Jim Morrison etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jim Morrison etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.06.2015

Uyku


Uyuyanlara saygı gösterin. Bu tanrının canlılara bahşettiği ölüme en yakın yaşama biçimidir.

"Tarkovski'nin 'Solaris' filminden"

13.01.2015

Sabıkalı Müzisyenler


Müzik dünyasının efsanevi isimlerinin bir dönem işledikleri bazı suçlar yüzünden sabıkalı olduklarını biliyor muydunuz? İşte o müzisyenlerden bazıları.

David Bowie

Frank Sinatra


Janis Joplin
Jimi Hendrix


Johnny Cash

Kurt Cobain


Jim Morrison




12.01.2015

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün günlerden Pazartesi. 5 şarkılık listemiz için 1960′lı yıllara uzanıyoruz. O yıllarda çıkmış albümlerden seçtiğimiz işte o şarkılar.

The Doors – Soul Kitchen

The Doors’un rock müziğin evrimi üzerindeki etkisi inkar edilemez. Her anlamda grubun yüzü olan (bakınız albüm kapakları) Jim Morrison, güçlü sesi, karanlık şarkı sözlerinden öte kişisel karizmasıyla tam bir rock star’dı. Buna ilave olarak Ray Manzarek’in klavyesi, Robby Krieger’in gitarı ve John Densmore’un davulu muhteşem bir kimya tutturarak The Doors efsanesini doğurdu. Grubun ismi ise; Aldous Huxley’in meskalin adlı uyuşturucu bir maddeyle yaşadığı gerçek deneyimlerini anlattığı Algı kapıları (Doors of Perception) isimli kitaptan esinlenerek konulmuştu. The Doors bir isyanın cisimleşmiş haliydi. Elbette bu isyanın başkahramanı Jim Morrison’du. Kertenkele Kral’ın otoriteyle başı her zaman dertte oldu. Hızlı yaşadı ve genç öldü. 1971 yılında geçirdiği bir uyuşturucu koması sonucunda Paris’te hayatını kaybetti. Müzik her zaman kendi kahramanlarını yaratır. Bazıları tıpkı Jim Morrison gibi en ön safta yer alır, yaşarken kendi mitsel figürünü medyaya ve kitlelere yem olarak verir. Sevilecek ve hayran olunacak bir figür, bütün bir gençliğin özdeşleşebileceği kült bir imaj olur. Listemizde yer alan şarkı ise onların 1967 tarihli kendi isimlerini taşıyan muhteşem ilk albümlerinden geliyor.





The Velvet Underground – All Tomorrow’s Parties 

Velvet Underground için müzik tarihinin kilometre taşlarından biri dersek abartı yapmamış oluruz sanırım. Özellikle meşhur muzlu albüm; karanlık tınılar, başıbozuk vokaller, esrarlı besteler eşliğinde içten içe çürüyen Amerikan yaşamının ipliğini pazara çıkarmak amacıyla yapılmış manifesto niteliğinde bir çalışmaydı. 60′lı yılların sonunda hippilerin cirit attığı bir dönemde vokal ve gitarda Lou Reed, bas ve klavyede John Cale, gitarda Morrison, davulda M.Tucker , tefi ve vokaliyle dünyalar güzeli Nico ve beyin takımında Andy Warhol. Uyuşturucu ve seksten bu kadar açık açık bahseden albüm New York radyosunda yasaklanmıştı. Üstelik müzik eleştirmenleri bu albümü sevmemiş, Rolling Stone dergisi albüm hakkında bir eleştiri bile yazmamıştı. 




The Jimi Hendrix Experience – Manic Depression 

 Müzik tarihinin en önemli ilk albümlerinden biri olan ‘Are You Experienced’ 1967 yılında yayınlandı. Artık tüm dünya James Marshall Hendrix kısaca Jimi Hendrix diye bir gitarist ile tanışacaktı. Saykodelia, blues ve funk karışımı bir tarzı, mükemmel şarkı sözü yazma yeteneği, beyazlardan oluşan rock dünyasında doğaüstü yetenekleri olan, rakipsiz bir siyahi müzisyenin doğuşu. Özetle 60′lı yılların ağzı açık kaldı. 




The Beatles - Got To Get You Into My Life 

60′lı yıllar Beatles’ın zirvede olduğu, birçok albüm yayınladığı bir dönemdi. 60′lar için onların yılı desek yanlış olmaz sanırım. O dönemde yayınlamış oldukları albümlerden en dikkat çekeni 1966 tarihli ‘Revolver’ albümü oldu. Dönemin devrim yaratan albümlerinden biri olan çalışma gelecek nesiller için mesihlik görevini üstlendi. Bu albümden hangi müzisyenler etkilenmedi ki? Earth Wind And Fire, The Jam, The Chemical Brothers ilk akla gelen isimler. 





