Pixies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pixies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.02.2018

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Günlerden yeni bir Pazartesi ve müzik yolculuğumuz devam ediyor. Bugün 5 şarkılık listemizde sevdiğimiz filmlerde kullanılmış ve her çaldığında o filmi aklımıza getiren, fimlerin önüne geçmiş şarkılar listesi yer alıyor. İnsanın keşke hayat sonu iyi biten bir film olsa diyesi geliyor ama hayat gerçekten çok vahşi ve acımasız. Ya da insanlar onu bu hale getiriyor. Belki de hayat tek başına hür bir ağaç gibi yaşayabilme gücüdür. Kim bilir? Hisli bir yazarın dediği gibi "Anlaşılmayı her zaman reddettim. Anlaşılmak kendini satmaktır. Aşık olmak yalnızlıktan usanmaktır; bu yüzden bir korkaklıktır, kendimize ihanettir. Geçmişim, olamadığım her şeydir. Hep uyanmanın sınırındaymışım gibi hissediyorum."

Sözün bittiği yerde müzik başlar diyerek şarkılara geçelim. Müzik ve umut hiç tükenmesin. Hepinize Mutlu Pazartesiler. 

"Drive" Kavinsky - Nightcall



"Call Me By Your Name" The Psychedelic Furs - Love My Way



"Top Gun" Berlin - Take My Breath Away



"Time of the Gypsies" Goran Bregovic - Ederlezi



"Fight Club" Pixies - Where is My Mind



BONUS: "Dönüş" Seha Okuş - Hasretinle Yandı Gönlüm

25.06.2014

İstanbul'un yeni konser mekanı: Black Box


İstanbul'un en yeni ve işlevsel konser mekanı Black Box Travis konseri ile açıldı. O keyifli konseri izleyenler arasında yer aldım. Black Box Avrupa’daki benzerlerini aratmayan etkileyici bir  mekan. 5800 kişilik kapasiteye sahip olan mekan ferah, akustik, ışıklandırma ve muhteşem bir ses sistemine sahip. Mekanın hem tribün, hem de saha içi kısımlarından sahne gayet net görünüyor. Üstelik her konserde bir eziyete dönüşen alana giriş çıkışlar kapıların çokluğu nedeniyle gayet kolay. Saha içinde ve tribün katlarında birçok bar, tuvalet var. Sigara içmek için teraslar mevcut. Ama en önemlisi izlediğiniz konserin keyfini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Şayet Black Box bu çizgisini korursa kısa sürede bir müzik mabedine dönüşecektir.

Gelelim Travis konserine; Öncelikle Travis Türkiye'yi seviyor ve bu topraklarda onları seven önemli bir hayran kitlesi mevcut. Konser keyifli, coşkulu ve muhteşem bir final ile sona erdi. Travis hayranlarının sabırsızlıkla beklediği "Why Does It Always Rain On Me?" çalmaya başladığı an konser alanı bir şemsiye cennetine dönüştü. Hep bir ağızdan söylenen şarkı ile konser sona erdi. Müziğin evrensel gücüne bir kez daha şahit olduk.


Ertesi gün yine Black Box'ta büyük ozan Bob Dylan konseri vardı. Yaşayan efsane ülkemizi 3.kez ziyaret ediyordu. Bob Dylan yeni şarkılarının ağırlıkta olduğu bir playlist sundu. Elbette "One More Cup Of Coffee" şarkısını bekleyen bir kitle yine hayal kırıklığına uğradı. Bu şarkıyı çok sevenlerin en büyük şansızlığı Bob Dylan'ın bu şarkıyı ciddi anlamda sevmemesi. Zaten ustanın düz hesap 500 konser verdiğini varsayarsak, konserlerinde en fazla 10 defa bu şarkıyı söylemiş olması. Yani istatikler ve matematik bir kez daha haklı çıktı. Bir diğer nokta Bob Dylan'ın nabza göre şerbet vermeyen duruşu ve seyirci ile fazla içli-dışlı olmamasıydı. Kimileri bu huysuz ihtiyar tavırlarını hiç sevmedi. Ama o bir Bob Dylan, elimizden gelen hiç birşey yok. Konserin en rahatsız edici anları konsere geç gelip cep telefonu ışığıyla yer arayan ve o büyülü ortamın içine eden insanların varlığı oldu. Elbette sürekli resim çekme sevdasında olup, ön taraflara akın düzenleyen kardeşlerimizi es geçmeyelim.


