Beirut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beirut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.06.2015

Beirut Yeni Klip


4 yıllık aranın ardından yeni Beirut albümünün 11 Eylül'de çıkacağının müjdesini vermiştik. Albümle aynı adı taşıyan 'No No No' şarkısı için bir klip çekilmiş. İşte o eğlenceli klip...


3.06.2015

Yeni Beirut Şarkısı


Ülkemiz coğrafyasının müzikal anlamda en çok sevilen yabancı isimlerinden biri olan Zach Condon ve saz ekibi Beirut, 11 Eylül’de yayınlanacakları albümle aynı ismi taşıyan yeni şarkı "No No No"yu paylaştı. Beirut en son 2011 yılında The Rip Tide isimli bir albüm yayınlamıştı. Yeni albümde yer alan şarkılardan bir tanesinin ismi ise "Fener."


7.05.2014

En iyi 10 minibüs şarkısı


70′li yıllar nostaljisinde dolmuşa, minibüse binemeyen arkadaşlara, bu atmosferi evinde yaşamak isteyenlere ortaya karışık bol acılı bir kaset hazırladım. Günümüzde metro, metrobüs ve belediye otobüslerine yenilen minibüsler artık o eski zamanların havasını taşımıyor. O zamanlarda şehir trafiği, para uzatma seansları, indi-bindiler, ayakta kalmak, yer vermek, bıçkın muavinlerin tadı bir başkaydı sanırım. Müziği, deyimleri, oturma biçimleri, ücret ödeme sistemi ile kendine özgü bir minibüs kültürü vardı o dönemlerim. Örneğin parayı arkadan öne doğru uzatmak törensel bir ritüeldi ve bunu kuralına uygun yapmamak çok ayıptı. Ayrıca sürekli şoförün “arkada yer var” demesine rağmen, arkada hiçbir zaman yer olmamıştır. Bütün bunlara ilaveten bindiğiniz minübüsün yolcu alma kapasitesi sonsuzdur ve şoförün tamamen yaratıcılığına kalmıştır. Polis çevirmelerine yakalanmamak için yapılan çökmeli-kalkmalı jimnastik egzersizlerinin tarifi ise imkansızdır. Elbette meşhur minibüsçü sözlerini ve yazılarını da es geçmeyelim. Örnek isterseniz şöyle buyurun:



 “Gidişine kızlar, duruşuna yollar hasta”
“ Rampaların ustasıyım gözlerinin hastasıyım”
“ Önünü görmeden sollama, eve acı haber yollama”
“ Aşıksan vur saza, şoförsen bas gaza!”
“ Kuzu kurdun, yol Ford’un”
“ Gözlerin güzel ama bakmasını bilmiyorsun”
“ İstedim vermediler; sen şoförsün dediler!”
“ Dünya delikanlı olsaydı yuvarlak olmazdı.”
“ Yaklaşma toz olursun, geçme pişman olursun.”
“ Bir sabah uykusuna doyamadım bir de sana”
“ Alırsın Ford, olursun Lord”
“ Bana öyle melun melun bakma güzelim biliyorum birazdan sen de ineceksin”

Şimdi asıl konumuza dönelim ve en iyi on minibüs şarkısına göz atarak, karışık kasetimizi hazırlayalım.
  
1- Orhan Gencebay “Hatasız Kul Olmaz”

Minibüs karışık kasetinde her ne kadar Orhan Gencebay’ın “Bir Teselli Ver”, “Batsın Bu Dünya”, “Kaderimin Oyunu”gibi klasiklerine rahatça yer verilebileceğimi bilsemde ben oyumu Hatasız Kul Olmaz’dan yana kullanıyorum. Orhan Gencebay’ın müziği kimilerine göre her ne kadar tam olarak arabesk kategorisinde değerlendirilmese de minibüs kültüründe önemli bir yeri vardır. Öyle ki minibüste Orhan Baba çalıyorsa şarkı bitmeden inmek abes karşılanır.
  