The Rolling Stones – Mother’s Little Helper 

60′lar Rolling Stones’ın Beatles ağırlığında ezildiği yıllar oldu. O yıllarda kural çok basitti: Beatles mükemmel, Stones kötüydü. İşte böyle bir ortamda Rolling Stones 1966 tarihinde ‘Aftermath’ albümünü çıkardı. Albüm grubun sınırlarını zorladığı, dağınık olmayan ve kendi içinde ruhu olan bir çalışma olarak dikkat çekti. Albüm için tümüyle özgün şarkılardan oluşan ilk Rolling Stones albümü diyebiliriz. 


7.08.2014

Jim Morrison'ı kim öldürdü?


The Doors grubunun efsane solisti, namı diğer Kertenkele Kral, Jim Morrison hızlı yaşadı genç öldü. 27 yaşında ölen ünlüler kervanına katılan sanatçının ölümüyle ilgili olarak geçtiğimiz günlerde şarkıcı ve oyuncu Marianne Faithfull Mojo'ya bir söyleşi verdi. Faithfull, Morrison'ı o yıllarda arkadaşı olan ve 70'lerin ünlülerin uyuşturucu satıcısı olarak nam salan Jean de Breteuil’in öldürdüğünü söyledi. Breteuil’ın Jim Morrison’ın yanına gitmeden önce kendisine uğradığını ve 'Elimde çok sağlam bir mal var. Akşam Jim’e vereceğim. Bayılacak' dediğini iddia etti.

Morrison, daha sonra Paris'te kaldığı otelin banyosunda ölü bulunmuştu. Doktorlar, ünlü ismin ölüm sebebini 'yüksek dozda uyuşturu kullanımına bağlı kalp durması' olarak belirtmişti.

The Doors - Love Me Two Times

21.05.2013

Ve kapılar kapandı


The Doors rock tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak, müzik tarihinde kendine özgü bir sayfa açmıştır.  Grup dönemi itibariyle bir neslin acılarına, isyanlarına, kaygılarına tercüman olmuştur. Elbette The Doors demek Jim Morrison demekti. Grubun diğer üyeleri, The Doors’un kısa süren ömründe Kertenkele Kral’ın gölgesinde kalmaktan bir türlü kurtulamamışlardır. Oysa ki grubun en ağır yükünü sırtlayan ve grubun kurucusu olan kavyeci Ray Manzarek’ti. Jim Morrison’un şiir tadındaki şarkı sözleri onun elinde müzikal birer hazineye dönüşmekteydi.

Maalesef üzücü haber yine tez yayıldı. Müzik tarihinin gizli kahramanlarından biri olan Ray Manzarek 74 yaşında hayata gözlerini yumdu. Yıllardır safra kanalı kanseriyle mücadele eden Manzarek’in Almanya’nın Rosenheim kentinde öldüğü açıklandı.

Tekrar The Doors dönemine dönersek, grubun belki de en önemli özelliklerinden biri, bir rock grubundan beklenenin ötesinde gitar yerine klavye kullanmasıydı. Elbette bu noktada dünyanın en iyi klavyecilerinden biri olan Ray Manzarek faktörü devreye giriyordu. Jim Morrison sözleri ve şiir gibi akıp giden bir müzik. Grubun ismi ise; Aldous Huxley’in meskalin adlı uyuşturucu bir maddeyle yaşadığı gerçek deneyimlerini anlattığı Algı kapıları (Doors of Perception) isimli kitaptan esinlenerek konulmuştu.


The Doors bir isyanın cisimleşmiş haliydi. Elbette bu isyanın başkahramanı Jim Morrison’du. Kertenkele Kral’ın otoriteyle başı her zaman dertte oldu. Hızlı yaşadı ve genç öldü. 1971 yılında geçirdiği bir uyuşturucu koması sonucunda Paris’te hayatını kaybetti. Müzik tarihinin en hırçın fakat bir o kadar da duygusal çocuğu 27 yaşında ölenler kervanına katılarak bir efsane oldu. Tıpkı; Janis Joplin, Jimi Hendrix, Kurt Cobain gibi…

The Doors, özellikle Vietnam savaşı sırasında dünyaya isyan eden bir kuşağın en önemli figürü oldu. Belki başrolde hep Jim Morrison vardı. Ama The Doors efsanesinin gizli kahramanı Ray Manzarek’ti. Doors “We want the world and we want it now!” (Dünyayı istiyoruz, hem de şimdi istiyoruz) şeklindeki özgürlük ve ütopya çağrısının en önemli aktörü olarak hep sınırların ötesinde oldu. Hayatın akışında bir nesne değil, özne olmak isteyen bir nesil The Doors eşliğinde hayatı tekrar yorumladı.