İstanbul'da izlediğim son konser Ekşifest kapsamında sahneye çıkan Manu Chao oldu. Mekanın uzaklığı, çıkışta yaşanan işkenceye rağmen Manu Chao tek kelimeyle bir müzik ziyafeti sundu. Sahnede devleşen Manu Chao ve ekibi insanlara müziğin evrensel gücünü bir fizik kanunu gibi ispat etti. 

Dün Pixies konseri yine Black Box'ta yapıldı. Ama hafta içi olması nedeniyle çok izlemek istediğim bu konseri izleyemedim. Bir döneme damgasını vurmuş Pixies ilk defa ülkemizi ziyaret etti. Tahminimce bu konser insanları esas Pixies hayranları ve Where is My Mind'cılar olarak ikiye ayırdı. Ben hangi taraftayım derseniz, sorunun cevabı çok net. Pixies tek şarkıya sığdırılamayacak kadar büyük bir grup. 

Başka konserlerde görüşmek umuduyla...

 

27.03.2014

Efsane grupların LEGO'ları


Danimarka'nın bağrından kopup gelen LEGO efsanesini bilirsiniz. LEGO sadece bir oyuncak değildir. Kimileri için hayata bir anlam katmaktır. İşte Adly Syairi Ramly isimli bir dünya vatandaşı, müzik tarihinde önemli yere sahip bazı grupları LEGO'lamış. İşte bu özel çalışmadan bazı kareler.










The Smiths - The Boy With The Thorn In His Side

4.12.2013

iPhone şarjı olan var mııı?


Mahallenin başını sonunu tutan halk ekmek büfelerinden anladık ki kriz bize erken geldi. 20 kuruşa aldığımız ekmekleri yiyip çocuk yaptık. Nüfusumuz 22 Ekim 2000’de 68 milyona ulaştı. Eylül ayında ilk kez Taksim-Levent metrosuna bindik. Karşımızda Roll okuyan biri, Roll’un kapağında yanlış hatırlamıyorsam Peter Murphy vardı.

Okuyan da, okunan da bize benziyordu. Fonda, Radiohead’den, ‘How To Disappear Completely’ çalıyordu. Malatya’da doğup Paris’te ölen bir Ahmet Kaya’mız, Filistin’deki bir duvar dibinde, babasının feryatları içinde kurşunlanıp öldürülen bir Muhammed Cemal’imiz oldu.

Depremden sağ çıkmış, çıkamayanların altın dişlerini sökmüştük. Basma etek giyip, çocuklarına düdüklüde mısır haşlayan anneler, önce beyaz camda yakışıklı bir psikologla sonra da ‘panik atak’ diye bir hastalıkla tanıştı. Geceleri ha bire uyanıp kocalarına ‘sallandık mı?’ diye sordu. Cevap gelmedi. Kocalar psikolojiden anlamıyordu, üstelik yakışıklı da değillerdi. 


Derste söz alanlarımızın iki lafından biri ‘küreselleşme’ oldu. Yoksulluktan, şiddetten, ulus-devletten, ekonomik krizden filan söz ederken, iki elimizin işaret ve orta parmaklarını birleştirip havada iki kere indirip kaldırdık, söylediklerimiz tırnak içindeydi ve illa ki ‘political correct’ti. Biz yine bir gün herhangi bir konuyu tırnaklamakla meşgulken, İtalya’da G8 zirvesini protesto edenlerden, akranımız Carlo Giuliani polis kurşunuyla hayatını kaybetti.

