Fleet Foxes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fleet Foxes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.10.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Soğuk olan hava değil Mahsun. İnsanlar soğuk. hayat çok soğuk. keşke bu kadar soğuk olmasaydı da dünya, sen de bu kadar üşümeseydin… Çok değil, bir iki aya kadar da kış biter zaten. İdare et. Üşümezsin...

"Tabutta Rövaşata"

Bugün günlerden yeni bir Pazartesi. Bugün 5 şarkılık listemizin konusu kış şarkıları. Mevsim artık kış yolculuğuna başladı. Yolcu yolunda gerek diyerek güzel şarkılar ile bu yolculuğa eşlik ediyoruz.

Hepinize Mutlu Pazartesiler...


Elf Power - The Winter is Coming



Fleet Foxes - White Winter Hymnal



Glass Candy - Warm In The Winter



Yeasayer - Wait For The Wintertime



Vashti Bunyan - Winter is Blue



BONUS: Sezen Aksu - Kış Masalı

21.09.2012

Neyse


‘Neyse’ demek iyidir, ‘bu da geçer’ demek gibidir, geçmez, herkes bilir geçmediğini, geçmiş gibi yapılır. Bazen ‘gibi yapmak’ da iyidir, bazen öyledir, bazen geçer, hiçbir zaman geçmez. İnsan ‘neyse’ demeyi hayli geç öğrenir, belki de geç değildir, tam vaktindedir. Kimi bunda bir olgunluk bulsa da, bulunan şey zorunluluktan başka bir şey değildir. Uzatacak ne var, insan ‘neyse’ demeye başladığında, ‘ne sabahtır bu mavilik ne akşam’ duygusunun da, yavaş yavaş ondan geçtiğini kabul etmeye de başlamış demektir. İkindinin akşam alacası dediğimiz o garip vakte değdiği yerdedir. Hiçbir şey ‘neyse’ demenin niye bunca dokunaklı olduğunu o ıssızlık anı kadar iyi anlatamaz.

Sizin de ‘neyse’ demekten, ‘peki’ demekten yorulduğunuz olmuyor mu? ‘Neyse’ demenin, sanki her şeyi, herkesi, hayatı bağışlıyormuş gibi görünen, oysa unutmaktan, sineye çekmekten, uzaklaşmaktan başka bir şey olmayan kolaycılığı ağır gelmiyor mu? İnsan, ne kendini bağışlıyor gerçekte, ne de bir başkası gibi gelen hayatı, yalnızca unutmayı seçiyor. Unutma! Unutarak yaşayabilirsin diyor, içimizde varsa bir ses, belki de yaşarsan unutursun. Unutarak yaşamak: ‘Neyse’ demek mi? Her şeyi unutmak, kendini de unutmak için. Geri alıyorum söylediğimi, ‘neyse’ demek ‘Bu da geçer yahu’ demek değil, kimse beni hatırlamasın, ben kendimi çoktan unuttum demek.

Çok yorgunum hatırlamaktan demek, belki de başka hiçbir şey dememek. Attila İlhan’ın dediği gibi: “İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur/ tutsak ustura ağzında yaşamaktan” demek. Yazı da yorar bazen insanı, ‘neyse’ diye yazmak bile ağır gelir, kelimeler eline gelmez olur, ‘nasip’ diye baktığın kelimeler bile gönülsüz, uzak durur yazıya. (Bakınız: ‘Neyse’ adlı bu yazı.)



