Türkan Şoray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkan Şoray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.05.2014

Biraz da sinema: Selvi Boylum Al Yazmalım


Sevgi emek ister sözünü en doğru biçimde anlatan filmlerden biridir Atıf Yılmaz imzalı "Selvi Boylum Al Yazmalım". Öyleki üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen her seferinde ilk seferki gibi heyacanla izlenir, insanı üzer ve derin düşüncelere sürükler. Filmin bu başarısında karakterlerin şiirsel üslubu, Atıf Yılmaz'ın kadın öyküleri anlatımında kullandığı usta sinema dili ve elbette Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin üçlüsünün muhteşem oyunculuğu büyük rol oynar. Bir iddaya göre "Mutlu aşk yoktur" diyen ünlü Fransız şair Aragon tarafından "dünyanın en güzel aşk öyküsü" olarak nitelenmiştir Selvi Boylum Al Yazmalım."

Film güzel köylü güzeli Asya ile kamyon şoförü İlyas'ın birbirlerine aşık olmaları ile başlar. Aşk böyle birşey değil midir zaten. Ne zaman geleceği, ne kadar süreceği ve senden ne alacağı belli olmaz. Ve aslında her ilişki başladığı gün biteceği noktaya yol almaya başlarmış. Tıpkı İlyas ve Asya  yaşadığı gibi. Mutlu bir yuva oğulları Samet'in doğumuyla pekişir. Sonrasında bir kopuş yaşanır. İlyas gittikçe zayıflayan kişiliği nedeniyle bu mutlu aileden koparak uzaklaşır. Asya çocuğuyla birlikte çaresiz kalır. Günlerce kocasını bekler. Yalnız kalan Asya'nın imdadına başka bir erkek, Cemşit yetişir. Karısı ve çocuğunu kaybetmiş Cemşit onları kendi ailesi gibi kabullenir. Merhametli ve hassas bir insan olan Cemşit sıcak bir yuvaya duyduğu özlemle sarılır bu anne ve oğula. Aslında Asya'nın kalbi hala İlyas için atmaktadır. Gün gelir İlyas döner. Karısını ve çocuğunu talep etmektedir. Bu geliş aşkın tarihinde yer alan bir tartışmayı gün yüzüne çıkarır. Aşk mı, Mantık mı? Aşk nedir, Gitmek mi zordur, dönmek mi? Karar vermesi gerektiğinde ise kime seçecektir, sevdasını mı? yoksa oğluna babalık eden adamı mı?



Selvi Boylum, Al Yazmalım klasik Yeşilçam izleyicinin alıştığı mutlu bir son'a sahip olmayan şok edici bir film aslında. Ali Özgentürk tarafından Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un kırmızı eşarp adlı öyküsünden yola çıkarak senaryolaştırılmış Selvi Boylum Al Yazmalım. Senaryonun yazılış aşamasında pek çok kişinin finalde Asya ile İlyas'ın birleşmeleri gerektiği yönünde fikir ettiğini, ancak Atıf Yılmaz ve Özgentürk'ün tüm baskılara rağmen hikayeyi bildiğimiz şekilde sonlandırdıklarını belirtelim. Ayrıca Cahit Berkay imzalı nefis film müziklerinin insanın gönül tellerini titrettiğini bilmeyen yoktur sanırım. Son olarak filmde rol alan küçük erkek çocuk Samet'in Yeşilçam'ın ünlü karakter oyuncularından Bilal İnci'nin kızı Elif İnci olduğunu hatırlatalım.

Evet insan yaşamının en büyük ilham kaynaklarından Aşk emek ister. Peki sonuçta emek verdiğin şeye değiyor mu? diye sorarsanız. Orası tam bir muamma. Üstü kalsın boşverin...

Selvi Boylum Al Yazmalım

9.05.2012

Biraz da sinema: Dönüş


1960'da oyunculuk kariyerine başlayan Türkan Şoray, kamera önünde geçirdiği 12 senenin ardından 1972'de "Dönüş" ile yönetmen koltuğuna oturdu. Hem de, aradan geçen bunca zamana rağmen günümüzde bile hala eksikliğini çektiğimiz bir "kadın öyküsü"yle. Dönüş her anlamda kadın eli değmiş bir yapım olarak sinema tarihimizde özel bir yere sahip. Zira Şoray, sadece yönetmenlikle kalmamış, anaöyküyü ( o öyküyü Safa Önal senaryolaştırmıştı) kendisi kaleme almış ve aynı zamanda filmin başrolünü de üstlenmişti. Filmde Şoray, geride kalmış eş üzerinden bir 'Alamancı' trajedisi anlatıyor. Kadir İnanır'ın canlandırdığı kocası, para kazanmak için Almanya'ya gidince bebeğiyle ortada kalan; bu zaman zarfında da köy ağasının tüm taciz ve eziyetlerine rağmen dimdik ayakta durmaya çalışan Gülcan'ın hikayesini.

Şoray-İnanır çiftinin canlandırdığı karakterler vesilesiyle, birkaç yıl sonra gelecek "Selvi Boylum Al Yazmalım"ın önprovası niteliği de taşıyan "Dönüş", psikolojik ve politik ayrıntıları kullanışıyla cesur ve isyankar bir söyleme sahip. Köy ağasına meydan okuyan, bu uğurda cinayet işlemekten çekinmeyen Gülcan vesilesiyle düzene başkaldıran film, feodalizme çare olarak öğretmeni işaret eder; bir anlamda da "Vurun Kahpeye"nin izini takip eder.

Yakın yüz planlarıyla çalışmayı tercih eden Şoray, sıkça kullandığı kesmelerle filmin temposunu sürekli ayakta tutar; hikayenin tümüyle drama kaymasına izin vermez. Alamancı İbrahim'in dönüşünde kullandığı yabancılaşma sembolleri, o döneme göre hayli ilericidir. Film süresince "Hasretinle Yandı Gönlüm" şarkısının eşlik ettiği hikayenin finali trajik gibi görünür ama başkahraman açısından 'makul' bir sonuç hissiyatına da sahiptir.



İlk yönetmenlik denemesiyle, kamera önünde olduğu kadar arkasında da hakimiyetini ispatlayan Şoray "Dönüş" ile birlikte kariyeri boyunca ne yazık ki sadece dört film (Azap, Bodrum Hakimi ve Yılanı Öldürseler) yönetti. Hala kadın yönetmen yokluğundan muzdarip sinemamız açısından ne büyük bir kayıp. Özellikle de 40 yıl önce Gülcan'lara odaklanmış Yeşilçam geleneğine sahip bir sinemanın bugününe baktığımızda... Şunu net olarak söyleyebiliriz ki Dönüş, biçimsel ve içeriksel açıdan o yıllara göre standart üstü; kadın eliyle yoğrulmuş has bir kadın öyküsü anlatmasıyla, bugün de örnek alınması gereken bir yapım..

"En İyi 100 Türk Filmi"

Dönüş filmi kişisel fikrimce Türk Sinemasının en duygusal anlarına ev sahipliği yapan nadir filmlerden bir tanesi. Babam ve Oğlum filmi insanı ağlatıyorsa, bu film insanı hıçkırığa boğuyor diyebiliriz. Seha Okuş'un nefis sesinden "Hasretinle Yandı Gönlüm" parçasını dinlemek ise insan ruhunu bambaşka diyarlara sürüklüyor.


Seha Okuş - Hasretinle Yandı Gönlüm


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...