Bir gün okuldan erken çıktık, otobüse bindik. Cam kenarında eylül güneşinin altında terleye terleye Barış Bıçakçı’nın ‘Herkes Herkesle Dostmuş Gibi’sini bitirdik. Eve geldik, zili çaldık. Annemiz, kapıyı açıp telaşla tekrar salona, televizyonun karşısına koştu. “Gel kızım gel, Amerika’da bir uçak kaza yaptı, gökdelene çarptı!” dedi. Tam o sırada bir uçak daha ‘kaza yaptı.’ Annemizle birbirimize baktık. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bildik. Tebrikler! 


ABD, iade-i ziyarette gecikmedi. Iraklıları ve Afganistanlıları ‘kaza’ ve ‘kader’e inandırdı. ’ Fonda Noir Desir’den ‘Des Armes’ çalıyordu. 1 Aralık 2002’de Çağlayan’da toplandık, “Size Irak, bize yakın” dedik. Tezkereyi çıkarmadık ama savaşı da bitiremedik.

Edebiyat ve sinemada ‘fantastik’ olanın makbul olduğu zamanlardı. Ama bir yandan da ‘gerçeklik’ tırmanıştaydı. Hem Harry Potter okuduk hem Umut Sarıkaya’ya güldük. Hem Yüzüklerin Efendisi’ni izledik hem Türk sinemasının bizi bize anlatan yönetmenlerini bağrımıza bastık.

Esnaf lokantalarının, kitapçıların birer Starbucks şubesi oluşunu izledik. Kazım Koyuncu’yu uğurladık. Fonda, Duman’dan ‘Seni Kendime Sakladım’ çalıyordu. Orhan Pamuk Nobel aldı, o alınca biz de almış olduk. Hrant’ı vurdular, biz yere düştük! 


2000’lerin başında hepimiz birer Tyler Durden, Marla Singer’dık. 2000’lerin sonunda el ele tutuşup IKEA’ya gittik. Polar battaniyeler, porselen tabaklar aldık. Evlerimiz, arkadaşlarımızın evlerine benzedi. Türkiye İsveç olmadı.Sanki hep varlardı gibi hissetsek de aslında, AKP, Facebook, Twitter, Lady Gaga gibi ‘şeylerle’ de bu son on yıl içinde tanıştık.

Diyeceğim, şehrin fiyakalı semtlerinde şubeleri olan bir spor salonuna üye, sigara ‘kullanmayan’ “Savaş bir yandan da iyidir, birçok ilaç savaş zamanında bulunmuştur” filan diyebilecek, Apple’a Steve Jobs’dan daha bağlı, internetten yemek sipariş eden, evinde bir gün olsun menemene yumurta kırmamış, kadınlara nasıl sarılacağını, erkekleri nasıl öpeceğini, çocukları nasıl seveceğini bilmeyen düz bir adam gibiydi 2000’ler. Ve şu an dünyanın tüm ofislerinde, “iPhone şarjı olan var mııı?” diye bağırıyor.

"Elif Türkölmez, 2010"

Pixies - Where Is My Mind

8.10.2013

Pixies on kaplan gücünde


Dile kolay onca yılın ardından bir müzik efsanesi olan Pixies, EP 1'la ilk kez yeni şarkılar yapmaya başladı.  Andro Queen isimli şarkının videosunda Pixies, ormanda kaç kaplan gücünde olduğunu gösteriyor. Ne diyelim umarım konser vermek için bizim ormanlara da uğrarlar.

25.09.2013

Copito de Nieve


Copito de Nieve (Kar Tanesi), sanırım bilinen tek albino goril. 1963 yılında doğduğu tahmin edilen goril, Kasım 2003'de cilt kanseri nedeniyle hayata veda etti. Daha doğrusu çektiği acının dayanılmaz olduğuna kanaat getiren doktorlar ötenazi uygulamak zorunda kaldı. Copito, o dönemlerde Barselona hayvanat bahçesinin, hatta tüm Barselona'nın simgesi haline gelmişti. Adına belgeseller çekildi, şarkılar söylendi.

