Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.02.2015

Kadın Olmak!


"Kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir yer olacaktır."

“Kızılderili Atasözü”

Kaç gündür Özgecan’ı düşünüyorum. 20 yaşında geleceğe dair umutları olan, koca bir dünya gibi gülen, pırıl pırıl bir kız çocuğu. Cinayete dair her ayrıntıyı öğrendikçe, daha çok midem bulanıyor, yemek yiyemiyorum, gece rüyalarıma giriyor ve en önemlisi öfkem katlanarak artıyor. Bu topraklar kadına şiddete, kadını öldürmeye sevdalı. Ama bu sefer ki çok vahşi, çok hunharca ve insanlık dışı. Düşünüyorum; şayet o kız benim kardeşim olsa, eşim olsa, sevdiğim kadın olsa, arkadaşım olsa ne olurdu diye? Düşündükçe daha derin bir çıkmaza saplanıyorum. Nerede hata yapıyoruz. Balık baştan kokar diyorlar? Başı sonu kalmamış, bildiğin kanalizasyon kokuyor her yer artık. Seni sevmeyen ölsün diyen şarkılarda büyüdük biz, ya benim olursun ya da kara toprağın lafını kader yaptık. Kadın bedeninden nemalanan türkülerde rakı içtik, hızımızı alamadık halay çektik. Erkektir elinin kiridir dedik, o kir hiç temizlenmedi. Filmlerde kötü yola düşen kadınları acıyarak izledik. Göster amcalara pipini dediler, pipileri putlaştırdık. Kızlara laf atmak erkeklik göstergesi oldu. Tanrıya isyan edercesine erkek adamın erkek çocuğu olur dedik. Kız çocuğu doğuran anneleri bir kenara ittik. Kızlarımıza İlkgül, Ayşe, Fatma, Songül dedik, baktık olmuyor YETER ismini koyduk. Utanmasak cahiliye döneminde olduğu gibi kız çocuklarını diri diri toprağa gömecektik. Töre dedik, namus dedik, saçı uzun aklı kısa dedik, kadın milletin içinde kahkaha atmayacak dedik, başıyla, saçıyla, etek boyuyla oynadık. Kadınları bir eşya gibi bir köşede sakladık. Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmedik. Yetinmedik maçlarda bile kadın bedeni üzerinden en okkalı küfürleri saydırdık. Atılan bir gole bile bu küfürler kadar sevinmedik. 

Bu coğrafya kadına şiddete, kadın öldürmeye sevdalı. Kimisi öldürülüp bavulla taşındı, kimisine tecavüz edildi, kimisinin yüzüne ibret-i alem için kezzap atıldı, kimisi yakıldı. Çok utandık kadınlardan. Sev dedikçe vurduk, birazcık anla dedikçe daha çok öküzleştik, öp dedikçe öldürdük. Sahi bu kadar zor mu erkek olmak? Yeri gelince kadın haklı diyebilmek. Bir kadına saygı duyacak kadar yürek taşımak. Bakın kocaman, mangal gibi bir yürek falan demiyorum, sadece içinde sevgi olan bir yürek. Boyutu bile önemli değil, sadece işlevi yeterli…

5.09.2014

Mutlu Kadın


Güçlü kadın hikayesi hep yalandı. Hiçbir kız çocuğu güçlü kadın olmak için doğmaz. Hepsi masum hayaller kuran, şımarık birer prensese benzerler. Kaderdir onları cadı, fettan ya da güçlü kadın yapan. Tutulmamış sözler, yarım kalmış kaderler, yaşanmamış mutluluklar, ölümler, ayrılıklar güç verirmiş insana. Kurulan hayaller iskambil kağıtlarından kule gibi yıkıldığında, ezilmemek için o enkazın altında, güç veriyor Tanrı insana. Annem güçlü kadındı. Ben o güce hayrandım. Hiç öyle olamam zannediyordum, ama maalesef oldum. Bir gün bir kızım olursa güçlü kadın değil, mutlu kadın olmasını dilerim.

"Rana Şahnaz"


The Smiths - Wonderful Woman

3.09.2014

Cinnet Vatanım!


İnadına sadece güzel şeyler üzerine yazayım, müzik, sinema, aşk, sevgi olsun derken, gün geçmiyor ki bir andavallık yaşanmasın güzel ve yalnız ülkemde. Daha önce bir evlendirme programına katılan, yaptığı beş evliliğinde iki eşini öldüren Sefer Çalınak isimli bir seri katilden bahsetmiştim. Evet o sevimli! katil dün Seda Sayan isimli ( Halk arasında Seda Bacı olarak bilinir) bir kadının! showuna katıldı. Üstelik kadına yönelik şiddetin, tecavüzlerin ve cinayetlerin arttığı bir dönemde.

Seda Sayan, programda sohbet ederken ‘Peki, erkek karısını neden öldürür?", iki kadının katili için ''böyle güler yüzlü bir katil görebilir misiniz'' şeklinde akıllara durgunluk veren şirinlikler yapmayı da eksik etmedi. Ah aptal kutusu televizyon ve reyting denen zırva sen nelere kadirsin. Özetle nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça...

TV On The Radio - Happy Idiot

29.08.2014

Kadınların Gücü


Tarih sayfalarından kadınların hayatın her alanında olduğuna dair o kareler. Hisli bir adamın dediği gibi:

"Sonuçta sevilen her kadın güzel bir şarkıdır, bütün sözlerini hatırlayamazsın belki ama melodisi aklında kalır..."






























