Lou Reed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lou Reed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.10.2013

Lou Reed yaşama veda etti!


Pazar günlerini hiç sevmezdim. Dün artık nefret etmeye başladım. Pazarları hep içinde gizli bir karamsarlık ve sıkıntı barındırır. Arafta kalmış bir gün gibidir. Gergin bir pazartesinin mesihliği yapan bir gün. Evet acı haber dün geldi. Müzik tarihine damgasını vurmuş bir isim olan Lou Reed, 71 yaşında hayata gözlerini yumdu. The Velvet Underground, solo dönemi, sanata olan aşkı, diğer isimlerle yaptığı çalışmalar derken koskaca bir 50 yıl. 1960'larda Andy Warhol'un desteği ile başlayan bir kariyer, kendisini örnek olan birçok müzisyenin yetişmesi ile hayat buldu. Lou Reed kimsenin cesaret edemediği konularda şarkılar yazdı. Hayatın zıtlıkları bestelerinin temel meselesiydi. Gitar çalma tekniği ve sesi ile unutulmazlar arasına girdi. Lou Reed, İstanbul Caz Festivali kapsamında Türkiye'ye gelmiş ve bir konser vermişti. Rahat ve huzurlu uyu büyük efsane. Perfect Day şarkısını yazdın ama, dediğin gibi her gün muhteşem geçmiyor. Hayatın yazılı olmayan kuralı gereği bazı günler çok berbat olabiliyor. Dün olduğu gibi...

Hepinize mutlu pazartesiler diyeceğim, ama öyle bir şeyin olmadığını hepimiz biliyoruz...

Lou Reed - Perfect Day

14.05.2012

Sevgili Günlük


Bakın Lou Reed amcamız 10 Eylül 2000 Pazar 9:45 günlüğüne neler yazmış.

Sevgili Günlük,
Bugün Belfast'tayım. Hava soğuk, yağışlı, kasvetli. Geceleyin odamın manzarası enfes oluyor. Köşe oda olduğundan iki taraftaki pencerelerden bütün şehir ve önümden geçen Lagen nehri ayaklarımın altında. Gece, yollardaki ve evlerdeki ışıklarla Noel ağacı gibi parlıyor, yanan meşaleler misali şehri sarıyor. Manzara muhteşem. Sabah büyü bozuluyor, inşaatlar ve nehrin üzerinden geçen bir sürü köprü görünür oluyor.

Bugün bir garson "Rahatszı Etmeyin" yazısını aşıp ayak ucuna basa basa yatağımın önünden geçerken beni dehşet içinde uyandırdı ve "Özür dilerim beyefendi!" deyip "Rahatsız Etmeyin" levhasını yere düşürerek soluğu koridorda aldı.

Bomba korkusundan ötürü her yer kapalı olduğu için şehirde pek bir şey göremedik. Savaş hep sürüyormuş gibi. Uzun zamadır içki içmedim. Öğleden sonra normal bir şekilde, alkolden yıpranmamış olarak kalkmak hoşuma gidiyor. Manchester ve Bristol'deki konserler gerçekten iyiydi, ama pek kalabalık değildi. Gazete ve dergiler eski şarkıları söylemediğimi yazdıklarından, insanların gelmekten vazgeçtiklerini ileri sürenler var. Ama bazen eski şarkılarımı da söylüyorum.

Repertuar işlediğimiz, elimizden geldiğince parlatıp düzelttiğimiz bir mücevhere -oluşum halinde bir mücevher- benzer. Ve konserde tek bir parça mücevher sunuyoruz. Otuz yıl öncesinin parçalarını dinlemek isteyenlerin gelmemesine üzülüyorum, ama ben ilham perimin peşinden gideceğim. Onunla yaşayacağım ya da öleceğim. (Ölmek sert oldu.) Belki şöyle söylemek daha doğru: Kendi kulubümü açıyorum, beni oradan kimse kovamaz. 

Bir şey daha var. İskoçya'da bir eleştirmen -biraz gerzektir- konserdeki birçok duygunun iniş çıkışını gözardı etmiş ve benim ne kadar karanlık ve öfkeli olduğum üzerine bilindik lafları tekrarlamış. Seyirci harika vakit geçirdi. Ama şu "seyircinin sırtını sıvazlama" meselesine değinmem gerekiyor. Şarkı aralarında ahkam kesmediğimden, genç bir adam habire "konuş bizimle Lou" diye yalvarıp duruyordu. Size şunu açıklamalıyım: Ben bütün şarkılarımda sizinle konuşuyorum. Benim hakkımda bildikleriniz, yakın arkadaşlarınızın hakkında bildiklerinizden daha fazla. Sizinle yıllardır bu ilişkinin içindeyim. ve bunu asla istismar etmem. Sizinle müzik sayesinde akıldan akıla, kalpten kalbe, ruhtan ruha konuşuyorum.

Lou Reed - Perfect Day

Lou Reed - Walk On The Wild Side

Hooverphonic - Sad Song
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...