2- İbrahim Tatlıses “Ayağında Kundura”

Asıl adı İbrahim Tatlı olan Tatlıses, 70’lerin sonunda yakaladığı şöhreti bu güne kadar getirmeyi başarmış önemli bir isim. Müzik, sinema, ticaret derken çalkantılı özel hayatı her zaman yaptığı müziğin bir adım önünde yer aldı. Seveni kadar, sevmeyeni de çok olan güçlü bir sesti Tatlıses. Sevenleri onda bir Yılmaz Güney figürü görüyorlardı. Ama bu başarıda temel nokta hiç okula gitmeyen, şöhrete ulaştığı yıllarda henüz okuma yazma bilmeyen bu adamın sıfırdan zirveye nasıl çıktığının görkemli hikayesiydi. Yıllarca bu ülkede bağrı yanık Anadolu delikanlıları onun gibi olmak için hayaller kurdular. Listeye “Sarhoş”, “Ağlıyorum Kahrımdan”, “Acı Gerçekler” gibi klasikleri es geçerek Ayağında Kundura’yı alıyorum.
  
3- Müslüm Gürses “Kaç Kadeh Kırıldı Sarhoş Gönlümde”

Listenin beki de  en ağır parçası. Bu parça eşliğinde minibüs camına kafa atan insanlar olduğu bir şehir efsanesi gibi kulaktan kulağa yayılır. Bir dönem Orhan Gencebay entelektüellerle, İbrahim Tatlıses köşeyi dönmeyi kafasına koymuş yeni nesil burjuvaziyle flört ederken, Müslüm Gürses arabeskin çekirdeğini oluşturan yoksul ve ezilenlerin sesi oluyordu. Kendine özgü tarzıyla zamanla bu yoksul kesimden şehirli rockçı gençliğe kadar dinleyici kitlesini genişletti. Cemal Süreya arabeskin üç devini, üç ünlemle tarif eder. Gencebay “Of!”, Ferdi Tayfur “Ah!”, Tatlıses “Allah Allah!”tır. Müslüm Gürses ise tıpkı Derya Bengi’nin dediği gibi “Oooof of!”tur. Ustayı rahmetle anıyoruz.



4- Hakkı Bulut “Ben Buyum”
 
Her şeyin özelleştirildiği bir zamanda devletin arabeski devletleştirme politikasına istemeden alet olmuş bir isim Hakkı Bulut. “Seven Kıskanır” parçasını cilala ve yirmi yıldır arabeskin yasak olduğu devlet televizyonuna çıkar. Oysaki bu “Acısız Arabesk” projesi millet cephesinde bir fiyasko olarak sadece hatıralarda kalmıştır. “Henüz üç yaşında bir kardeşim var, seni ondan bile kıskanıyorum.” Daha ne olsun..

5- Ferdi Tayfur “Huzurum Kalmadı”

Ferdi Tayfur arabeskin ağlayan, inleyen,  hıçkıran sesi olarak diğer isimlerden farklı bir yapıya sahipti. 16 yaşında şarkıcı olmak üzere İstanbul’a gelmiş, fakat şöhreti ancak 30’lu yaşlarda yakalayabilmişti. Çıkışını “Çeşme” parçası ile yapmış olsa da minibüs aleminde “Huzurum Kalmadı”, Quuen’den bir “We Are The Champions” kadar popülerdir.

6- Ümit Besen “Nikah Masası”

Sevdiği bir kadını başkasına kaptıran ve buna şahit olan minibüscü kardeşimizi arızaya bağlatan şarkıdır. Böyle bir durumda günlerce bu şarkı çalabilir taki kaset artık yalama oluncaya kadar. Kaybeden ruhların sesi olan Ümit Besen Türkiye’deki piyanist şantör geleneğinin babasıdır bir anlamda. Ümit Besen dinleyen üzgündür, yorgundur, kırgındır ve en önemlisi sürekli kaybedendir. Ustanın “Okul Yolunda” ve "Deli Gönlüm" parçaları kişisel favorilerimdir.



7- Cengiz Kurtoğlu “Kadehi Şişeyi Kırarım”

“Gelmeyin üstüme sakın gelmeyin dostu arkadaşı kırarım bugün
Gözümde anılar canlandı yine kadehi şişeyi kırarım bugün..”

