İlhan İrem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlhan İrem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.05.2017

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Günlerden yeni bir Pazartesi ve yine müzik diyoruz. Bugün 5 şarkılık listemizin konusu "isimli" şarkılar. Elbette bu katagoriye giren tonlarca şarkı olabilir. O yüzden benim seçtiklerim ilk aklıma gelenler diyerek konuyu kısa kesiyorum. İnsanoğlu doğuyor, sonra bir ismi oluyor ve garip bir hayat yolculuğuna çıkıyor. Kimisi insana yakışır bir şekilde hayat sürüyor, kimisi rezilce dünyayı kirletiyor. Ne diyordu Bilge Karasu bir kitabında; 

"Biz zamanlar kediymişim ben Haluk. Sonra, herhalde kediler arasında işlenebilecek en büyük suçu işlemişim ki dünyaya bir daha gelişimde insan olmak cezasına çarpılmışım."

Çevremizi ve kalplerimizi temiz tutmak umuduyla, hepinize Mutlu Pazartesiler...

Seyyal Taner - Leyla

"Mecnunun dilinden dinledi bütün dünya
Leyla Leyla diye inledi bütün dünya
Zamandır bu değişti
Ne çöl kaldı ne sahra
Kendine mecnunsuz bir yol seçti Leyla..."

Seyyal Taner, pop müziğin sahne kısmını bütünüyle dolduran nadir yorumculardan birisi oldu. Birbirinden önemli müzisyenler ve dansçılarla çalıştı. Onun için bu ülkenin Tina Turner'ı desek yanlış olmaz sanırım. Bu şarkı Seyyal Taner'in 1986 yılında yayınladığı Leyla ismini taşıyan ikinci albümünde yer alıyordu. Sözleri ve bestesi Olcayto Ahmet Tuğsuz'a ait olan şarkı, klasik Leyla ve Mecnun hikayesine modern bir yorum katarak feminist mesajlar içeriyordu. "Artık devir değişti tabi Çelik'de değişti." Pardon yanlış şarkı, doğrusu şöyle olacaktı. "Mecnunu unuttu zamana uydu Leyla..."



Grup Vitamin - İsmail

"İsmail mutfakta biri mi var?"

İsmail için, bir dönem fırtına gibi esen Grup Vitamin'in en bilinen şarkısı desek yanlış olmaz sanırım. Babasının ismi İsmail olan nice yurdum genci, her babalarına kızdıklarında evlerde bu şarkı yankılandı. İnternet çağının yükselişe geçtiği dönemlerde yine girişimci yurdum insanı, açtıkları internet kafelerin ismini "İs-mail" şeklinde yaratıcı bir çözümle şenlendirdiler. Güzel günlerdi. Burası çok kasıyor MSN var mı?




MFÖ - Ali Desidero 

İşte nev-i şahsına münhasır bir kişilik Ali Desidero. Mahallenin bıçkın delikanlısı Ali Desidero, farklı kulvarlarda yarışan bir kıza abayı yakar. Ali kıza bir klark çeker kahvedekiler ıNıNıN derler ve olaylar gelişir. Sonuç mu? Bu işler narin bugün olmaz Ali belki yarın... 




Khaled - Aicha

Bir dönem çok popüler olan Rai müziğin önemli temsilcilerinden biri olan Khaled, 1980'lerde Cezayir'de parlamış, dünya çapındaki ününü ise 90'lı yıllarda Fransa'da yakalamıştır. Aicha isimli bu romantik şarkıda Khaled, eşsiz bıyıkları ve davetkar gülüşü ile hayatının kadınına telekinetik mesajlar gönderiyordu. "Gel evimin kadını ol." Elbette yurdum sanatçıları da bu şarkıya kayıtsız kalmadı. Mutaf isimli Nicolas Cage'e benzeyen dokturumuz şarkının üzerine türkçe sözler yazarak eseri millileştirdi.




Sezen Aksu - Sultan Süleyman

Süleyman Türk müzik tarihinde şarkılarda çok kullanılan bir isim oldu. Barış Manço 'Süleyman', Fikret Kızılok 'Süleyman Hep Başbakan' diye şarkılar yaptı. Sezen Aksu olaya biraz farklı bir boyuttan bakarak Bu dünya ne sana, ne de bana kalmaz diyerek fani dünyaya selam çaktı. Sözleri Aysel Gürel'e, bestesi Onno Tunç'a ait olan bu klasik yıllar sonra Mabel Matiz tarafından tekrar yorumlandı.




