Jimi Hendrix etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jimi Hendrix etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.05.2017

Hüzün ve Şiddet


Gitar parçalama rutini kaza eseri başladı. Kopenhag’da çalarken beni sahneden aşağı çektiler. Her şey harika gidiyordu. Gitarımı sahneye fırlatıp sahneye geri atladım. Gitarımı yerden aldığımda ortasında bir çatlak oluşmuştu. Tepem attı ve lanet şeyi parçaladım. Seyirci çıldırdı -’kayıp akort’u bulmuştum sanki. Bu sadece gösteri amaçlı değil, izah edemeyeceğim bir duygu. Annen baban seni izlemediğinde içinden geleni yapmak gibi…


İçimdeki kötü parçaların dışavurumu belki. Yani ne kadar tatlı ve sevimli olursan ol, derinde bir yerde kara ve çirkin şeyler var. Ben benimkileri sahnede dışavuruyorum, böylece kimsenin canı yanmıyor. Bu, seyircinin de yararına. Sistemlerindeki bütün o şiddeti açığa çıkarıyoruz. Biz şiddet içeren müzik çaldığımızda onların içindeki şiddet de açığa çıkar. Bunu birbirimizin kafasını patlatarak yapmayız, ipeksi bir şiddettir bu daha çok. Yani, hüzün de şiddet içerebilir...

Sıfırdan Başlamak: Benim Hikayem "Jimi Hendrix"

6.02.2015

Woodstock 1969


Yıl 1969. Walkill'de barış, aşk ve müzik temalı bir festival yapılacak. Ama yerel halkın baskısı ve 50 bin hippi toplanacak korkusuyla belediye başkanı bu organizasyona izin vermiyor. New York'un en büyük süt üreticisi olan Max Yasgur, zamanın muhafazakarlarının ölüm tehditlerine boyun eğmeden ben ifade özgürlüğüne inanıyorum diyerek 600 hektarlık arazisini festivale açıyor. Üç gün süren festival başka bir dünya olabileceğine dair ütopik bir umuttu. Bu süreçte 2 doğum, 3 ölüm, 33 tutuklama yaşandı. 500 bin kişinin izlediği festivale, tıkanan otoban nedeniyle 250 bin kişi ulaşamadı. Normalde biletli olan organizasyon, tel örgü ve kapıların sökülmesiyle beleş hale gelmiştir. İşte Woodstock 1969'a dair en güzel anlardan bazıları...

















Jimi Hendrix - Message To Love

13.01.2015

Sabıkalı Müzisyenler


Müzik dünyasının efsanevi isimlerinin bir dönem işledikleri bazı suçlar yüzünden sabıkalı olduklarını biliyor muydunuz? İşte o müzisyenlerden bazıları.

David Bowie

Frank Sinatra


Janis Joplin
Jimi Hendrix


Johnny Cash

Kurt Cobain


Jim Morrison




12.01.2015

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün günlerden Pazartesi. 5 şarkılık listemiz için 1960′lı yıllara uzanıyoruz. O yıllarda çıkmış albümlerden seçtiğimiz işte o şarkılar.

The Doors – Soul Kitchen

The Doors’un rock müziğin evrimi üzerindeki etkisi inkar edilemez. Her anlamda grubun yüzü olan (bakınız albüm kapakları) Jim Morrison, güçlü sesi, karanlık şarkı sözlerinden öte kişisel karizmasıyla tam bir rock star’dı. Buna ilave olarak Ray Manzarek’in klavyesi, Robby Krieger’in gitarı ve John Densmore’un davulu muhteşem bir kimya tutturarak The Doors efsanesini doğurdu. Grubun ismi ise; Aldous Huxley’in meskalin adlı uyuşturucu bir maddeyle yaşadığı gerçek deneyimlerini anlattığı Algı kapıları (Doors of Perception) isimli kitaptan esinlenerek konulmuştu. The Doors bir isyanın cisimleşmiş haliydi. Elbette bu isyanın başkahramanı Jim Morrison’du. Kertenkele Kral’ın otoriteyle başı her zaman dertte oldu. Hızlı yaşadı ve genç öldü. 1971 yılında geçirdiği bir uyuşturucu koması sonucunda Paris’te hayatını kaybetti. Müzik her zaman kendi kahramanlarını yaratır. Bazıları tıpkı Jim Morrison gibi en ön safta yer alır, yaşarken kendi mitsel figürünü medyaya ve kitlelere yem olarak verir. Sevilecek ve hayran olunacak bir figür, bütün bir gençliğin özdeşleşebileceği kült bir imaj olur. Listemizde yer alan şarkı ise onların 1967 tarihli kendi isimlerini taşıyan muhteşem ilk albümlerinden geliyor.





