Noir Desir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Noir Desir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.02.2015

Yenişehir'de Bir Öğle Vakti


İşte ben, bu alışkanlıklarından biri olmak istemem. Senin düzenle olan bağlarından biri. Sabahki diş fırçan, ya da kolunun altına sürdüğün deodorant, ya da yumurtalı şampuan olmak istemem. Bunların günlük mutluluğunda, rahatlığında belki sadece ufak bir payları var. İşte ben bu gündelik mutluluğun daha büyük bir payı olmak istemem. Yani daha rahat olman, korkmaman için örneğin, destek olamam sana. Düzenle bütün bağlarını koparabildiğin zaman, ki bu cesaret ister, bu cesareti gösterebildikten sonra zaten karanlıktan korkmayan biri olursun. O zaman yine beni seversen, bu sevgi kabulümdür. tamam mı?

"Sevgi Soysal"

25.11.2013

Üzgün


Muhabir: Hamburger pişirirken kendinizi üzgün hissettiğiniz oldu mu hiç?

Meksikalı ızgara aşçısı: Yalnızca bütün paramı bir kıza yatırmışsam ya da kız beni terketmişse. O zaman gözleme yaparken bile kendimi üzgün hissederim.

"Richard Brautigan"

Günün dinleme önerileri:

- Orchestra Baobab "Bul Ma Miin"
- Stone Roses "Fool's Gold"
- Erkin Koray "Ankara Sokakları"
- Sixteen Horsepower "Flatter"
- Malia "Solitude"

Günün filmi:


Y tu Mama Tambien, Yön: Alfonso Cuaron (2001)

İki delikanlı ve bir kadın. Cinsellik temelinde bir yol filmi. Hayatın kendisi zaten bir yol filmi değil midir?

Bir bilgenin dediği gibi "Karanlıkta balık avlar gibi, bana sorarsan düşüncelerimiz oltadır yüreklerimiz çiğ yem."

Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Noir Désir - A Ton Etoile

2.10.2013

Bir geri dönüş hikayesi


Noir Desir grubunun solisti Bertrand Cantat‘ınhikayesini biliyorsunuz. Litvanya’nın Vilnius kentinde bir yaz gecesi, bir otel odası, 26 Temmuz 2003’ün gece yarısı. Cantat’la sevgilisi Fransız oyuncu Marie Trintignant’ın arası epeydir bozuk. Sebebi de Trintignant’ın eski kocalarıyla bir türlü bitirmediği ilişkileri. O gece de benzer bir sebepten çıkan tartışma, dumanlı kafalar, öfkeden gerilmiş bedenler, savrulan bir yumruk ve ölüm. Cantat sevgilisini döverek komaya soktu ve ölümüne neden oldu.

Cantat, 4 yıl hapisten sonra şartlı salıverildi. Üzgün ve çökmüş bir şekilde geçen onca yılın ardından Cantat yeni bir albüm hazırlığı içinde. Proje Detroit ismini taşıyor ve  Pascal Humbert ile beraber hazırlanıyor. Albümün çıkış tarihi ise 18 Kasım olarak belirlenmiş. Bundan sonraki süreçte müzik herşeyi affer mi diyerek, yaşanan bu büyük trajedinin altında ezilen bir adamın sesine kulak vereceğiz.

Détroit - Droit Dans Le Soleil

27.01.2013

Furuğ Ferruhzad


"İnsan aklını coşkulandıran bu güzel şeylerin hepsini bana verip şiir söyleme gücünü benden alırlarsa kendimi öldürürüm"

Bir kadın, İranlı bir kadın. Nefrete öfkeye maruz kalmış ve bu yüzden hayatından, yurdundan, çocuğundan vazgeçmek zorunda bırakılmış bir İranlı kadın şair. Buna rağmen 33 yıllık kısa yaşamına dört şiir kitabı sığdırmış bir günbatımı ozanı. Furuğ Ferruhzad, Tahran'da bir albayın kızı olarak 1935 yılında doğdu. On altı yaşında İran'ın ünlü simalarından Pevez Şapur ile evlendi. Oğlu 1953'te doğdu. 1954'de eşinden boşandı ve bir daha oğlunu göremedi.

"Benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir."

