2016 müzikal açıdan keyifli bir yıl olacağa benziyor. Birbiri ardına yeni albüm haberleri geliyor. Baharın ilk müjdesi 18 Mart'ta çıkacak yeni James albümü. Ardından Nisan başında dört yıl aranın ardından dördüncü albümünü çıkaracak Yeasayer. Yine Nisan ayında albüm çıkaracak isimlerden biri de bu yaz ülkemizi ziyaret edecek olan M83. M83 albümünün Beck, Sunsanne Sundfør isimleri konuk ettiğini hatırlatalım. İşte o albümlerde yer alacak şarkılar..
Beck etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beck etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3.03.2016
17.06.2015
Beck – “Dreams”
Müzik dünyasının en yetenekli isimlerinden biri olan Beck yeni şarkısı "Dreams" ile huzurlarınızda. Bu şarkıdan anlaşılacağı gibi Beck müzikal anlamda farklı boyutlara yelken açmayı seviyor.
10.03.2015
Beck - Sea Change
Bugün tozlanmayan albümler köşemizde 2002 yılında çıkan Beck'in 'Sea Change' albümü var. 90'lı yıllara damgasını vurmuş 'Loser' şarkısının gazıyla Beck, yıllar yılı modası geçmiş hip hop beat'leri ve ikinci sınıf bir folk müziğiyle cepten yemeye devam ediyordu.
Kız arkadaşı Leigh Limon'dan ayrılması ve bu süreçte scientology tarikatına katılması, Sea Change albümünün nasıl bir mutsuzluk girdabına sürüklendiğini açıklıyordu. Bu albüm, Beck'in tüm samimiyetiyle içini döktüğü, acılı sesinin her tonunu kullandığı bir çalışmaydı. Yapımcı Nigel Godrich, bütün sözleri Beck'e ait olan 12 şarkıya ayrı bir ruh katmıştı. 'Paper Tiger', 'Lost Cause', 'Little One', 'Lonesome Tears', 'Sunday Sun' gibi şarkılar özetle kalbi kırık bir adamın bütün dünyaya haykırışı gibiydi.
Bu albüm için sanatçının ruhunu bulduğu en özel Beck albümü tanımlamasını yaparsak sanırım teşbihte hata yapmayız.
Etiketler:
Beck,
Sea Change,
Tozlanmayan albümler
10.02.2015
Adalet!
- Hayır, gitme dedi kral, seni bakan yaparım...
- Bakan mı? Ne bakanı?
- Adalet Bakanı.
- Yargılanacak kimse yok ki!
- Öyleyse kendi kendini yargılarsın, dedi kral. Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha zordur. Kendini iyi yargılamayı başarırsan, gerçek bilgeliğe eriştin demektir.
"Küçük Prens"
- Bakan mı? Ne bakanı?
- Adalet Bakanı.
- Yargılanacak kimse yok ki!
- Öyleyse kendi kendini yargılarsın, dedi kral. Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha zordur. Kendini iyi yargılamayı başarırsan, gerçek bilgeliğe eriştin demektir.
"Küçük Prens"
Etiketler:
Beck,
Küçük Prens
9.02.2015
Kedili Latte
Son dönemde birbirinden güzel kedi çizimlerini latte ve espressoların üzerine aktarmak çok moda. @dongurinekobei isimli bir twitter kullanıcısı yaptığı detaylı çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Bu dünya vatandaşı çalışmaları için çok ince fırçalar kullanıyor ve ruhunu kahveye işliyor.
Etiketler:
Beck,
Kedili Latte
5.08.2014
Kayıp Kent: Petra
Bugün gezelim öğrenelim köşemizde Nebatilerin kayıp kenti Petra var. Ürdün'ün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasındaki bir kanyonda gizlenmiş, güneşin konumuna göre pembe, kırmızı, turuncu ve sarıya dönüşen kayalıklar arasında gizemli bir şehir. Zaten şair John William Burgon, burası için “Tarihin yarısı kadar yaşlı gül kırmızısı şehir” ifadesini kullanmış. Kayıtlara göre M.Ö 4. yüzyılda bütün Mezopotamya'yı tehdit eden
Persler'den kaçan Nebatiler, ulaşılması çok zor olan Musa Vadisi'ne
sığınmışlar. Çöl düzlüğünün ortasında yer yer kayalara oyulmuş, ve bu
sarp kayaların içine gizlenmiş, yer yer üzerine çıkmış taştan bir
antik şehir inşa etmişler.