The Velvet Underground – All Tomorrow’s Parties 

Velvet Underground için müzik tarihinin kilometre taşlarından biri dersek abartı yapmamış oluruz sanırım. Özellikle meşhur muzlu albüm; karanlık tınılar, başıbozuk vokaller, esrarlı besteler eşliğinde içten içe çürüyen Amerikan yaşamının ipliğini pazara çıkarmak amacıyla yapılmış manifesto niteliğinde bir çalışmaydı. 60′lı yılların sonunda hippilerin cirit attığı bir dönemde vokal ve gitarda Lou Reed, bas ve klavyede John Cale, gitarda Morrison, davulda M.Tucker , tefi ve vokaliyle dünyalar güzeli Nico ve beyin takımında Andy Warhol. Uyuşturucu ve seksten bu kadar açık açık bahseden albüm New York radyosunda yasaklanmıştı. Üstelik müzik eleştirmenleri bu albümü sevmemiş, Rolling Stone dergisi albüm hakkında bir eleştiri bile yazmamıştı. 




The Jimi Hendrix Experience – Manic Depression 

 Müzik tarihinin en önemli ilk albümlerinden biri olan ‘Are You Experienced’ 1967 yılında yayınlandı. Artık tüm dünya James Marshall Hendrix kısaca Jimi Hendrix diye bir gitarist ile tanışacaktı. Saykodelia, blues ve funk karışımı bir tarzı, mükemmel şarkı sözü yazma yeteneği, beyazlardan oluşan rock dünyasında doğaüstü yetenekleri olan, rakipsiz bir siyahi müzisyenin doğuşu. Özetle 60′lı yılların ağzı açık kaldı. 




The Beatles - Got To Get You Into My Life 

60′lı yıllar Beatles’ın zirvede olduğu, birçok albüm yayınladığı bir dönemdi. 60′lar için onların yılı desek yanlış olmaz sanırım. O dönemde yayınlamış oldukları albümlerden en dikkat çekeni 1966 tarihli ‘Revolver’ albümü oldu. Dönemin devrim yaratan albümlerinden biri olan çalışma gelecek nesiller için mesihlik görevini üstlendi. Bu albümden hangi müzisyenler etkilenmedi ki? Earth Wind And Fire, The Jam, The Chemical Brothers ilk akla gelen isimler. 





The Rolling Stones – Mother’s Little Helper 

60′lar Rolling Stones’ın Beatles ağırlığında ezildiği yıllar oldu. O yıllarda kural çok basitti: Beatles mükemmel, Stones kötüydü. İşte böyle bir ortamda Rolling Stones 1966 tarihinde ‘Aftermath’ albümünü çıkardı. Albüm grubun sınırlarını zorladığı, dağınık olmayan ve kendi içinde ruhu olan bir çalışma olarak dikkat çekti. Albüm için tümüyle özgün şarkılardan oluşan ilk Rolling Stones albümü diyebiliriz. 