BONUS: İlhan İrem - Ali Veli Maria

Ali tamam, Veli'de yabancı değil ama Maria kim? Gizli bir aşk üçgeni mi? Gizemli yaşamı ve fanatik hayran kitlesiyle bir efsane olan İlhan İrem, Ali Veli Maria diyerek sanırım dünya vatandaşlığına ve insanlığa dikkat çekiyordu. İlhan İrem albümlerinde genellikle şöyle bir not olurdu;

Sevecenler, İrem Bağı'na gönderdiğiniz bütün mektuplar, İlhan İrem tarafından okunmakta ve sanatçının özel arşivinde saklanmaktadır. İlhan İrem, seslenişlerinizi mutlaka yanıtlayacaktır. Işık ve Sevgiyle...

O zaman son söz olarak; sevecenler başka şarkılarda tekrar karşılaşmak umuduyla ışık ve sevgiyle kalın. Seslenişleriniz mutlaka cevaplanacaktır.


5.12.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


"Müzik, nesneleri doğrudan doğruya temsil etmez; ama insanın ruhunda onları gördüğümüz zaman hissettiğimiz duyguların aynını uyandırır."

Jean-Jacques Rousseau

Bugün günlerden yeni bir Pazartesi. Hayat denen yolculuğun kısır döngüsünde, yeni haftaya sıradan bir başlangıç daha. Kendinden başka kimseyi umursamayan, sevgi isimli duygunun hastalık olduğunu düşünmeye başlayan toplum denen kalabalıklar içinde geçip giden Pazartesiler. Ne güzel demiş Sait Faik: "Korku geliyor insana. Kalabalıkların verdiği bir duygu bu. Dolaşıyorsun sokakta, yüzler geçiyor birbiri ardına. Tek bir tanıdık yok, bildik yok, şöyle sana bir şeyler hatırlatan bir bakış, bir gülüş yok. Hep yabancı, herkes birbirine yabancı. Nerdeyse herkes birbirine kayıtsız, acımasız, neredeyse düşman."

Bugün 5 şarkılık listemizin konusu eskilerden, gerçekten "sanatçı" olan değerli isimlerin, bizim bu topraklara ait sevdiğim şarkıları diyelim.

Bulutlu günlere, asık suratlara inat yaşasın müzik diyelim. Mutlu Pazartesiler..

Fikret Kızılok - Koyverdin Gittin Beni



Barış Manço - Ham Meyvayı Kopardılar Dalından



İlhan İrem - Anlasana



Ersen - Derman Bulunmaz



Kamuran Akkor - İkimiz Bir Fidanın



BONUS: Cem Karaca - Askaros Deresi



28.10.2013

Vesikalı Yarim


- Sorsana evli miymiş?
- Soramam
- Neden?
- Ya evet derse...

Üzerinden kırk küsur yıl geçmesine rağmen, umutsuz bir aşkın çaresizliğini tanımlayan en güzel filmlerden biridir, 1968 yapımı ve Lütfi. Ö. Akad imzalı Vesikalı Yarim....

Şairin dediği gibi; Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe...
  
İlhan İrem - Yazık Oldu Yarınlara

1.10.2013

Hayat!


Köpekler artık yetmiyor. İnsanlar ölesiye yalnız. Bir başka birlikteliğe, daha büyük, daha dayanıklı, her şeyi gerçekten karşılayabilecek bir şeye gereksinim duyuyorlar. Köpekler yetmiyor artık, o boşluğu doldurabilmek için filler gerekli...

"Romain Gary"

İlhan İrem - İşte Hayat

22.07.2013

Ah Muhsin Kanadıkırık Ah...


"Nasılsınız bakalım? Suyu görünce kendinize geldiniz değil mi? Efendim?...Ne dediniz? peki başüstüne. Bir daha müziğinize zamanında başlarım..Ya siz? Siz nasılsınız Sevda Hanım? Bunlar duymasın ama Safiye Ayla'yı sizin için çaldığımı bilin..Size özel bir ilgi duyduğumu bilmenizi isterim..."

"Çiçekler ölmüş..Hepsi. Eskiden bir yer ayarlardın, güneşi iyiyse yerini de sevdiyse ne biçim açardı. Şimdi güneş aynı, ışık aynı, yer aynı...Suni gübre istiyorlar, 1-2 gram potas koyunca bir coşuyor namussuzlar ama sonra. Ölüyorlar..."