Petra, Nebati Krallığı’nın başkentiydi. Döneminin en gizemli halkı olan Nebatiler, köken
olarak göçebe kabilelerdi. Buraya Arap yarımadasından geldiler, ticaret
yollarını kontrol etmeleriyle tanındırlar. MÖ 400 ile MS 106 yılları
arasında burada muhteşem bir kent kurdular ve onu geniş̧ bir ticaret
krallığının merkezi yaptılar. Nebatilerin, dönemlerinin en zengin uygarlığı olarak dikkat çekti. Tütsü ve baharat ticaretinde ün kazandılar. Çin’den ve
Hindistan’dan getirilen baharatlar, tütsüler, yağ ve parfümler dünyanın dört bir yanına sevk edildi. Kervanları Arabistan’dan
Akdeniz’e kadar uzun bir yol izliyordu. Ticaret sayesinde çok zengin ve nüfuzlu hale
geldiler.
Dik kumtaşı tepeler arasına oyulu bu şehir, derin bir kanyonun dibinde
yer alıyor. Tüm yönlerden gelebilecek saldırılara karşı son korunma
sağlanmış bu şekilde. Bölgeye ulaşım kayaların arasındaki dar ve
dolambaçlı bir yol ile sağlanıyor. Şehrin gündüz kadar gece de büyüleyici bir manzarası olduğunu hatırlatalım.
Beck - Heart Is A Drum
Etiketler:
Beck,
Gezelim öğrenelim,
Kayıp Kent: Petra,
Nebatiler,
Nebatilerin kayıp kenti petra
19.01.2014
Ruh halimin güvercin tedirginliği
Bugün 19 Ocak. Takvim yaprakları 19 Ocak 2007'yi gösterirken sırtını
insanlara dönmeyi sevmeyen Hrant Dink, 3 kurşunla sırtından vurularak
öldürüldü. Dink, o dönem yaşadığı sıkıntıları ve içinde bulunduğu ruh
halini Agos gazetesinde şu şekilde satırlara dökmüştü.
"Şu çok açık ki, beni yalnızlaştırmak, zayıf ve savunmasız kılmak için
çaba gösterenler, kendilerince muradlarına erdiler. Daha şimdiden,
akıttıkları kirli ve yanlış bilginin tesiriyle Hrant Dink’i artık
“Türklüğü aşağılayan” biri olarak gören ve sayısı hiç de az olmayan
önemli bir kesim oluşturdular.
Bilgisayarımın güncesi ve hafızası bu kesimdeki yurttaşlar tarafından
gönderilen öfke ve tehdit dolu satırlarla yüklü. Bu tehditler ne kadar
gerçek, ne kadar gerçekdışı? Doğrusu, bunu bilmem elbet mümkün değil.
Benim için asıl tehdit ve asıl dayanılmaz olan, kendi kendime yaşattığım
psikolojik işkence. “Bu insanlar şimdi benim hakkımda ne düşünüyor” asıl beynimi kemiren. Ne yazık ki, artık eskisinden daha fazla tanınıyorum ve insanların “aa bak, bu o Ermeni değil mi?” diye bakış fırlattıklarını daha fazla hissediyorum. Ve reflesk olarak da başlıyorum kendi kendime işkenceye.
Bu işkencenin bir yanı merak, bir yanı tedirginlik. Bir yanı dikkat, bir yanı ürkeklik. Tıpkı bir güvercin gibiyim…
Onun kadar sağıma, soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım. Başım
onun ki kadar hareketli… Ve anında dönecek denli de süratli.
