Peter Sarstedt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Peter Sarstedt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.01.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün yine bir başka pazartesi. Oysa her şey ne kadar da tanıdık. Dünden kalan puslu bir pazar, ufukta beliren yarım yamalak bir salı. Medeniyetin ve insanların arasında kayıp geçen günler, aylar ve yıllar. Medeniyet dedikleri icatların, hayatımıza giren keşiflerin sınırı yok artık. Mahremiyet sadece romanların konusu olmaya aday. Amaç sözde insanları daha mutlu, daha özgür ve daha mükemmel kılmak. Peki bu ilerlemeye inat aksi yönde koşar adım giden yalnızlığımız ne olacak? İnsanlar çevrelerindeki kalabalıklara rağmen o kadar yalnız ki? Birazcık tatlı muhabbet, başını yaslamak için sağlam bir omuz, dudaklarını dayayıp içeceğin billur ve bereketli bir yudum su... Hepsi bu aslında... Bazen en çok aradıklarımız en yakınımızda oluyor. Nereden baktığımıza bağlı.

Sözü uzatmadan şarkılara geçelim. Mutlu Pazartesiler...

Chromaticks - Girls Just Wanna Have Fun

Italians Do It Better son yılların en özgün müzik firmalarından bir tanesi. Italians Do It Better oluşumu ise Johnny Jewel ve Mike Simonetti ikilisinin dark-wave, synth pop ve disko türünde müzik üreten bağımsız grupları bünyesinde toplayarak oluşturdukları kollektif bir yapı. Johnny Lewel önderliğinde kurulan Glass Candy ve Chromatics projeleri down-tempo bir elektronik altyapısı altında dark-wave ve synth pop türünün en güzel tınılarını sunuyor.  Orjinali Cyndi Lauper tarafından seslendirilen ve 80'lerin unutulmaz şarkıları arasında yer alan Girls Just Wanna Have Fun, Chromatics tarafından farklı bir evrene taşınmış. 





MGMT - Kids

MGMT Andrew VanWyngarden ve Ben Goldwaaser'dan oluşan iki kişilik bir proje. Yolları Connecticut'taki Wesleyan Üniversitesi'nin çimlerinde kesişmiş. 2008 yılında yayınladıkları debut albümleri "Oracular Spectacular" müzik tarihinin en güzel ilk albümlerinden bir tanesi. Bu albümde yer alan Kids ise; ütopik gençliğin masumiyeti, tam büyümemek, içimizdeki çocuk üzerine hayalperest bir parça.




Talk Talk - Life's What You Make It

80'li yılların en kötü yanı, gelişen teknolojiye pararelel, synthesizer batağında boğulmuş her şeyin müzik diye yutturulmaya çalışılmasıydı. İşte Talk Talk bunu ilk reddenlerden biri oldu. Özellikle 1986 yılında yayınladıkları "The Colour Of Spring" narin melodileriyle, o karanlık günleri ışıl ışıl aydınlatıyordu. 




Jonathan Richman - I Was Dancing in the Lesbian Bar

Size bir sır vereyim mi? 2000'li yılların ortalarında  Jonathan Richman, Ankara'da benim de aralarında olduğum yaklaşık 20 kişinin izlediği bir konser verdi. Rock müziğin gizli hazinelerinden biri olan Jonathan Richman, hem melankolik, hem de komik olmayı beceren güzel bir insan. 





Peter Sarstedt - Where Do You Go to My Lovely

Wes Anderson sayesinde ikinci baharını yaşayan, İngiltere'de 1969 yılının bir numarası Peter Sarstedt hiti. Hani bazı şarkılar insanı alıp götürür ya. İşte bu şarkı onlardan biri.

20.02.2015

Wes Anderson Filmlerinden Şarkılar


Kendine özgü büyüleyici sinema diliyle, damağımızda güzel tatlar bırakan ünlü yönetmen Wes Anderson filmleriyle olduğu kadar, bu filmler için seçtiği şarkılarla da dikkat çekiyor. İşte o filmlerden seçmiş olduğumuz müzik tarihinden eski şarkılar. Bu arada yönetmenin son filmi The Grand Budapest Hotel'in Oscar yarışında yer aldığını hatırlatalım. 


The Creation - “Making Time”
From Rushmore


The Kinks - “Strangers”
From The Darjeeling Limited

Seu Jorge - “Rebel Rebel”
From The Life Aquatic

The Beach Boys - “Heroes and Villains”
From Fantastic Mr. Fox

Francoise Hardy - “Le Temps de l’Amour”
From Moonrise Kingdom

Paul Simon  - “Me and Julio Down by the Schoolyard”
From The Royal Tenenbaums
 

Van Morrison - “Everyone”
From The Royal Tenenbaums

The Rolling Stones - “2000 Man”
From Bottle Rocket

Ramones - “Judy Is A Punk”
From The Royal Tenenbaums


Cat Stevens - “Here Comes My Baby”
From Rushmore

Hank Williams — “Long Gone Lonesome Blues”
From Moonrise Kingdom

Nico - “These Days”
From The Royal Tenenbaums

Peter Sarstedt - “Where Do You Go To (My Lovely)”
From The Darjeeling Limited

The Who — “A Quick One, While He’s Away”
From Rushmore


Devo — “Gut Feeling”
From The Life Aquatic

Love — “Seven and Seven Is”
From Bottle Rocket 

David Bowie — “Life On Mars?”
From The Life Aquatic


Bobby Fuller Four — “Let Her Dance”
From Fantastic Mr. Fox

The Faces — “Ooh La La”
From Rushmore


Peter Sarstedt - Where Do You Go To (My Lovely

2.12.2013

Eski hamam eski tas


Bugün aşıklar birbirleriyle eskiden olduğundan daha az iletişim kuruyorlar, çünkü görmeye çalışmıyorlar; arkasından da dram ve acı geliyor. Aralarında geçen, bir televizyon yayınından başka bir şey değil. Sorunlarını aydınlatmak için karşılıklı oturup konuşmuyorlar. Konuştukları zaman ortada sadece kısa devre yapan tonlarca anlam kalıyor ve ayrılıyorlar, eski hamam eski tas...