Yukarıda replikler çiçeklerle konuşacak kadar naif bir yüreğe sahip Muhsin Bey'e ait. Benim çocukluk kahramanım ne Süpermen, ne Örümcek Adam, ne de Kaptan Amerika idi. Benim kahramanım bu ince yüreğe sahip Muhsin Bey'di. Her zaman en sevdiğim Türk Filmleri listesinde bir numarada yer alan Muhsin Bey 1980 sonrasında değişen Türkiye'yi anlatıyor. Herakleitos'un "Değişmeyen tek şey değişimdir" sözünü doğru çıkarırcasına değişen değerleri, yitip gidenleri ve onların yerlerine gelenleri anlatan bir doruk noktası. Ne tuhaf değil mi şimdi biz bu değişime "gelişme" diyoruz, değişimin beraberinde gelen yozlaşma, kirlenme ve yok olmayı görmezden gelerek.


Yönetmenliğini ve senaryosunu Yavuz Turgul'un yaptığı Muhsin Bey; ömrünün hazan mevsimini yaşayan, işleri hep ters gitmiş, turnayı hiç bir zaman gözünden vuramamış, Klasik Türk Müziği sevdalısı, bunun tersi olarak arabesk müzikten nefret eden, yel değirmenlerine karşı duran müzik organizatörü Muhsin Kanadıkırık ile Urfa'dan gelen yanık sesli türkücü adayı Ali Nazik'in hikayesini anlatan bir film. Turgul'un hikayede iki müzik türünün çatışması üzerine kurduğu film aslında o dönemde yaşama yansıyan topyekün bir değişim ve kültürlerarası çatışmaya tanıklık ediyor. Büyük sevdalar, dostluklar yerini çıkar ilişkilerine bırakmış. Kolay yoldan para kazanmak devrin dillere dolanan anahtar sözcüğü olmuştur. Tek arzu edilen hangi şart altında olunursa olsun kolay yoldan zengin olmaktır. Emek, bilgi, alınteri, saygı gibi kavramlar tarihe karışmak üzeredir. Değişen zihniyete paralel olarak, bir şehrinde çehresi değişmektedir. Tarihe tanıklık eden eski Beyoğlu binaları yıkılır, yerlerine iş merkezleri ve otoparklar yapılır. İşte böylesi bir dünyada bildiğinden taviz vermeyen tek insan Muhsin Bey'dir. İnandığı değerler uğruna hapise girmekten bile çekinmez. Fakat Ali Nazik, kurulmakta olan yeni düzeni temsil eder. Başlangıçta saf ve temiz olan bağrı yanık Anadolu delikanlısı kısa yoldan şöhret olma yolunu seçerek Muhsin Bey'i hayal kırıklığına uğratır.

Muhsin Bey hapisten çıktığında karşısında uğruna kendini ateşe atmaktan çekinmediği Ali Nazik yerine şan şöhret sevdalısı bir arabeskci bulacaktır. Asıl soru burada başlar. "Kazanan" ve "kaybeden" kimdir aslında? Bu sorunun cevabı şu replikle veriliyor aslında;

Ali Nazik : "Agam kusura kalma kendimi kurtarmam gerekti"
Muhsin Bey :..."Kurtardın mı bari?"

Film zaman zaman yarı belgesel bir anlatıma girerek filmin gizli başrolünü oynayan dönemin İstanbul'unu çok güzel bir şekilde anlatıyor. Tüm incelikleri ve güzellikleri ile kapanan bir devre şahit oluyoruz. Beyoğlu'nun arka sokakları, müzikholler, figüranlar kahvesi, dönemin ses yarışmaları ve yavaş yavaş ivme kazanan arabesk kültürü. Samimi ve naif anlatımı, Atilla Özdemiroğlu'nun film için yapmış olduğu müzikleri, özenle çizilmiş karakterleri, mekan kullanımı, akıcı senaryosu ile Muhsin Bey Türk Sinema tarihinde bir doruk noktası olmaya devam diyor.


"sen beni öpersen belki de ben fransız olurum

şehre inerim bir sinema yağmura çalar"

Ah Muhsin Ünlü Ah....


Baba Zula - Bir Sana Bir De Bana

İlhan İrem - Yazık Oldu Yarınlara

16.05.2013

The Man Who Sleeps


Yine böyle bir günde biraz daha geç, biraz daha erken saatte hiç şaşırmadan, bir şeylerin yanlış olduğunu, nasıl yaşayacağını bilmediğini ve asla bilemeyeceğini fark ediyorsun.. Bir şey kırıldı. Bu zamana kadar sana güç verdiğini düşündüğün his: varlığının hissi, dünyaya ait ya da dünyada bulunduğun izlenimi artık senden uzaklaşıyor, artık yok. Geçmişin, bugünün ve geleceğin birbirine karışıyor...

David Bowie - The Man Who Sold The World

İlhan İrem - Yazık Oldu Yarınlara
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...