Copito'nun bulunuşuyla ilgili değişik rivayetler söyleniyor. Bir iddiaya göre, avcılar tarafından bulunuyor. Bir başka rivayete göre ise, çiftliğine dadanan bir gorili silahla öldüren bir çiftçi, öldürdüğü gorilin cansız bedenine kenetlenmiş bir şekilde bulmuş Copito'yu. Copito, henüz bebekken, o sıralar İspanya sömürgesi olan Ekvator Ginesi'nde araştırmalar yapan bir bilim insanına 15 bin peseta karşılığında satılır. Daha sonra Barselona yolunu tutan Copito, 1967 yılında National Geographic dergisine kapak olunca istemediği bir şöhreti yakalar. Mavi gözleri, pempe derisi ve beyaz tüyleriyle çok değişik bir tür olan Copito'nun altısı hayatta kalan 21 yavrusundan hiçbiri albino olmamıştır. Hatta bu şöhreti çok seven hayvanat bahçesi yöneticileri bir beyaz goril daha olsun diye Copito'yu kendi yavrusuyla bile çiftleştirme denemesi yapmaktan çekinmiyorlar. Fakat bu yöntem aslan parçası Copito'ya sökmüyor. Copito ensest ilişkiyi reddediyor.


Copito öldüğünde geride ciddi bir hayran kitlesi bıraktı. Hatta Salvador Dali, Copito'nun ziyaretçilerinden birisiydi. Ölümünden sonra geriye tek bir soru kaldı. Hayatını bir şöhret olarak yaşayan Copito, şayet özgür bir hayat yaşamış olsaydı daha mutlu olur muydu?

Pixies-Monkey Gone To Heaven

28.06.2013

Yeni Pixies şarkısı


Faiz ve müzik lobisinin güçlü isimlerinden efsane grup Pixies, 9 yıllık bir aranın ardından yeni bir şarkı yayınladı. Yeni şarkı Bagboy ismini taşıyor ve biber gazından korunma tekniklerini anlatıyor.

Ayrıca grubun kurbanda birleşip danaya girecekleri kesinleşen bilgiler arasında..  

Pixies - Bagboy

6.05.2012

Mutlaka Bilinmesi ve İzlenmiş Gibi Yapılması Gereken 10 Film



Zaytung çetesi yine yapacağını yapmış. Hep adını duyduğunuz ancak bir türlü izleyemediğiniz için lafı açıldığında muhabbete dahil olamadığınız, boynunuzu bükük bırakan en popüler 10 film için eğlenceli bir yazı yazmışlar.

1. Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Güneşi Gördüm) 2004, ABD


Eternal Sunshine of the Spotless Mind, işin özüne bakacak olursak; senin benim gibi, kışın başına bere yakışmayan erkeğin bitmeyen çilesini anlatır. Üniversite çağlarında kız arkadaş konusunda basireti bağlanmış, 4 yıllık İngilizce İşletme mezunu Jim Carrey, okuldan sonra bir süre KPSS’ye hazırlanır ancak işler umduğu gibi gitmez. Güç bela bir sigorta şirketine uzman yardımcısı olarak kapağı atmasının ardından yıllar geçer, arada askerliğini halleder. Geriye bir tek evlilik kalmıştır. Tam da annesi ona ataması yapılmış, Balıkesirli bir sınıf öğretmeni aday bulacakken hayatında ilk kez turuncu saçlı bir kızın ona ilgi göstermesi sonucunda kızın peşine gider (ki hangimiz gitmezdik zaten?) Kız türlü oyunlarla oğlanı sonunda elinde oyuncak eder. Filmin ana fikri, annene elini öptüremeyeceğin kızla ilişkiyi ciddiye bindirmemek gerektiğidir. Alt metinler okunacak olursa da; temiz yüzünün etkisine kapılıp bir tek filmde Frodo’yu canlandırdı diye Elijah Wood’a gereğinden fazla güvenmemek gerektiği ortaya çıkar.

2. Requiem for a Dream (Rüyanız Hayrolsun) 2000, ABD


Şeker hastası anneleri için bir şırıngacık insülin bulabilmek uğruna ömürlerini heba eden bir grup gencin başından geçenleri anlatan bir dram. “Abi super light’a geçtim, öksürüğüm kesildi, Kurban’da bırakıyorum ben bu mereti” diyen bir anlayışa sahipseniz, filmin pek de size göre olmayabileceğini söyleyelim. Filmin dillere pelesenk olmuş soundtrack’i Karayip Korsanları’nın film müziklerinden de tanıdığımız Show TV Ana Haber’den Korcan Karar’a ait.

