaktır çoğu zaman. Şairin dediği gibi “Bir şehri sevmek aşka bahane aramaktır.”O zaman akıllarda yer etmiş 5 Ankara şarkısı ile son sözü müziğe bırakalım.

Erkin Koray - Ankara Sokakları




Zuhal Olcay - Ankara'da Aşık Olmak



Nesrin Sipahi - Ankara Rüzgarı



Alpay - Güven Parkı



Grup Gündoğarken - Ankara'dan Abim Geldi



BONUS: The Clash - Sould i Stay or Should i Go

Finali Ankara doğumlu The Clash grubunun beyni Joe Strummer ile yapalım.  Joe Strummer yakışıklıydı, cool'du ve sigarasını imrenilecek derecede bir başka içerdi. Bu efsane müzisyen koca bir nesil için bambaşka bir müzik devriminin arkasında yer alan romantik bir isyancı ve ateşli bir ilham kaynağıydı. 2002 yılında “Sould i Stay or Should i Go” dedi ve zamansız bir şekilde aramızdan ayrıldı. Oysa ki ihtişamını yitiren rock’n roll sahnesinin Strummer gibi romantik asilere ihtiyacı vardı. Bu yüzden Ankara’nın en güzel yanı İstanbul'a dönmesi değil, Joe Strummer’ın bu şehirde doğmuş olmasıdır. Şimdi sessizce dağılabiliriz. 


29.09.2015

Denizi Yitiren Denizci


Anlaşılan tehlikenin ne demek olduğunu bile bilmiyorlar. Tehlike deyince, gazetelerin abartarak yazdığı fiziksel anlamdaki yaralanma, biraz kan akması gibi şeyleri getiriyorlar akıllarına. Bunun tehlikeyle hiç bir ilgisi yok. Gerçek tehlike yaşama eyleminin ta kendisidir. Hiç kuşkusuz, yaşamak, varoluşun farklılaştığı bir kargaşadır. Fakat varoluşu her an aslında olduğu düzensiz haline çözümleyip ortaya çıkan endişeden hareketle, her an ilk kargaşayı yeniden yaratmaya çalışan kaçık bir eylemdir yaşamak. Bu denli tehlikeli başka bir iş daha olamaz. Varoluşun kendinde hiçbir korku ya da hiçbir örtülü yan yoktur, bu korku ve tedirginliği yaratan eylemdir ve toplumda, kökende anlamsızdır; kadın erkek bir arada yıkanılan roma hamamları gibidir. Okul da, toplumun minyatürüdür: Bu yüzden bize boyuna buyruk veriyorlar. Bir avuç kör adam, bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor, sınırsız yeteneklerimizi paramparça ediyor.

"Yukio Mishima"

Özellikle “Denizi Yitiren Denizci” isimli romanıyla 20. yüzyılın en önemli Japon yazarlarından biri kabul edilen Yukio Mishima, tiyatro oyunundan romana çok farklı alanlarda eserler vermesinin yanı sıra Tatenokai adlı aşırı milliyetçi bir örgütün liderliğini yaptı. Mishima, 25 Kasım 1970’de dört örgüt üyesi ile birlikte Japon Ordusu’na ait Tokyo’daki Ichigaya Kampını ziyaret etmiş, komutanı rehin aldıktan sonra imparatorluğun haklarının yeniden tesis edilmesi için hazırladıkları manifestoyu ve taleplerini okuduktan sonra seppuku (geleneksel Japon intihar biçimi) yaparak intihar etmiştir. Tatenokai üyelerinden Hiroyasu Koga ise intiharın tamamlanması için Mişima'nın başını kılıçla vücudundan ayırmıştır.



