The Brunettes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Brunettes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.04.2014

Boşaltılmış şehirler kadar yalnızdık


Sokakları ve aynaları hep aynı olan bu şehirde yağmurlu bir güne uyanmak ve oyalanmak ıssız sokak aralarında. Ben senin gelebilme ihtimalini sevmişim. Diğerleri hesaplarını yapmış, sahte bir dünyayı seyrediyorlar. Benim ise umrumda değil. Çünkü söyleyeceklerimi söyletmiyorlar. Aklıma Lütfi Akad'ın 'Vesikalı Yarim' filmi geliyor. Repliklerin biri şöyleydi:

"Sevgi de yetmiyormuş. Çok eskiden rastlaşacaktık. Birbirimizi seviyoruz, ama zamanlama yanlış oldu, çok geç oldu."

diyordu Sabiha, evli olduğunu öğrendiği, ama bunu bir türlü söyletmediği Halil'i kendisinden uzaklaştırmaya çalışırken. Başka bir zaman; her şey çok farklı olabilirdi. Olabilir miydi gerçekten?  

The Brunettes - Lovesong

20.01.2014

Freud diye bir şey yoktur


sen beni öpersen belki de ben Fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.

The Brunettes - Lovesong

27.08.2013

Rüzgar Gibi Geçti


26 Mayıs 1986 bir Pazartesi günü. Daily Express Gazetesi'nde "The Perfect Cure" başlığı dikkat çekiyor. Nedir peki bu başlığın sırrı? The Cure'un yapmış olduğu nefis müzikle mi alakalı? Hayır. Detayları okuyunca anlıyoruz. Bu başlık grubun İtalya turnesindeyken Venedik'ten Verona yakınlarındaki konser alanına trenle gidişleriyle alakalı.

Peki nedir bunun haber değeri diye soracak olursanız. Bu seyahati genelde kullandıkları tour bus yerine dünyanın en lüks treni olan Orient Express ile yapmaları. Grup elemanları yanlarına sevgililerini alarak yapmış oldukları bu birkaç saatlik yolculuk için 15.000 Poundluk bir fatura ödemişler. Elbette Orient Express'in zengin ve soylu yolcularının The Cure ile aynı trende karşılaşmaları ve bu yolculuğun filme alınıp daha sonra televizyonda gösterilmesi bu olayın sansasyonel yönünü artırmış.


Orient Express - Inch Allah

Mickey 3D - Three Imaginary Boys

The Brunettes - Lovesong

Joy Zipper - Just Like Heaven

The Submarines - Boys Don't Cry

2.11.2012

Aşk kaç kişilik yaşanır



Tarihin belki de çözüm bulamadığı en önemli sorularından biridir “Aşkın etiği olur mu?” önermesi. Kısaca aşkın ahlaksal boyutunun sınırları nedir? Aşk her ne kadar iki kişiliktir dense de, çoğu zaman üçüncü kişi araya girer. Aşkın yazılı olmayan kuralı gereği, genelde bu üçüncü kişiye çekip gitmek düşer. Zaten gerçekten seviyorsa onun mutluluğu için ondan vazgeçip gider.

Tarihte bu genellemenin dışında tuhaf bir hikaye vardır. Lili Brik ile Mayakovski, tutkulu bir aşkın taraflarıdır. Fakat Lili Brik, Mayakovski’ye aşık olduğunda evlidir. Bu durum onu rahatsız ettiğinden durumu kocasına itiraf eder ve boşanmak ister. Tutkulu bir aşık olan kocası Ossip Brik ise, boşanmak yerine birlikte yaşamayı teklif eder. Üçümüz birlikte ölene kadar mutlu yaşayalım der…

Peki sonuç: Mayakovski’nin hayatının son bulma şekli intihardır.

Aşkın gözü kör olduğu için bütün ilişkilerin ilk günleri harika geçer. Sonrasında bir durgunluk dönemi ve acı sonun yaklaşması. Hani Alain De Botton demiş ya “İki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır.” Aynen bu süreç işlemeye başlar son aşamada. Sonrasını söylemeye gerek yok. Şayet unutamıyor ya da unutmak istemiyorsanız bir umut dünyasıdır alıp başını gidiyor. Zaten bu üç kişilik ilişkilerin üçüncü tarafı bu süreçte en iyi yardımcı oyuncu dalında işin içine girer. Zaten rolü de filmin süresine göre, ya eski sevgili arayana ya da unutulana kadar devam eder. Sonrası bildiğimiz hikaye. Ne demiş şair:

Ben birini sevmiyordum. O da beni sevmiyordu
bir gün bir yerde randevulaştık
ben gitmedim. O da gelmedi...