15.08.2014

Özledik be Yavuz Çetin


2001 yılının sıcak bir Ağustos ayında, bunaltıcı bir Ankara günüydü. İçimdeki tarifsiz sıkıntı sanki yaşanacak kötü şeylerin mesihliğini yapıyordu o gün. Sonra Yavuz Çetin öldü diye bir haber, tahrip gücü yüksek bir bomba gibi düştü yüreğime. İşte o zaman ilk defa ölümün soğuk nefesini gerçek anlamda hissetmiştim. Sanki çok yakın çevremden birini kaybetmiş gibi koyu karanlık bir gece yaşadım. Her ölen, erken ölür derler. Hani bir hikaye vardır. “Aşık Mahzuni”nin ölüm haberini alan biri, arkadaşına ‘duydun mu, Aşık Mahzuni ölmüş’ demiş. Arkadaşı ona şu yanıtı vermiş: “Üzülme ölmesine, ya doğmasaydı!”

Üzülmemek elde değil 1970 doğumlu yetenekli bir delikanlı 2001 yılının 15 Ağustos'unda Boğaz Köprüsü’nden kendini o soğuk sulara bıraktı. O dönemde o’na ait çok şeyler söylendi ve yazıldı. Hiçbir zaman yeteneğiyle manşet olamadığı gazetelere ölümünden sonra manşet oldu! Ne desek boş biliyorum, çünkü ölen geri gelmiyor. O günlerde Yavuz’a dair en anlamlı şeyleri onu yakından tanıyanlardan biri olan Sarp Keskiner demişti. Şöyle demişti Sarp Keskiner;


Kimine göre Türkiye’nin en iyi rock gitaristiydi; kimine göre komik, saygılı ve sevgi dolu bir dost. Yakın müzisyen arkadaşları için sahnede onunla beraber olmak son derece büyük bir zevkti, her seferinde unutulmayacak, bir şölene dönüşen. En çok rahat ettiği yerde, sahnede tepeden tırnağa Yavuz Çetin’di; “Ağlamayı Sevmem” adlı parçasında olduğu gibi, “ağlamayı pek sevmezdi, mutluluğu da sadece şarkılarında yaşadı”. Ama keşke ağlamayı sevseydi de, ardından bizi ağlatmasaydı. 1991’de Batu Mutlugil ve Kerim Çaplı’yla kurduğu Blue Blues Band kısa zamanda İstanbul’da efsane olmuştu, Bodrum ve Ankara programlarıyla yer yerinden oynardı. O yıllardan bu yana sahneden inmedi Yavuz; başta Hayal Kahvesi, Mojo ve Kemancı olmak üzere, binlerce gecesini sahnelerde tüketti.

Yakın dostlarına sık sık yüzünde o tatlı gülümsemesiyle misafirliğe gitti. Sahneye çıktığı zaman herkesi ateşledikten sonra solo sırası ona gelince, herkes canını dişine takarak onun tutuşturduğu müziği daha da parlatmaya çabalardı. Herkesi kulağında bir yerde var Yavuz Çetin. İlk albümü “İlk”ten haberdar olmayanlar, onu ya reklam jingle’larından, ya film müziklerinden ya da MFÖ konserlerinden biliyorlar. Ama çoğumuz için Yavuz, Yavuz’du işte; fazla söze gerek yoktu. Zaten başka da Yavuz yoktu, elinde gitarı, herhangi bir saatte çıkagelir, sahneye çıkar çıkmaz müziği şöylece bir kaldırıp yükseltiverirdi. Muhteşem pozitif enerjisi, olağandışı gitaristliğiyle herkesin sevgilisiydi.


Yavuz’u izlemek apayrı bir keyifti. Hayatını 60’lı ve 70’li yılların blues ve rock tarihine adayan Yavuz’a çalacağınız parçayı söylemek yeterliydi, ama şöyle bir soruyla karşılaşmanız da mümkündü: “Hangisi 1969 konser kaydı mı, yoksa 1972 albüm versiyonu mu?” Biz kendi aramızda Blue Blues Band’in gitaristlerine “yanan gitarlar” derdik, çünkü gitarların headstock kısımlarında sürekli tütmekte olan izmaritler görürdünüz. Yavuz da sigarayı tutuşturur, sonra da soloları ve muhteşem vokaliyle izleyenleri ateşlerdi.

