29.12.2016

Kuşlar


"Hayat kısa kuşlar uçuyor."

Cemal Süreya

"Bir kuş olsa mavilik derdi buna"

Edip Cansever

"Belki bütün kuşlar uçar, belki değil mutlaka"

Turgut Uyar

"Kuş Ölür Sen Uçuşu Hatırla"

Füruğ Ferruhzad

26.12.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Gün geçmiyor ki kötü bir güne uyanmayalım. Dün Rusya Savunma Bakanlığı'na ait, 92 kişiyi taşıyan bir uçak, havalandıktan sonra kısa bir süre sonra Karadeniz'e düştü ve maalesef kurtulan olmadı. Uçakta dünyaca ünlü Kızıl Ordu Korosu'nun 64 üyesi de bulunuyordu.

1928 yılında Kızılordu Merkez Evi’nde kurulan, “Red Army Chorus” (Rus Kızılordu Korosu), amatör sanatı geliştirmek, askerlere moral vermek ve ilgilerini kaliteli müziğe çekmek amacı ile 1933 yılına kadar 300’e yakın etkinlik düzenledi. II. Dünya Savaşı sıralarında, askerlere ve halka moral vermek için 1500’ün üzerinde konser verdi. 1946 yılında, Berlin’de düzenlenen konserde A.V. Aleksandrov’un aniden vefat etmesi üzerine konserler bir süre durduruldu. Daha sonra tekrar faaliyete geçen koronun adı SSCB Hükümeti’nin kararıyla “Aleksandrov  Red Army Chorus” olarak değiştirildi. SSCB’nin dağılmasından sonra ise Koro, Rusya ve diğer ülkelerde konser vermeye devam etti. Dünyanın en büyük korosu olan Kızıl Ordu Korosu'nun repartuvarında 2000'den fazla şarkı yer alıyordu. 1991 yılında koro Berlin Duvarı'nın yıkılması üzerine Roger Waters'ın The Wall konserinde savaş karşıtı şarkılarından biri olan 'Bring the Boys Back Home'a eşlik etmişti. Ülkemizde geçtiğimiz yıl İstanbul ve Ankara'da konserler veren koronun türkçe şarkılara yapmış olduğu yorumlar oldukça keyifliydi.

Bugün 5 şarkılık listemizde akıllardan çıkmayan Kızıl Ordu Korosu'nun şarkıları yer alıyor. Müziğin hiç susmaması umuduyla;

Mutlu Pazartesiler...

Get Lucky



We Will Rock You



Cheri Cheri Lady



Happy



Show Must Go On



BONUS: Yaylalar

21.12.2016

Umut


"Sıkıntı var, boğuntu var, tedirginlik var, çirkinlik, yalan, her şey var. Ama hep umut var her şeyin içinde. Kısacası, yaşamanın gereği, umutlu olmak zorunda insan."

Edip Cansever

5.12.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


"Müzik, nesneleri doğrudan doğruya temsil etmez; ama insanın ruhunda onları gördüğümüz zaman hissettiğimiz duyguların aynını uyandırır."

Jean-Jacques Rousseau

Bugün günlerden yeni bir Pazartesi. Hayat denen yolculuğun kısır döngüsünde, yeni haftaya sıradan bir başlangıç daha. Kendinden başka kimseyi umursamayan, sevgi isimli duygunun hastalık olduğunu düşünmeye başlayan toplum denen kalabalıklar içinde geçip giden Pazartesiler. Ne güzel demiş Sait Faik: "Korku geliyor insana. Kalabalıkların verdiği bir duygu bu. Dolaşıyorsun sokakta, yüzler geçiyor birbiri ardına. Tek bir tanıdık yok, bildik yok, şöyle sana bir şeyler hatırlatan bir bakış, bir gülüş yok. Hep yabancı, herkes birbirine yabancı. Nerdeyse herkes birbirine kayıtsız, acımasız, neredeyse düşman."

Bugün 5 şarkılık listemizin konusu eskilerden, gerçekten "sanatçı" olan değerli isimlerin, bizim bu topraklara ait sevdiğim şarkıları diyelim.

Bulutlu günlere, asık suratlara inat yaşasın müzik diyelim. Mutlu Pazartesiler..

Fikret Kızılok - Koyverdin Gittin Beni



Barış Manço - Ham Meyvayı Kopardılar Dalından



İlhan İrem - Anlasana



Ersen - Derman Bulunmaz



Kamuran Akkor - İkimiz Bir Fidanın



BONUS: Cem Karaca - Askaros Deresi



28.11.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Bugün günlerden yeni bir pazartesi. 5 Şarkılık listemizin ana teması Ortadoğu kökenli sanatçıların seslendirmiş olduğu şarkılar. Medeniyetin beşiği, tarihi kanla ve petrolle yazılmış olan bir garip coğrafya Ortadoğu. Savaşların gölgesinde, kirli silah tüccarlarının mezarlığında, çocukların büyüyemeden öldüğü, gizli hesapların başkenti Ortadoğu. Ama bir gün dünyayı müzik ve sevginin kurtarması umuduyla hepinize Mutlu Pazartesiler...


