The Beta Band etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Beta Band etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.12.2012

Sadece ütopyalar sonsuzdur


Dünyada iki türlü insan vardır: Çarpan, çarpılan. Çarpılanlardan olmak istemiyorsan, başkalarını çarpmaya bak. Fazla okumak lazım değil. İnsanı delirtir ve hayatın gerisinde bırakır. Ama matematik dersinde dikkatli ol. Dört işlemi bilmen yeter. Para hesabını becerebilirsen kazıklanmazsın, anladın mı? Hesap önemli. En kısa zamanda hayata atılman lazım. Gazete okuyabiliyorsun ya, kâfi. Ticaret öğrenmeli, insanlarla muhatap olmalısın. Beni dinlersen eğer, bir ton kitap okuyacağına, git ayakkabının bağını işporta tahtasına koyup sat, daha iyi. Yüzsüz olmaya çalış. Unutulma sakın. Elinden geldiğince ortalarda boy göster...

"Sadık Hidayet"

Goldfrapp - Human

The Beta Band - Human Being

3.11.2012

Gurbetçi uzaylı: Badi


1982 yılı yapımı E.T. the Extra-Terrestrial bir kuşağın çocukluk yıllarının en unutulmaz filmlerinden birisiydi. William Kotzwinkle’nın yazdığı, Steven Spielberg’in sinemaya uyarladığı film, 1989 yılında tam 15 milyon video kaset satışı yaparak inanılmaz bir rekor kırmıştı. Ayrıca filmin kitabının da 11 milyon adet sattığını hatırlatalım. Bu filmde bir çocuk yıldıza dönüşen Drew Barrymore, dünyada en genç yaşta biyografisi yazılan insan olmuştu. Öyle ki bir dönem bir televizyon kanalının yaptığı ankette E.T.’nin uzay gemisine dönerken Elliott’a veda ettiği kapanış sahnesi, tüm zamanların en dokunaklı sahnesi seçilmişti.

Dönem itibariyle yerli sinemamız bu filme yabancı kalmamıştır. Öyle ki yerli versiyonu, 1982 tarihli E.T.’den bir yıl sonra çekilmiş, hatta pek çok izleyici bu filmi, orijinalinden daha önce izleme şansına sahip olmuştur. 1983 yılında Zafer Par yönetmenliğinde Badi ismiyle Türk izleyicisiyle buluşmuştur. Elbette Badi, kültürümüzün adaptasyon eleğinden geçmiş gurbetçi bir E.T.’dir. Yerli E.T Badi uzayın sonsuz boşluğundan Beşiktaş Ihlamurdere’ye düştüğünde başına neler geleceğini bilmeyen minik uzaylı bir yavrucaktı. Badi’nin Türk insanıyla imtihanı kendisine sunulan Türk lokumunu yemesi ile start aldı. Badi’nin tek dostu Ali ile kurduğu diyaloglar ise gerçekten Fantastik Türk Sineması’nın doruk noktalarını oluşturuyordu. Örneğin Badi’yi ışıklar yakan elektronik bir aletin başında yakaladığındaki sözleri “Bu ne lan? Ne ara yaptın bunu? Arkadaşlarını çağırcan, di mi bunla?…Uyanık seni!. Kısaca Badi bir fantastik film olmasının ötesinde “Ülkemizi bir uzaylı ziyaret ederse ne olur?” sorusunun bir cevabıydı.


Finalde zorla en büyük Fener dedirtme çabalarından bıkan Badi seyyar satıcı arabasına bağlanan balonlarla uçurularak evine doğru yola çıkıyor. Ve Badi’nin bu 3.türden yakınlaşma çabaları Türk insanının pratik zekasına yenik düşüyordu.

Ne tuhaftır bu garip filmin arkasındaki isimler Türk sinemasının güçlü isimlerinden bazılarıdır. Bu isimlerin başında hiç kuşkusuz yapımcı sıfatıyla Şerif Gören gelmektedir. Orhan Oğuz ise, kamera arkasında görüntü yönetmenliği koltuğunda oturmaktadır. Barış Pirhasan’ın senaristliğini yaptığı filmin müzikleri Yeni Türkü’ye aittir.

Yurdum insanının mahallelerinin göbeğine inmiş bir uzaylıya olan tavırları izlemek, birazcık gülmek ve “bu filmin ana fikri nedir?” sorusuna asla bir cevap bulamamak istiyorsanız kolay kolay kategorize edilemeyen bu tuhaf filmi izleyin derim.

Brix Smith - Space Oddity

The Beta Band - Space

12.07.2011

Welcome To Sarajevo


Dün 11 Temmuz'du. Postalların ezdiği topraklarda barut kokusunun hala çok keskin olduğu bir ülkede yaşanan Soykırım'ın o acı tarihi. Bosna savaşı yılları, Birleşmiş (Aslında hiç birleşememiş) Milletler bünyesinde görevli Hollanda'lı askerler Srebrenitza'yı güvenli bölge ilan etmişler ve Boşnak'lardan silahlarını teslim etmelerini istemişlerdir. Daha sonra şehri kuşatma altına alan general ratko mladic (özellikle küçük harflerle yazıyorum) kasabı komutasındaki sırplar ağır silahlarla şehri kuşatma altına almışlar. Bu durumda silahlarını geri isteyen Boşnak'lara Hollanda'lı askerler red cevabı vermiş ve 11 Temmuz 1995 tarihinde en küçüğü 12, en büyüğü 81 yaşında 12 bin silahsız Boşnak Avrupa'nın göbeğinde sırplar tarafından katledildi.
İlginçtir ki o bölgelerde dolaşırken anlatılanlara göre, o katliyamda çocuklarını kaybeden anneler dikdik ayakta yıkılmadan dururken, çocuklarının cesetleri toplu mezarlardan çıkarılıp DNA testi ile kimlikleri tespit edilip ailelerine bildirildikten sonra o yaslı anneler tek tek hayata gözlerini yummuşlar. Hayatın paradoksu olsa gerek o katliama göz yuman Hollanda'lı askerlere şeref madalyası verilmesi bile düşünülmüş zamanında.
Medeniyetin doruk noktası olduğunu iddaa eden bir çoğrafyada yaşanan bu soykırım aslında medeniyet, hümanizm gibi kavramların aslında koca bir palavradan ibaret olduğunu gösterdi. Irkçılığın, faşizmin tavan yaptığı, postal yalamanın ibadet sayıldığı bir dünyada inadına umut demek bazen çok mu hayalperestlik oluyor acaba?



The Beta Band – Dry The Rain (live)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...