3. Oldboy (Aile Bağları) 2003, Güney Kore


Kardeş sevgisi üzerine kurulu, ailecek izlenebilecek bir başyapıt. Son zamanlarda gittikçe yayılan o anlamsız Kore sineması takipçilerinin yanında hiç değilse bir kelam edebilmeyi sağlayan film, alışageldiğimiz Asian örneklerinden bir hayli farklı (beklentiyi yükseltmeyin normal film bu)

4. Tüm Nuri Bilge Ceylan Filmleri, Türkiye



Nuri Bilge Ceylan filmi seyretmek her şeyden önce çelik bir irade ve peygamber sabrı gerektirse de, bugün sinema konusunun açıldığı her ortamda adının mutlaka geçmesinden mütevellit, dayanılması gereken zorlu bir sınavdır. Dimağınızda film izlemekten ziyade “lan amma sürdü bu power point sunumu” etkisi bırakan yapıtlarda konuşmalar azdır. Dikkatlice dinlendiğinde uzaklara giden oyuncunun “Nuri Abiiiiii! Abi daha gidiyo muyum ben böylece? Çıkmış olmıyım artık kadrajdan?” dediği duyulabilir. “Yahu Nuri Bilge de kapı gıcırtısına film çekiyor ho-ho-ho” biçimindeki sığ espriler, çok içilen ortamlarda belki denenebilir.

5. A Clockwork Orange (Şeker Portakalı) 1971, ABD

6. Fight Club (Kan Sporu) 1999, ABD

7. V for Vendetta (Maskeli Beşler İngiltere’de) 2006, ABD


Hah, efsane üçlüyle karşılaştık sonunda. Nerede bir sistem karşıtı, nerede bir gönlünü anarşizme kaptıran varsa dillerden düşmeyen üçlü budur işte. Bağımsız sinemaya varmadan önceki son çıkıştır bu üç film. Bundan sonrası Sundance’in festival filmlerine dek varabilir. Ortamda bu üç filmden birinin konusunun açılması halinde temel olarak izlenebilecek yol “Ohooo Hollywood’un içinden çıkan filmden sistem eleştirisi bekliyorsunuz gençler” diyerek Proudhon’dan, efendime söyliyim Bakunin’den bahsetmek olabilir ki bunu ilerleyen dönemlerde “Kızlı ortamlarda okumuş gibi yapılası en baba 10 filozof” dersimizde inceleyeceğiz.

8. Donnie Darko (Durgun Don) 2001, ABD


Abartılıyor da niyçün her sinema sohbetinde konu illa ki Donnie Darko’ya geliyor? Kime sorsan “overrated” kime sorsan “ya ben anladım aslında ama abartıldığı kadar değil”… Ama nerede sinema, orada Donnie Darko! Yanlış anlamadıysam bir tavşanın zamanda-uzayda-mekanda-bilmem kaçıncı boyutta yolculuğunu anlatan film, ne yazık ki benzer bir konuya ama çok daha sevimli bir tavşana sahip bir Space Jam kadar keyif vermiyor.

9. Mulholland Drive (Şaşıfelek Çıkmazı) 2001, ABD


Ada’yı da, Eylem’i de, Çiğdem’i de bir yana bırakıp derhal, vakit kaybetmeden Burcu’yla evlenin. Onu evinizin kadını, hayat arkadaşınız, yoldaşınız yapın. O sofrayı kurarken ansızın “Bitanem koş Tosun Paşa başladı!” diye bağırın. Mutlu, mesut, basit yaşayın. Karışıklık algınız Bruce Willis’in aslında ölü olduğunu fark ettiğiniz noktaya kadar varsın, ötesini kurcalamayın. Çandarlı’da bir yazlık ve huzur dolu bir emekliliğe yelken açın. Uslanmaz bir David Lynch takipçisi olan arkadaşınız bugün en havalı, en rastalı kızı elde etse de unutmayın ki kimse –hele ki bir rastalı- Burcu kadar güzel ıspanaklı börek yapamaz. Ve unutmayın ki kucağa alınan her torun her seferinde “elmas niiirdeee” deyişinize güler…

10. The Big Lebowski 1998, ABD


Bunu anlatmakla olmaz. Bir şekilde bulup buluşturup izleyin, hatta gelin beraber izleyelim.

