Oasis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oasis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.01.2015

90'lardan 20 Efsane Britpop Şarkısı


HappyBlueMondays olarak hizmette sınır tanımıyoruz. 90'lı yıllarda Britpop döneminde patlama yapmış, zamanla artık bir klasik olmuş 20 efsane parça. Dönemin jet motorları Blur, Pulp, Oasis ve The Verve gruplarından ikişer şarkı alarak onlara ayrı bir selam çakıyoruz...

- Oasis "Wonderwall"
- Blur "Song 2"
- The Verve "Bittersweet Symphony"
- Pulp "Common People"
- Suede "Filmstar"
- Supergrass "Alright"
- Lush "Ladykillers"
- Super Furry Animals "Something 4 The Weekend"
- Manic Street Preachers "A Desing For Life"
- The Bluetones "Slight Return"
- Elastica "Stutter"
- The Verve "Lucky Man"
- Oasis "Don't Look Back in Anger"
- Blur "Girls & Boys"
- Pulp "Disco 2000"
- Dodgy "Good Enough"
- The Boo Radleys "Wish I Was Skinny"
- Embrace "All You Good People"
- The Charlatans "One to Another"
- Ash "Girls From Mars"


30.08.2014

Definitely Maybe


Gallagher kardeşlerin anonim şirketi Oasis tarafından 30 Ağustos 1994 tarihinde çıkarılan "Definitely Maybe" albümü dünya çapında 8 milyondan fazla satarak büyük bir başarıya imza atmıştı.

Oasis - Cigarettes & Alcohol

8.06.2014

Coffee and Cigarettes


- Sigara kullanıyor musun?
- Sadece içerken...

Oasis - Cigarettes & Alcohol

12.11.2012

Tarlabaşı'nda Son Gece


Ali Öz Tarlabaşı'nı resimleyen fotoğraf sanatçılardan birisi. Onun resimlerine Hakan Bıçakçı'nın kalemi eşlik etmiş. O yazıdan seçmiş olduğum bazı kısımlar.



Günümüzde anlamlı anlamsız her şey, hemen her ayrıntı, yaşanan her an, fotoğraf karesine dönüşmekte özgür. Fotoğraflar, sosyal paylaşım sitelerini boydan boya süslüyor. Paylaşılıyor, yorumlanıyor, 'beğen'iliyor. Böyle bir ortamda, yaşam, olduğu gibi fotoğraflarla belgeleniyor, hiçbir ayrıntı karanlıkta kalmıyor yanılgısına kapılabiliriz. Halbuki insanlar önlerine gelen tabakları, mezeleri, doğum günü pastalarını, kuma bastıkları ayaklarını, kedilerini, köpeklerini ölümsüzleştirirken, dışarıda bir yerlerde, fotoğrafın yeni-şirin-filtreli dünyasına giremeyen kara delikler büyüyor. Gerçeklikle ilişkisi bulunmayan masif bir tiyatro dekoruyla yer değiştirerek yanı başımızda yok olan Tarlabaşı gibi.



Belge ile sanat arasında tuhaf bir tonu var bu fotoğrafların. Bir yanıyla çağdaş sanat müzesinde sergilenecek kadar çarpıcı, bir dönemi belgeler nitelikte. Büyük boyutlarda basılıp fotoğraf sergisine konsa, sanatsal içeriği ön plana çıkacak, gazeteye basılsa belge yönü ağır basacak kareler. 



Marjinal hayatlar, salaş mekanlar, sosyetenin ağzından düşmeyen kavramlar. Ama işte Ali Öz'ün fotoğraflarında bu tanımların estetize edilmemiş, kahredici bir gerçeklikte haşır neşir olmuş halleri var. Moda olan versiyonlarının, bilinç altı gibi gibi, buradaki salaşlık ve marjinallikleri. Her iki dünya da internette buluşmuş durumda. Yıkılan Tarlabaşı fazla uzakta değil, İstiklal Caddesi'nin hemen yanında. Yıkılan Tarlabaşı'nın fotoğrafları fazla uzakta değil, Facebook'ta parti fotoğraflarının hemen yanında.

Nouvelle Vague - Blue Monday

Oasis - Falling Down

22.10.2012

The Good, The Bad and The Queen


The Good, The Bad and The Queen müzik tarihindeki süper grup örneklerinden bir tanesiydi. Blur ve Gorillaz'ın beyni Damon Albarn, The Clash'ın sağ kolu basçı Paul Simonon, Verve'in sol kolu gitarist Simon Tong ve Fela Kuti'nin davulcusu Tony Allen bir araya gelerek bir müzikal operasyon yürüttüler. Grubun temelleri 2002 yılında Damon'ın Fela Kuti'nin "Home Cooking" albümünde "Every Season" parçasına vokal yapmasıyla başladı. Daha sonra Paul Simonon Damon'ın Nijerya'da kaydettiği iki parçayı dinlemisiyle bir grup düşüncesi şekillenmeye başladı. Amaç geleneksel olmayan bir İngiliz albümü yaratma fikriydi.


Danger Mouse prodüktörlüğünde kaydedilen albümün temel fikri, basit noktalardan hareketle detaylı bir çalışma yapmaktı. Zaten The Good, The Bad and The Queen ismi İngiltere'ye bir gönderme niteliği taşıyordu. Umarım bu çete tekrar bir araya gelip yeni bir çalışmalar yaparlar diyelim. Damon Albarn diyince ister istemez insanın aklına Blur dönemleri ve Oasis-Blur kavgaları geliyor. Ben her zaman oyumu Blur'dan yana kullanmıştım. Zaten zaman beni haklı çıkardı. Gallagher kardeşler birbirleriyle kedi-köpek dövüşü içindeyken Damon Albarn onlara birçok projeyle tur bindiriyordu.

The Good, The Bad & The Queen - Kingdom Of Doom

Blur - There's No Other Way
 
Oasis - Wonderwall

20.05.2012

Yakın gelecek


Gelecekte bir gün gelecek derler. Gelecek üzerine o kadar çok söz söylenmiş ve kurgu yapılmıştır ki. Bu gelecek kurgusunu yapan, söylemlerinde iki farklı görüşü benimsemiş yabancı olmadığımız iki insandan bahsetmek istiyorum. Huxley ve Orwell. 

Orwell'in öngörülerine göre: Dıştan dayatılan baskının bize boyun eğdireceğinden, kitapların yasaklanacağından, enformasyonsuz bırakılacağımızdan ve hakikatın sürekli bizden gizleneceğinden bahsediyor.

Huxley ise insanların süreç içinde üzerlerindeki baskılardan hoşlanmaya, düşünme yetilerimizi sıfırlayan teknolojileri yüceltmeye başlanılacağını, kitapları yasaklamaya gerek duyulmayacağını çünkü artık kitap okumak isteyen kimsenin kalmayacağını, bizi pasifliğe ve egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutulacağımızı ve hakikatın umursamazlık denizinde boğulacağını söylüyordu.

Orwell, nefret ettiğimiz şeylerin bizi mahvetmesinden korkarken, Huxley bizi sevdiğimiz şeylerin mahvetmesinden korkuyordu. Görülüyor ki zaman Huxley'nin kehanetlerini haklı çıkarıyor. Acı ama gerçek...

Oasis - Falling Down

Cults - You Know What I Mean

Cults - Abducted
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...