Mario Balotelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mario Balotelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.06.2012

Kör talihini yenen çocuk


Yaşarken topu görse bomba diye karakola götürebilecek Nicolas Boileau’nün sözü, Balotelli ile endüstriyel futbol arasındaki fırtınalı ilişkiyi Balotelli’nin tüm sözleri ve eylemlerinden daha güzel özetliyor gibi: “Hayat delilerle doludur; deliliğe rastlamak istemeyen kendisini evine hapsetse de yetmez, aynı zamanda evdeki bütün aynaları da kırması gerekir!”

Balotelli biz futbolseverlerin bir nevi dış bükey aynası misali. Hayatta futbol adına yapmak isteyip de yapamadığımız her şeyi yapıyor Balotelli: Dün geceki o 2 sanat eseri gol, hazırlık maçında kaleciyle karşı karşıyayken PES-FIFA 2011 tarzı çalımlar deneyip saçmalamak, sonra da teknik direktörümüze “Deneme maçı değil mi ben de denedim!” demek vs.

Evet, belki hiçbirimiz Balotelli gibi evimizi odamızda havai fişekle oynarken havaya uçurmadık. Ancak hiçbirimiz de Balotelli kadar kolay bir şekilde ev sahibi olamadık! Çünkü bizler en nihayetinde endüstriyel futbolun tüketicisi konumuna indirgendik. Balotelli ise “fast-food futbol çağı”nda uzun süre endüstriyel futbolun en kolay tüketilen yeteneği oldu. Çok kolay kırmızı kart görünce “Günümüz futbolunda böyle sorumsuz, disiplinsiz adamlara yer yok!” diye buyurdu birçok endüstriyel futbol baronu. Ne de olsa o tuzu kuru baronların hiçbiri Balotelli gibi evlatlık olarak büyüme acısını yaşamamıştı. Ve hiçbiri ırkçılık pisliğinden mustarip olmamıştı!


Maalesef “öz İtalyan”ların bir kısmının ruhları, kıyafetleri kadar kibar ve şık değil. Aralarında halen aptal olduğu ölçüde büyük bir cani olan Mussolini’yi “haklı” bulanlar bile var. O yüzden çocukken sadece rengi farklı diye yapılan yüz karası ırkçı hakaretler, Balotelli’nin ruhuna ileride futbol sahasında patlayacak, en çok da kendisine zarar verecek dinamitler yerleştirdi.

BABA PRANDELLİ

Manchester City’deki hocası Mancini bir ara Balotelli’yi kendi evine yerleştirmeyi bile düşündü ama o evi de havai fişekle havaya uçurmasından korktu. Hâlihazırda harika bir taktisyen olan Prandelli ise kariyerinin en büyük işini başardı: Balotelli’nin hayat boyu aradığı baba figürünün ta kendisi oldu. Prandelli ile Balotelli arasındaki ilişki Cantona ile Alex Ferguson’un arasındaki ilişkinin 2012 model versiyonu. Prandelli sayesinde İtalya, Almanya’yı yendi. Ama daha da güzeli Balotelli kötü talihine harika iki gol attı. Allah vergisi yeteneğiyle kötü bir kaderden, harika bir futbol kaderine koştu. 

"Ali Ece"

Hecuba - Killing An Arab

The Range Of Light Wilderness – Happy

27.06.2012

Bir sınıf atlama masalı "Ronaldo"


Büyük futbol organizasyonlarında gözler hep yıldız futbolcuların üzerindedir. Ronaldo'da son dönemlerin yıldız kontejyanını dolduran iki önemli isimden biri. Nedendir bilinmez bir türlü sevemedim ben bu adamı. Bakışlarındaki soğukluk, tavırlarındaki iticilik, bilmem kaç beygir gücündeki özgüven, dünyadaki bütün kadınların kendisi için deli olduğunu düşündüğü bir hayal alemi. "Güzel Çocuk" endüstrisinin David Beckham'dan sonra piyasaya sürdüğü son model oyuncak.