1.09.2015

İşte Eylül


Ve Eylül. Denize nazır bir Ege kasabasında, dolunaylı bir akşamın hüznünü özlemek. Sol yanımızda dağlar, sağ yanımızda balıklar, ortada biz. Anason kokulu bir masa, avucumda sarı bir güz çiçeği. Karşı kıyıdan mevsimsiz bir deniz feneri göz kırpıyor. İçimde hafif bir ürperti. Şuursuz şuursuz dünyayı sevmeler, köpeklere selam verip, kedilerle açık saçık konuşmalar, sebepsiz yere gevşek gevşek gülmeler. Bazı hüzünler, bazı yağmurlar, bazı bitmemiş şiirler. Savruluşumuz hep bundandı. Biraz Camus, biraz Nietzsche, biraz Biz.... İşte Eylül. Edip'in dediği gibi; 

"Ne gelir elimizden insan olmaktan başka."


9.04.2015

Ah İhtiyar Medeniyet!


Ah ihtiyar medeniyet! Çocuklarına sağlam, yepyeni bir dünya kurmaktan bunca aciz misin? Bizi yabancı diyarlardan getirttiğin süslü yalanlarla mı besleyeceksin?

"Ah Güzel İstanbul (1966), Atıf Yılmaz"


8.02.2015

Guerssen Records



Bir İspanyol firması olan Guerssen Records psychedelic, proggressive gibi türleri günyüzüne çıkarıyor. Özellikle 60'lı 70'li yılllara ait birçok ülkenin önemli isimlerinin kayırlarını tekrar basıyor. Özellikle Türk psychedelic ve Anadolu Rock adına yaptıkları kayıtlar müthiş. Kayıtlar orjinalinden düzeltilip cd ve plak formatında basıyorlar. Bu arada bazı plakların Türkiye'de de satışta olduğunu hatırlatalım. O müthiş albümlerden bazıları:


- EDİP AKBAYRAM  "Edip Akbayram" 
- ALPAY "Yekte"
- EDİP AKBAYRAM & DOSTLAR "Nedir Ne Değildir"
- BUNALIM "Bunalım"
- DERDİYOKLAR İKİLİSİ "Disko Folk"
- CEM KARACA & APAŞLAR
- CEM KARACA "Nem Kaldı"
- BARIŞ MANÇO "Dünden Bugüne"
- BARIŞ MANÇO "2023"
- BARIŞ MANÇO "Sakla Samanı Gelir Zamanı"
- BARIŞ MANÇO "Yeni Bir Gün"
- MAVİ IŞIKLAR "İyi Düşün Taşın"
- MOĞOLLAR / SİLÜETLER 
- SELDA "Vurulduk Ey Halkım"
- SELDA "Selda"

24.09.2014

Eski Eylül'ler


"her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece.."

Ahmet Telli

Bitişlerin, başlangıçların, hüzünlerin, telaşların, hayallerin, vedaların, merhabaların, gidişlerin, dönüşlerin, acıların, tebessümlerin, yağmurların ayıdır eylül.. Her eylül tarihe bir iz bırakır ve tarih geçmişi yüceltmek için, geçmişi korumak için, hatta geçmişi unutmak için bile vardır, oradadır. Hatta Nietzsche gibi, sözü geçen unutuşun insan mutluluğu için gerekli olduğu da söylenebilir. Biz o konforlu unutma fiilinin üzerinde, kendi melodilerini çalarak dans etmeye zorladığımız bir serüvenin yolcuları olalım ve eskiye dair ne varsa hatırlayalım, unutmak için zamanımız yok..

Eski eylülleri unutmayalım..
1 Eylül 1985

Amerikalı denizbilimci Robert Ballard ve ekibi RMS Titanic'in enkazını Atlas Okyanusu'nun 4000 metre derinliğinde iki parça halinde buldu. 1500 kişinin öldüğü ünlü deniz faciasının üzerinden 73 sene geçmişti.

2 Eylül 1977

Ümraniye'deki 1 Mayıs mahallesinde gecekondu yıkımı sırasında halk ve polis arasında arbede çıktı. Yaklaşık iki saat süren çatışmada 13 kişi öldü, onlarcası yaralandı. Dönemin Chp Başkanı Bülent Ecevit, halkın üstüne ateş açmanın insanlık ayıbı olduğunu söyledi.