Müzik her zaman kendi kahramanlarını yaratır. Bazıları Jim Morrison gibi en ön safta yer alır, yaşarken kendi mitsel figürünü medyaya ve kitlelere yem olarak verir. Sevilecek ve hayran olunacak bir figür, bütün bir gençliğin özdeşleşebileceği kült bir imaj olur. Bazıları ise Ray Manzarek gibi geri planda savaşmayı tercih eder. Ama üzülmüyoruz. Sonunda beklenen o müthiş buluşma gerçekleşti. Kertenkele Kral ve Ray Manzarek tekrar bir arada. Yolun açık olsun Ray Manzarek…

The Doors - People Are Strange

The Doors - Love Me Two Times

22.10.2012

Modernitenin lanetli çocuğu


Jim Morrison, kendi tekilliğini şiirine, kaygılarına, korkularına, kabus ve düşlerine tercüme etmeye çalışır. Özel bir döneme dahil olduğu ortadadır: Doğumu dünya savaşına denk gelir, Kore Savaşında sırasında çocuktur, Vietnam Savaşı sırasında ergen. O, modernitenin lanetli çocuğudur. İçindeki kasvetli yanla rezonans gösteren dünyamızın karanlık çehresini araştırmaktadır. Yaşarken, kendi mitsel figürünü medyaya ve kitleye yem olarak vermişti. Sevilecek ve hayran olunacak bir figür, bütün bir gençliğin özdeşleşebileceği bir kült imaj.

O, bir isyanın cicimleşmiş haliydi, aynı zamanda da ölçüsüzlüğün: Otoriteyle ilişkisinde ölçüsüz, başta alkol olmak üzere izinli ve izinsiz uyuşturucularla ilişkisinde ölçüsüz. Hiçbir ılımlılık, hiçbir sınır, onun yeni duyumlara yönelik yatıştırılamaz susuzluğunu gideremez. Taşkın itkiselliğini gemlemeyi başaramaması onu bir idol haline getirir, böylece ona mitik bir boyut verir. Sağlığında zaten yoğun olan bu boyut, ölüm haberi verildiği andan itibaren giderek büyüyecek ve günümüzde de varlığını sürdürecektir.


O, dizginsizce haz almayı bilen kişiyi temsil etmektedir; en azından bunlardan biridir. Varoluşundan, alkolden, kadınlardan, uyuşturucudan ve rock and roll'dan haz alan kişi. O canlı bir figürün resimleşmiş halidir; tüm bir klana hakim olan ve bu nedenle bütün kadınların sahibi olan mitsel ilkel bir sürü babasının dengini temsil ediyordu. Kendilerine sınır dayatılmasını ve hadım edilme tehdidini genellikle acı içinde yaşayan ergenler, "We want the world and we want it now!" (Dünyayı istiyoruz, hem de şimdi istiyoruz) şeklindeki bu muhteşem özgürlük ve ütopya çağrısı karşısında nasıl suskun kalabilirler?

Morrison, aşk, ölüm, savaş ve nefret üzerine, ebedi temalar üzerine ve varoluşsal bakımdan temel önemdeki sorular üzerine güçlü ve özgün fikirler ifade etmektedir: Bütün bu koşullar, şeytansı ünü ve belirgin tavırlarıyla birlikte, onun kahramanlık konumuna, sınır durumdaki kahraman haline erişmesine yeter.


Onun tuhaflığı, tuhaf tekilliği, ününün doruğunda olduğu yılların modernitesine nasıl karşılık vermektedir? Ölümünden bu yana ergen ve yetişkin kuşakların onu övmeye devam etmelerini nasıl açıklayabiliriz? Şan şöhret içinde ölmüş ebedi ergen imleyeni midir? Çok erken yaşta yaşamını yitirecek kadar kanatlarını yakmış bir ölüm meleği midir? Yoksa kısa bir süreliğine yeryüzüne gelmiş bir meteor mudur?

Sınır, Morrison'u temsil eden, ardına sığındığı imleyene varana dek her yerde somutlaşmıştır: Kapılar, The Doors. Grup adının çoğulluğu onun tekilliğini kolay kolay gizleyememektedir. Kendine özgü eşiklerden geçmeye yönelmiştir. Onun tükenmiş narsisizmi, kişiliğinin geçici dengesi ve tekilliği bir süre sonra depresyonun kıyılarını arşınlamasına yol açacaktır. Fazlasıyla yoğun olan bu depresyon, onun özne konumunun bir başka yüzünü ortaya çıkarır. Öte tarafa gitmek isteyen kişi, hudut bölgesine, sınır duruma yerleşir.

"Didier Lauru"
 
The Doors - Strange Days

The Doors - Break On Through
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...