İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.12.2014

Bir Zamanlar İstanbul


1971 tarihinde istanbula gelen bir turistin fotoğraf makinesinden çıkan görüntüler, turistin verdiği bilgi fotoğraflar sonradan renklendirme değil, zamanın en kaliteli fotoğraf makinesiyle çekilmiş. Renkli olmasının sebebi; kodachrome filmlerinin kullanılması. Sadece Amerika Kansas' ta bulunan dwayne's photo' dan sipariş edilip, laboratuvarında banyo edilebilen pozitif filmleri...

Kaynak















 

Bugün günlerden Morrissey


Morrissey ve İstanbul bu akşam buluşuyor. 7 Aralık'ta yapılması gereken ama lojistik sebeplerle iptal olan konser bu akşam yapılacak.

1959 senesinin 22 Mayıs tarihinde, rock müziğin en renkli figürlerinden biri olan Steven Patrick Morrissey (Mozz) dünyaya gözlerini açıyordu. Morrissey, gitarlı müzik yapan ünlü ya da ünsüz bir çok grubun etkilendikleri isimler bölümünün demirbaşlarından biri olan The Smiths müzikal yolculuğuna 1982 yılında başladı. Mozz The Smiths’le başladığı yolculuğu şu an tek tabanca olarak sürdürüyor. Rivayet odur ki Johnny Marr kendi bestelerine söz yazacak birisini arar ve karşısında Morrissey’i bulur. Marr, Morrissey’in kaleminin sesi olmuştur. Bu ikili çok iyi bir kimya tutturarak, müzik tarihinin en iyi ikililerinden biri olurlar. 70 yılların sonlarında punk’la başlayan, post-punk akımıyla farklı bir yöne yol alıp, indie müzik denen kavrama evrimleşen o nefes kesen yılların en önemli şahitlerinden biriydi Morrissey. 

Ve 10 Haziran 2006 Morrissey'in İstanbul'a geldiği ilk konser. Yanımda sevdiğim insanlar, başımda gençlik düşleri ve karşımızda Morrissey. Yanımızda bulunan bir grup ergenin sohbetine kulak kabartıyorum. Diyalog aynen şu şekilde "Mor ve Ötesi konserinden sonra sahneye Morrissey diye bir adam çıkıyormuş..." Oysa ki o Morrissey diye bir adam! için sahnenin en önünde onun bütün konserlerini takip eden sadık bir hayran kitlesi bekliyor. Sonra sahneye Morrissey çıkıyor. "Tren öpsün sizi Zeki Müren" benzeri bir diyalog eşliğinde Morrissey'in Zeki Müren hayranlığına şahit oluyoruz. Bağrışlar, çağrışlar eşliğinde Morrissey'in terli gömlekleri havada uçuyor. Morrissey'in gömlekleri fırlattığı yerde bir kargaşa. Sanki bir grup aslanın bir ceylanı parçaladığı sahne canlandırılıyor. O gömleğe sahip olan artık dünyanın en mutlu insanı. Konserin sonuna doğru tüm umutlarımız "There is a light and it never goes out" şarkısını duymak için. Ama olmuyor. Morrissey, The Smiths günlerini unutmak istercesine bu şarkıyı çalmıyor. Oysa bu konsere öyle görkemli bir final ne çok yakışırdı. Her şeye rağmen o gece çok mutluyduk.  Bilge Karasu'nun kedileri, Tezer Özlü'nün ızdırapları, Pavese'nın acıları ve Morrissey'in şarkıları arasında sessizce yabancılaşmaya devam ettik. Ama dünyanın bir gün daha güzel olacağı umudunu yitirmeden...


11.09.2014

Bir Zamanlar İstanbul


Eğer sen yine İstanbul'san
Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
Sirkeci Garı'nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa'dan
Anadolu üstlerine bakıp bakıp
Ağlayan
Sen eğer yine İstanbul'san Aldanmıyorsam
Yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
Yine senin emrindeyim
Utanmasam
Gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
Kendimi yani şu bildiğim Atilla İlhan'i
Zehirleyebilirim...

"Atilla İlhan" 

İstanbul; ruhani, büyülü ve bir o kadar acımasız bir şehir. Delice seveni olduğu kadar, nefret edenlerinde eksik olmadığı dev bir kazan. İstanbul'a ait eski zamanlara ait fotoğraflar...














Dinar Bandosu - En Güzel Kadın İstanbul

27.06.2014

Ulan İstanbul


Eğer sen yine İstanbul'san
Kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
Sirkeci Garı'nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
İntihar dumanları içindeki Haydarpaşa'dan
Anadolu üstlerine bakıp bakıp
Ağlayan
Sen eğer yine İstanbul'san Aldanmıyorsam
Yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
Kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
Yine senin emrindeyim
Utanmasam
Gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
Kendimi yani şu bildiğim Atilla İlhan'i
Zehirleyebilirim...