Kulna Sawa - Wayn A Ramallah (Suriye)



Blend - Belong (Lübnan)



Take It Easy Hospital - Human Jungle (İran)



Ilham Al Madfai - Chal Chal Alayea El Rumma (Irak)



Junoon - No More (Pakistan)



BONUS: The Yellow Dogs

Bu listede hikayesi en acıklı isim İranlı punk grubu The Yellow Dogs. 2010 yılında Tahran'dan New York'a kaçan grup üyeleri Brooklyn Williamsburg'da yaşamaya başladı. Grubun kaldığı ev kısa sürede kentteki İranlı müzisyenlerin buluşma noktası haline geldi. Maalesef hayallerinin peşinden koşan bu gençler bir intikamın kurbanı oldu.

2013 yılında yaşanan olayda. Bir dönem grupta yer alan fakat grubun eşyalarını çaldığı için gruptan attılan arkadaşları Ali Ekber Muhammed Rafi kanlı bir eyleme imza attı. Rafi, bir gece vakti 3 katlı eve gelerek gitar çantasına sakladığı yarı-otomatik tüfeğini çıkardı. Önce evde bulunan, Yellow Dogs ile turnelere çıkan 35 yaşındaki besteci-müzisyen Ali İskenderiyan'ı alnından tek kurşunla vurdu. Ardından grubun davulcusu, 28 yaşındaki Arash Farazmand'ı yatak odasında öldürdü. Saldırgan hemen bir kat aşağı inerek Arash'ın kardeşi ve aynı zamanda grubun gitaristi olan 27 yaşındaki Soroush'u, ardından da salonda bulunan 25 yaşındaki İranlı müzisyen Sasan Sadeghpourosko'ya ateş etti. Geride 4 ceset bırakan Rafi, tetiğe basarken bir yandan da, "Neden beni İran'dan buraya getirip aranızdan attınız?" diye bağırıyordu.

Gözü dönmüş saldırgan, üçüncü kattaki yatak odasında saklanan bir başka İranlı rock grubu Free Keys'in üyesi Pooya Hüseyni ile yüzyüze geldi. Hüseyni, Rafi'ye silahını indirmesini söyleyerek karşı koydu. Rafi de beklenmedik bir şekilde Hüseyni'yi vurmadı. Onun yerine çatı katına çıkıp kalan tek kurşunu kendi kafasına sıktı ve intihar etti. Grubun diğer iki üyesi, saldırı esnasında evde olmadıkları için hayatta kaldı. Grubun İstanbul'da konser vermek gibi bir hayali daha vardı...

14.11.2016

5 PAZARTESİ ŞARKISI


Ölüm hakkında pek düşünmüyorum, ama hayatın belli evresinde zamanının sonsuz olmadığını idrak ediyorsun. Tennessee Williams, "hayat fena yazılmamış bir piyestir, üçüncü perdeyi saymazsak" demişti. Ben üçüncü perdedeyim, ilk iki perdedeki tecrübenin faydasını görüyorum. Nasıl sona erdiği kimseyi alakadar etmez ve bu son genellikle pek münasip olmayan şartlarda vuku bulur.

"Leonard Cohen"

Müzik tarihinin en ilham verici sanatçılarından biri olan Leonard Cohen'i 82 yaşında sonsuzluğa uğurladık. Bugün 5 şarkılık listemizde büyük ozanın şarkılarına yer veriyoruz. Şiirler, şarkılar, aşklar ve şehirler... Yaşanmışlıkların şarkılarda hayat bulması. Işıklar içinde uyu üstat....

Suzanne



Hallelujah



Famous Blue Raincoat



Dance Me to the End of Love



So Long Marianne



BONUS - The Future

2.11.2016

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği


Seninle sabah ayazının o dayanılmaz hissiyatını yaşadığımız bir Prag gün doğumunda duvardaki Henri Cartier-Bresson'un Diderot Bulvarı fotoğrafına bakarak Aragon'un "Mutlu aşk yoktur" sözünün yazgısını tartışıyoruz ve finalde Rougemont'un söylediği "Mutlu Aşk'ın yazılı tarihi yoktur" ve William Blake'in "Ancak söylenmemiş aşklar aşktır" cümlelerinde karar kılıyoruz.

Belkide dediğin gibi çok fazla sorgulamadan, herkesin kendine özgü karanlığına dokunmadan kendimizi "Varolmanın dayanılmaz hafifliğine" teslim etmeliyiz.

Sonbahar


Biliyor musun, sen şimdiki zamanda
yaşamıyor sanki...
Rus romanlardan kaçmış gibisin.
Yusuf...
Ne düşünüyorum biliyor musun?
Keşke her şeyi geride bırakıp
uzun bir yolculuğa çıkabilseydik seninle...


1.11.2016

White Roses


Ellerini alıyorum sabaha kadar seviyorum
Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz
Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum
İstasyonda tren oluyor biraz
Ben bazen istasyonu bulamayan bir adamım

"Cemal Süreya"

Mülksüzler


Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen, hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar.. Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşam daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırırsın. Uzaklığı ararsın, ara vermeyi… Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor. Yaşamın ne güzel olduğunu görmenin yolu ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor.

"Ursula K. Le Guin"

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...