Yalnızca yazı mı, şiir de yorar, şiir de yorulur, hiç başlanmamış, yarım kalmış şiirlerden söz etmiyorum, onlara heves yetmemiştir ya da heves o kadardır. Şu tamamlanmış gibi duran, yayımlanmaya hazır, hatta yayımlanmış şiirler de bazen ‘neyse’ yorgunluğunu taşır. Tomris Uyar’ın unutulmaz hikâyesi ‘Metal Yorgunluğu’nu okuduysanız, beni daha iyi anlarsınız. Uçakların yorgunluğunu anlatmak için kullanılan bu deyimden, insanın düşmesini, kelimelerin düşmesini de anlayabilirsiniz. Metal yorgunluğu sürtünmeden kaynaklanıyorsa, insanın yorgunluğu da karşılaşmaktan, çarpışmaktan, kelimelerin yorgunluğu, insanın acısını alır diye, ağır cümlelere, dizelere bir teselli olarak yerleştirilmekten neden kaynaklanmasın? ‘Neyse’ diye başlayan bir yazı ne anlatabilir?

‘Neyse’ diye bir yazıyı okuyan bunda ne bulabilir? ‘Neyse’ diye yazan, yazmış bulunmakla kurtulabilir mi bu duygudan? ‘Neyse’ diye yazmanın ne faydası var? Hiç. Şimdi ‘neyse’ demek iyi midir? İsterseniz iyi olsun, biri ‘hiç’ diye, biri ‘terörist’ diye öldürülen iki çocuğun henüz sıcak gözleri üstümüzdeyken…

Burası da kalbin, vicdanın, hiç yorulmasını beklemediğimiz şeylerin yorulduğu yerdir, insan hatırlamaktan, hatırlatmaktan yorulur.

Belki bu yazıyı unutmak en iyisi, ben unutmaya hazırım, isterseniz siz de unutun. Kelimeler beni bağışlasın, cümleler özrümü kabul etsin, siz de üzerinde durmayıp ‘neyse’ derseniz… ‘Hali pür melal’im anlaşılmş olur:

İnsan bazen en çok kendinden yorulur!

"Haydar Ergülen"

Nite Jewel - Am I Real?

Fleet Foxes - Helplessness Blues

28.12.2011

2011 Karnesi


Bir yıl daha şimdi bir rüzgar gibi geçiyor. Normal şartlarda bir çok günün hayatın akışına bir etkisi yoktur derler. Başlar ve biter. Bir yıl daha başladı ve bitti. Bu sene içimde şehirler çarpa çarpa büyüdü. Birçok ülke ve şehir gördüm. Her bir şehrin sokaklarında sadece sen ve ben vardık. Ve bir gün sabah sabah kapını çalsam ve desem ki yeniden başlayalım usul usul, gürül gürül. Sadece bir yer beğen rüzgarın estiği yönden.

Geçtiğimiz yıldan acısıyla tatlısıyla akılda kalan güzel şarkılar.




Lana Del Rey - Video Games




The Weeknd - Wicked Games



Cults - You Know What I Mean



James Blake - Wilhelms Scream



Fleet Foxes - Helplessness Blues



Panda Bear - Alsatian Darn



tUnE-yArDs - Gangsta



Nerves Junior - As Bright As Your Night Light



The Antlers - I Don't Want Love



Holy Ghost - I Will Come Back



Yuck - Shook Down



Toro Y Moi - New Beat



Tennis - Tell Her No (Zombie's Cover)



Youth Lagoon - Afternoon



Future Islands - Balance



Korallreven - Honey Mine



Nicolas Jaar - I Got A Woman



Destroyer - Kaputt



Gang Gang Dance - Adult Goth



Clams Casino - I'm God



Real Estate - It's Real

8.04.2011

Video : Fleet Foxes " Grown Ocean"


Seattle kökenli Fleet Foxes 2008 yılında çıkardıkları debut albümleri ile adeta ortalığı toza dumana katarak müzik piyasanın birçok yazılı ve görsel karar mekanizmasında yılın albümü ödülünü almıştı
Bu dumanlı Montana kafasında ki güzel parça meşhur replikte olduğu gibi "Montana Çetesi'ne, şehrin kötü çocuklarına, hayatı ve kadınları hala öğrenmekte olduğumuz Kadıköy sokaklarına gelsin. İyi geceler, tabi eğer böyle bir şey mümkünse.."




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...