"zaytung.com"


Tears for Fears - Mad World

Pixies - Where Is My Mind

Echo & The Bunnymen - The Killing Moon

9.01.2012

Bu Atla Benim Hiçbir Alakam Yoktur



Duyuru:
7 Nisan 1986 tarihinde Beşiktaş 6. noterliğinde 26305 yevmiye no'da kayıtlı sözleşme ile Tümer Altuntaş süpervizör, menejer ve prodüktörüm oldu. Taç Plak namına yeni yaptığım "Barışmaya Alıştık"isimli uzunçalar ve kaset kapağında kullanılmak üzere fotoğrafımı çektirdiğim halde Tümer Altuntaş at resmi kullanmıştır. Bu at ile benim hiçbir alakam ve ilişkim yoktur. Bundan dolayı kendisini protesto eder, gerekli hukuki muameleye başladığımı ve bundan böyle yalnız çalışacağımı üçüncü kişilere ve sayın halkımıza saygı ile duyururum. Metin Kaya

Şarkıcı Metin Kaya, "Barışmaya Alıştık" isimli plağının kayıt aşamasını tamamlamış, kapak için havalı bir resim çektirmişti. Artık büyük bir hevesle plağın piyasaya çıkacağı günü bekliyordu. Ama prodüksiyonu eline geçtiği anda neye uğradığını şaşırdı. Kapakta kendi resmi yerine bir at resmi vardı. Hemen "menejeri, süpervizörü ve prodüktörü" Tümer Altuntaş aleyhinde dava açtı, gazetelere ilanlar verdi. Metin Kaya'nın ifadesine göre Altuntaş, ilk görenin bile tipinden anlayacağı gibi "cins" biriydi. Zaten "niye böyle yaptın?" sorusuna da "cinslik olsun" diye cevap vermişti. Kaya'ya hiçbir şey koymuyordu da , kendisiyle eşin dostun kafa bulmasına, annesinin babasının "bari köpek resmi koydursaydın" demelerine hasta oluyordu.

"Yeni Gündem, 4 Ağustos 1986" Hazırlayan Derya Bengi



Ve birkaç hayvanlı şarkı...

Ratatat - Wildcat

The Stone Roses - Elephant Stone

Pixies - Monkey Gone To Heaven

Uncle Tupelo - I Wanna Be Your Dog

Bunalımlar - Taş Var Köpek Yok

13.12.2011

ZOOEY DESCHANEL


Zooey Deschanel ismini J.D.Salinger'ın Franny and Zooey isimli eserinden alan ismi kadar güzel kadınlardan birisi. Kocaman gözleri, donuk bakışları ve ilginç ses rengi ile bağımsız filmlerin aranan isimlerinden biri oldu. Oyunculuk kadar müziğe olan ilgi ve merakı The Go-Getter filminde tanıştığı M.Ward ile birlikte She & Him grubunu kurmasına neden oldu. 1980 doğumlu Deschanel 2009 yılında Death Cab For Cutie grubunun solisti Ben Gibbard ile evlendi. 500 Days Of Summer filminde söylendiği gibi Zooey Deschanel ortalama bir boy, ortalama bir kilo, ortalamanın üzerinde bir ayakkabı numarasına sahip olarak sıradan bir kız sayılabilir. Ama Zooey Deschanel etkisi diye bir gerçek var.
Kapanışı tıpkı filmde söylendiği gibi Belle and Sebastian grubunun The Boy With The Arab Strap şarkısında geçen şu cümlelerle bitirelim "Colour My Life With The Chaos Of Trouble".


She & Him - Gonna Get Along Without You Now

She & Him - Please, Please, Please Let Me Get What I Want (The Smiths Cover)

Pixies - Here Comes Your Man

Belle & Sebastian - The Boy With The Arab Strap
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...