Şair, 22 yaşında sinemayla tanıştı. Sinemada oyunculuk, senaristlik, kameramanlık, yönetmen yardımcılığı gibi işlerde çalıştı. 1962 yılında yaptığı bir belgesel filmi, o yıl İtalya'da yapılan bir festivalde birincilik ödülü aldı. Yine 1963 yılında yaptığı "Kara Ev" film, Almanya'da en iyi film ödülünü aldı. Bir yıl sonra henüz 33 yaşında iken bir trafik kazasında hayata veda etti.


dinle!
karanlığın esintisini duyuyor musun?
gecede bir şeyler geçiyor
ay, kıpkırmızı perişan
yas tutmuş bulutlar
çökmekte olan bu damın üzerinde
sanki yağmur anını bekliyorlar
sadece bir an,
ve sonra, hiç
şu pencerenin arkasında gece titriyor
ve yeryüzü dönmekten vazgeçiyor
şu pencerenin arkasında
bilinmeyen bir şey
bizi merak ediyor, beni ve seni

rüzgar bizi alıp götürecek
rüzgar bizi alıp götürecek...

Noir Désir - Le Vent Nous Portera

Local Wizards – Cold

8.01.2013

Noir Desir


Oysaki hikaye ne güzel başlamıştı. Sene 1980, Fransa’nın limanı ve şaraplarıyla ünlü, başı dumanlı sert erkeklerin mekanı Bordeaux kenti. Lise talebesi Bertrand Cantat ve Serge Teyssot-Gay arkadaş oluyorlar. Tatilde de Denis “Nini” Barthe ile tanışıyorlar. Malum tutkular ortak: Punk ve new-wave dalgasının yanı sıra Who, Led Zeppelin ve AC/DC. 1981 yılında küçük kulüplerde sahne almak üzere provalar başlıyor. Bütün bunlara birde gruba isim bulma telaşı eklenmiş. Psychoz, 6.35, Station Desir, Noir Desirs gibi alternatifler telaffuz ediliyor. Son karar: Noir Desir.

Noir Désir - Le Vent Nous Portera

Noir Désir - Working Class Hero

16.05.2012

Bir adam, iki kadın, ölüm ve müzik


İçinde iki ölü kadın ve sevdiği iki kadını da bir şekilde ‘öldürmüş’ bir garip adamın’ olduğu, çok iç parçalayan bir hikaye Noir Desir grubunun solisti Bertrand Cantat‘ın trajedisi. Litvanya’nın Vilnius kentinde yapış yapış bir yaz gecesi, bir otel odası, 26 Temmuz 2003’ün gece yarısı. Cantat’la sevgilisi Fransız oyuncu Marie Trintignant’ın arası epeydir bozuk. Sebebi de Trintignant’ın eski kocalarıyla bir türlü bitirmediği ilişkileri. O gece de benzer bir sebepten çıkan tartışma, dumanlı kafalar, öfkeden gerilmiş kaslar, savrulan bir yumruk ve boğaz patlatırcasına atılan çığlıklarla birleşiyor, Cantat ‘aşktan öldürüyor.’ “Tavrında, yüzünde, gözlerinde, davranışlarında hiç tanımadığım şeyler vardı” diyor sonra mahkemeye verdiği ifadede. “Yaşadığım şiddet ve adaletsizlikti. Bu kötülüğü anlamamıştım. Kendi kendime sordum; benimle böyle konuşan kişi kim?” diyor. Çok üzgün, çok çökmüş.

Hikayedeki diğer kadın  Cantat’ın karısı Kristina Rady. Olayın olduğu sırada üç aylık hamile. Kocasının Trintignant’a aşık olduğunu biliyor, gitmesine izin veriyor. Ara sıra geri dönmelerine de alışıyor. En tuhafıysa, Cantat’ın yargılanma süreci boyunca gösterdiği serinkanlı duruş. İstisnasız her duruşmaya geliyor, ‘evlilikleri boyunca hiç şiddet görmediğini’ anlatıyor, ‘melek gibi adamdır’ diyor gözyaşlarına boğularak. Cantat’ın bir bakışını yakalamak için bekliyor. Sekiz yıl hapse mahkum olunca en çok o yıkılıyor. 2007’de şartlı tahliye olunca en çok o seviniyor. Macar asıllı, çok güçlü bir kadın. Yakınları çocuklarına çok düşkün olduğunu, onların kendisini hayata bağladığını söylediğini ancak Cantat’la olan ilişkisinin kadını fena yıprattığını anlatıyor. 2010 yılının başında, yılbaşı neşesini filan henüz yeni yaşamışken ‘iyiyken’ yani, kendini asıyor Bordeaux’daki evinin mutfağında. Çocuklar okuldan dönünce cansız bedenini buluyor.