"Atilla İlhan" 
  
İstanbul; ruhani, büyülü ve bir o kadar acımasız bir şehir. Delice seveni olduğu kadar, nefret edenlerinde eksik olmadığı dev bir kazan. Geçtiğimiz günlerde 'Ulan İstanbul' yeni bir dizi başladı. Malum yaz dönemini atlatmak, tutarsa devamı gelir mantığıyla çekilmiş bir dizi. İlk bölüm itibariyle reyting ve izleyici tepkileri gayet olumluymuş. Bu dizi ile ilgili gündeme gelen haber ise yok artık dedirten bir cinsten. Çanakkale'de yaşayan bir vatandaşımız 'İstanbul'a hakaret edildiği'' gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuş. Ve şöyle bir açıklama yapma gereğinde bulunmuş.

"Ulan kelimesinin Türkçe sözlükteki karşılığı, 'Çok kaba bir biçimde öfke ve nefret anlatır' demektedir. İstanbul'da yaşayacaksınız, İstanbul'un sayısız nimetlerinden faydalanacaksınız ve sonra da şehri İstanbul'a hakaret edeceksiniz. Bu düpedüz İstanbul'a karşı saygısızlıktır, nankörlüktür. Hiç kimse İstanbul'u küçük düşüremez, İstanbul'u öfke ve nefretle anamaz. İstanbul'a karşı yapılan bu hakarete sessiz kalmak ve tepki göstermemek insanlık suçudur."

Her şeyin güllük gülüstanlık yaşandığı! ülkemizde insanlık suçu yeni bir boyut kazanıyor. Ne diyelim "Ah ulan İstanbul sen mi büyüksün  yoksa ben mi?" diyeceğim suç kardeşim...


They Might Be Giants - İstanbul

25.06.2014

İstanbul'un yeni konser mekanı: Black Box


İstanbul'un en yeni ve işlevsel konser mekanı Black Box Travis konseri ile açıldı. O keyifli konseri izleyenler arasında yer aldım. Black Box Avrupa’daki benzerlerini aratmayan etkileyici bir  mekan. 5800 kişilik kapasiteye sahip olan mekan ferah, akustik, ışıklandırma ve muhteşem bir ses sistemine sahip. Mekanın hem tribün, hem de saha içi kısımlarından sahne gayet net görünüyor. Üstelik her konserde bir eziyete dönüşen alana giriş çıkışlar kapıların çokluğu nedeniyle gayet kolay. Saha içinde ve tribün katlarında birçok bar, tuvalet var. Sigara içmek için teraslar mevcut. Ama en önemlisi izlediğiniz konserin keyfini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Şayet Black Box bu çizgisini korursa kısa sürede bir müzik mabedine dönüşecektir.

Gelelim Travis konserine; Öncelikle Travis Türkiye'yi seviyor ve bu topraklarda onları seven önemli bir hayran kitlesi mevcut. Konser keyifli, coşkulu ve muhteşem bir final ile sona erdi. Travis hayranlarının sabırsızlıkla beklediği "Why Does It Always Rain On Me?" çalmaya başladığı an konser alanı bir şemsiye cennetine dönüştü. Hep bir ağızdan söylenen şarkı ile konser sona erdi. Müziğin evrensel gücüne bir kez daha şahit olduk.


Ertesi gün yine Black Box'ta büyük ozan Bob Dylan konseri vardı. Yaşayan efsane ülkemizi 3.kez ziyaret ediyordu. Bob Dylan yeni şarkılarının ağırlıkta olduğu bir playlist sundu. Elbette "One More Cup Of Coffee" şarkısını bekleyen bir kitle yine hayal kırıklığına uğradı. Bu şarkıyı çok sevenlerin en büyük şansızlığı Bob Dylan'ın bu şarkıyı ciddi anlamda sevmemesi. Zaten ustanın düz hesap 500 konser verdiğini varsayarsak, konserlerinde en fazla 10 defa bu şarkıyı söylemiş olması. Yani istatikler ve matematik bir kez daha haklı çıktı. Bir diğer nokta Bob Dylan'ın nabza göre şerbet vermeyen duruşu ve seyirci ile fazla içli-dışlı olmamasıydı. Kimileri bu huysuz ihtiyar tavırlarını hiç sevmedi. Ama o bir Bob Dylan, elimizden gelen hiç birşey yok. Konserin en rahatsız edici anları konsere geç gelip cep telefonu ışığıyla yer arayan ve o büyülü ortamın içine eden insanların varlığı oldu. Elbette sürekli resim çekme sevdasında olup, ön taraflara akın düzenleyen kardeşlerimizi es geçmeyelim.