3 Eylül 1928

İskoç bilimadamı Alexander Fleming laboratuvarda bakterileri öldüren bir cins küfü gözlemledi. "Penisilin" adını verdiği bu bulgu ona 1945 Nobel Tıp Ödülünü kazandırdı.

4 Eylül 1886


Chiricahua Apache'lerinin lideri Geronimo, Birleşik Devletler kuvvetlerinden General Nelson Miles'a resmen teslim oldu. Geronimo, tarihte beyazlara karşı direnen son Kızılderili lider olarak bilinir. Onun teslim oluşu, nesillerdir topraklarını sömürgeleştirmek isteyen Meksikalı ve Kuzey Amerikalı yerleşimcilerle savaşan yerlilerin direnişinin sonu anlamına gelir. Gerçek ismi "Goyathlay" yani Esneyen Adam olan lider, 1858'de İspanyolların annesi, karısı ve 3 çocuğunu öldürmelerinden sonra "beyaz adam"ların en çok korktuğu savaşçıya dönüşmüştü. Geronimo'ya teslim olursa kabilesiyle birlikte Arizona'ya dönebileceği sözü verildi ama bu söz tutulmadı. Hayatının geri kalanını sürgünde, savaş mahkumu olarak geçirdi.

5 Eylül 1960

Cassius Marcellus Clay, 18 yaşındayken katıldığı Roma Olimpiyatları'nda altın madalya kazandı. 1964'teki ağır siklet dünya şampiyonluğundan sonra müslüman oldu ve Muhammed Ali ismini aldı.

6 Eylül 1917

Haydarpaşa Garı faciası yaşandı. Filistin cephesine gönderilecek asker ve cephaneyi taşıyan tren infilak etti. 16:30'daki iki patlamanın ardından Kadıköy'e şarapnel yağdı; Avrupa yakasındaki evlerin camları kırıldı.

7 Eylül 1927

Kendi kendini yetiştiren 21 yaşındaki Philo Farnsworth orta halli laboratuvarında 7 Eylül 1927'de bir görüntüyü odadan odaya nakletmeyi başardı. Televizyonu bulmak Farnsworth'a yaşarken de öldükten sonra da yaramadı. Hayatı boyunca televizyona bir kez çıktı, CBS'in 'Benim Bir Sırrım Var!" adlı oyun programına çıkmıştı. Programda ünlü konuklar, karşılarındaki ünsüz kişiye sorular yönelterek sırrını ortaya çıkarmaya çalışıyorlardı. Farnsworth ünsüz konumundaydı, sırrı da 'ben elektronik televizyonu icat ettim" idi. Ünlüler sırrı çözemeyince Farnsworth evine 80 dolar ve bir karton da Winston sigarası götürmeye hak kazandı.


8 Eylül 1966


Gene Roddenberr'in yarattığı bilimkurgu türündeki televizyon dizisi "Uzay Yolu" (Star Trek), ABD'de ilk defa NBC kanalında yayınlandı. Kaptan Kirk'ün komutasındaki 'Atılgan' yıldız gemisinin "daha önce kimsenin gitmediği yerlere cesurca gitme" görevi boyunca yaşananların anlatıldığı dizi, kısa zamanda kült haline geldi. Dizinin baş karakterleri Kaptan Kirk ve Mr. Spock idi. Dizi birçok sinema filmi ve video oyununa kaynaklık etti.

9 Eylül 1984

Türk sinemasının "Çirkin Kral"ı Yılmaz Güney, 9 Eylül 1984'te hayatını kaybetti. Aktör, yönetmen, senarist ve yapımcı Yılmaz Güney 1982'de "Yol" filmiyle ülkemize ilk "Altın Palmiye" yi getirmişti.

10 Eylül 1897

Londra'da taksi şoförü George Smith, tarihte alkollü araç kullanmaktan tutuklanan ilk kişi oldu. Aracını binaya çarpması sonucu yakalanan Smith, 25 şilin para cezası ödedi. Zaten ilk motorlu taksiler de o yıl hizmete girmişti.