Ve belki de, benim çocukluğum hala sahillerde oynamaya devam ettiği için çok yabancıyım hayata. Oysa ki bazen hayat Güvenpark'da dolmuş beklerken, sevdiğin kadının gözlerine bakarken geçen sadece onbeş dakikadır...

Günün dinleme önerileri:

- Andrew Bird "Sovay"
- Asobi Seksu "Transparence"
- Song: Ohia "Nevous Bride"
- Red House Painters "Katy Song"
- Petula Clark "Downtown"

Günün filmi:


"The Darjeeling Limited" Yön: Wes Anderson (2007)

The Darjeeling Limited, kendine özgü sinema anlayışına hayran olduğum Wes Anderson'un 2007 yapımı filmi. Hayat ve arınma üzerine tuhaf bir yol hikayesi.

Keşke hayat hep bir yol hikayesi olarak kalsa. Ama biliyoruz ki; doğuştan önceki sonsuzluk, ölümden sonraki sonsuzluktan daha kısa değil...

"Hepinize Mutlu Pazartesiler..."

Peter Sarstedt - Where Do You Go To (My Lovely)

The Kinks - This Time Tomorrow

23.02.2013

İçimdeki Yorgun Kalabalık


Bilmemiz gereken hiçbir şeyi bilmiyorduk. Kültür o kadar karmaşıktı ki, yüzeydeki dalgalanmalardan daha fazlasını anlamak mümkün değildi.

Ölçülüp tartılmış argümanlarla dolu bu dünyada, kültür, ayrıntılarla boğulup kayboluyor ve profesyonel entellektüeller yorumladıkları metinleri teleffuz etmeyi dahi beceremiyordu.


Her insanın düşlerinin gerisinde yaşadığı dönemin kargaşaları gizlidir; sıradan bir kişisel kaygı boyutuna indirgenmiş olsa bile. İçimiz bölünmeler, yabancılaşmalar, savaşlar ve boş sözlerle dolu. Bize, insan vicdanının zaten hep huzursuz olduğu bir çağda yaşadığımızı söyleyenler çıkabilir: Ama bu, hayatımız için endişe etmekten, yolumuzu gözleyen sakatlanmaları düşünüp acı çekmekten alıkoyamaz bizi. Ateşler içinde yanan bir kedi gibi, deniz tutmuş bir keçi gibi, şaşkın bir mutsuzluk içindeyiz. Acımız nereden, yaşamımızın hangi kısmından kaynaklanıyor, bilmiyoruz. Tek bildiğimiz şu: İnsanlar, insana yaraşır şekilde yaşamıyor.

Her şey bizi insanlardan uzaklaştırıyor: Vazife, aile, vatan, saygınlık, para. Tüm bu düşmanlarla başedecek gücümüz yok. Bugün bunların, saf olduğumuz için ciddiye aldığımız birer hayalet, onbinlerce defa çarpılmış yansımalar olduğunu biliyorum: Ama öğrenmem epey vaktimi aldı.

"Paul Nizan"

Bir bilgenin dediği gibi "Bir şehrin gerçek nüfusu sıfırdır, ölüler de dahil edildiğinde"...

Peter Sarstedt - Where Do You Go To (My Lovely)

Francoise Hardy - Only Friends

3.08.2012

Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel?


Farklı bir şehirde gözlerini yeni bir güne açmak. Sokaklara çıkıp her birinin değişik hikayesi olan yüzlerin peşinden koşmak. Evet her bir yüzün değişik bir hikayesi vardır ve her bir hikaye görkemli bir son arar kendine. Hatırlıyor musun o gün sokağın köşesinde sessizce öpüşmüştük. Kurtuluş Parkı'nda öğle sıcağında paylaştığımız sadece bir simitten çok fazlasıydı. Kim derdi, birgün farklı dünyalara dağılacağız diye. 

Ve akşamlar. Her şehrin akşamları bir farklı oluyor. Çünkü yıldızlar her şehirde farklı parlıyor. Senin ve benim yıldızım arasındaki mesafe her geçen gün büyüyor. Belki de başka türlü birşey benim istediğim; uzunluğu ve tutkusu mesafelerden bağımsız. Belki bir gülüş, belki bir bakış, belki de bir söz. İçinde devrik cümleleri bol, son'u olmayan bir hikaye. Farkında mısın, bizim hayatımızda gece ve gündüz hiçbir zaman eşit olmadı mevsimlere inat. Ya şu hayat denen şey, hiçbir zaman yaşanmayacak bir dünyanın yanılsamasıysa..İçim ürperiyor. Hani güllerin bedeninden dikenleri teker teker koparırsın ve kanar. Öyle birşey...

Yourself In Peace – In Transit

Peter Sarstedt - Where Do You Go To (My Lovely)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...