Daha fazla sözle ne hacet. Tertemiz aşkların gönüllü sponsoru Cengiz Kurtoğlu.

8- Gülden Karaböcek “Sürünüyorum”
 
Gülden Karaböcek listenin tek bayan ismi ve benimde Türkiye’de en beğendiğim seslerden biri olarak kaseti onurlandırma şerefinde bulunuyor. Ablası Neşe Karaböcek’in yolundan giden Gülden Karaböcek “Dilek Taşı” ve “Sürünüyorum” gibi klasiklerle rakı sofraları kadar, minibüs ortamlarını da renklendirdi. Ama her şey bir yana Gülden Karaböcek çok iyi bir şarkı yazarı olarak hep gönlümüzde yer aldı.

9- Neşet Ertaş “Mühür Gözlüm”

Özellikle İç Anadolu yöresinin minibüs camiası için Neşet Ertaş ismi bir efsanedir. Kimi aşık yeniyetme minibüs şoförlerinin bu şarkı esnasında derin hülyalara dalıp ters yola bile girmişlikleri vardır. Her şey bir yana Kırşehir’li halk ozanı ve bozlak ustası 60’lı yıllardan itibaren sayısız güzel kayda imza atarak ne kadar büyük isim olduğunu gösterdi. “Mühür Gözlüm”, “Zahidem”, “Neredesin Sen”, “Gönül Dağı”, “Kendim Ettim Kendim Buldum” ne büyük eserlerdir. Nur içinde yat. Çok özlüyoruz seni...

10- Dursun Çiğdem “Şiki Şiki Baba”

Geldik listenin en afili parçasına. Kambersiz düğün olmaz misali Şiki Şiki Baba’sız bir minibüs çıplak gibidir. Özellikle “Atla Gel Şaban” filmi sayesinde büyük bir üne kavuşan parçanın orjinalinin bir balkan parçası olduğu söylenir. Seyyal Taner, Ümit Besen gibi isimler bu şarkıyı söylemiş olsa da en meşhur olanı Dursun Çiğdem tarafından yapılan yorumudur. Son dönemlerde Ciguli, hatta dünyaca ünlü müzisyen Beirut tarafından bile yorumlanmıştır.

Bu yazıya bir son söz gerek diyorsanız. Buyrun size son söz: “Haydi Aksaray Aksaray kalkıyor.. İlerleyelim abiler, ablalar…”

Gülden Karaböcek - Sürünüyorum

Beirut - Şiki Şiki Baba

1.03.2013

Neşeli Günler’e ihtiyacımız var


Size “Yeşilçam ruhunu en iyi yansıtan film hangisidir?” diye bir soru yöneltsem, eminim büyük bir çoğunluğun vereceği cevap: “Neşeli Günler” olurdu. Hani bazı filmler vardır bilmem nereden ne kadar ödül almıştır. Ama bir kere izlersin, bir köşeye atarsın. Sonrasında aklına bile gelmez.

Fakat bizim buralardan başka türlü filmler vardır; kendince mütavazi, samimi, naif, insanın içini ısıtan, defalarca izlemekten bıkılmayan. İşte Neşeli Günler bu katagoriye giren ender filmlerden bir tanesidir. 1978 tarihli Neşeli Günler; o dönemin Türkiye’sinin içinde bulunduğu kavga ortamına inat çok sıcak, güldürü dozu yüksek, insan ilişkilerini çok başarılı yansıtan ve bir o kadar da hüzün veren bir yapımdır. Filmde eşlerin yaşadığı en güzel turşunun  limonla mı yoksa sirkeyle mi yapılır kavgası, bir anlamda o dönemde yaşanan sağ-sol kavgasına bir göndermedir. Zaten filmin sonunda Münir Özkul’un “Bizi artık turşu suyu değil, turşu küpü bile ayıramaz” mesajı çok manidardır.