11 Eylül 1973


Şili devlet başkanı Salvador Allende, 11 Eylül 1973'te darbeyle devrildi ancak teslim olmadı ve intihar ederek hayatına son verdi. Allende, Latin Amerika'da seçimle başa gelen ilk Marksist devlet başkanıydı. Amacı işçi sınıfın egemenliğinde bir cumhuriyet kurmaktı, ancak göreve başladıktan 3 yıl sonra askerler darbe ile yönetime el koydu.

12 Eylül 1980

Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren başkanlığında 12 Eylül 1980 sabahı askeri darbe ile uyandı. Sokağa çıkmak yasaklanmıştı, Türk Silahlı Kuvvetleri emir-komuta zinciri içinde yönetime el koydu, TRT ve PTT binaları, İçişleri bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürülüğü kontrol altına alındı. Darbenin ilk günlerinde tüm kentlerde askerler  otobüsleri, otomobilleri yollarda durdurarak sık sık arama yaptılar. Parlamento, tüm siyasi partiler, dernekler ve sendikalar kapatıldı. Askeri rejim 6 Kasım 1983'te yapılan genel seçimlerle son buldu ama etkileri günümüze kadar uzandı.

13 Eylül 1965

Beatles, Help! albümü için kaydedilmiş "Yesterday"i yayınladı. Single olarak yayınlanmasından sonra listelerde 11 hafta 1 numarada kaldı. Tahminlere göre şu ana kadar en çok covera sahip şarkı, günümüzde bile kaydedilmiş 3000 versiyonuyla popülerliğini korumaktadır.

14 Eylül 1855

İstanbul'dan Avrupa'ya ilk telgraf çekildi. Telgraf, Paris ve Londra'daki Osmanlı Büyükelçilikleri aracılığıyla Kırım'daki Rus kalesi Sivastopol'un düştüğünü bildiriyordu.

15 Eylül 1954

19 Ocak 2007 tarihinde saat 15:00 sıralarında, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin binası önünde uğradığı silahlı saldırı neticesinde hayatını kaybeden Hrant Dink'in doğum günü, saygıyla anıyoruz.

16 Eylül 1973

Victor Jara, Şili'de Marksist lider Salvador Allende'nin 1973 yılında askeri bir darbeyle devrilmesinden sonra ABD desteğindeki general Pinochet tarafından tutuklanarak cezaevi olarak kullanılan stadyuma getirildi. Orada da gitar çalıp şarkı söylemeye devam ettiği için önce elleri kesildi, sonra da kurşuna dizilerek öldürüldü.

17 Eylül 1970

Topraklarını İsrail devletine bırakan Ürdün Kralı Hüseyin, Suriye ve ABD'nin desteğini alarak Filistinli kuvvetlerle iç savaşa girdi. 15 bin Filistinlinin hayatını kaybettiği Eylül ayı, tarihe "Kara Eylül" olarak geçti.

18 Eylül 1970

27 yaşındaki ABD'li müzisyen Jimi Hendrix, Londrada'ki Semerkand Oteli'nde öldü. Blues, cazi rock ve soul türlerini elektro gitarıyla harmanlayarak tarihe geçen efsane sanatçı, tavsiye edilen dozun 18 katı uyku hapı ve alkol almıştı.

19 Eylül 1893

Yeni Zelanda kadınlara oy verme hakkını yasalaştıran ilk ülke oldu. Vali Glasgow Kontu David Boyle'un bu hakka ilişkin imzayı atmasında kadın eylemci Kate Sheppard'ın rolü büyüktü. Kadınlar, aynı yılın Kasım ayında oy verdiler.

