10.06.2014

Ustalara Saygı : Cocteau Twins


Bir Ezop Masalında anlatıldığı gibi bir gün fareler bir araya gelirler ve başlarına musallat olan bir kediden kurtulma planları yaparlar. Pek çok fikir öne sürülür. Hiçbiri kabul görmez. En sonunda genç bir fare kedinin boynuna bir çan asmayı önerir. Böylece kedi kendilerine yaklaşırken farkına varacak ve kaçabileceklerdir. Bu öneri herkes tarafından alkışlarla onaylanır. Bu arada bir köşede sessizce onları dinlemekte olan yaşlı fare ayağa kalkar ve önerinin çok zekice olduğunu, başarılı olacağından hiç kuşkusu olmadığını belirtir. Fakar der, Kafamı bir soru kurcalıyor. Aramızdan kim kedinin boynuna çanı asacak?


İşte Cocteau Twins zamanında kedinin boynuna o çanı asmış gruplardan bir tanesi. Üç farkı insanın İskoçya’da kesişen hayatlarının müziğe yansımış hikayesidir Cocteau Twins. Yerel bir otel’in diskosunda düzenlenen punk gecelerinde DJ’lik yapan Robin Guthrie, onun arkadaşı Will Heggie ve İskoçya’daki sıkıcı hayatın onları buluşturduğu bu mekan da en iyi dans eden kadın Elizabeth Fraser. 1979’da Grangemouth’lu üç yakın arkadaşın kurmuş olduğu grup ismini Simple Minds’ın çok bilinmeyen karanlık bir şarkısından alıyor. Grubun 4AD firması ile temasa geçmesinde çok sevdikleri The Birthday Party'nin etkisi büyüktür. Demo kasetlerini dinleyen 4AD Records’un sahibi Ivo Watts-Russell grubun yaptığı müzik karşısında hissettiği heyecan Cocteau Twins’in albüm kayıtları yapması amacıyla Londra’ya taşınmaları ile sonuçlanmıştır. Çok kısa bir sürede tamamlanan ilk albüm Garlands, minimal gitar dokunuşları eşliğinde ruhani ve koyu bir yolculuğun haberciliğini yapıyordu.

BBC Radio 1’in efsane DJ’i John Peel bu albümü baş tacı etmiş ve programında sık sık çalmıştır. Çıktıkları ilk dönemde Siouxsie And The Banshees benzetmesi yapılan grup kısa zamanda ayrı bir kulvarda olduğunu kanıtlamıştır. Herşeyin yolunda gittiği bir dönemde 1983 baharında Heggie gruptan ayrıldı (Sonraları Lowlife grubuna katılacaktır). Bu ayrılık sonrasında gruba basçı olarak katılan Simon Raymonde bu süreç içerinde beste ve düzenleme alanında önemli bir yetenek olduğunu göstermiştir.


Büyük ölçüde The Birthday Party, Siouxsie and the Banshees ve diğer punk ikonlarının etkisini üzerinde taşıyan Cocteau Twins kendi özgün yapısıyla şekillendirdiği müziğini diğer bir kuşağa aktararak Post-punk, New-wave, New-romantics ve Goth gibi müzik tarzlarına bir şeyler kattı. Özellikle 90 yılların başında parlayan shoegaze akımı ve bu akımın önemli grupları olan Slowdive, Lush, My Bloody Valentine, Ride, Curve gibi isimler Cocteau Twins ve onun esrarengiz ambiyant pop müziğine çok şey borçludur. Galaksinin zamanın ötesinden tarifsiz sesler sunan bu eşsiz grubuna hayatınızın belli bir döneminde mutlaka zaman ayırın.


Cocteau Twins - Alice

Cocteau Twins - Cherry-Coloured Funk

Cocteau Twins & Ian McCulloch - Candleland

Halou - Half-Gifts (Cocteau Twins Cover)

9.06.2014

Mars Günlükleri


Öyleydi ya! Her insan gerçeklerle yüzleşmeliymiş. İçinde bulunduğu zaman ve mekanla yüz yüze gelmeliymiş! Böyle olmayan her şey atılmalıymış. Bütün o güzel edebi yalanlar ve uçuşan hayaller havada vurulup yere indirilmeliymiş. Böylece, otuz yıl önce, 1975’in bir pazar sabahı hepsini, Noel Baba’yı, Başsız Binici’yi, Pamuk Prenses’i, Rumpelstiltskin’i, Ana Kaz’ı bir kütüphane duvarına yasladılar -ah, feryatları gitmiyor kulağımdan- ve onları kurşuna dizdiler. 