John Lennon - Woman

8.03.2014

Kadınlar, kadınlar...


Bugün 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü.” Kısaca 8 Mart’ın tarihçesine göz atarsak. 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikayı kilitlemesi, ardından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucu çoğu kadın 129 işçi can verdi.

26-27 Ağustos tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin önderlerinden 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day) olarak anılması önerisi getirildi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.


İlk yıllarda belli bir tarih saplanmamıştı, fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak belirlenişi, 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslar arası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. I. Ve II. Dünya Savaşı yılları sırasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda ABD’de de kutlanmaya başlaması ile birlikte daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti.

8 Mart’ın Türkiye sürecine bir göz atmak gerekirse; Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başladı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve sokaklara taşınacak bir şekilde kutlanmaya başladı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediyor.


Evet bugün 8 Mart Kadınlar Günü. Bir günlüğüne olsa da kadınları anlamaya çalışmak, dinlemek, değer verdiğini hissettirmek çok zor olmasa gerek. Hisli bir adamın dediği gibi:

Sonuçta sevilen her kadın güzel bir şarkıdır, bütün sözlerini hatırlayamazsın belki ama melodisi aklında kalır…

Lütfen bugün çevremizdeki sevdiğimiz bir kadına bir demet çiçek alıp verelim. Bu kişinin illa sevgiliniz ya da eşiniz olmasına gerek yok. Annenize, kardeşinize, apartmanınızın giriş katında kedileriyle birlikte yaşayan yaşlı Ayşe teyzeye, her sabah sokakta size gülümseyen çiçekçi Gülten’e, bir huzurevinin penceresine başını yaslanıp geçmişe dalmış emekli öğretmen Fatma Hanım’a ya da meşhur şiirdeki Fahriye Abla’ya. 

En azından sadece bugün için bile “Hepimiz Kadınız” diyebilecek yürekli ADAM’lara ihtiyacımız var.
 
The 1975 - Woman

25.10.2013

Kadın ve erkek arasındaki farklar!


Kapı altından giren soğuk misali, dünyanın hiçbir zaman çözümü olmayan ilk ve tek çok bilinmeyenli denklemidir kadın ve erkek ilişkileri.  Kadın asla anlaşılmıyorum, erkek anlamıyorum der sürekli bozuk bir saat gibi. Evet bugün kadın ve erkek arasındaki farkları görseller eşliğinde hızlı bir ders şeklinde geçiyoruz. Yine de kadınlar iyidir. Sevmek, korumak ve yaşatmak gerekir. Eline sağlık Tanrım, çok güzel yaratmışsın kadınları. Seviyoruz hepsini...

Buyrun internetten aşırdığımız o görsellere:












Blur - Girls And Boys

8.03.2013

Dünyanın biletsiz yolcuları! “Kadınlar”


Bugün 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü.” Kısaca 8 Mart’ın tarihçesine göz atarsak. 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikayı kilitlemesi, ardından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucu çoğu kadın 129 işçi can verdi.

26-27 Ağustos tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin önderlerinden 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day) olarak anılması önerisi getirildi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saplanmamıştı, fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak belirlenişi, 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslar arası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. I. Ve II. Dünya Savaşı yılları sırasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda ABD’de de kutlanmaya başlaması ile birlikte daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti.


8 Mart’ın Türkiye sürecine bir göz atmak gerekirse; Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başladı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve sokaklara taşınacak bir şekilde kutlanmaya başladı. “Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediyor.

Şimdi satırlarıma Sait Faik eşliğinde devam etmek istiyorum;

“Yüzü sapsarı bir kadın iskeleye doğru yürüdü. Durdu. Sonra vazgeçmiş gibi rıhtım boyunca gezinmeye devam etti. İhtiyar bir adam da oralarda geziniyordu. Bu adam havanın güzelliği bahanesiyle şöyle Adalara uzanayım diyen adamlardan birine benziyordu. Kadın adama doğru yürüdü. Bir şeyler söylemek istedi. Sonra vazgeçmiş, aklına gülünç bir şey gelmiş gibi hafifçe gülerek karşıdaki adanın burnunu dönen vapura yetişmek üzere iskeleye koştu. Vapurun içinde tek kadındı. Tek biletsizdi. Fakat Kadıköy iskelesine vapurdan ne kadar bilet varsa o kadar adam çıktı. Ne fazla, ne eksik....”


Evet bugün 8 Mart Kadınlar Günü. Bir günlüğüne olsa da kadınları anlamaya çalışmak, dinlemek, değer verdiğini hissettirmek çok zor olmasa gerek. Hisli bir adamın dediği gibi:

Sonuçta sevilen her kadın güzel bir şarkıdır, bütün sözlerini hatırlayamazsın belki ama melodisi aklında kalır...

Lütfen bugün çevremizdeki sevdiğimiz bir kadına bir demet çiçek alıp verelim. Bu kişinin illa sevgiliniz ya da eşiniz olmasına gerek yok. Annenize, kardeşinize, apartmanınızın giriş katında kedileriyle birlikte yaşayan yaşlı Ayşe teyzeye, her sabah sokakta size gülümseyen çiçekçi Gülten’e, bir huzurevinin penceresine başını yaslanıp geçmişe dalmış emekli öğretmen Fatma Hanım’a ya da meşhur şiirdeki Fahriye Abla’ya. En azından sadece bugün için bile “Hepimiz Kadınız” diyebilecek yürekli ADAM’lara ihtiyacımız var.

John Lennon - Woman
 
White Town - Your Woman
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...