Ne diyordu Dışişleri Bakanı Abdullah Gül? Ne diyordu Adalet Bakanı Cemil Çiçek? “Canım, 301’in bu kadar da abartılacak yanı yok. Mahkum olmuş, hapse girmiş biri var mı?” Sanki bedel ödemek sadece hapse girmekmiş gibi… İşte size bedel.. İşte size bedel…
İnsanı güvercin ürkekliğine hapsetmenin nasıl bir bedel
olduğunu bilir misiniz ey bakanlar?.. Bilir misiniz?... Siz, hiç
güvercin izlemezmisiniz? Kolay bir süreç değil
yaşadıklarım… Ve ailece yaşadıklarımız. Ciddi ciddi, ülkeyi terk edip
uzaklaşmayı düşündüğüm anlar dahil oldu. Özellikle de tehditler
yakınlarıma bulaştığında. O noktada hep çaresiz kaldım.
“Ölüm-kalım” dedikleri bu olsa gerek. Kendi irademin direnişçisi
olabilirdim, ama herhangi bir yakınımın yaşamını tehlikeye altına atmaya
hakkım yoktu. Kendi kahramanım olabilirdim, ama bırakın yakınımı,
herhangi bir başkasını tehlikeye atarak, yiğitlik yapmak hakkına sahip
olamazdım. İşte böylesi çaresiz zamanlarımda, ailemi, çocuklarımı
toplayıp onlara sığındım ve en büyük desteği de onlardan aldım. Bana
güveniyorlardı. Ben nerede olursam, onlar da orada olacaktı. “Gidelim”
dersem geleceklerdi, “kalalım” dersem kalacaklardı.
Türkiye’de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de Türkiye’de
demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan binlerce tanıdık tanımadık
dostumuza olan saygımızın gereğiydi. Kalacaktık ve direnecektik. Bir
gün gitmek mecburiyetinde kalırsak ama. .. Tıpkı 1915’teki gibi
çıkacaktık yola. Atalarımız gibi. Nereye gideceğimizi bilmeden.
Yürüyerek yürüdükleri yollardan. Duyarak çileyi, yaşayarak ızdırabı…
Öyle bir serzenişle işte, terk edecektik yurdumuzu. Ve gidecektik
yüreğimizin değil ama ayaklarımızın götürdüğü yere. Her neresiyse.
Dilerim, böylesi bir terk edilişi hiç ama hiç yaşamak mecburiyetinde
kalmayız. Yaşamamak için fazlasıyla umudumuz, fazlasıyla da nedenimiz
var zaten.
Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak. Yargılanmalar
sürecek, yeniler, başlayacak. Kim bilir daha ne gibi haksızlıklarla
karşı karşıya kalacağım. Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek
güvencem sayacağım.
Evet, kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde
görebilirim, ama biliyorum ki, bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz.
Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi
yaşamlarını sürdürürler. Evet, biraz ürkekçe, ama bir o kadar da
özgürce."
MGMT - Someone's Missing
Etiketler:
Beck,
Hrant Dink,
MGMT
1.11.2013
Eternal Sunshine of the Spotless Mind
Eternal Sunshine of the Spotless Mind, işin
özüne bakacak olursak; senin benim gibi, kışın başına bere yakışmayan
erkeğin bitmeyen çilesini anlatır. Üniversite çağlarında kız arkadaş
konusunda basireti bağlanmış, 4 yıllık İngilizce İşletme mezunu
Jim Carrey, okuldan sonra bir süre KPSS’ye hazırlanır ancak işler
umduğu gibi gitmez. Güç bela bir sigorta şirketine uzman yardımcısı
olarak kapağı atmasının ardından yıllar geçer, arada askerliğini
halleder. Geriye bir tek evlilik kalmıştır. Tam da annesi ona ataması
yapılmış, Balıkesirli bir sınıf öğretmeni aday bulacakken hayatında ilk
kez turuncu saçlı bir kızın ona ilgi göstermesi sonucunda kızın peşine
gider (ki hangimiz gitmezdik zaten?)
Kız türlü oyunlarla oğlanı sonunda
elinde oyuncak eder. Filmin ana fikri, annene elini öptüremeyeceğin
kızla ilişkiyi ciddiye bindirmemek gerektiğidir. Alt metinler okunacak
olursa da; temiz yüzünün etkisine kapılıp bir tek filmde Frodo’yu
canlandırdı diye Elijah Wood’a gereğinden fazla güvenmemek gerektiği
ortaya çıkar.