Kağıttan şatoları, peri masallarının kurbağalarını, yaşlı krallarını ve ‘sonsuza dek mutlu yaşayan insanları’ yaktılar (çünkü kimsenin sonsuza dek mutlu yaşayamayacağı bir gerçekti elbette!), ‘evvel zaman içinde’ler, ‘asla!’ oldu. Hayalet Çekçek’in küllerini, Oz Diyarı’nın molozlarıyla birlikte savurdular, İyi Glinda ve Omza’nın etini kemiğinden ayırdılar ve çok renkliliği bir tayfölçerde ayrıştırdılar, Biyologların ziyafeti’nde krema eşliğinde Balkabağı Jack’in servisini yaptılar! Fasulye Sırığı, dikenli bir bürokrasi böğürtlen çalısı tarafından kurutuldu. Uyuyan Güzel, bilim adamının bir öpücüğüyle uyandı ve onun şırıngasının ölümcül batışıyla göçüp gitti. Alice’e bir şişeden öyle bir meret içirdiler ki, ‘tuhaf ve daha tuhaf’ diye bağıramayacağı kadar ufaldı ve ayna’ya balyozu indiriverip, onu, Kırmızı Kral’ı ve İstiridye’yi binbir parçaya ayırdılar!

"Ray Bradbury, Mars Günlükleri"


 
Massive Attack - Angel

Derinler

bu hep böyledir
aşk gururu yok eder
eskiden masum olan şey
taraf değiştirir
beynimin içinde bir bulut dolaşıyor
her hareketimi gözleyen
aşkın ne olduğuna dair anılarımsa çok derinlerde kaldı...

Günün dinleme önerileri:

- Jeremy Jay "Gallop"
- Band Of Horses "The Funeral"
- Future Islands "Like the Moon"
- Grandaddy "Elevate Myself"
- Bombay Bicycle Club "Flaws"

Günün Filmi:



Flandersui Gae (Havlayan Köpekler Asla Isırmazlar), 2000 Yön: Joon-Ho Bong.

Kent yaşantısının birbirinden kopardığı insanların iç dünyalarını anlatan film, iki ana karakteri köpekler sayesinde bir araya getiriyor. Küçük ama insanın içine işleyen bir ilk film...

İnsan gazozuna maç yaptığı çocukluğunu asla terketmemeli...

Mutlu Pazartesiler...

The Shins - Know Your Onion

8.06.2014

Kış Uykusu Vizyona Giriyor


Nuri Bilge Ceylan’ın 67. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan son filmi Kış Uykusu 13 Haziran 2014’te vizyona giriyor.

 Kış Uykusu eski bir tiyatro oyuncusu olan Aydın'ın Anadolu bozkırlarının ortasında, yalnızlığın kol gezdiği zamansız bir mekânda, kendisiyle, hayalleriyle, sevdikleri ve taşrayla kurduğu karmaşık ilişkilerine odaklanıyor. İnsana dair her türlü duygunun sınırlarda yaşandığı bir iç dünya savaşı....

 

Acaba anlatabiliyor muyum?


Cahit Zarifoğlu’nun eşi Berat Hanım’a yazdığı bir mektup;

Berat’e

Bana soruyorsun şu resimdekiler kim, diye.

Emin ol kim olduklarını çıkaramadım. Görünüşe bakılırsa mutlular. Fakat insanlara tavsiyem şudur ki, nasıl “zenginin parası, parasızın çenesini yorarsa”, başkalarının mutlu görünümü, insanı kendi mutlu olma imkanını, kabiliyetini görmekten alıkoymamalı. Filmler, resimler birer hayaldir. Başka insanların dış görünümleri de bizi aldatmasın. İnsan kendi mutlu olma imkanını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil, kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan “an”dır. Onu ibadet, sabır, anlayış, tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir. Yoksa deniz kenarında fotoğrafçılar tarafından düzenlenmiş bir mutluluk tablosu sahtedir ve bazı saf kimselerin duygularını istismar etmekten başka bir şey ifade etmez.

Acaba anlatabiliyor muyum?

Cahit


 
The Cure - A Letter To Elise

Coffee and Cigarettes


- Sigara kullanıyor musun?
- Sadece içerken...

Oasis - Cigarettes & Alcohol

6.06.2014

Dothraki dilini öğrenmek isteyen


Game Of Thrones dizisinde Dothrakilerin kraliçesi olan ‘Khaleesi‘, Dothraki dilini konuşuyor. Bu dili öğrenmek isteyenler için internet üzerinden dil dersi veren ‘Living Language‘, 7 Ekim’den itibaren Dothraki dili kurslarına başlayacağını açıkladı. Kursta da, öğrencilerin bu ‘yapay‘ dili hızla öğrenebilmesi için CD’ler ve kitapların yanı sıra bir cep telefonu uygulaması olacak. Dersi, bu dili yaratan dil bilimci David J. Peterson hazırladı. CD’leri seslendiren kişi de bizzat Peterson olacak.

Ne diyelim sadece diziyi izlemek beni kesmek diyenler ve eşe dosta hava atmak isteyenler için yeni bir fırsat.

