Pazartesi sendromu için 5 şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi sendromu için 5 şarkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.08.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Pazartesi haftaya enerjik bir başlangıç yaptığımız gün müdür yoksa bitmek bilmeyecek bir haftanın başı mıdır? Her ne kadar katılmasak da çoğu insan için cevap ikincidir! O zaman Pazartesi sendromunu atlatmak için yine müzik diyoruz. Yıllar önce bir bilgenin dediği gibi: "Hepimizin iki yaşamı vardır; Sahici olanı: Çocukluğumuzda düşlediğimiz yaşam. Sahte olanı: Başkalarıyla ortaklaşa yaşadığımız...

Hepinize mutlu Pazartesiler...

Ian Dury & The Blockheads – Wake Up And Make Love With Me

1942 doğumlu Ian Dury, 1977 yılında tam 35 yaşındayken yeni yetme punkçı gençlik arasında “New Boots And Panties “albümü ile kariyerinin doruk noktasını yaşıyordu. 7 yaşında çocuk felcine yakalanan Dury ressam olmaya karar vermiş ve eğitimini bu yönde almıştır. Yarı konuşur tarzdaki ilginç vokali ile çeşitli publarda çalmaya başlayan Ian Dury, Blockheads isimli grubunu kurarak ilk resmi sözleşmesini imzalamıştır. Her ne kadar Ian Dury klasikleşmiş parçası “Sex and Drugs and Rock and Roll “parçasıyla anılsa da bugün listemizde yer alan o güzel şarkısı “Wake Up And Make Love With Me’. 2000 yılında aramızdan ayrılan Ian Durry “Cockney Rebel “tarzı vokali ve kendine özgü sahne performansıyla hep hatırlanacaklar listemizde yer alıyor.


Architecture In Helsinki – When You Walk In The Room

Pazartesiyi ofis içinde turlayarak atlatmayı düşünen mimar ve mühendis arkadaşlar için sıradaki parça Avustralyalı indie pop grubu Architecture In Helsinki’den geliyor. Debut albümlerini 2003 yılında çıkaran ekibimiz, The Flaming Lips, Belle & Sebastian, Stereolab gibi isimlerden ilham alarak, çok renkli ve güçlü bir müzik yapıyorlar. Seçtiğimiz şarkı ise Now + 4Eva albümden geliyor. ‘When You Walk In The Room’ şarkısı aslında Jackie DeShannon tarafından yazılmış ve The Searchers tarafından meşhur edilmiş bir cover.


Citizens! – Reptile

Sıradaki şarkımız debut albümlerini 2012 yılında çıkaran genç Londralı indie rock ekibi Citizens!’dan geliyor. ‘Here We Are’ isimli albümden seçtiğim parça Reptile.


Inspiral Carpets – Dragging Me Down

80′li yılların sonlarına doğru ada coğrafyasının gri sokaklarıyla ünlü Manchester kenti bir çok heyecan verici gruba kucak açarak Manchester Sound ismi verilen bir müzik akımının ev sahipliğini yapmıştır. İşte o dönemin unutulmayan isimlerinden biri olan Inspiral Carpets meşhur inek logoları ve “Sevişme Kadar Havalı” sözünün yazılı olduğu tişörtleriyle müzik tarihine küçük bir imza attılar.


Chromeo – Jealous (I Ain’t With It)

David Macklovitch ve Patrick Gemayel isimli iki fantastik delikanlıdan oluşan Chromeo ile aşk kıvılcımlarımız ‘Needy Girl’ parçası ile başlamıştı. Tellioğlu ve Seferoğlu ailelerinin aykırı bireyleri, Tosun Paşa’nın can dostu süt kardeşler Chromeo ikilisinin, ‘Yeşil Vadi’ pardon ‘White Women’ ismini taşıyan albümlerinden seçtiğim şarkı Jealous (I Ain’t With It). Yine electro, disko, funk ve eğlenceli ses oyunlarıyla popüler müzik dünyasına cool ve umursamaz bir gülücük gönderiyorlar. Özetle; bildiğimiz Chromeo oyun havaları.


Bonus: Barış Manço – Eğri Eğri Doğru Doğru

Son şarkımız bizim topraklardan. Barış Manço’nun en sevdiğim şarkılarından biri olan “Eğri Eğri Doğru Doğru” 1981 yılında yayınlanan Hal Hal 45′liğinin B yüzünde yer almıştı. Bu 45′likte Barış Manço’ya Kurtalan Ekspres eşlik etmişti.

29.09.2014

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün günlerden yine bir Pazartesi. Pazartesi sendromunu atlatmak için müzik diyoruz ve sizi 5 şarkılık listemizle başbaşa bırakıyoruz.

Allah-Las – Ferus Gallery

Pazartesi sabahına güneşli bir başlangıç yapmak için Allah-Las grubundan daha iyi bir seçenek olamazdı. 2014 yılının en çok konuşulan isimlerinden biri olan grubun  “Worship the Sun” isimli yeni albümleri çıktı. Tuhaf bir bağımlılık etkisi yapıyor. Keyifli ve bol güneşli.