Sonrasında Bertrand Cantat’ın ruh halini tahmin etmek zor olmasa gerek. Eşikte yaşayan bir adamın ölümle yaşam arasında gidip gelen hayatı. Bu sürecin sonunda 2011′de Noir Desir dörtlüsü dağıldığını açıkladı. Oysa ki her şey ne güzel başlamıştı. Sene 1980 . Fransa’nın limanı ve şaraplarıyla ünlü, başı dumanlı sert erkeklerin mekanı Bordeaux kenti. Lise talebesi Bertrand Cantat ve Serge Teyssot-Gay arkadaş oluyorlar. Tatilde de Denis “Nini” Barthe ile tanışıyorlar. Malum tutkular ortak: Punk ve new-wave dalgasının yanı sıra Who, Led Zeppelin ve AC/DC. 1981 yılında küçük kulüplerde sahne almak üzere provalar başlıyor. Bütün bunlara birde gruba isim bulma telaşı eklenmiş. Psychoz, 6.35, Station Desir, Noir Desirs gibi alternatifler telaffuz ediliyor. Son karar: Noir Desir.


Acılarla geçen bu süreçten sonra Contat en sevdiği iş olan şarkı söylemeye geri dönerek hayata tutunmak istediğini söylüyor açıkça. Ünlü Mali’li ikili Amadou & Mariam’ın yeni albümleri “Folila“da konuk sanatçı olarak yer alarak adeta hala yaşamak istediğini haykırıyor. Mali son dönemlerde kendine özgü müzikal zenginliği ile evrensel müziğin merkezi olmuş durumda. Bu ülkeyi bu nedenle kimler ziyaret etmedi ki? Mano Chao, Keziah Jones, Damon Albarn (Blur) bu isimlerden sadece birkaçı. Bu ülkeyi 2000’li yıllardan beri müzikal anlamda en güzel temsil eden isimlerden birisi de görme engelli ikili Amadou ve Mariam. 6. albümleri olan “Folila’yı Nisan ayında yayınlayan ikili bizlere nefis bir müzikal ziyafet sunuyorlar.

Müzik artık bir dönem ikinci sınıf diye yaklaşılan bu naif insanlar için evrensel bir başkaldırı simgesi olmuş durumda. Bu gösteriyor ki müziğin evrensel gücü; iktidarların, siyasetin ve orduların çok çok ötesinde. Albümün elbette konuk listesi de çok özel. Albümde Bertrand Cantat’nın yanı sıra Jake Shears (Scissor Sisters), Santigold, Theophilus London, Ebony Bones, Amp Fiddler gibi isimler yer almış. Folila albümü: Hayata küsmek yerine, ona tutunmaya çalışan bir adamın mücadelesi kadar, kriz, savaş ve açlıkla mücadele eden bir coğrafyanın bulutların arasından dünyaya seslenişi aslında. Tıpkı Ece Temelkuran’ın dediği gibi:

“Hava bir tuhaf
Hayal kurmaya yönelik bir tutum var havada
Kaçmaya müsait bir bulutluluk…”

Sonuçta hayat devam ediyor ve rüzgar bir şekilde bizi sürüklüyor.

Not: Bu yazının Bertrand Cantat’ın üzücü hikayesi kısmı için Radikal Gazetesinden sevgili Elif Türkölmez‘in grup dağılmadan önce yazmış olduğu “Yarım kalan viskiler, sigaralar” yazısından faydalandığımı belirtmek isterim.


Bertrand Cantat’ın rol aldığını Amadou & Mariam “Oh Amadou” videosu:

5.12.2011

Occupy Wall Street


Bir rüya inşa ettiğimi söylediler
Sonu zafer ve huzura çıkan bir rüya
O halde neden cevap bekliyorum kuyrukta
Sadece bir ekmek uğruna
Bir zamanlar bir demiryolu inşa ettim
Yürüttüm treni, yarıştırdım zaman karşı
Bitti biter
Bir zamanlar bir kule inşa ettim
Tuğla, kireç ve perçinle güneşe uzanan
Gitti gider
Biraz bozukluğun varmı birader?...