Hikaye, altı çocuklu bir ailenin bu turşu kavgası yüzünden parçalanması ile başlar. Çocuklar anne ve baba tarafından eşit paylaşılır. Sonrasında, uzun bir zaman birbirlerini görmeyecek şekilde birbirlerinden koparlar. Çocuklar büyür, ikisi birden aynı kıza aşık olunca iki tarafın birbirinden haberi olur ve hikaye anne babayı tekrar bir araya getirmeye kadar uzanır.


Bu güzel filmin başarısında oyuncuları kadar, arkasındaki ekibinde çok sağlam isimlerden oluşması etkili olmuştur. Yapımcı koltuğunda Ertem Eğilmez, yönetmen Orhan Aksoy, müzikler Melih Kibar ve senaryo Sadık Şendil.  Evet filmin senaryosu “Bizi biz gibi anlatan usta”denilen Sadık Şendil tarafından yazılmıştır. Zaten  Şendil bir dönem Azru Film’in kadrolu senaristi haline gelmiştir. Yine aynı oyuncu kadrosu tarafından yapılan, Arzu Film imzalı “Gülen Gözler”,” Bizim Aile” filmlerinin arkasında yine Sadık Şendil imzası vardır.

Filmin oyuncularına gelirsek anne rolündeki Adile Naşit ve baba rolündeki Kazım Efendi yani Münir Özkul rollerinin hakkını sonuna kadar veriyorlar. Elbette bu filmde en dikkat çeken isimlerden birisi Kazım Efendi’nin işsiz güçsüz kardeşi Ziya rolündeki Şener Şen. Şen’in birçok sahneye damga vuran mimik ve jestleri tek kelimeyle süperdir. Ziya çıkarı neredeyse gider o eve sığınır. Yeri gelince ağabeyini yengesine, yengesini ağabeyine şikayet etmekten çekinmez. Elbette Ziya’nın kahvede cibicibis marka traş bıçağı sattığı sahnedeki şu replik yıllarca dillerden düşmemiştir. “Dünyanın bütün meşhurları bununla traş oluyorlar; İngiltere kralı, rahmetli başkan Kennedy, taçsız kral Pele, Bakenbayuer, Biricit Bardo, Nadya Gomaniçi, kaleci Mayer, Fenerbahçeli Cemil, hepsi bu bıçağı kullanıyorlar.”

Kısaca Neşeli Günler, bu topraklara ait olan değerlerin tekrar hatırlanması gerektiğini ve ihtiyacımız olan tek şeyin saf sevgi olduğunu vurguluyor. Her zaman küçük balığın, büyük balığa yem olmadığı bir dünya. Tuhaf bir çağda yaşıyoruz. Hayatlarımız sürekli kaybetmenin korkusu içinde bölünmeler, yabancılaşmalar, savaşlar ve boş sözler eşliğinde geçiyor. Acımız nereden, yaşamımızın hangi kısmından kaynaklanıyor, tam olarak bilmiyoruz. Tek bildiğimiz şu: İnsanlar, insana yaraşır şekilde yaşamıyor.

O yüzden bu dünyanın gemisi batarken gururla gülümseyebilenlere ne mutlu. Ne mutlu aşkları yüzünden haysiyetlerini kaybetmeyi göze alabilenlere. Ne mutlu üç kuruşluk dünyanın sahte yüzlerine pabuç bırakmayan gönül insanlarına. Ne mutlu “Neşeli Günler” gibi filmleri bize armağan edenlere.

Belle & Sebastian - Family Tree

Beirut - My Family's Role in the World Revolution

29.03.2012

Festival Havası


Havaların güzel yüzünü göstermesiyle birlikte bünyelerde içten içe bir gevşeme ve kıpırdanma dönemi başladı. Yaz demek tatil ve eğlenme demek bir anlamda. Bu sene Avrupa'da yapılacak en önemli festivallerden bir seçki hazırlayarak sizleri haberdar etmek istedim. Kimbilir belki de her zevke hitap eden bu festivallerden birinde karşılaşabiliriz. Yada HappyBlueMondays olarak bir plan yapıp birlikte gideriz.