"Zaytung"
Beck - Everybody's Gotta Learn Sometimes
"Zaytung"
Etiketler:
Beck,
Birazda Sinema,
Eternal Sunshine of the Spotless Mind
17.09.2013
Yeni Beck şarkısı
10 parmağında 10 marifetlik özelliğiyle matematiğe ters takla attıran Beck 'Gimme' isimli yeni bir şarkı yayınladı. Keyifli dinlemeler...
Beck - Gimme
24.03.2013
Lost Persons Area
Tamam ama şimdi nasıl rahat yaşayabilirim ben
onun bütün söylediklerini hatırlamadan
aman canım işte her şeyi her şeyi..
gelsem bilmiyorum bulabilir miyim seni
yine orada mısın ara sıra..
Sanırım benim içimdeki kaybolma arzusu yine tavan yaptı. Uzak şehirlerin, davetkar sokaklarında kaybolmak. Belki de bir nevi kişisel anlamda geçmişle hesaplaşma zamanı. Siz buna kaçmak diyebilirsiniz. Zaten insanlar için dualar ve beddualar icat etmekten çoktan vazgeçtim. Dünyanın çıplaklığına aldırmadan, sonunda bende alıştım yaşamaya...
Bir süre uzaklardayım. Kendinize iyi davranın. Blog sizlere emanet. Umarım tekrar karşılaşırız..
Taken by Trees - Lost and Found
Beck And Bat For Lashes - Let's Get Lost
Etiketler:
Bat For Lashes,
Beck,
Taken By Trees
11.11.2012
Beck Record Club
Beck sevdiğim bir müzisyendir. Onun içine ruhunu katarak yapmış olduğu tüm çalışmalar müzikal anlamda içi dolu işlerdir. Beck'in 2009 yılında hayata geçirdiği Beck Record Club bir cover projesi. Beck ve yanında yer alan değerli bir müzisyen ekibi müzik tarihinin değişik dönemlerinden seçmiş oldukları bazı albümleri baştan sona cover'lıyorlar. İşin özü aslında cover değil albümü baştan yaratıyorlar.
Peki bu müzisyen ekibinde kimler var derseniz. Devendra Banhart, MGMT üyeleri, Sonic Youth'dan tanığımız Thurston Moore, Tortoise, Jamie Lidell, Wilco, Liars, Nigel Godrich, St. Vincent ve daha onlarca isim. Beck Cover Club bu güne kadar, INXS "Kick", Leonard Cohen "Songs Of Leonard Cohen", Skip Spence "Oar", Velvet Underground "The Velvet Underground & Nico" ve Yanni "Live at the Acropolis" albümlerini coverladılar. Siteye şuradan girip neler yapmışlar dinleyebilirsiniz.
INXS - Need You Tonight
Etiketler:
Beck,
Beck Record Club
23.10.2012
İçimizdeki Şeytan
Bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp
öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum.
Bu nefret falan değil. İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile. Sadece
bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda
küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek
kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda hiçbir şeyle
değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeylerden daha
kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor…
Fakat sonra birdenbire
etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimden geçen şeyleri
teker teker uzun uzun anlatacak birini. O zaman ne kadar hazin bir hal
aldığımı tasavvur edemezsiniz. Kış günü sokağa atılmış üç günlük bir
kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum. Odamdaki duvarlar
birdenbire büyüyüveriyor. Pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir
anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor. Zannediyorum
ki, tasavvuru bile baş döndüren bir süratle hiç durmadan koşup giden bu
hayat ve bir avuç toprağın bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu
karmaşık dünya beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip
geçiverecek. Böyle acizken odamda her şey bana küçüklüğümü ve
zavallılığımı haykırıyor. Sokağa fırlıyorum. Bir tek çehre görsem de
yanında yürüsem, hiç ses çıkarmadan yürüsem diyorum. Halbuki ara sıra
karşılaştığım ahbapları görmemezliğe geliyorum. Hiçbiri bana bu anda
yardıma çağrılacak kadar yakın görünmüyor.
Bilmem beni anlıyor musunuz?
"Sabahattin Ali"
Füsun Önal - Dünya Benim Oldu
Beck - Lost Cause
Etiketler:
Beck,
Füsun Önal
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