20 Eylül 1970

Ay'a gitme konusunda ABD ile yarış halindeki SSCB'nin Luna programının 24 aracından biri Luna 16, Ay'a inip toprak örneği alabilen ilk insansız araç oldu. 24 Eylül'de 100 gram ay toprağı taşıyan kapsül, Kazakistan topraklarına iniş yaptı. İki ay sonra yine Sovyetler Birliği'nin göndereceği Lunochod 1, ay yüzeyinde bir hafta gezecek, daha fazla örnekle dönecekti.

21 Eylül 1975

Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu hayatını kaybetti. Halk deyişlerinden, masallardan, türkülerden beslenen eserlerinde; doğa tutkusunu, insan sevgisini, yaşama sevincini ve toplumsal sorunları yansıtmıştı.


22 Eylül 1980

16 Eylül'de Şatt-ül-Arap antlaşmasını feshettiğini açıklayan Irak'ın İran'ı işgaliyle İran- Irak savaşı başladı. Ağustos 1988'de sona eren savaş, yaklaşık 1 milyon kişinin ölümüne, 150 milyon dolar maddi hasara ve her iki ülkede ağır yıkımlara yol açtı.


23 Eylül 1846

Fransız matematikçi Urbain Jean Joseph Le Verrier, Alman astronom Johann Gottfried Galle'nin hesaplarına dayanarak, Güneş sisteminin sekizinci gezegeni Neptün'ü keşfetti.

24 Eylül 1996


Türk sanat müziğinin ölümsüz ismi Zeki Müren, TRT İzmir Televizyonunda kendisi için düzenlenen tören sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Cenazesi Bursa'da EmirSultan mezarlığına büyük bir kitlenin katılımıyla defnedildi. Ölümünden sonra tüm mal varlığını, vasiyetle Türk Eğitim Vakfı ve Mehmetçik Vakfına bıraktı. 
Arkadaş Zekai Özger'in dediği gibi:
bir gün elbette
zeki müreni seviceksiniz
(zeki müreni seviniz)
25 Eylül 1901

Robert Bresson, Fransa'da Auvergne'de doğdu. Aslında ressam ve fotoğrafçı olan yönetmen,30'lu yıllarda film alanında bazı deneyimler kazandı. İlk konulu film denemesini 1943 yılında gerçekleştirdi. Kendi özgün üslubunu, o günden bu yana çevirdiği çoğu edebiyat uyarlaması filmlerle oluşturdu. Erdem, masumiyet, suç ve ölüm, özellikle intihar, tinsel açıdan yeniden yaratılış ve çürüyüş temalarında tutkulu ısrarı, pek çok ödüle sahip bu sinema ustasını saygı duyulan, ancak popüler olmayan bir yönetmen konumuna getirdi.

26 Eylül 1960

Fidel Castro, o tarihe kadarki en uzun Birleşmiş Milletler kürsü konuşmasını yaptı. Küba Başbakanı, ABD'nin (Latin Amerika, Asya ve Afrika ülkelerine karşı) sürdürdüğü agresif emperyalist politikaları 4 saat 29 dakika boyunca eleştirdi. Castro, 1986'da Küba'daki Komünist Parti Kongresi'nde 7 saat 10 dakikalık bir konuşma yaparak kendi rekorunu kıracaktı.

27 Eylül 1995

Genelev sahibi vergi rekortmeni Matild Manukyan'ın otomobilinde bir patlama oldu. Manukyan ağır yaralandı, şoförü öldü.

28 Eylül 1864

Londra'da St. Martin's Hall'da yapılan toplantıda Uluslararası İşçi Birliği kuruldu. Avrupa solunun bütün renklerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıya, harekete daha sonra damgasını vuracak olan Karl Marx da bir Alman sosyalisti olarak katılmıştı. Sonradan "Birinci Enternasyonal" anılan birlik, az zamanda 8 milyon işçiyi temsil eden dev bir uluslararası örgüte dönüşecekti.