Ölümünden üç gün sonra CNN Türk, Hürriyet, Sabah onu manşet yaptılar. Özel yaşamında onu üzen şeyler, trajik ve taze haberler susamış medyanın elinde iç acıtıcı oyunlara dönüştü. İlla ölüm mü gerekiyor bu ülkede, güzel şeylerin fark edilmesi için?..Yavuz ve diğer tüm dostların bunca yıl uğraşıp didinerek ortaya çıkardığı işler, bir ahmaklar dünyasının içinde altın toz zerreleri misali dolanıp duruyor. Eğer Yavuz’un yarattığı güzellikler hak ettiği ilgi ve övgüyü o ölmeden önce görseydi, çok daha mutlu ve kendine barışık bir Yavuz varolacaktı bu dünyada. Yoksa “yurtdışında olsaydı Gary Moore olurdu” benzeri hamasi ve zavallı kelamlar, ne yaşarken ne de öldükten sonra kimseye bir şey ifade etmiyor.


Türk blues ve rock dinleyicisi muhteşem bir gitarist kaybetti, biz dostları da Yavuz’u kaybettik. Ne zaman çalsa tüylerimizi diken diken eden adam artık yok, beraber çaldığı müzisyenleri izlerken gözlerimiz onu arayacak; bir yerelere dalıp gideceğiz ve herkes kendi hatıralarını çağıracak geriye. Yavuz şimdi en çok mutlu olacağı yerde: Jimmy Vaughan’ın dediği gibi, “Albert Collins orada, Jimi Hendrix’de…”

“Bir gün gelir herkes kendi yoluna gider, her şey nasıl başladıysa öyle biter…”

Ve son olarak benim en iyi 10 Yavuz Çetin şarkılarım:

-    İstanbul’a Ait
-    Dünya
-    Cherokee
-    Bilmem Neden İnat Ettim
-    Yaşamak İstemem
-    Sadece Senin Olmak
-    Ağlamayı Sevmem
-    Bul Beni
-    Herşey Biter
-   Kurtar Beni

*Bonus  “Oyuncak Dünya”

Yavuz Çetin - İstanbul'a Ait

18.04.2014

En iyi 10 Jimi Hendrix şarkısı


Aşk için canlarına kıyan insanlar var. Fakat birine ya da bir şeye, belki bir fikre aşık olduğunda öfkeyi ve zamanı alt edip denizi ve dağları yerinden oynatabilirsin. Duygusu böyledir en azından. Bazen bazı şeyleri başkalarından farklı görürsün, bu yüzden bir şarkı yazarsın. Herhangi bir şeye dair olabilir. Bazı duyguların insanda farklı renkler çağrıştırması mesela. Kıskançlık mordur. Ben öfkeden morarırım. Haset yeşildir. Bu dünyanın bütün renklerine sahip bir kıza olan duygularını renklerle izah etmek gibi bir şey. Başka bir deyişle, bu duyguları ardında bırakabileceğine inanmazsın, fakat yine de denemeye gönüllüsündür.

"Jimi Hendrix"



10- "If 6 Was 9" (Axis: Bold As Love, 1967)

9- "Hear My Train A Comin" (Blues, 1994)

8-  "Who Knows" (Band of Gyspys, 1970)

7-  "Ezy Ryder" (Cry of Love, 1971)

6-  "Hey Joe" (Are You Experienced 1967)

5-  "Voodoo Child (Slight Return)" (Electric Ladyland, 1968)

4-  "Burning of the Midnight Lamp" (Electric Ladyland, 1968)

3-  "Little Wing" (Axis: Bold As Love, 1967)

2-  "All Along the Watchtower" (Electric Ladyland, 1968)

1-  "Purple Haze" (Are You Experienced, 1967)

The Jimi Hendrix Experience - Burning Of The Midnight Lamp
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...