Gölgede ve Güneşte Futbol kitabı ile futbolun sadece futbol olmadığını gösteren Uruguaylı entellektüel yazar Eduardo Galeano bakınız Ronaldo için neler demiş. "Yan çizgi boyunca kan ter içinde koşuyor. Bir yanda zafer onu bekliyor, göklere çıkaracak. Öbür yanda ise mahvoluşun uçurumunda duruyor. Tüm mahalle ona gıpta ediyor. Yıldız fabrikadan da, bürodan da kurtulmuştur. Ona eğlenmesi için para öderler. Gazetelere televizyonlara çıkar, kadınlar onun için iç geçirir, çocuklar onu taklit eder. İş adamları onu alırlar, satarlar, kiraya verirler. Oyuncu daha fazla şöhret vaadiyle kendini akıntıya bırakır. Ne denli başarılı olur ve çok para kazanırsa tutsaklığı o oranda artar."


Bir diğer açıdan baktığımız zaman Ronaldo sefaletle geçen çocukluğunun intikamını alıyor bu gösterişli hayatla. Bekçi bir baba ile aşçı bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen yıldız, çocukluğunda hırçın yapısı ile dikkat çekiyormuş. Bu hırçınlığın nedeni elbette kendisiyle alay edenlerin tavırları. O zamanlar kafasına koymuş bugünlere gelmeyi ve kendisiyle alay edenlerden intikam almayı. Zamanla duygularını köreltmeyi ve hayata karşı acımasız olmayı öğrenmiş. Bu öğrenilmiş sadece hayata karşı değil aslında, saha içinde rakip fulbolculara karşıda acımasız olma yönünde. Sahadaki takım arkadaşlarına tavrı ise, onların varlığını ancak attığı golden sonra kendisini kutlamaya geldiklerinde farkediyor. Yenilgiye asla katlanamayan adamın tek kişilik resitali. Özel hayat deseniz, mankenlerin biri geliyor, diğeri gidiyor. Cinsel iştahı futbola olan iştahından kat kat fazla. Orji kavramına değişik anlamlar yüklemede üstüne kimse yok. Giyim kuşam derseniz. Altın zincir, elmas küpe, pahalı bir sürü ıvır zıvır. Seyyar bujiteri dükkanı gibi maşallah. Özetle bir sınıf atlama hikayesinin en görkemli kahramanı o bugünlerde.

Ve günümüzün en büyük endüstrilerinden biri olan Futbol. Her Uruguaylı gibi futbolcu olmak istemiş olan Eduardo Galeano futbolu zevkten zorunluluğa uzanan hüzünlü bir öykü olarak tanımlayıp futbolcu için şöyle bir tanımlama yapıyor. O yapayalnızdır, oyunu hep uzaktan izler. hedef mekandan ayrılmaksızın üç direğin arasında idmanı bekler. Eskiden hakem gibi siyahlara bürünürlerdi. Artık hakemler kara kıyafetleriyle çıkmıyorlar sahaya, kaleciler de renkli fantezilerle süslüyorlar yalnızlıklarını.


Birde hepimizin kızdığı Mario Balotelli diye bir futbolcu var bilirsiniz. Hani şu bazı ırkçı taraftarların onu kızdırmak için maymun yerine koydukları ve maymun sesi çıkardıkları hırçın futbolcu. Bu maymun yerine konan adam senenin başlarında Manchester'daki "John Rylands" Üniversitesi'ne gitti ve öğrencilerin okul kütüphanesine olan tüm borcunu bir kalemde kapatmaya çalıştı. Ancak kütüphane yetkilileri, borçların öğrenciler tarafından kapatılması gerektiğini belirterek, Balotelli'nin teklifini geri çevirdi. Yine Balotelli noel baba kıyafetleri giyerek, Manchester sokaklarında para dağıtan, yılbaşı akşamı Manchester'daki bir otelde 24 evsize oda açtıran bir maymun!

Elbette en çok kimi seveceğinize siz karar vereceksiniz . Gönül bu ota da konar, boka da...

Chromatics – Running Up That Hill

o.r.n. – Small Town Boy
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...