29 Eylül 1547

Modern Avrupa'nın ilk romanı olarak kabul edilen, batı edebiyatının klasikleri arasında yer alan "Don Kişot"u yazan İspanyol romancı, şair ve oyun yazarı Miguel de Cervantes doğdu. İnebahtı Deniz Savaşı'na katılan Cervantes, Osmanlılar tarafından tutsak edilip hapse atıldı, Don Kişot'u yaşamının sonlarına doğru hapishanede kaleme aldı ve bu sayede dünyanın en çok okunan eserleri arasında yerini aldı. Don Kişot, 38 dile çevrildi ve bugüne kadar yazılmış en iyi kurgusal eserlerden biri olmaya devam etmekte.

30 Eylül 1895

İstanbul'daki ilk "Ermeni patırtısı" yaşandı. Patrik İzmirliyan'ın harekete geçirdiği militanlar, Kadırga'dan Sultanahmet'e yürüyüp terör estirdiler. II. Abdülhamid, hafiyeleri aracılığıyla Müslüman halkı eyleme yöneltti; bine yakın Ermeni öldürüldü.

* Kaynakça, tarih dergi'sinden yararlanılmıştır.

Tindersticks - This Fire of Autumn

11.03.2014

Fabrika Kızı


Güzel kapak, güzel şarkı, güzel bir yorum...

Alpay - Fabrika Kızı

28.02.2014

Cuma Şarkıları


Bugün seçtiğim şarkı listesi yurdum topraklarından eskilere ait şarkılar. Müziğin, sadece müzik için yapıldığı güzel yıllara ait çok sağlam şarkılar.

- Selda Bağcan "Yaz Gazeteci"
- Şakir Öner Günhan "Deli Deli"
- Moğollar "Alageyik Destanı"
- Cem Karaca &  Moğollar "Gel Gel"
- Hülya Süer "Şeker Oğlan"
- Erkin Koray "Karlı Dağlar"
- Okay Temiz "Denizaltı Rüzgarları"
- Alpay "Yekte"
- Nazan Şoray "Hal Hal"
- Barış Manço "Ben Bilirim"
- Önder Bali "Koca Dünya"
- Aylin Urgal "Paran Pulun Senin Olsun"
- Gülden Karaböcek "Dokunma Keyfine Yalan Dünyanın"
- Kamuran Akkor "İkimiz Bir Fidanın"
- Mavi Işıklar "Ayva Çiçek Açmış"
- Ersen ve Dadaşlar "Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm"
- Ayla Algan "Versin Tanrı İstemeden"
- Edip Akbayram "Deniz Üstü Köpürür"
- 3 Hür-El "Gönül Sabreyle"
- Fikret Kızılok "Haberin Var mı?"
- Cem Karaca & Dervişan "Beni Siz Delirttiniz"

 
Alpay - Yekte

26.02.2014

Anlıyor ama kavrayamıyorum


Bir ölüm özlemi değil bu. Özlemlerim kalmadı. Ben aslında sürekli özlüyor ve bir özlem durumunda yaşıyorum.. Bu yüzden özlemlerim yok. Yalnız bir kavrama bu. Bütünselliğin kavranması. Bitirilmişliğin. Bir yolculuğun sonu. Başlangıcı olmayan yatay bir yolculuğun sonu. Kendi yuvarladığım çevresinde dönen bir yolculuğun. Şimdi okunmuş kitapları yeniden okuyorum. Şimdi bildik müzikleri yeniden dinliyorum. Yenmiş yemekleri yeniden yiyiyorum. Sevip yitirdiklerimi yeniden seviyorum. Şimdi uykusuzluğumu yeniden uyuyorum. Şimdi açlığımla yeniden acıkıyorum.Şimdi gittiğim kentlere yeniden gidiyorum.Şimdi havada uçuyor, raylarda, su yüzeylerinde, yaşama ve ölüme karşı duyduğum aynı umarsamazlıkla dolaşıyorum.Tartışmaları biliyorum. Duyguları. Korkuları. Sözcükleri. Her dili anlıyorum. Anlıyor ama kavrayamıyorum.