İster Bing Crosby'nin tok sesiyle, İster George Michael'ın romantizmiyle, ister Tom Waits'in kükremesiyle dinleyelim, Büyük Buhran döneminde yakılmış bu işsizlik ve yoksulluk türküsü 80 yıldır kuşaktan kuşağa aktarıldı, gerçekliği baki kaldı. Brother, Can You Spare A Dime?, bir kaç aydır her perşembe, Wall Street'i İşgal Et Kadınlar Korosu'nun sesinden, New York Zuccotti Park'taki işgalci gençlerin hislerine tercümanlık oluyor.

Her kitlesel hareket gibi Occupy Wall Street'de müzikle, şarkılarla besleniyor. ABD'de eylemlerin merkezi niteliğindeki park ve meydanlar, ak saçlılarla dünkü çocukların, hippilerle hiphopçuların müthiş koalisyonuna sahne oluyor. Gençlerin arasına karışan birbirinden ünlü abiler, ablalar çok eski zamanlara, sanayi devriminin yaşandığı vahşi kapitalizm çağına ait şarkılar söylüyor.

Occupy Hareketi için alternatif Soundtrack

Para, iş, işsizlik, zenginlik, yoksulluk, kazanmak ve kaybetmek hakkında 10 şarkı...

Pink Floyd - Money

"Para, defol git
Daha yüksek maaşlı doğru dürüst bir iş bul kendine".

Tom Waits - Talking At The Same Time

"Milyonerleri kurtardık
Meyveyi onlar aldı
Bize kabuğu kaldı".

Cartel - Hani Bana Para :

"Herkesin aklındaki tek şey para
İnsanlık bile döndü karaborsaya
Var da ona, buna, sana
Yok mu bana?
Şimdi kes tantanayı
Hani bana para?"

Bob Dylan - Masters Of War

"Ölüm vakti geldiğinde
İstiflediğiniz paralar yetmeyecek
Ruhunuzu geri almaya."

Nina Simone - Ain't Got No, I Got Life

"Evim yok, ayakkabım yok
Param yok, sınıfım yok
Sevgilim yok, adım yok
Saçım var, başım var
Beynim var, kulaklarım var
Kalbim var, ruhum var
Bir hayatım var
Kimseye vermem."

Aşık İhsani - Balta

"Odun kırıcıydı, adı İlyas'tı
Yanaştım yanına, yüzünü astı
İşin nasıl dedim, bir küfür bastı
Arkasından baltasını biledi."

Noir Desir - Gagnants/Perdants

"Kazananlar arasına girmeye gönlümüz yok
Ama kaybedenlerden olmayı da kabul etmiyoruz."

Cem Karaca - Bir Mirasyediye Ağıt

"Beş parmak bir olmaz derdin
Yoksula güler geçerdin
Kefende cep yok demiştin
Giydin işte gidiyorsun."

Robert Wyatt - Shipbuilding

"Yakında yeniden açacaklarmış tersaneleri
Bu işin ustasıyız hepimiz
Gemi inşa edeceğiz var gücümüzle
Canımız pahasına dalacağız denize
İnci çıkarmaya dalmak varken."

Rüçhan Çamay - Para Parra

"Unutmayın her şeyi yaratan biziz
Matbaada parayı basan ellerimiz
Sanmayın onun hükmü değişmez yasa
Para neye yarardı eller çalışmasa
Para parra parra
Varlığı bir dert, yokluğu yara."


"Derya BENGİ "

Hepinize Mutlu Pazartesiler...