SZIGET FESTİVAL

Yer: Macaristan - Budapeşte
Tarih: 6-13 Ağustos
Line Up: The Stone Roses, The Vaccines, Two Door Cinema Club, Korn, Placebo, Friendly Fires, The Subways

PRIMAVERA SOUND

Yer: İspanya - Barselona
Tarih: 30 Mayıs-3 Haziran
Line Up: Björk, Beirut, Justice, The XX, Asap Rocky, The Rapture, Aeroplane

PINKPOP

Yer: Hollanda - Landgraaf
Tarih: 26-28 Mayıs
Line Up: The Cure, Soundgarden, Bruce Springsteen, Linkin Park, Kasabian, The Ting Tings

BENICASSIM

Yer: İspanya - Benicassim
Tarih: 12-15 Temmuz
Line Up: The Stone Roses, Crystal Castles, Sebastian, Bombay Bicycle Club, Florence And The Machine, The Vaccines

NOVA ROCK

Yer: Avusturya - Nickelsdorf
Tarih: 8-10 Haziran
Line Up: Metallica, Slayer, Machine Head, Opeth, Lamb of God, Mastodon

ROSKILDE

Yer: Danimarka - Roskilde
Tarih: 5-8 Temmuz
Line Up: The Cure, Björk, Bon Iver, The Roots, Friendly Fires, Bruce Springsteen

BILBAO BBK LIVE

Yer: İspanya - Bilbao
Tarih: 12-14 Temmuz
Line Up: Radiohead, The Cure, The Kooks, Garbage, Four Tet, Block Party, Snow Patrol

OPEN'ER

Yer: Polonya - Gdynia
Tarih: 4-7 Temmuz
Line Up: Justice, Björk, Franz Ferdinand, Block Party, Gogol Bordello, Bon Iver

HOVE FESTIVAL

Yer: Norveç - Arendal
Tarih: 26-29 Haziran
Line Up: Beirut, The XX, Skrillex, Totally Enormous

SONAR BARCELONA

Yer: İspanya - Barcelona
Tarih: 14-16 Haziran
Line Up: Metronomy, Hot Chip, Fatboy Slim, Friendly Fires, Modeselektor, The Roots

EXIT

Yer: Sırbistan - Nova Sad
Tarih: 12-15 Temmuz
Line Up: New Order, Gossip, Guns'n Roses

ROCK am RING

Yer: Almanya - Nürburgring
Tarih: 1-3 Haziran
Line Up: Metallica, Guano Apes, Soundgarden, Crystal Castles

ESTRELLA LEVANTE SOS 4.8

Yer: İspanya - Murcia
Tarih: 4-5 Mayıs
Line Up: Gossip, Mogwai, Simian Mobile Disco,Friendly Fires

ROCK WERCHTER

Yer: Belçika - Rotselaar
Tarih: 28 Haziran - 1 Temmuz
Line Up: RHCP, Pearl Jam, Beirut, Deus, Justice, Blink 182

OYA FESTIVAL

Yer: Norveç - Oslo
Tarih: 7-11 Ağustos
Line Up: Björk, Bon Iver, The Stone Roses, Florence and The Machine

MAIN SQUARE FESTIVAL

Yer: Fransa - Arras
Tarih: 29 Haziran - 1 Temmuz
Line Up: Pearl Jam, Justice, Metronomy, Azelia Banks

VIEILLES CHARRUES

Yer: Fransa - Carhaix
Tarih: 19-22 Haziran
Line Up: The Cure, Selah Sue, Sting, Justice, Metronomy


The Stone Roses - So Young

The Vaccines - Post Break-Up Sex

Beirut - Santa Fe

New Order - Ceremony (7'' Version)

25.07.2011

Video - The National & Beirut "Fake Empire"




İşviçre'de düzenlenen Open Air St.Gallen müzik festivalinde sahne alan The National 2007 tarihli Boxser albümlerinde yer alan "Fake Empire" isimli parçayı Beirut'un esas adamı Zack Condon ile beraber söylemişler. Videoyu izleyince çokta iyi ettiklerini anlıyoruz.


4.06.2011

Beirut – East Harlem



Bir insanı küçük düşürmenin en korkunç yolu, onun acı çektiğine inanmamaktır.


Beirut – East Harlem
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...