The Clash – Rock The Casbah 

The Clash için sadece bir punk grubu demek çok sığ kalır. Punk şayet bir koşuysa ilk yüz metresini Sex Pistols geri kalan dörtyüz metre engelli mesafeyide The Clash koşmuştur. The Clash ismini gerillalar ve hükümet güçleri arasında vuku bulan çatışmaları anlatmak için 1970’li yıllarda kullanılan medya klişesinden almıştır. Clash punk’ı kuru sloganlardan kurtarıp, içini doldurarak bambaşka bir boyuta çekmiştir. Punk hareketinin dönemin sosyal ve ekonomik bunalımına karşı gösterdiği öfkeyi ve faşizme karşı verdiği mücadeleyi en etkin ve bilinçli yapan gruplarından biri olan Clash; politik yanını hiçbir zaman gizlememiş, dar kalıplarda bir punk-rock grubu olmadan punk’ın özüne sadık kalarak reggae ve funk esintilerini müziklerine ilave ederek yazdıkları parçalarda özgürlükçü ve isyankar felsefelerini yansıtmışlardır. The Clash’in, İran’daki molla rejiminin rock müziği yasaklamasına tepki olarak 1982 yılında yazmış olduğu “Rock The Casbah”ın kelime dağarcığımıza kazandırdığı bir kelime casbah. Arapçada qasbah hisar, sur, kaleiçi anlamlarına geliyor. Kökeni Cezayir şehri olmakla birlikte, Afrika’nın birçok yerinde, surlarla çevrili kent merkezi anlamına geliyor. Elbette Clash demek bir anlamda Joe Strummer demekti. Strummer, çelişkilerin adamıydı ve onu en özel kılan niteliklerin başında da bu geliyordu. Koca bir nesil için o, bir müzik devriminin arkasında yer alan romantik bir isyancı ve ateşli bir ilham kaynağıydı. 2002 yılında “Sould i Stay or Should i Go” dedi ve zamansız bir şekilde aramızdan ayrıldı. Oysa ki ihtişamını yitiren rock’n roll sahnesinin Strummer gibi romantik asilere ihtiyacı vardı. Bu yüzden Ankara’nın en güzel yanı Joe Strummer’ın burada doğmuş olmasıdır. Şimdi sessizce dağılabiliriz. 




Men At Work – Down Under 

Rotamızı 80’li yıllara çeviriyoruz. Telsizle arkadaş aramak, Ana Britannica, Break Dance, Ahu Tuğba, Banu Alkan, Serpil Çakmaklı, Metin-Ali-Feyyaz, Miami Vice, Converse All Star, Lambada, 302 Otobüsler, Eagles, Queen, Flashdance, Gırgır, bir kalem, bir defter, bir silgi eşliğinde silinip giden yıllar. 1982 yılında, o yılların Colin Hay önderliğindeki ünlü Avustralyalı topluluğu Men At Work’un “Down Under” parçası diskoteklere bomba gibi düşmüştü. O zamanlar diskolarda popçular eller havaya yapmıyor en güzel parçalar plaklardan ustaları tarafından çalınıyordu. Bu şarkıyı sağda solda duyan, meraklı yeni yetmeler babalarına bu çalan kim diye sormaktan çekinmiyordu. İnsanlar üşümesin diye kitaplarının üstünü örtüyor, aşık olduğumuz kadınlar hala The Smiths albüm kapaklarındaki afilli hatunlara benziyor ve gözlerdeki Sophia Loren hüznü yüreklere işliyordu. 6.45 vapuru Kadıköy’den zamanında kalkıyor haliyle yetişmek için erken kalkmak farz oluyordu. Dönem itibariyle gizli gizli öpüşmelerin tadı Meksika Sınırı’ndan kaçmak kadar heyecanlı oluyordu. Boğaz’da bir yandan gemiler kalkıyor, bir yandan bir adam iri bir lüfer çıkarıyordu denizden.





The Undertones – Teenage Kicks 

BBC Radio 1′in kırk yıllık diskjokeyi John Peel, 2004 yılında 65 yaşında Peru’da tatil yaparken kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti. Büyük usta birçok grup için sıradan bir radyo programcısı değil, bir ağabeydi. Hayranı olduğu grupları sonuna kadar destekler, bu tavrıyla bütün gruplara cesaret verirdi. Öyleki bu alemde John Peel Sessions serisi olmayan müzisyenlere kız bile vermiyorlardı. Bu şarkı ile ilgili tek bir şey söyleme hakkımız olsaydı; İşte John Peel’in mezar taşına sözlerinin yazılmasını istediği şarkı buydu.



Selda Bağcan – Yaylalar 

Dünya’da yaşayan 80 Efsane Ses’ten biri olarak gösterilen Selda’dan funk, progressive ve psychedelic ekseninde tek yön gidiş bileti. Ofis içinde balatayı sıyırıp halay çekmek için biçilmiş kaftan. Bunu artık geleneksel hale getirelim diyenler için, 5 şarkılık yeni liste için haftaya görüşmek üzere. 

Hepinize mutlu pazartesiler… 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...