Nina Simone - Ain't Got No, I Got Life

Noir Desir - Gagnants/Perdants

Robert Wyatt - Shipbuilding

30.11.2010

Yarım kalan viskiler, sigaralar


Parisien’ler ‘Bordolais’ der oralılara; etimolojisini geç, bildiğin ‘köylü’ demek işte, taşralı. ‘Province’ gibi bir Akdeniz taşralılığı da değil ama epey kaba saba, toprağı gibi sert, müdanaasız, keyfine göre… Oranın yağmuru fenadır, donuna kadar ıslatır adamı. Şarabı öyle tatlı tatlı gelmez üzerine, tak diye çarpar, su bardağında hem de, Ortaçağ’dan kalma bir şatonun gölgesinde… Havasından mıdır suyundan mıdır bilmem, Bordeaux’lular hakikatli insanlardır, ağız eğip bükmezler, aksanları bile daha dolu doludur. İşte, kendilerine ‘Kara Arzu’ diyebilecek bir müzik topluluğu da ancak oradan çıkar. Des Armes gibi bir şarkıyı, ‘silahlar, gece kuşları, parlak olan her şey / keyif için sürekli temizlenmesi / ve yine keyif için okşanması gereken’ gibi bir dizeyi ancak onlar yazar. Konserde boyunlarına poşu takıp Filistin halkını anar.
Noir Désir’in solisti Bertrand Cantat’ın bu yılın başında intihar eden eşi Kristina Rady’ye dair bir makaleye rastladım Paris Match’da. Birkaç cümlenin asla birkaç cümle olmadığı o nadir yazılardan. İçinde iki ölü kadın ve ‘sevdiği iki kadını da bir şekilde ‘öldürmüş’ bir garip adamın’ olduğu, çok trajik, çok burun kökü sızlatan bir hikâye.
Litvanya’nın Vilnius kentinde yapış yapış bir yaz gecesi, bir otel odası, 26 Temmuz 2003’ün gece yarısı. Cantat’la sevgilisi Fransız oyuncu Marie Trintignant’ın arası epeydir bozuk. Sebebi de Trintignant’ın eski kocalarıyla bir türlü bitirmediği ilişkileri. O gece de benzer bir sebepten çıkan tartışma, dumanlı kafalar, öfkeden gerilmiş kaslar ve boğaz patlatırcasına atılan çığlıklarla birleşiyor, Cantat ‘aşktan öldürüyor.’ “Tavrında, yüzünde, gözlerinde, davranışlarında hiç tanımadığım şeyler vardı” diyor sonra mahkemeye verdiği ifadede. “Yaşadığım şiddet ve adaletsizlikti ... Bu kötülüğü anlamamıştım. Kendi kendime sordum; benimle böyle konuşan kişi kim?” diyor. Çok üzgün, çok çökmüş…
Bu hikâyeyi az çok biliyoruz. Nereden baksan büyük trajedi, büyük üzüntü.

İki kadın, bir adam...
Ancak çok sonra öğreniyoruz ki bu öyküde bir kadın daha var: Cantat’ın karısı Kristina Rady! Olayın olduğu sırada üç aylık hamile. Kocasının Trintignant’a aşık olduğunu biliyor, gitmesine izin veriyor. Ara sıra geri dönmelerine de alışıyor. En tuhafıysa, Cantat’ın yargılanma süreci boyunca gösterdiği serinkanlı duruş. İstisnasız her duruşmaya geliyor, ‘evlilikleri boyunca hiç şiddet görmediğini’ anlatıyor, ‘melek gibi adamdır’ diyor gözyaşlarına boğularak. Cantat’ın bir bakışını yakalamak için bekliyor. Sekiz yıl hapse mahkum olunca en çok o yıkılıyor. 2007’de şartlı tahliye olunca en çok o seviniyor. Macar asıllı, çok güçlü bir kadın. Yakınları çocuklarına çok düşkün olduğunu, onların kendisini hayata bağladığını söylediğini ancak Cantat’la olan ilişkisinin kadını fena yıprattığını anlatıyor. Bu yılın başında, yılbaşı neşesini filan henüz yeni yaşamışken ‘iyiyken’ yani, kendini asıyor Bordeaux’daki evinin mutfağında. Çocuklar okuldan dönünce cansız bedenini buluyor.
Cantat’ın cenazede çekilmiş fotoğrafına bakıyorum. Sevdiği iki kadını da toprağa vermiş bir adam nasıl olursa öyle. Şaşkın, öfkeli, bitik…

Albümün eli kulağında!
Bu aşk hikâyesi her yanıyla çok mahrem, öyle de kalsın. O otel odasında ne olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Yarım kalmış viskinin dili yok. O mutfakta ne olduğunu da bilemeyeceğiz, yarım kalmış sigaranın da öyle… Bildiğim tek şey, hiçbir kadının, sevgilisini öldürmüş kocasının mahkemede kendi ağzından, “Onu hâlâ çok seviyorum” cümlesini duymak istemeyeceğidir.
Yeni Noir Désir albümü eli kulağında. Özlem ve merakla beklemedeyiz. Bunca acıdan sonra nasıl çıkar bir adamın sesi, nasıl bakar gözleri? Dinlemek biraz cesaret isteyecek, gözyaşı getirecek gibi görünüyor.

Elif TÜRKÖLMEZ "Radikal"

Duyduk ki yeni bir habere göre Noir Desir dağılmış.






Bookmark and Share

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...