İstanbul'da izlediğim son konser Ekşifest kapsamında sahneye çıkan Manu Chao oldu. Mekanın uzaklığı, çıkışta yaşanan işkenceye rağmen Manu Chao tek kelimeyle bir müzik ziyafeti sundu. Sahnede devleşen Manu Chao ve ekibi insanlara müziğin evrensel gücünü bir fizik kanunu gibi ispat etti. 

Dün Pixies konseri yine Black Box'ta yapıldı. Ama hafta içi olması nedeniyle çok izlemek istediğim bu konseri izleyemedim. Bir döneme damgasını vurmuş Pixies ilk defa ülkemizi ziyaret etti. Tahminimce bu konser insanları esas Pixies hayranları ve Where is My Mind'cılar olarak ikiye ayırdı. Ben hangi taraftayım derseniz, sorunun cevabı çok net. Pixies tek şarkıya sığdırılamayacak kadar büyük bir grup. 

Başka konserlerde görüşmek umuduyla...

 

17.01.2014

İstanbul’un güzel gözü: Ara Güler


Fotoğraf anı donduran ve zamana tanıklık eden kareler. Fotoğrafçılığın temel gayesi düşsel bir güce ulaşmak, o anı unutulmaz bir hikayeye dönüştürmektir. Bu nedenle her fotoğraf şiirsel bir nitelik taşır. Bu noktada görüntü sözcüklerin tarif edemediğini şekillendirme görevini üslenir. İşte bu şiirselliğin peşinden koşan bu toprakların en iyi fotoğrafçılarından biri büyük usta Ara Güler'dir. Zaten onun için İstanbul'un güzel gözü denir.


Ara Güler aslında yazar olmak istermiş. En büyük merakı da tiyatroymuş. Oyun yazarı olmak istemiş. Piyesler yazmak, sahnelemek hevesindeymiş. Sonra fark etmiş ki, hikaye yazarken bile fotoğraf çekiyor. Nasıl mı? Öyle oluyormuş işte. “Demek ki benim görümde bir sızıntı var. Ben hikaye de yazsam yine fotoğraf yazıyorum” diyor.


Bilirsiniz fotoğrafta ilk ders ışıktır. Belki de en önemli şey. Ara Güler, ışığa “sihirli boya” diyor; “Bu ışıktır, herşey ışıkla başlar. Işık varsa dikiş makinesiyle bile fotoğraf çekersin.”


Ara Güler bir röportajında  En çok neyi fotoğraflamaktan hoşlanıyorsunuz?” sorusuna her zaman “İnsanlar” yanıtını verir. İnsanları sokakta, işte, oyunda, gündelik hayatın görünen her alanında fotoğraflamak istediğini söyler ve ekler: “Bunun için parmak uçlarımda yanlarına yaklaşır, onları rahatsız etmeden deklanşöre basarım.”

Evet büyük usta; umarım en kısa zamanda eski sağlığına kavuşursun. Acil şifalar diliyorum.







They Might Be Giants - İstanbul

8.01.2014

Morrissey "İstanbul" dedi


Geçtiğimiz günlerde internet üzerinden hayranları ile buluşan Morrissey, yeni albüm hazırlıklarına başladığını ve İstanbul isimli bir şarkısının bu albümde yer alacağını duyurdu. Morrissey ayrıca dünya üzerinde Roma'dan sonra en çok İstanbul'u sevdiğini söyledi.

Aktivist kişiliğiyle bilinen Morrissey aynı zamanda çok sıkı bir vejeteryan. Hayvan hakları savunucusu PETA’nın destekçilerinden Morrissey, fok avları yüzünden 2006 yılındaki turnesine Kanada’yı dahil etmemişti. Siz siz olun Morrissey konseri sırasında kebap falan yemeyin. Allah muhafaza ustanın çok büyük gazabına uğrarsınız.

Morrissey - You Have Killed Me

7.01.2014

İstanbul'u dinliyorum


İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşlarından anlıyorum
İstanbul'u dinliyorum...

Işıl Özışık, Orhan Veli'nin dediği gibi İstanbul'u dinleyen ve bunun en güzel hallerini suluboya şeklinde resme döken bir sanatçı. İşte Işıl Özışık'ın fırçasından İstanbul'un en güzel halleri...













Dinar Bandosu - En Güzel Kadın İstanbul
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...