Stanton Miranda - Love Will Tear Us Apart

The Brunettes - Lovesong

9.07.2012

Sahi senin adın neydi?



Bu aralar sık sık aynı rüyayı görüyordu. Ağa takılmış bir balık gibi çırpınıyordu rüyasında. Ansızın şehirler değiştirmeyi seviyordu. En çokta trenle yolculuk etmeyi. Başını tren camına yaslayıp uzaklara dalmak en çok huzur bulduğu şeydi bu aralar. Biliyordu bir zamanlar onu Haydarpaşa’nın o eflatun sabahında bekleyen biri oluyordu. Bir kent sabaha yeni uyanmış, sahilde ıstakozlar bağrışıyordu. Mutlu bir göğün altında tarifi imkansız sıcak bir kucaklaşma.

Sahi senin adın neydi?

Bazen ucuz olsun diye hiç adını duymadığı otobüs firmaları ile yolculuk ediyordu. Haliçte gün doğumunu izlemeyi ve saatlerce Galata’nın altındaki o çay ocağında Gülten Akın okumayı seviyordu. Bilir misin her şeyden biraz kalıyor insanda biraz hatıra, biraz acı, biraz sevgi ya da korku.

Sahi senin adın neydi?

Doğru ya sen benim adımı hiç bilmedin ki. Biliyor musun zaman ne güzel yürüyordu beni geride bırakarak. Olmayan günlerin birinde ben bir anda yere çakıldım. Sen hiç bilmedin duymadın. Oysaki ben çoğu zaman yalnız ölürken dahi senin ellerini hiç bırakmamıştım.

 Sahi senin adın neydi?

Günün Dinleme Önerileri:

- The Do "The Bridge Is Broken"
- Jose Gonzalez "Slow Moves"
- Gus Gus "Blue Mug"
- Mum "Finally We Are No One"
- Rashit "Paran Yoksa Öl"

Günün Filmi:



Lars Von Trier "Breaking The Waves"

1970'lerin Kuzey İskoçya’sında tutucu bir kasabada geçen sarsıcı bir aşkın öyküsü.

Hepinize Mutlu Pazartesiler...

The Stone Roses - Ten Storey Love Song

The Brunettes - Small Town Crew

15.02.2012

Happy Valentines



Dün 14 Şubat Sevgililer Günü'ydü. Sokaklar tabiri yerindeyse vıcık vıcıktı. Öpüşenler, koklaşanlar, elleşenler romantizmin en ucuz halini ortaya sermekten hiç gocunmadılar. Normal bir günde tepkiyle karşılanan bu tavırlar, yurdum insanı ve esnafı tarafından bu özel günün şerefine bir günlüğüne de olsa görmezlikten gelindi. Büyük bir peynir firmamız bu güne özel kaşar üretti. İki yüzlülüğün daniskası yapıldı bolca.

Tüketimi hareketlendirmek için düzenlenen bu özel günde normalde fiyatı 1 birim olan şeyler, 5 ila 10 birime kadar alıcı buldu. Bu nedenle sevgililere hediyeler alındı, Çin'in Kuzey'inde seri üretim yapan bir fabrikadan çıkma eşyayı aşka indirgemeyi başaranlar orgazm çığlıkları attı. Bu eşyayı üreten modern çağın köleleri ise bu günün anlam ve öneminden bihaber haftada altı gün, her gün en az 12 saat ve saati 1.2 TL'ye çalışmaya devam ettiler. 15 yataklı ranzalarda, demir parmaklıklı odalarında yatıp yeni bir vardiya saatini hayallere dalamadan beklediler. Kapitalist düzenin vicdan sahibi beyin takımı, bu parmaklıkları koyarak sözde intihar eden işçileri düşündüler. Oysaki temel dertleri işçi kaybı yada insan hayatına saygı falan değildi. Sadece ortaya çıkan hukuksal tazminatlardan kurtulmaktı.


Ey sen, bilinen en zeki yaşam formu olan İnsan, sevgi aşk gibi kavramlar ne zaman bu kadar ucuzladı. Farkında olmadan ucuzlayan bu seri üretim Çin malları mı yoksa senin vicdanın mı? Ama bilmiyoruz ki sahici bir aşkı kutlamaya bir gün değil, bir ömür yetmez...


The Brunettes - Lovesong

The Go-Betweens - Love Goes On

The Wonder Stuff - Coz I Luv You

Charli XCX - Valentine
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...