London Grammar - Devil Inside(INXS Cover)

5.06.2014

Tiananmen Katliamı


Dün Tiananmen olaylarının yıldönümüydü. Çin elbette kendine yakışır! bir baskıcı tutumla meydanda çok büyük güvenlik önlemleri aldı. Kulağa çok tanıdık geliyor! Sadece olaylarda hayatını kaybedenlerin akrabalarına, polis kontrolünde yakınlarının mezarlarını ziyaret etme izni verildi. Hükümet sosyal medyaya büyük bir sansür uyguladı. 'Tiananmen', 'Öğrenci Hareketi', '25'inci yıldönümü', '4 Haziran' gibi kelimeler Twitter'dan kaldırıldı. Asıl en komik olanı ise; o dünyaca ünlü 'tankları durduran adam' fotoğrafını paylaşamadıkları gibi, fotoğraftaki tankların yerine sarı plastik ördeklerin yerleştirildiği fotoğraflar Pekin'in gazabına uğramış. Çin genelinde 'sarı ördek' kelimelerinin internette aranması yasaklandı. İşte korku böyle bir şey. Sahi Çin dünya ekonomisinde kaçıncı sırada? Bildiğim kadarıyla üst sıralarda. Demek ki ekonomi rakamları demokratik olmaya yetmiyor..

Peki neler olmuştu o meydanda. 15 Nisan 1989'da öğrenciler, aydınlar ve işçilerden oluşan eylemciler meydan da işgal eylemi başlattı. Çin hükümeti, 4 Haziran'da eylemi bir vahşetle bastırdı. İnsanların üzerine gerçek mermiler ile ateş açıldı. Pekin ölü sayısının 300 civarında olduğunu söylese de gerçek rakamın 2 bin ile 3 bin arasında olduğu söyleniyor.

Ama özgürlük bu... Özgürlük, yakanı hiç bırakmayan hayallere sonunda teslim olmaktır....

Joe Strummer & The Mescaleros - Redemption Song

25. Ankara Film Festivali başlıyor


Ankara kültür ikliminin en önemli parçalarından biri olan Ankara Film Festivali bu akşam başlıyor. Festivalde dünya sinemasının ilgi çekici örnekleri kadar, Ulusal Yarışma bölümünde Türk Sineması'nın en yeni yapımlarına yer veriyor. Festivalde; Richard Linklater imzalı 'Boyhood', Andrzej Wajda filmi 'Walesa', Kanada'nın dahi çocuğu Xavier Dolan'ın 'Tom at the Farm'ı, Polonya sinemasının dikkat çeken yönetmenlerinden Pawel Pawlikowski'nin çeşitli festivallerde toplam 16 ödül kazanmış filmi 'Ida' ilk aşamada dikkat çeken yapımlar.

Elbette Festival sadece bunlarla sınırlı değil. Belgesel ve kısa film yarışması, Tanıklar, En Kısa Festival, Romanya Belgeselleri, Ulusal Belgesel Forumu, Romen Sineması, Avustralya Genç Sineması, Çocukların Festivali gibi bölümler meraklılarını bekliyor.

Ne diyelim "Bir mucizedir sinema...."


25. Ankara Uluslararası Film Festivali Uzun Teaser from Ankara Film Festivali on Vimeo.

4.06.2014

Alfred Eisenstaedt


Savaş sonrası ülkesine dönen Amerika'lı bir askerin New York'un ünlü Times Meydanı'nda bir hemşireyi öptüğü fotoğraf 2.Dünya Savaşı'nın bitişini simgeleyen en ünlü karelerden birisiydi. Alfred Eisenstaedt'in çektiği siyah-beyaz fotoğraf Life dergisinde yayımlanmış, kahramanların kimliği uzun süre ortaya çıkmamıştı. 

Eisenstaedt, 1. Dünya Savaşı'nda 1916'dan 1918'e kadar Alman ordusunda görev yaptı, bacaklarından yaralandı. Tutkuyla bağlandığı fotoğrafçılıkta gittikçe ustalaştı. Özellikle 1930'ların başlarında 35 mm Leica makinesiyle bir çok anı ölümsüzleştirdi. Hitler'in iktidara giden yolculuğunun en önemli şahitlerinden biriydi. Almanya'nın işgali sonrası Amerika'ya gitti ve Life dergisinde çalışmaya başladı. Eisenstaedt'ın çalışmaları sayıca çok ve çeşitlidir. Kralların, diktatörlerin, sinema yıldızlarının portrelerinin yanı sıra, sıradan insanları günlük yaşamları içinde görüntülediği duyarlıklı yapıtları da vardır. Haber fotoğrafçısının yapması gereken işi "olayı anlatan anı bulmak ve yakalamak" olarak tanımlamıştır.










I Know Leopard - Hold This Tight
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...