"Tezer Özlü"

 
Alpay - Seni Dileniyorum

1.09.2013

Eylülün Sesiyle


Baylar!
Bin dokuz yüz seksen birdeyiz
Karşınızda eylülün sesi
Ağustosa çekildi, eylülün sesi
Birazdan konuşacak
"Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar."

Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği
Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim
Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği
Yosunların kapılara usulca
Tırmanıp yerleştiği
Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar.

Yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk
Eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan
Upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden
Eylül ki, sorabilir mi
Hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul
Bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız
Oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar.

Dahası
Bu düğmesiz giysileri şöylece giymek
Bir boşluuğu giyinmek mi olur
Olsun
İşte karşınızda ekimin sesi
Kasımın sesi sonra
Yağmurun eşliğinde -çocuğunu emziriyor yaz-
Bundan böyle günlerimiz nasıl geçecek baylar.

Her şey o kadar dokunaklı ki
Eylülsem, istemeden kırılıyorsam bazen
Dağınık, renksiz bir mozayık gibiysem
Üstelik yalnızsam bir de -telefonda kuş sesleri-
Aynalardan duvarlara bir üzünç akıntısı
Bu dünyada çekingen olmak çok iyi bir şeydir baylar.

Sonra bir kır kahvesi kendini okurken
Masaları toplanmış, bardakları toplanmış
Tam kendini okurken
Derim ki bir semti iyi tanımak kadar
İyi tanımal dünyayı
Açın radyolarınızı: eylülün sesi
Bu dünyada can sıkıntısının bir başka anlamı var baylar.

Elmalar silik silik kırmızı artık -olsun-
Gözlerimiz tozlanmış, kirli
Gizlisi yok, bu dünyada böyle sıkılmak iyi
Sıkılmak iyi baylar
Biz hazır tuttukça böyle
İçi yangından alev alev
Dışı buz tutmuş kalplerimizi.


"Edip Cansever"

Alpay - Eylülde Gel

1.02.2012

Son Sardunya


"…ah ne kahraman ne cesur, ne güzel çocuklardık
her yeni günü ümitle nasıl kucaklardık
ah kaldırımlar biliyor, bi devir muhteşemdik
güz güneşinden hüzünlü, ilk yazdan şendik…"

Geçtiğimiz akşam İranlı Asghar Farhadi'nin Berlin'de Altın Ayı alan Bir Ayrılık filmini tekrar izledim. 2011 yılının bence en güzel filminde kim dürüst, kim yalan söylüyor?, kim haklı, kim haksız? sorularına yine cevap aradım. Sınıflı toplum düzen eleştirisini canlı yayın havasında veren bu filmi mutlaka izleyin diyorum. Ayrıca en kısa zamanda bu film üzerine geniş bir yazı yazmayı düşünüyorum...

Ekşi Sözlükte çok güzel bir yorum yazılmış bu film hakkında. Bakın ne denmiş ;

"...Tahran, İstanbul, Londra, yada Tokyo adliye koridorları
İncil, Kuran, Tevrat ya da Avesta
Termeh, Marie, Ali ya da Lee
Herkesin farklı derinliğinde gizli vicdanın filmi..."

Bu günlerde en çok unuttuğumuz kavramlar vicdan ve merhamet. İnsan olmanın en temel erdemi. Hepimiz televizyonlarda veya gazetelerde görüyoruz; adam birisine çarpıyor, acaba son model arabama birşey oldumu diye inip bakıyor. Çarptığı insan ne halde umrunda değil. Biz ne zaman bu kadar kötü olmayı becerebildik. Oysaki her zaman ismimizin başında ne kadar çok sıfat olması ile övünen bir millet olduk. Biz dindar, muhafazakar, milliyetçi, laik, entel, dantel, sağcı veya solcuyuz. Sizce insan olmayı beceremedikten sonra bu kavramlar Belirtisiz İsim Tamlamaları olmaktan öte gidebiliyor mu?

Alpay - Seni Dileniyorum

Moğollar - Dum-Tek

Kardaşlar - Çökertme

Ersen - Çakmağı Çak
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...